“Hazarların siyaseti ve yönetme sanatı konusuna gelince, Hazar Kağanı adı verilen bir hükümdarları vardır. Hazar kralına (beg ya da bey) göre yüksek bir makamdır onunkisi, ama onu atayan kraldır (kağan unvanı verir ona). Bu iş için seçilmiş insanın üstüne atlarlar ve boğulma noktasına getirinceye kadar ipek bir eşarpla boynunu sıkarlar ve sonra da sorarlar ‘Ne kadar bir süre yönetmek istiyorsun?’ Ve yanıt verir ‘Şu kadar, şu kadar yıl.’ Bu süreden önce ölürse, her şey yolunda gitmiş demektir. Aksi takdirde, süre biter bitmez öldürürler onu. Kağanın gücü, ileri gelenler üzerindeki otoriteyle sınırlıdır. Emretmek ve yasaklamak hakkı yoktur, ama saygı görür ve insanlar önünde diz çökerler. Kağan, gücü de parası da olmayan ileri gelenlerin arasından seçilir. Seçme anı gelince, kimse servetiyle ilgilenmez onun. Güvenilir bir tanık sokakta ekmek satan bir genç adam gördüğünü söylüyor. Ve kağan öldüğünde, yerini bu genç adamdan daha fazla hak etmiş bir başkasının olmadığı söyleniyor. Ama bu genç adam Müslümandır ve yalnızca bir Yahudi kağan olabilmektedir.” Sf. 159
Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği içi dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın