1689’da köy papazlığı görevine başlayan Jean Meslier… düşüncelerini Vasiyetname başlıklı bir yazıda topladı;
“Her din yığınlar üzerinde egemenlik kurma isteğinden doğmuştur. .. Her din Tanrı’dan alçakça ve akıldışı bir biçimde korkma duygusu aşılamaya çalışır. … Ölümden sonra dirilme inancı, ancak yığınların cahilliği aracılığıyla onları sömürenler için yararlıdır. … Doğruluk ve erdem için din hiç gerekli değildir. .. Bencillerin çıkarcılıklarına karşın din, olabilecek en cılız engeldir…
Onur ve utanma duygusu, kişilerin bencil çıkarcılıklarını gemlemek için dinden daha sağlam ve daha güçlü bir dizgindir….
Bütün dinler hoşgörüsüzdür…
Bütün dinler iyiliğin ve güzelliğin yıkıcısıdır…..
Erdemli olmak için Tanrı’ya inanmak gerekmez.…
Dinin yerine felsefe geçseydi, evrende çok mutlu ve çok büyük devrimler gerçekleşirdi…
Tarih bize öğretir ki bütün dinler toplumların bilgisizliklerinden yararlanarak, utanmazca Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen kimselerce kurulmuştur. … Güneşe tapmak bile tanrıya tapmaktan daha akla uygundur…
Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 108 ile 111) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın