Bence, sırf kendi gücümüz ve maharetimizle yaşamadığımızı, yaşamın bize doğa tarafından sunulan paha biçilmez bir armağan olduğunu hatırlamanın yararı vardır. Sırf yaşıyor olduğumuz için bile şükredebiliriz. Darvin’in evrim kuramı çağdaş toplumda geçerli olan bir kuramdır. Bu kurama göre; bizler doğal ayıklama ve mutasyon yoluyla evrimleştik ve sâdece yaşamaya en uygun olanlarımız hayatta kaldı. “En uygun olanın hayatta kalması” bir doğa yasası olarak kabul edilmişti. Bu yasaya göre sâdece zafere ulaşanlar yaşamın zevkini sürebilirlerdi. Yaşam sürekli bir rekabet gibi görülüyordu. Rekabetin olduğu yerde kazananlar ve kaybedenler olacaktır. Bu demektir ki; insan ırkının kabaca yarısı kazanacak, yarısı da kaçınılmaz olarak, ayıklanması gereken “kaybedenler” sınıfına girecekti. Her insan doğduğu anda yaşama katılmaktadır. Sonuçları ne olursa olsun, sâdece burada bulunabilmek bile büyük değer taşımaktadır. Ben şahsen, bunun şükretmeye değer bir şey olduğunu düşünüyorum.
Minnet içinde yaşamak, hayatta olduğumuza şükretmek demektir. Böyle bir tutum içinde yaşamak, herhangi bir özelliği olsun ya da olmasın her yeni günü memnunlukla karşılamak ve onun tadını çıkarmak demektir.
Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın