Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Tanrıça “Nammu”, suyun, dipsiz denizin, her şeye can veren Tanrısıydı. Sümerler, bu arada kanallar, barajlar yaparak bir taraftan suyu yavaş yavaş kontrol altına alıyorlar, bir taraftan da köyler, ilerde kentlere dönüşecek olan kasabalar olarak büyüyorlardı. Tarımın ilerlemesi, iş bölümünün artması, Sümerlerin kozmos üzerinde daha fazla kafa yormasına sebep oldu. Yaşadıkları dünyayı tanımlamak istiyorlardı. Evrenin temel öğeleri yeryüzü ve gökyüzüydü. Sümerce de evren sözcüğünün karşılığı, “yer-gök” anlamına gelen “An-ki” birleşik sözcüğü idi. Yeri düz, yassı bir disk olarak, göğü ise, katı bir yüzeyle örtülü kubbe biçiminde düşünüyorlardı. Gök ile yer arasında ise, “Lil” dedikleri bir şey vardı. Lil rüzgâr, hava, soluk, ruh anlamına geliyordu. Yani Lil bizim atmosferimiz gibi bir şeydi. Güneş, ay, yıldızlar da Lil ile aynı malzemeden yapılmışlardı, yalnız fazladan parlıyorlardı. Gök-yer, her taraftan sonsuz bir denizle kuşatılmıştı. Evrenimiz, bu sonsuz denizin içinde sabit ve hareket etmeden duruyordu. Tabii ki başlangıçta, her şeyin başladığı zamanda, sadece deniz vardı. Deniz, yani su, ilk nedendi. Her şeyin başlangıcı idi. Bu denizden An-ki, yer-gökten oluşan evren doğmuştu. Yer ile gök arasında ise, hareket eden ve her yeri dolduran atmosfer yani Lil vardı. Sonra yeri ve göğü aydınlatsın diye güneş, ay ve yıldızlar var olmuşlardır. Onlardan sonra evrene yerleşme, var olma sırası bitki, hayvan ve insanlara gelecekti.

Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 108) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , ,

Yorum bırakın