Tiberius döneminde, Anadolu ve Suriye’de ilk Hıristiyanlar dikkati çekmeye başladılar. Bölgesel Edessa (Urfa) Kralı Abgar, M.S. 34 yılında Hıristiyanlığı kabul etti. Hıristiyan olduktan sonra, Aramilerin yaşadıkları coğrafyaya çeşitli elçiler yollayarak Hıristiyanlığın yayılmasına öncülük etmeye başladı. Bundan sonra, yani, bölge halkı Hıristiyanlaşmaya başladıktan sonra, Süryani adı gittikçe öne çıkmaya başladı.
Süryanilerin kökeni hakkında değişik görüşler vardır. Aramilerden geldiği veya Asurlulardan geldiği veya Mezopotamya halklarının bir karışımı olduğu öne sürülür. Biz öncelikle Aramî ağırlıklı, sonra Asur ve diğer Mezopotamya halklarının bir sentezi olduğunu düşünüyoruz. Süryaniler, Aramca konuşan, eski Mezopotamya kültürünü taşıyan bir halktır. Bu halk İran ve Irakta Asurî adıyla tanınırken, Anadolu ve Suriye’de Süryani adı ile anılır. Asurî adını Hıristiyanlık öncesi için ve Süryani adını Hıristiyanlık sonrası için kullanmak da genel bir temayül olmuştur. Ama sonuçta, bugün, Asurî, Süryani, Keldani, Arami ve Marunî aynı halk için kullanılan çeşitli kelimelerdir.
Süryanilerin Hıristiyanlaşması ve Süryani nüfus içinde Hıristiyan sayısının artması ile birlikte, döneminin en önemli ve büyük kentlerinden biri olan Antakya’da da Hıristiyanların sayısı artmaya başladı. Dünyanın ilk Hıristiyan kürsüsü, “Antakya Elçisel Kürsüsü” bu kentte oluştu (M.S. 37 – 43). Daha sonra Antakya kilisesi kurulduğunda, bu kiliseye Antakya Süryani Kilisesi” denilmiştir.
Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın