Bu asırda, yani III’cü yüzyılda, Sasani hâkimiyeti altındaki İran topraklarında yeni bir din “Mani” dini filizleniyordu. Sasani devletinin resmi dini Zerdüşt dini idi. Ancak, zaman içinde Zerdüşt dini, köylü kökeninden daha fazla, Aristokrat sınıfa yaklaşmıştı. Bu, halkın tepkisine sebep oluyor, yeni oluşumlara yol açıyordu. Mani dini bu ortamda ortaya çıktı.
M.S. 216 ile 276 yılları arasında, İran’da Mani (Manes, Manichee, Mancius) adlı bir düşünür yaşadı. Mani, bütün dinlerin aynı kaynaktan doğduğunu, değmez ayrıntılar nedeniyle, insanların birbiri ile boğuştuğunu görerek, bütün dinleri tek bir dinde toplamaya çalıştı. Bir dinler sentezi yapmıştır. Zerdüşt rahipleri M.S. 276 yılında, Mani’yi yakalayıp, derisini yüzerek öldürdüler. Ama Mani dininin yayılması durmadı. Bu din günümüze kadar gelebilen dinlerden biridir…. Mani dininde, Zerdüşt dini gibi sonunda savaşı iyilik kazanır. Ama onu, Zerdüşt dininden ayıran en önemli husus, “bir lokma, bir hırka “ zihniyetidir. Kötülük, bu zihniyetle yenilir. Mani bir ahlak dinidir. Ağızdan kötü söz çıkması yasaktır. El, iyiliğe zarar verecek eylemlerde bulunmaz. Gönül, şehvet duygularına kapılmaz. Mani dininde bu ilkeler “dil, el ve gönül” olarak belirtilir ve yasaklanır. Daha sonra göreceğimiz gibi, Alevilerin “eline, beline ve diline sahip olma” ilkesi Mani dininden devşirmedir.
Mani dini seçkinleri (kendilerini dine adayanlar, bir nevi misyonerler), iyilik dışı işler yapamazlar, zenginlik ve rahat bir yaşam arayamazlar. Şarap içilmez, hayvan eti yenmez. Lüks mülk edinilemez. Ancak, bir günlük yiyecekleri ve bir yıllık giyecekleri olabilir. Cinsel ilişkide bulunmazlar ve evlenmezler. Temiz bir yaşama çağrı yapmak için, dünyayı sürekli gezmeleri gerekir. Bu sert yaşam seçkinlerden istenir ama dindar kitleden (normal halktan) istenmez.
Halk işleri ile uğraşır, et yiyebilir ve evlenebilir. Ancak herkes için en büyük günah birini ve kendini öldürmektir. Ayda yedi gün oruç tutulur, günde dört defa ibadet edilir.
Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 90, 91) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın