1164 yılında İsmailî İmamı II. Hasan şeriatı kaldırdı. Oruç tutmanın, namaz kılmanın ve diğer ibadet zorunluluklarının da kalktığını bildirdi.
Halife Muktedir’in sarayında binlerce cariye, taze oğlan, hizmetçi dolaşıyor… öte yandan halkın köylü ve esnaf takımı açlıktan kıvranıyor; tefecilerin, vurguncuların, rüşvet bezirganlarının elinde inliyordu. Alamut üstadı II. Hasan her tarafa haber göndererek müritlerini Alamut’ta topladı ve onlara “Kıyamet-ul-Kıyamet” bildirisini okudu. Hasan artık şeriatın iptal edildiğini açıklıyordu. Madem bu kadar eşitsizlik, adaletsizlik, açlık ve sefalet vardı, kıyamet bundan daha kötü olamazdı. Yaşanan kıyamet alameti ve ortamıydı. Hasan “Kıyamette tüm dini emirler hükümsüz kalacağından ve orada herkes Tanrı’nın huzurunda kendi vicdanı ile baş başa kalıp, sağ gözün sola faydası olmayacağına göre; peygamberlerin dahi ancak kendine faydası bulanacağına göre, artık siz de bugünden itibaren Tanrı ile kendi vicdanınız arasında baş başasınız. Şeriatı uygulamayın ve size bir hüküm işletilmesin.“ dedi.
Alıntı; Bizimkiler X (Haçlılar) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 197) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın