Üç Aliler Divanı işbaşında;
Zanlılar, ‘Suikastçılar’, ‘Onlarla İlişkili Olanlar’ ve ‘Eski İttihatçılar’ olarak üçe ayrılmıştı. 49 kişilik ilk iki grubun yargılanmasına 26 Haziran 1926 Cumartesi günü Millî Kütüphane’nin yanında bulunan Elhamra Sineması’nda başlandı. Baş zanlıdan Ziya Hurşit sözlü savunmasında şöyle demişti:
“Ben [Savcının iddia ettiği gibi] Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu tağyir veya tadile (değiştirme veya dönüştürmeye) teşebbüs etmedim. Büyük Millet Meclisi’ni vazifelerini ifadan (görevini yerine getirmekten) men etmek de hatırımdan geçmemiştir. Yalnız suikast yapacaktım. Muhakemem esnasında da bunun sabit olduğunu gördünüz. Beni ancak Ceza Kanunu’nun 46. Maddesi’ne göre cezalandırabilirsiniz. O da şudur: Suikast fikri tahakkuk etmemişse (…) cürümü bir seneden eksik olmamak üzere kalebentliğe tahvil olunur. Ben suikastı (…) yaptıktan sonra hükümeti devirmek, Meclis’i vazifeden menetmek isteseydim, memleketten bir tarafa ayrılmaz burada kalırdım. Hâlbuki siz de anladınız. Ben Sakız’a kaçacaktım. Hülasa, kanun sarihtir (kısacası yasa açıktır). Kanunun sarahaten cezalandırdığı fiillerden maada (yapılan işlerden başka) hiçbir suretle ceza verilemez.” Sf. 374
Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 374) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın