Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

İlk Türkçe ezan ise 3 Şubat 1932’de Kadir Gecesi’nde Ayasofya Camii’nde okunmuştu. Sf. 74

Gayrı resmî kaynaklara göre ilk Türkçe ezan, 20 Aralık 1931 tarihinde Babaeski’de okunmuştu. Sf. 74

1 Şubat 1933’te Bursa Ulu Camii’nin imamı nedense göreve gelmemiş, onun yerine cemaatten Topal Halil ezanı, Tatar İbrahim ise kameti (erkekler tarafından farz namazlarından önce okunan ezana benzer metin) Arapça okumuş, sivil polis Hamdi Efendi de durumu büyüklerine rapor edivermişti. Namazın ardından otuz kişilik bir grup “Ezan her yerde Arapça okunurken neden Bursa’da Türkçe okunuyor” sorusunu sormak için Evkaf Müdürlüğü’ne yönelmişti. Meraklıların da katılımıyla kalabalık giderek büyümüş, müftü bu konuda talimat alındığını, ezanın yalnız Bursa’da değil, her yerde Türkçe okunduğunu, asıl cevabı valinin verebileceğini söyleyince, kalabalık Hükümet Konağı’na yönelmişti. Makamında olmayan valiyi beklerlerken merdivenlere oturmuşlar, sonra da polisin müdahalesiyle, bir olay çıkmaksızın dağılmışlardı. O sırada evinde olan Vali Fatin Bey, durumdan hemen Bursa’daki Tümen Komutanlığı’nı haberdar etmiş, Tümen Komutanı da durumu şifreli telgrafla İzmir’de bulunan Kolordu Komutanı Ali Hikmet (Ayerdem) Paşa’ya bildirmişti. İşte o zaman olan olmuştu, çünkü telgrafı aldığı sırada Paşa’nın yanında Mustafa Kemal de vardı. Mustafa Kemal o gün Buca’ya gitmiş, dönüşte İzmir Milli Kütüphanesi’ni gezmiş, bankaları ve İncir Kooperatifini ziyaret etmişti. Akşam CHF’nin Karşıyaka’da vereceği baloya katılacaktı ki Bursa’daki olayın haberi gelmişti. Yaveri Cevat (Tolgay)’ın anlattığına göre, haberi duyunca çok sinirlenmiş, ilk tepkisi “Derhal Bursa’ya baskın yapacağız!” olmuştu. Sf. 76

Kısa sürede, olayların öyle büyük boyutta olmadığını anlayan Gazi, aynı gün devletin resmi ajansı Anadolu Ajansı’na şu açıklamayı yazdırdı: “Bursa’ya geldim. Hadise hakkında alakadarlardan malumat aldım. Hadise haddizatında fazla ehemmiyetli değildir. Herhalde cahil mürteciler, Cumhuriyet adliyesinin pençesinden kurtulamayacaklardır. Hadiseye dikkatimizi bilhassa çevirmemizin sebebi, dini siyaset ve herhangi bir tahrike vesile etmeye asla müsamaha etmeyeceğimizin bir daha anlaşılmasıdır. Meselenin önemi milli dili ve milli benliği bütün hayatında hâkim ve esas kalacaktır.” Yani Mustafa Kemal’e göre ortada ‘din meselesi’ yoktu, ‘dil meselesi’ vardı. Sf. 77

17 Aralık 1932’de Bursa Ulu Camii’nde “Türkçe ezan okumak caiz değil,” şeklindeki hutbesinden dolayı suçlanan Tevfik Hoca, “Cami büyüktü, Arapça daha iyi duyulur diye Arapça okudum,” diye kendini savundu. Sf. 78    

Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 76 ile 78 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  

Posted in , , , ,

Yorum bırakın