Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

1908 senesi ağustosunda İstanbul’da görüştüğüm Taşnaksutyun reislerinden Malumyan Efendi (Agnoni) Ermenilerin maruz olduğu bu Rus tehlikesinden bizzat bana bir kaç defalar bahsetmişlerdi.

Fakat Ermeni ihtilal komitelerinden sayılan Hınçakist ve Hınçakist reforme gibi reisleriyle fertlerinden birçokları Rusya’ya satılmış olan komiteler, Türk komitelerine katiyen yanaşmıyorlar ve Rusya’nın himayesi altında bir Ermenistan teşkil etmek fikrini programlarına prensip olarak kabul ediyorlardı. Bir taraftan bu komiteler murahhaslarının (delegelerinin) diğer taraftan yine aynı Ermeni ihtilal teşkilatı gibi telakki edebilecek (yorumlanabilecek) olan Rus konsoloshanelerinin dağıttıkları paralar sayesinde papazlar partisi de Rus Çarının himayesini İslam halifesinin himayesine tercih etmek lazım geleceğine dair vaazlarda bulunmaktan geri durmuyorlardı.

İşte 1908 inkılabı Ermeni ve Türk ihtilalcilerini bu vaziyette buldu.

Esasen Selanik’te teşekkül etmiş olan İttihat ve Terakki cemiyet-i hafisinin (gizli cemiyetinin) dâhili siyaset programı «Mithat Paşa» kanunuesasinin meriyetinin iadesiydi. Bu kanunuesasinin temeli de Osmanlı mülkünde «Osmanlı idaresi camiası» ve tevsi-i mezuniyet (geniş yetki kullanımı, merkezi idare) esaslarının tatbikiydi.

Hâlbuki Makedonya Bulgar komitesiyle Etniki Eterya’nın idare ettiği Makedonya Rum komitesinin ve yine Makedonya harp komitesinin ve Arnavut, Ermeni, Arap ihtilal komitelerinin prensipleri «siyasi âdemi merkeziyet idare» (yerinden yönetim, merkezi olmayan yönetim) usulü idi.

Siyasi âdemi merkeziyet demek bu muhtelif unsurların yaşadıkları mıntıkalara muhtariyet-i dâhiliye (dâhili özerklik, iç işlerinde özerk olmaları hakkı) vermek ve cümlesini «Osmanlı İmparatorluğu» ismi altında idareye çalışmaktan ibaretti. Eğer Osmanlı İmparatorluğunun bölünmesini bütün can u gönüllüleriyle arzu eden ve bunun için bin türlü entrikalara kalkan harici düşmanlar olmasaydı, İttihat ve Terakki cemiyeti de Prens Sabahattin Bey’in hararetli bir müdafii olduğu bu prensibi kabul etmekte bir dakika tereddüt etmezdi. Sf. 348, 349

Alıntı; Hatırat (Bahriye Nâzırı ve 4. Ordu Kumandanı) – Cemal Paşa, (Yayına Hazırlayan; Metin Martı, Arma Yayınları, 5. Baskı Eylül 1996 – Sf. 348, 349) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın