Tüm bunlar Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay’ı ve yeni ordu kadrosunu korkutuyordu. Harekete geçen Cevdet Sunay, devleti kurtarma planlarını yürürlüğe koydu!
Devleti ellerinden kurtarmaya çalıştığı ise komünistlerdi!
Bunun için bir genelge yayınlayarak Komünizmle Mücadele Metotları’nın askeri okullarda ders olarak okutulmasını istedi. Bu metotların tüm silahlı kuvvetler mensupları tarafından da okunmasını emretti.
Ve devletin komünistlere karşı yeni silahı ise İslamcılardı!
Cevdet Sunay’ın bu “kurtarma” planından sonra Komünizmle Mücadele Demeği 1963’te yeniden türedi. Dernek, daha önce illegal bir şekilde faaliyet gösteriyordu.
Ülkenin her tarafında hızla şubeleri açıldı. İller yetmeyince bu kez ilçelere yayıldı. 1968’e gelindiğinde bu derneğin şube sayısı 141’e ulaştı.
Her yerde Türkiye’nin “menfaatlileri” için devlet eliyle dinci demekler açılıyordu. Bu tür derneklerin sayısı artık on binlerle ifade ediliyordu.
Her gün onlarca Kur’an kursu açılırken imam hatip okullarının sayısı da gittikçe arttı. İzinsiz faaliyet yürüten Kur’an kursu sayısının tahmini bile imkânsızdı.
Düşman ise Özel Harp Dairesi’ninkiyle ortaktı: Komünistler. Sf. 125
Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (2016); Altmışlı yıllarda, dini derneklerin ve yobazlığın, yükselişini ve yayılışını yaşayarak gördük. Komünizmle Mücadele Derneği de dini tandanslıydı, kısa sürede İslamcılaşan MHP ve Ülkü Ocakları, Din Görevlileri Dernekleri, İlim Yayma Cemiyetleri dini sohbetlerle hep birlikte Türk insanını dindarlaştırıyorlardı. Yine aynı yıllarda kurulan Erbakan’ın Milli Nizam Partisi, devamı olan Milli Selamet Partisi, bunların gençlik kolları olan Akıncılar öte yandan MTTB yani Milli Türk Talebe Birliği, Gülen Cemaati, hepsi ama hepsi insanımızı dindarlaştırdılar. Altmışlı yıllarda yayınlanan iki kitap, Minyeli Abdullah ve Huzur Sokağı, zamanın Milli Eğitim Bakanlığınca ders kitabı gibi okutuldu. Bu kitaplar bir parçacık inancı olanları gerici ve yobaz yapmak ve onlara ülkemizin Kur’an hükümlerine göre yönetilmesi gerektiği ideolojisini aşılamak için yazdırılmıştı bu kitaplar çok ama çok başarılı oldular. turban, tesettür ve ritüelcilik bu iki kitapla gençliğe yayıldı. Halk önce Cumhuriyet rejiminin korkusuyla bir parça uzak durdu ise de 12 Eylül’den sonra İslamcılık memleketimizin resmi ideolojisi olunca kitleler halinde dindarlaştılar. Türk ve Anadolu kültüründen gelenek ve göreneklerden uzak tam bir ruhani kafalı insanlar haline geldi halkımız.
Yorum bırakın