Bu sırada 20 Eylül 1979’da Başbakan Bülent Ecevit Adana’ya geldi. Olayları önlemesi için atadığı Yurdakul’la baş başa bir görüşme yaptı. Görüşmeyle ilgili eşi Ülker Yurdakul’a “Çok şükür bütün bildiklerimi anlattım, artık ölsem de gam yemem” dedi. Yurdakul, Ecevit’le gizli görüşmesinden tam sekiz gün sonra, 28 Eylül 1979 sabahı göreve giderken otomobiline düzenlenen silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Ülker Yurdakul’a göre eşini ölüme götüren bu bilgilerdi ve Bülent Ecevit her şeyi biliyordu:
“Ölümünün ardından çekmecesinde hiçbir dosyaya rastlanmadı. Tüm tehdit mektuplarının, özel dosyalarının çekmecesinde kilitli olduğunu biliyordum. Bu dosyaların ve belgelerin hepsi cinayetin ardından yok oldu.” Sf. 272
En önemlisi de Yurdakul sivil unsurların bulunduğu birimin kod adı olan “Ergenekon” ismini kullanan ilk kişiydi. Yurdakul’un Ecevit’e aktardığına göre olayların arkasında “Albay Ergenekon” kod adlı kişi vardı. Yurdakul, Ergenekon örgütünü öğrenen ilk yetkili oldu. Sf. 273
Adana Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın hazırladığı iddianamede azmettiricilerle ilgili “Alparslan Türkeş’in, Adem Eroğlu, Hasan Sabri Erdem ve Mehmet Sakarya’ya Yurdakul’un öldürülmesi için emir verdiği” bilgisi yer aldı. Sf.274
Ancak hem katiller hem de azmettiriciler ortaya çıkmıştı. Ve sona doğru geliniyordu. İşte tam bu dönemde askeri savcılık, Yurdakul davasının Ankara’daki MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasıyla birleştirilmesine karar verdi. Böylece Yurdakul’un öldürülmesi dosyasının tek başına ayrı bir dava olarak görülmesinin önüne geçildi. Sf. 274
Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 272 ile 274 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın