Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Atatürk, gençliğinden beri, kız, erkek dokuz çocuğu evlatlık edinmiştir. Hiç çocuğu olmayan Atatürk’ün bu koruyuculuk huyu, daha çok yaşamı boyunca evlatsız kalıp, annesinin ölümünden sonra kız kardeşinden başka bir yakını bulunmayışından ileri gelmektedir. Sf. 260

Atatürk’ün ilk manevi evladı, I. Dünya Savaşı’nda Van’da bulunurken, kimsesiz ve muhtaç olduğunu görerek yanına alıp İstanbul’a getirdiği sekiz yaşındaki Abdürrahim adındaki çocuktur. Beşiktaş Akaretler’deki evlerinde annesi Zübeyde Hanım’ın yanına bırakmış, zaferden sonra Ankara’ya göndererek Sanayi Mektebi’nde okutup bir meslek sahibi olmasını sağlamıştır. İkincisi, yine I. Dünya Savaşı’nda Bitlis çekilmesi sırasında kendisine sığınan altı yaşındaki Afife adlı yetim bir kız çocuğudur. Karargâhına aldığı bu çocuğu cephe gerisine getirmiş, sonra İstanbul’daki evlerine yollayıp büyütmüş, eğitimini yaptırmış, sonunda evlendirerek İzmir’e yollamıştır.

Latife Uşaklıgil’le evliliğinden sonra Kâğıthane darüleytamından aldığı Zehra adlı kızı da Arnavutköy Amerikan Koleji’nde, sonra Londra’da okutmuş, bu talihsiz kız geçirdiği ruhsal bir bunalım sonunda Fransa’dan geçerken kendini trenden atıp intihar etmiştir.

Konya gezisi sırasında Atatürk, çok acılı bir yaşamı olan Rukiye adlı bir kızcağızı Ankara’ya getirip okutmuş, sonra bir jandarma yüzbaşısı ile evlendirip, düğününü Ankara Palas’ta kendi yaptırmıştı. Atatürk, düğünde ilk dansı Rukiye ile yaparak ona onur vermişti. Rukiye’nin kocası Yüzbaşı Hüsnü, sonra Yalova Kaymakamlığına atanmış, emekli olduktan sonra da ölmüştür.

Atatürk’ün manevi evlatlığına aldığı insanlardan biri de Nebile Hanım’dır. 1927 Temmuz’unda Çapa Öğretmen Okulu’ndan üç öğrenci hizmet için Dolmabahçe Sarayı’na getirilmişti. Bu kızlardan ikisi geri gitti. Nebile ise kaldı. Nebile on sekizinci baharını sürüyordu. Orta boylu, mavi gözlü, beyaz tenli, sarışın oldukça güzel bir kızdı. Sf. 261

Biz böyle dertleşe duralım, Nebile Ankara’nın yolunu tuttu. Ben daha sonra gittim. Çankaya’da bir de ne göreyim? Nebile “Hanım” olmuş. Biz “Bey” olamadık. Hizmetkâr olarak kaldık.

Nebile Atatürk’ün aracılığıyla Viyana (Çerkeş) Tahsin Bey’le evlendirildi. Sf. 262

Atatürk’ün manevi evlatlarından en önemlilerinden biri de Sabiha Gökçen’di. 1924’te Bursa gezisi sırasında Hünkâr Köşkü’nde tanıdığı Sabiha’yı manevi evlat olarak almış, 1925’te de Ankara’ya getirmiş. Ben, Sabiha Gökçen’i Çankaya’da tanımıştım.

1935 yılında açılan Sivil Havacılık Okulu’na yazılan Sabiha Gökçen, burasını bitirip ilk Türk kadın pilotu sanını almıştı.

C brövesini almak için Rusya’ya da gitmiş, dönüşte de Hava Harp Okulu’na yazılmıştı. Dersim ayaklanması sırasında Sabiha Gökçen de bir havacı olarak harekâta katılmıştı. Atatürk’ün çok sevdiği ve onur duyduğunu söylediği Sabiha Gökçen, Atatürk’ün sağlığında kendisini isteyen, fakat reddettiği Hava Yüzbaşısı Ali Kemal Esiner ile Atatürk’ün ölümünden sonra evlenmişti. Sf. 263

Atatürk’ün manevi evlatlarından en önemlisi Afet İnan’dı. Asaf İlbay ve eşinin tavsiyesiyle Dame de Sion’da okuyan Afet Hanım, kısa zamanda Çankaya Köşkü’nün yönetimini üzerine almış, Atatürk’ün düşüncelerini benimseyip uygulamış, adeta bir eşin alabileceği yeri doldurmaya başlamıştı. Zamanla Atatürk’ün en yakınlarından ve sofrasından eksik etmediği bir kişi haline gelen Afet İnan, Sf. 263

Atatürk, Afet İnan’ı Avrupa’ya öğrenime yolladığı sıralarda manevi evlat olarak Sabriye adlı bir genç kızı daha koruyuculuğuna almış ve hukuk öğrenimi yaptırıp, yargıç çıkmasını sağlamıştı.

Ertuğrul yatının kaptanlarından Kemal Kaptan’ın kız kardeşi Bülent Hanım da Atatürk’ün manevi evlatları arasında bir süre yer almıştı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde okuyan Bülent Hanım, yirmi yaşlarında, güzel, alımlı bir kadındı. Çok güzel giyinir, çevresinde hemen bir hayranlık halkası yaratırdı. Selanikli olduğu için Atatürk, hemşerisi bu genç ve güzel kıza ayrı bir ilgi gösterirdi. Sf. 264

Alıntı;  Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor – Cemal Granda, (Kristal Kitaplar, 1. Baskı Mart 2007 – Sf. 260 ile 264 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , ,

Yorum bırakın