Şöyle özetleyebiliyoruz, Moşe Sasson’un, Tel-Aviv’e gönderdiği rapora göre, Menderes’e hakim olan ve Menderes’i yönlendiren işte bu Zorlu’dur. İki, Menderes, Türk-İsrael ilişkilerini geliştirmekten yanadır, pek çok zaman bunu vaad ediyor, amma Zorlu, izin vermemektedir. Üç, Zorlu, iki ülke arasında bir “evlilik” istememektedir, gizli bir “metres hayatı” yeterlidir. Zorlu, Menderes üzerinde öylesine etkilidir ki, Menderes ile Sasson arasında kararlaştırılan görüşmeye de izin vermemiş ve bu nedenle Menderes, Avrupa’da, Eliyahu Sasson ile görüşememiştir.
Özetle ve kısaca İsrael gizli belgelerine göre, Zorlu, bir Arabist’tir ve Türk Dışişleri Bakanlığı, İsrael’in en zayıf olduğu yerdir, Pro-Arap bir konumdadır. İsrael askeri istihbaratının yüksek rütbeli bir Türk subayından, soyadı Sargut, aldığı bilgiye göre, Zorlu her zaman, İsrael ile ilişkilerde atılacak adımlara karşı idi ve bu istihbarat, 27 Mayıs’tan bir yıl önceki tarihte rapor edilmiş durumdadır. O tarihteki yüksek rütbeli subaylar, Zorluyu çok fazla Arap yanlısı görüyorlardı; hoşlanmadıkları kesindir. Fatin Rüştü Zorlunun, şimdiye kadar hiç sevilmemiş bir Dışişleri bakanı olmasını ve matbuatın, Zorlu’ya, hep hasmane bir tutumla yaklaşmasını, az veya çok, ama mutlaka, Arabizm’e ve maksimalizme bağlayabiliriz. Sf. 254
Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın