Bürokrasi, iki öne çıkan belirgin karakter kazanır, a) Sistem insansızlaşır (inhuman), insan duyu ve davranışlarından soyunmuştur. Ofis ya da makam vardır, bürokraside hizmet insana ya da halka değil makama, ofisedir, bizdeki deyimiyle “devlete hizmet” tir. Ve bununla insancıl girişkenlik (inisiyatif) ve sorumluluk kalkar, Batı anlamında girişime karşıt bir davranış belirir, b) İnsansızlık’la bağlamlı diğer karakter bir tür kültür olarak bürokrasinin otonomi kazanması. Burada sivil toplum ilişkileri aramayınız. Bizde devlet halkın dışında otonom değil mi hâlâ! Resmen öyle sayılmıyor mu? Bu bağlamda nomadik (göçebe) orijinden miras “Ordu Millet” deyimini de hatırlayalım. s. 160
Batı’da 14. yüzyılda önemi büyük bir tarım devrimi oldu. Nedir olan? Kısaca nadasın kalkması, toprakların üçlü, dörtlü, hatta beşli dilimlere, ayrıştırılarak çeşitli ürünler arasında devamlı rotasyonun sağlanmasıdır bu devrim; sonuç büyük ürün artışıdır. Bu ise mübadele için “fazla” nın yaratılmasıdır. s. 160
Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 155) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın