Oysa 1960’tan sonra bürokrat grubun subay kesiminin, kitle olarak niteliğini değiştirecek, tarihî bir gelişmenin içine itilmekte olduğunu görüyoruz. Bürokratların subay kesimi kitle halinde üretim aracı sahibi sınıf olmaya itilmektedir. s. 131
Kısaca, yönetici tam bürokrat bir grubun öncülüğü ile bütün subaylar ordu yardımlaşma kurumu yoluyla kapitalist sınıflar içine dönüştürülüyor ya da aktarılıyorlardı. s. 131
Denilebilir ki, bu kurum, ilerde bütün ürünlerini yerli olarak imal edecektir. Bir defa bu imkânsızdır. Bu kısmen sağlansa bile, ikinci olarak, yabancı sermaye ile ortaklık ne olacaktır? Diyelim ki yabancı sermaye ile ortaklık da zamanla bozulur. Üçüncü olarak diyeceğiz ki, bu yoldan kurumun sağlayacağı kârların kaynağı neresi olacaktır ve kurumun diğer bir kapitalistten farkı nerede kalacaktır? Burada, DP döneminde servet farkları artarken bazı demokratların söylediği bir sözü hatırlamamak mümkün değil. O zaman deniliyordu ki, “alan da Türk, satan da”. s. 133
Senatoda Korgeneral Madanoğlu meşhur konuşmasını yaptı. General, Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun durumuna değindikten sonra, “Ordu millî olmayı özler durur” diyecekti. Bilindiği gibi Başbakan Demirel bu konuşmaya sinirli bir biçimde cevap vermeye çalıştı. Ortada derin bir mesele vardı. Mesele bir asker tarafından parlamentoya getirilmişti. s. 134
Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 131 ile 134 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın