İran 1969 yılında topraklarında haşhaş tarımının tekrar yapılmasına izin vermişti.
İlginçtir, bu kez Türkiye haşhaş ekimini yasaklıyordu.
Türkiye önemli bir döviz kapısını kapatıyordu. Afyon üretiminde dünya üçüncüsüydü. Milyonlarca dolarlık geliri vardı. 90 bin aile haşhaş ekimiyle geçiniyordu. Bu aileler, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne 1967’de 119 ton, 1968’de 125 ton, 1969’da 128,1970’te 63 ve 1971 yılında da 149 ton afyon satmışlardı.
Anadolu’da üretilen afyon, hem dünya ilaç pazarında, hem de uyuşturucu piyasasında çok iyi para ediyor, kapış kapış gidiyordu. Türk afyonu çok kaliteliydi. Diğer ülkeler 100 kilo afyondan 10 kilo eroin sağlarken, Türk afyonundan 13-15 kilo “ürün” elde ediliyordu. Sf. 25
Türkiye, Amerika’nın isteğine karşı koyamıyordu. Önce afyon ekilen illerin sayısı azaltıldı. 1961’de ekim yapılan il sayısı 35 iken, 1970’te bu sayı 7’yle sınırlandırıldı. Başbakan Süleyman Demirel’e yoğun baskılar vardı. Demirel, “iki arada bir derede kalmıştı”.
Başbakan Demirel Ispartalı, Maliye Bakam Mesut Erez Kütahyalıydı. En çok haşhaş üretilen Isparta, Kütahya, Afyon, Denizli, Uşak ve Burdur illeri, aynı zamanda AP’nin oy deposuydu. Başbakan Demirel, yasaklamaya karşı direniyordu.
Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri’nde seçimler yaklaşıyordu. Başkan Nixon’un tek umudu, “Amerikan gençliğini uyuşturucudan koruma” propagandasıydı.
Ve 12 Mart askerî darbesinin başbakanı Nihat Erim, Anadolu’nun binlerce yıllık geleneksel bitkisi afyonun ekimini yasaklayan kararı ilan etti...
Kuşkusuz, Türkiye’de afyon üretiminin yasaklanması, dünyada gitgide yayılan eroin tutkusunu azaltmadı. Ancak bunun ne önemi vardı. Önemli olan Nixon’a seçim kazandıracak bir şovdu!.. Sf. 26
Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 25, 26) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın