Sultan silah zoruyla Dersim’i kendisine bağlayıp emellerine alet edemeyeceğini anladı. Diğer Kültlere yaptığı gibi, daha önceden planladığı son bir yola başvuracaktı, Yeniçeriliği, Hamidiye Alayı adıyla tekrar kuracaktı. Sf. 168
Reislerin bir kısmı sultanın önerilerini reddedip çetelerini toplayıp çevredeki köy ve kasabalara saldırdılar, talan edip ateşe verdiler, insanları kılıçtan geçirdiler.
Sultan hem şaşırdı hem de öfkelendi. Bu sefer birkaç tabur asker ve 8-10 dağ topu teslim ederek Fazlı Ferik ve Derviş Müşir paşalara Dersim’e gidip bu dizginsiz Kürtleri, Bulgaristan’da yaptıkları gibi, dize getirmelerini emretti. Bulgarları kırmakla ünlenmiş olan bu iki yüksek rütbeli paşa, büyük bir hiddetle İstanbul’dan Dersim’e doğru yol aldılar. Eğin şehrine varınca, Fırat’ın sağ kıyısına (1887-1888) orduyu konuşladılar; ertesi günü de üstlendikleri cellatlık görevini yerine getireceklerdi. Sf. 169
Müşir Paşalar hiç sonuç alamadan, boyunları bükük, İstanbul’a döndüler ve sultana, Dersim’in korku salan heybetli dağlar ve ormanlarla kaplı bir doğaya sahip, tarifi imkânsız bir konumu olduğunu; ormanlardaki her bir ağaç ve dalın Osmanlı ordusuna karşı bir adım bile geri atmadan savaşan bir asker olduğunu; o ormanlar var oldukça Dersim’in yenilmez kalacağını anlattılar.
Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın