Köylüler kendi başlarına hiçbir zaman bir devrim yapmayı başaramamışlardır. Öteki yaşamsal önem taşıyan noktalarda yanılmış olmakla birlikte, Marksistlerin bu konuda söyledikleri kesinlikle doğrudur. Köylülere başka sınıflardan önderler gerekir. Ancak yalnızca önderlik yetmez. Ortaçağda ve ortaçağın sonlarında görülen köylü ayaklanmaları, aristokratlarca ya da kentlilerce yönetildiği halde yine de ezilmişlerdi. Bu nokta, köylü bir kez şahlandı mı, onu ister istemez büyük değişikliklerin izleyeceğini düşünen ve hepsi de Marksist olmayan çağdaş deterministlerin kulaklarına küpe olmalı. Gerçekten, bastırılan köylü ayaklanmaları başarıya ula-şanlardan kat kat fazladır. Köylü ayaklanmalarının başarıya ulaşması, pek çok koşulun, ancak çağdaş dönemde görüldüğü gibi alışılmadık bir biçimde bir araya gelmesini gerektirir. Söz konu- su başarıysa, salt yıkma başarısı olmuştur. Köylüler eski yapıyı yerle bir edecek dinamiti sağlamışlardır. Bunu izleyen “yeniden yapılanma” işine hiçbir katkıları olmadı; tersine, Fransa’da bile bu işin ilk kurbanları onlar oldu. Sf. 553, 554
Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi, 4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 553, 354) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın