Bilim insanları nörogenesisi, çeşitli hayvan türlerinde uzun yıllar önce kanıtladı. Fakat insanlarda nörogenesisin varlığını ortaya koymak için yapılan çalışmalar ancak 1990’lı yıllarda başladı. 1998 yılında Nature Medicine dergisinde yayınlanan, İsveçli Nörolog Peter Eriksson imzalı raporda, beynimizde kendini sürekli yenileme özelliğiyle nöronlardan ayrılan kök hücrelerin bulunduğu iddia ediliyordu. Eriksson kesinlikle haklıydı: Hepimiz beyin “kök hücre terapisinden” hayatımızın her saniyesinde faydalanıyoruz. Sf.148
Bu süreç pek çoğunuzun tahmin edebileceği gibi DNA tarafından kontrol edilir. “Beyin kökenli nörotrofik faktör” ya da BDNF (brain- derived neurotrophic factor) adı verilen proteinin üretim kodunu taşıyan gen, on birinci kromozomda bulunmaktadır. BDNF yeni nöronların üretilmesinde kilit rol oynamaktadır. Nörogenesisteki rolünün dışında mevcut nöronları koruma rolünü de üstlenmektedir. Sf. 149
Artık DNA’mızın BDNF üretimini etkileyen etkenlerin neler olduğunu gayet iyi biliyoruz ve ne şanslıyız ki bu etkenlerin çoğu doğrudan bizim kontrolümüzde. BDNF üretimini başlatan gen, yaşam tarzında yapılacak çeşitli değişikliklerle aktif hale getirilebilir. Bunlar arasında egzersiz, kalori kısıtlaması, ketojenik diyet uygulamaları ve zerdeçal ve omega-3 yağ asidi (DHA) takviyelerinin alınması sayılabilir. Sf. 149
Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları, 3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın