Özetle; kaya, ağaç, bulut gibi cansız nesnelere ve yırtıcı hayvan, av hayvanı, hemcinsimiz insan gibi canlı nesnelere kolayca özne ve amaç yüklememizden; beden ötesindeki zihne doğuştan inanan düalistler olmamızdan; kendi zihnimizin ve başkalarına ait zihinlerin farkında olmamızdan; bütün diğer bedenlerden ayrı olarak kendi bedenimizin farkında olmamızdan; beynimizin bütün duyusal girdileri ve bilişsel düşünceleri bütünleştirerek ana karakterini oluşturduğumuz anlamlı bir öyküye dönüştürme yönünde doğal bir eğilim taşımasından; son olarak, kendimizi yaşadığımız zaman ve mekândan kopararak başka bir zaman ve mekâna geçmiş gibi tasarlayabilmemizden dolayı, zaman dışı ve sonsuz bir özümüzün olduğuna inanmamız doğaldır. Bizler doğuştan ölümsüzlük savunucularıyız. Sf. 187, 188
Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları, 2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 187, 188) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın