Bu sonuçlar, temelinde, dindar ailelerde yetişen insanların daha sonra dindarlığa yönelmesinin çoğunlukla ebeveynlerin birinden ya da her ikisinden dinsel duygulara olumlu tepki verme eğilimini kalıtımla almasından kaynaklandığı söylenebilir. Böyle bir genetik eğilim olmadığında, anne babanın dinsel öğretileri çok az kalıcı etki bırakıyor gibidir.
Elbette genler kişinin Museviliği, Katolikliği, Müslümanlığı ya da başka bir dini seçmesini belirlemez. Asıl mesele şudur: Doğaüstü öznelere (Tanrı, melekler ve şeytanlar) inancın ve belli dinsel âdetlere (ibadethaneye gitme, dua etme, ayinler) bağlılığın genetik esaslı bilişsel süreçleri (görünmez öznelerin varlığını çıkarsama) ve kişilik özellikleri (otoriteye saygı, gelenekçilik) yansıttığı söylenebilir. Bu eğilimi niçin kalıtımla alırız? Sf. 219, 220
Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları, 2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 219, 220) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın