Aynı şey kolesterol için de geçerlidir. Yüksek kolesterol içeren besinleri tüketmek bizim kolesterol düzeyimizi etkilemez ve yüksek kolesterol düzeyinin kalp hastalığı riskini artırdığı iddiası doğru değil. Son yüz bin kuşaktır hayvansal protein ve doymuş yağ tüketmekteyiz. Oysa bize doymuş yağın tehlikeli olduğu söylendi. İnsanlarda anne sütünün yaklaşık yüzde elli oranında yağ içerdiği gerçeği doymuş yağın değerini ve önemini ortaya koymakta.
Dolayısıyla karbonhidrat tüketimini önemli oranda azaltır ve kalorilerinizin çoğunu yağdan alırsanız ne olur? Bedeninizi yağ yakan bir makineye dönüştürürsünüz. Sağlıklı yağlar ve bitkisel lifler içeren, düşük karbonhidratlı ve çok az proteinli bir beslenmeyle bedeninizi yakıt olarak glikoz yerine yağ kullanmaya teşvik edersiniz. Daha belirgin bir şekilde söyleyecek olursak, bedeninizi keton adı verilen özel bir maddeden enerji elde etmeye zorlarsınız. Karbonhidratların yokluğunda karaciğeriniz, tükettiğiniz besinlerde bulunan yağ asitlerini ya da bedeninizdeki yağları kullanarak ketonları üretir. Daha sonra bu ketonlar kan dolaşımına girerek yakıt olarak kullanılmak üzere beyne ve diğer organlara ulaşırlar. Ketojenik diyet adı verilen, kalorilerin yüzde seksen ila doksanını yağdan, geri kalanını ise meyve ve sebzeler gibi lifli karbonhidratlardan sağlayan bu beslenme Tahıl Beyin Yaşam Planı’nın temelini oluşturmaktadır. Sf. 30
Alıntı; Tahıl Beyin Yaşam Planı – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Çeviri; Fatma Ekin Duru, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2017 – Sf. 30, 31) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın