Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • Bakireden doğma efsaneleri aynı şekilde bütün zamanlarda ve coğrafyalarda karşımıza çıkar. Bir erkeğin bildik yardımı olmaksızın anne rahmine düştüğü ileri sürülenler arasında Dionysos, Perseus, Buda, Attis, Krişna, Horus, Mercury, Romulus ve haliyle İsa sayılabilir. Antik Yunan Şarap Tanrısı Dionysos ile Nasıra’lı İsa arasındaki paralelliklere bir bakalım. Her ikisinin de bakire bir fani kadından doğduğu söylenir,…

  • Bununla birlikte, dopaminin birçok inançta olduğu gibi dinsel inançta da rol oynaması, bu kitabın beyinde çok çeşitli bağlamlarda inançları yaratan ve değerlendiren belirli alanlarla bağlantılı bir inanç motorunun bulunduğu yolundaki tezini desteklemektedir. Bu motorun oynadığı rollerden biri, en başta Tanrı’ya inancı da kapsamak üzere, varsayıma dayalı bütün savlara inancı ödüllendirmektir. Bir başka deyişle, Tanrı’ya inanmak…

  • Bir fareyi ya da bir insanı dopaminden yoksun bırakırsanız, katatonik (1) hale gelirler. Dopamin salgılamasını uyardığınızda ise, farelerde çılgınca davranışlar ve insanlarda şizofrenik davranışlar ortaya çıkar. Sf. 220 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.  BAKKAL’IN NOTU (1) (2018);…

  • Bu sonuçlar, temelinde, dindar ailelerde yetişen insanların daha sonra dindarlığa yönelmesinin çoğunlukla ebeveynlerin birinden ya da her ikisinden dinsel duygulara olumlu tepki verme eğilimini kalıtımla almasından kaynaklandığı söylenebilir. Böyle bir genetik eğilim olmadığında, anne babanın dinsel öğretileri çok az kalıcı etki bırakıyor gibidir. Elbette genler kişinin Museviliği, Katolikliği, Müslümanlığı ya da başka bir dini seçmesini…

  • Ama topluluklar büyüyüp on binlerce, yüz binlerce ve zamanla milyonlarca insanı kapsayacak düzeye varınca toplum kurallarını uygulamayı sağlayan böyle gayriresmi araçlar işlerliğini yitirdi; çünkü büyük topluluklarda asalakların ve kurallara uymayanların cezadan sıyırmaları daha kolaydı. Artık daha resmi bir şeye gerek vardı. Dinin oynadığı hayati rollerden biri budur; kurallara uymayanlar bir ihlalden dolayı ceza görmekten kurtulduklarını…

  • Darwin; “Daha anlayışlı ve iyiliksever anne babalardan ya da arkadaşlarına en bağlı kişilerden türeyenlerin, aynı kabilenin bencil ve kalleş anne babalarının çocuklarına oranla daha fazla sayıda yetiştirilip yetiştirilmeyeceği son derece kuşkuludur. Birçok vahşi insanın davrandığı gibi, arkadaşlarına ihanet etmek yerine hayatını feda etmeye hazır kişi çoğu kez geride bu soylu niteliği devralacak bir çocuk bırakmazdı.”…

  • 2009 sonu itibarıyla 5,7 milyar insana denk gelir. Bayağı yüksek bir sayı. Hıristiyanlar yaklaşık 2 milyar mensupla ağırlıklı olarak ilk sırada yer alır ve bu kitlenin yarısını Katolikler oluşturur. Müslümanlar bir milyarı biraz aşan bir nüfusla ikinci sırada gelir. Hindular 850 milyon dolayında, Budistler neredeyse 400 milyona yakındır. Sf. 213 Amerika’nın insan türünün en dindar…

  • Sadece bu dünya varsa; .. şu anda, değer verilen özler olarak, önem taşıdığı bir ortamda, yaşamımız, ailemiz, dostlarımız, sosyal çevremiz ve başkalarına davranış biçimimiz ne kadar da anlamlı hale gelir. Sınırlı zaman ve mekân içinde hep birlikte yaşamın seyrinden geçerken, yani kozmosun oyununda anlık bir sahne alışı yaşarken, bu gerçekliğin farkında olmak hepimizi daha yüksek…

  • İnanç sistemlerimiz, inanmak istediğimiz şeyleri desteklemenin bir yolunu hemen her zaman bulacağımız şekilde düzenlenmiştir. Sf. 211 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eksik yüzde 10, her teoride açıklanamayan anomalilere ilişkin bir tortunun her zaman kalmasından dolayı bilim dünyasında bazen verilen adla “tortu sorunu”, sadece her şeyi açıklayamayacağımız anlamına gelir. Gerilemeye yüz tutan her kanserli tümörü açıklayamamamız, mucizevi doğaüstü güçlerin ara sıra kanseri bertaraf ettiği anlamına gelmez. Sadece modem tıbbın insan vücudunun harikalarını ve gizemlerini çözmede henüz alması…

  • Sinir esnekliğinde gözlemlediğimiz şey, büyük olasılıkla bir sinir şebekesi geribildirim döngüsüdür. Bir nöron öbeği ya da dizisi “irade”, “niyet” ya da “amaç” diye tanımladığımız belirli bir kalıpta ateşlemeye geçer ve söz konusu alandaki beyin hasarı yüzünden yitirilen aktiviteyle bağlantılı başka bir nöron öbeği ya da dizisiyle etkileşime girer. Bu süreç dendritlere yeni sinaps bağlantıları oluşturma…

  • Sinirsel bir bağıntısı olmayan tek bir davranış ya da tek bir düşünce yoktur. Nöronlar ya da sinir aktivitesi olmazsa, düşünceler ya da davranışlar da olmaz. Nokta. Sf. 208 Öğrenmemiz gereken şey, konuşma sırasında devreye giren hangi sinir aktivitesinin saplantılı düşüncelerle ya da zorlanmalı davranışlarla bağlantılı sinir aktivitesiyle etkileşime girdiğidir. Sf. 208 Alıntı; İnanan Beyin –…

  • Bir gizemi doğal yollarla tam açıklayamamamız, onun doğaüstü bir açıklamayı gerektirdiği anlamına gelmez. Sf. 206 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimin ileriye doğru gidişiyle birlikte, normal-ötesi ve doğaüstü şeylerin normal ve doğal şeyler kapsamına girmesi ya da düpedüz çözülmesi gerekli bir sorun olmaktan çıkması kaçınılmazdır. Sf. 204 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 204) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsviçreli nörolog Olaf Blanke ve meslektaşları, söz konusu makalede, ağır epilepsi nöbetleri geçiren kırk üç yaşındaki bir kadının şakak lobundaki sağ açılı kıvrımı elektrikle uyarma yoluyla beden dışı deneyimleri iradi olarak yaratabildiklerini bildirirler. Sf. 199 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 199)…

  • Pilotların çoğu Whinnery’nin “küçük rüya” diye adlandırdığı kısa süreli tünel hayali yaşamaktaydı; bazen havada süzülme ya da felce uğrama duygusuyla birlikte tünelin sonunda parlak bir ışık görmekte ve tekrar bilince kavuştuğunda çoğu kez aşın mutluluğa, bir huzur ve dinginlik duygusuna kapılmaktaydı. Sf. 198 Whinnery on altı yıllık çalışması sırasında, santrifüjün kontrollü koşulları altında bu üç…

  • Aslına bakılırsa, atom-altı kuantum etkileri ile büyük ölçekli makro sistemler arasındaki boşluk kapatılamayacak kadar büyüktür. Colorado Üniversitesi parçacık fizikçilerinden Victor Stenger Bilinçdışı Kuantum adlı kitabında, bir sistemin kuantum mekaniğine göre tanımlanması için sistemin tipik kütlesinin (m), hızının (v) ve mesafesinin (d) Planck sabiti (h) kertesinde olması gerektiğini ortaya koyar; “Eğer mvd değeri h’den çok daha…

  • Heisenberg’in bir parçacığın konumu ne kadar kesin bilinirse, hızının o ölçüde belirsizleşeceğini ve bunun tersinin de geçerli olduğunu öngören belirsizlik ilkesi. Sf. 196 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 196) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimcilerin psişik konusunda kuşkucu kalmasının – daha anlamlı veriler yayımlanırsa bile kalacak olmasının- daha derinde yatan sebebi, psişiğin işleyişine dair açıklayıcı bir teorinin bulunmamasıdır. Psişik savunucuları göndericinin beyninde nöronlarca yaratılan düşüncelerin ötedeki alıcının kafatasından geçerek beynine nasıl girdiğini açıklayamadığı sürece, kuşkuculuk yerinde bir tepkidir. Bulgular açıklanması gereken psişik diye bir fenomenin var olduğunu gösterse dahi…

  • Kraliyet Derneğinde araştırmacı olarak çalışan Sheldrake kitabında ve Geçmişin Varlığı adlı en popüler kitabında, biçimsel rezonansı “organizmalar arasında gizemli, telepati tarzına karşılıklı bağlantılar ve canlı türleri içinde kolektif bellekler fikri” diye açıklar. Sf. 190 “Görme yetisi iki yönlü bir süreci, ışığın içeriye doğru akışını ve zihinsel görüntülerin dışarıya doğru yansıyışını kapsıyor olabilir,” diye belirtir. Sf.…