Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Bilim
-
Bilimsel yasalar ve bilimsel zorunluluklar, bizler farkına varmasak ta vardır. Farkına varmamak yalnızca yanlış yapmayı garanti eder; yoksa yasalar ve zorunlulukların ortadan kaçmasına yol açmaz. Kapitalizm devlet müdahalesini ortadan kaldırmıyor; daha da kaçınılmaz yapıyor. Kapitalizmin anarşik yapısı veri olarak alındığında, kapitalist bir ekonomiyi devlet müdahaleleri olmadan işletmek mümkün olmuyor. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın…
-
Neyin bilindiğini bilmek, yeni bilgi üretebilmenin ilk şartıdır. Mevcut bilginin sınırlarını tanımak demektir. Yeni bilgi üretmek ise bu sınırları kırıp aşmaktır. Tanımak statik, kırıp aşmak dinamiktir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 460) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye’de en taze ve en ön sırada yer alan yeteneklerin tıp, mimarlık, mühendislik, işletme türünden alanlara gitmesi 1990’lar Türkiye’sini karartan bir eğilimdir. Bu alanlarda etkin olabilmek için fazla yetenekli olmaya hiç gerek yok. Fakat yetenekli olanlar matematik, fizik, tarih ve filoloji türünden alanlara gitmeli.. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985…
-
Bulunduğu yere kuvvetle kök salmış organizmaların bir ruhu olması gerekmez. Hareketle ruhsal hayat arasında sıkı bir bağlılık vardır. Bitki ile hayvan arasındaki fark da buradan ileri gelir. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bilim, en küçük ile en büyüğü birlikte düşünebilmektir. Limit ve türevi matematiğe hediye eden Liebnitz ile birlikte Newton oluyor. Newton’un bilimi, düşünülebilecek en küçük ile kozmostaki cisimlerin hareketi türünden düşünülemeyecek kadar en büyüğü bir arada almaya dayanıyor. Marks’ta böyleydi; fabrika teknolojisindeki minimal değişmelerle, insanlığın tarihsel gelişmesi Marks’ta, bir arada yer alıyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye –…
-
Doğru, doğru’ya yeni bir kapıdır. Yeni bir doğru’da genişleme basıncı var. Yeni bir doğru, mevcut «bilgi» dizgesi üzerinde, kırıcı etki yapıyor. Gerçek, «doğru» bilgiyle birlikte var oluyor. Gerçek öylesine «doğal» ki, bulunduktan sonra, bulan için bile, son derece basit görünüyor. Bu nedenle bilimsel devrimler, bir doğal düzlemden bir diğer doğal düzleme geçişi sağlıyor. Sf. 686…
-
Ön yargısız insan olur mu? Ön yargısı olmayan insanın kafasının içi, her halde, bir curcunadır. Bilim adamı, ön yargılıdır. Sf. 494 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 494) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir yıl sonra selülozdan kâğıt yapma patenti alınıyor. Bu arada 1839 yılında bisiklet kullanılmaya başlanıyor ve Goodyear adında birisi ticari lastik patentini yazdırıyor. Komünist Manifesto yılında ise güvenilir kibrit yapımı gerçekleştiriliyor. Sf. 272 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanın doğru bilgi edinmeye yatkın olduğunu ve bilgiyi tartarak karar verme yeteneğine sahip bulunduğunu düşünmek, insanı Tanrı’dan ayırmaktır. Tarihte en çok on sekizinci yüz yılda ateizmin yayılması bir rastlantı sayılmamalıdır; kendi kendine doğru bilgi edinebileceğine ve bunu kullanabileceğine inanan bir insanın Tanrı’ya inanması için bir gereksinimi kalmıyor. Sf. 22 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V –…
-
Bilim, olgu’ya şiddet uygulamaktır; ayrıştırıyor. Sf. 49 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Bilim ve gerçeğin kendisi devrimcidir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 316) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Ancak yalnız ve yalnız bir tek ideoloji doğrudur; gerçeği bütünselliğinde ve sır’ının içinde gösteriyor. Bilimle çakışıyor. Bilimin karmaşıklığından uzak, bilimin bakışının gerektirdiği yerlerde kılavuz oluyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORMU (2022): Hoca’nın başlıkta verdiğim görüşüne katılıyorum, sonra anlatmak istediği bilimsel…
-
“Türkiye aydını bu düzenin nimetlerinden hoşnuttur. Düzenle cilveleşmesini muhalefet sanıyor ve göstermek istiyor. Bugün var olanla, eninde-sonunda hoşnut olanlar, geleceğe yönelik risk almıyorlar ve inatçı olmuyorlar. Belki de Türkiye üniversitelerinden en çok kovulmuş bir öğretim üyesi olduğum için, bilimi topluma akıtmaya çalışmaktan başka çarem kalmıyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları…
-
Bilim adamı olsa da olmasa da toplumda gerçeklik vardır. Bilim adamı, saçılmış gerçekliği derleyip yasalar biçiminde formüle etmeye çalışıyor. .. Ancak toplumda ve doğada var olan bilimsel gerçeklik bilimsel formülasyonuna kavuşsa da kavuşmasa da, etkinliğini ve bu anlamda sürekliliğini gösteriyor, bilimin nesnelliği ve .. Materyalist niteliği buradan çıkıyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın…
-
“Bitkilerin çiçek açması için suyun kesilmesi gerekiyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2008): İnsan ve hayvanlarda da bu doğal tepki var. Erkek ölmeden az önce üreme organından sıvı salgılıyor. Çoğalma veya neslin devamı bütün canlılarda tabiatın bir kuraldır.
-
“Pratik ne kadar zengin olursa olsun, mutlaka, yaştır eğilir. Bilim ise ne kadar coşku verici olursa olsun kurudur, bükülmez.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.
-
Engels ve Diyalektik Materyalizm, düşünüş ile ruhu ve varlık ile tabiatı birbirine benzetirler. Hâlbuki düşünüş ruhun bir faaliyetidir, tamamen aynı olamazlar. Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. Baskı 1976 Sf. 46) kitabından dil içi çevrilerek alınmıştır.
-
15. Asrın sonlarında ve 16. asırda, Yahudiler tarafından İstanbul, İzmir, Edirne ve Selanik’te kurulan matbaalarda yalnız İbranice eserler basılmıştır.” Matbaanın girişi öyle sanıldığı kadar geç olmamış anlaşılan. 1510-1520 Yılları arasında İstanbul’da Avrupa’dan ithal edilen sekiz matbaa daha kuruluyor. Bunu 1512 yılında Selanik, 1519 yılında Halep, 1554 yılında Edirne, 1605 yılında Şam’da kurulan matbaalar izliyor.…