Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: CHP, Cumhuriyet Halk Partisi

  • 1 Mayıs’ta Diyarbakır’dan kalkan üç uçak filosu, bölgeye bombalar yağdırmaya başlamıştı bile. Bu uçaklardan birini Atatürk’ün manevi kızı ve Türkiye’nin ‘ilk kadın pilotu’ Sabiha Gökçen kullanıyordu. Haziran ve Temmuz ayları boyunca köyler yakıldı, yıkıldı, kadınlar ve çocuklar dâhil sayısız kişi makineli tüfeklerle tarandı. Sf. 284 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe…

  • Bu endişelerin egemen olduğu bir ortamda, 20-21 Mart 1937 günü, Pah Bucağı ile Kahmut Bucağını birbirine bağlayan Harçik Deresi üzerindeki Darboğaz tahta köprüsü, Seyit Rıza’nın önderliğini yaptığı Demenan ve Haydaranlılar tarafından yıkıldı ve telefon hatları kesildi. Bunun üzerine Ankara uzun süredir planladığı askeri harekâta başlamaya karar verdi. Uçaklardan atılan 4 Mayıs 1937 tarihli bildiride, bölge…

  • 1939 seçimlerinin ardından toplanan CHP Beşinci Kurultayı’na Tunceli, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Urfa ve Siirt’ten delege katılamadı, çünkü CHP’nin bu illerde örgütlenmesi yoktu. Partinin örgütlü olduğu Hatay’dan da katılım olmamıştı. Kurultayda valilerin CHP başkanı olması uygulamasına son verildi, ancak eskisi gibi Parti’ye yardımcı olmaları isteniyordu. Sf. 273 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…

  • Atatürk ile anlaşmazlık yaşadığı için bir süredir inzivada yaşayan İsmet İnönü, Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de ölmesinden sonra cumhurbaşkanlığına getirildi. 26 Aralık 1938 tarihinde toplanan CHP Olağanüstü Kurultayı’nda, Genel Sekreter Şükrü Kaya’nın yerine getirilen Refik Saydam’ın önerisiyle, parti tüzüğünün bazı maddeleri değiştirildi. Bunlardan 2. Madde daha önce “Partinin değişmez genel başkanı, onu kuran Kemal Atatürk’tür” şeklinde…

  • 9-16 Mayıs 1936’da toplanan CHF Dördüncü Kurultayında CHF adı CHP olarak değiştirildi. Katı bir devletçilik politikası izleneceği ilan edildi. Milletvekillerinin merkezden tayini de devam ediyordu. 1935’te tayin edilen kişi sayısı 399 idi. Bu 399 kişiden 383’ünün adı bizzat Atatürk tarafından belirlenmiş, 16 kişilik yer bağımsız milletvekillikleri için boş bırakılmıştı. Ancak bağımsızların başvurusu için yeterli süre…

  • Recep Peker. 1934-1935 yılları arasında İstanbul Üniversitesi’nde verdiği İnkılap Tarihi derslerinden birinde, “Şef tarifini şöyle yapmıştı: “Siyasal parti hayatında bilhassa üzerinde durulmaya layık başlıca bir unsur Şeftir. Şef, bir siyasi partinin bütün ana düşüncelerini, iradesini, yapış kuvvetini ve şerefini temsil eder Şef, kendi ruhunda beslediği heyecan ve hararetle partisini ve muhitini ısıtır, aydınlatır..” Bu tanımın…

  • Nitekim 1936’dan itibaren, aynen İtalya ve Almanya’da olduğu gibi, parti teşkilatlarıyla devlet teşkilatları birleştirilecek, dâhiliye vekili CHP genel sekreteri olurken, valiler bulundukları vilayetlerde CHP başkanlığına atanacak; umumi müfettişler ise hem parti teşkilatının hem de devlet işlerinin denetleyicisi olacaklardı. Faşizm cihana neşe getirdi! Aslında Kemalist kadroların faşizme sempati duymalarının tarihi epey eskiydi. Örneğin daha 1923’te Dersim…

  • III. Dil Kurultayı 24 Ağustos 1936’da “Önder Kamâl Atatürk’ün yüksek patronajı altında ve kendi yüce huzurlarıyla” açıldı. 1936 yılında Edirne Milletvekili Mehmet Şeref Aykut tarafından yayımlanan, üst başlığı ‘Kamâlizm’, alt başlığı ‘CHP Partisi Programının İzahı’ olan kitabın önsözü şöyleydi: “Türk devrimini son asırların değişikliklerini hazırlayan fikirlerle ve daha sonraları yürüyen göğdelen Rasyonel, Sosyolojik, Marksist, Faşist…

  • Ancak Ocak 1932-Ocak 1935 tarihleri arasında, aylık olarak yayımlanan Kadro dergisinin, çoğu sosyalist eğilimli düzenli yazarları (Şevket Süreyya, Vedat Nedim, Burhan Asaf, İsmail Hüsrev, Yakup Kadri ve Mehmet Şevki), bir doktrinden söz etmekle birlikte bunu Kemalizm olarak adlandırmakta çok gönülsüz davranmış, sadece Falih Rıfkı misafir olarak yazdığı birkaç yazıda bu terimi kullanmıştı. Diğer yazarlar daha…

  • Fevzi Paşa’nın onayını almadan hiç bir yatırım yapılamaz olmuştu. Örneğin İktisat Vekili Celal Bayar, 1936’da, demir çelik tesislerinin Karadeniz Ereğlisi’nde kurulmasını ekonomik açıdan rasyonel bulurken, Müşir Paşa “Orasını savunmak zordur” diyerek, tesisin hiç uygun olmayan Karabük’e kurulmasına neden olmuştu. Doğu vilayetlerine yol yapılmasını, sanayi tesisi kurulmasını, okullar açılmasını ‘Kürtlük akımlarını teşvik eder’ diye yıllarca engellemişti.…

  • 1930’un acı tecrübelerinden ders almış olan gayrimüslimler, 1935’teki genel seçimlerin arifesinde cemaat sorunlarından hiç söz etmemişler, ağız birliği etmiş gibi Türk kimliğine ve CHP’ye bağlılıklarını açıklamışlardı. Bu tavrın ödülünü de aldılar. Bizzat Atatürk tarafından hazırlanan CHP listesinin dışında yine bizzat Atatürk’ün hazırladığı ‘Müstakiller’ listesindeki 43 aday arasında 12 gayrimüslim vardı. Anlaşılan bu kişilerin ‘kutsal’ CHP…

  • 1877’den itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun meclislerinde gayrimüslimler geniş biçimde temsil edilirken, 23 Nisan 1920 tarihinde açılan TBMM’de tek bir gayrimüslim milletvekili yoktu. Birinci Meclis’in 1 Nisan 1923’te kendini feshedip seçimlere gitme kararı aldığı günlerde, 1915’ten beri bozuk olan Türk- Ermeni ilişkilerini düzeltmek için 1922 yılının son günlerinde İstanbul’da kurulan Ermeni Türk Teali (Dostluk) Cemiyeti’nin şeref başkanı,…

  • Bu ısrarlı tutumları sayesinde elde ettikleri seçme ve seçilme hakkı, resmi ideologların tekrarlamayı pek sevdikleri gibi; Fransa’dan (1944), Japonya’dan (1945), İsviçre’den (1971) önceydi ama Yeni Zelanda’dan (1893), Avustralya’dan (1894-1908), Finlandiya’dan (1906), Norveç’ten (1913), Danimarka ve İzlanda’dan (1915), Rusya ve Hollanda’dan (1917), İngiltere, Almanya, Avusturya, Letonya, Polonya ve Estonya’dan (1918), Arnavutluk, Çekoslovakya ve ABD’den (1920), Azerbaycan,…

  • Seçimlerden sonra misyonunu tamamladığına inandırılan Nezihe Muhiddin’in kurduğu TKB, Mayıs 1935’te feshini istedi. Birliğin o zamanki başkanı Latife Bekir’in açıklaması şöyleydi: “Bundan böyle Türkiye’de bir kadınlık meselesi yoktur ve bu arada her erkek gibi kadın da bir tek şefin idaresi altında memleketin iyiliği için çalışmaktadır.” Sf. 214 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar)…

  • Nezihe Muhiddin 1931’de yazdığı Türk Kadını adlı kitapta Mustafa Kemal’i yücelten ifadelere bol bol yer vererek son bir barışma hamlesi yaptı ama TKB’nin (Türk Kadınlar Birliği’nin) 1935’te kendini feshinden sonra köşesine çekildi. Küskün yıllarında 20 roman, 300 öykü yazdıktan sonra 10 Şubat 1958’de İstanbul’da bir akıl hastanesinde, unutulmuş bir kadın olarak dünyaya veda etti. Halen…

  • 1930 baharında kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı. Kadınlar Birliği, 11 Nisan’da İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nda bu karara teşekkür mitingi yaptı. Ardından Nezihe Muhiddin ve bir grup arkadaşı, CHF’ye üye olmak için başvurdu ama cevap yine olumsuzdu. 1933’te Cumhuriyet’in 10. yılı şerefine, kadınlara köy yönetimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı. İlk kadın muhtar, Aydın’ın…

  • Bu durum karşısında, Osmanlı döneminden beri kadın hakları konusunda mücadele veren öğretmen ve yazar Nezihe Muhiddin önderliğindeki bir avuç kadın elbette yılmadı ve Mustafa Kemal’in kurduğu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kadınlar kolunu oluşturmak amacıyla başvuruda bulundu. Cevap alamayınca, daha cüretkâr bir adım attılar: 15 Haziran 1923’te Kadınlar Halk Fırkası (KHF) adıyla bir partinin kuruluş beyannamesini İçişleri…

  • 23 Nisan 1937’de yayınlanan şu tehditkâr tamim ise modernleşmenin emirlerle gerçekleştirilmesinin imkânsızlığını adeta ilan ediyordu: “Medenî vasıflarla donatılmış bir milletin kadınlarında görülmesi asla yakışık almayan peçe ve çarşaflara ötede beride ara sıra rastlanılmaktadır (…) Türk medenî rejimi ise asla bu gibi çirkin ve alelacayip kıyafetlere taraftar değildir. Her vatandaş şunu iyice bilmelidir ki inkılaba, rejime…

  • 16 Mart 1935’te Adana’da, 29 Nisan 1935’te Ordu’da, 10 Temmuz 1935’te Sungurlu’da peçe ve çarşaf kullanımı yerel yönetimlerce yasaklandı. CHP’nin 16 Mayıs 1935 tarihli oturumunda Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya, “Kadın devrimi, bir ülkenin bağımsızlığının ve geleceğinin koruyucusu, rejimin esasıdır. Komisyonumuzun ve hükümetimizin ilgi ile takip ettiği bu işi onaylamanız hükümet için büyük bir direktif olacaktır,”…

  • Atatürk benzer bir konuşmayı 30 Ağustos 1925 günü Kastamonu’da da yapınca, yerel yöneticiler canla başla giyim kuşam devrimini hayata geçirmeye soyundu. Eskişehir Belediye Başkanı yerel gazetede yayımlanan bir bildiriyle, hanımların giydikleri peştamalın terk edilerek uygar bir giysi giyilmesini istedi. Ordu’da yayımlanan Güzel Ordu gazetesindeki başmakalede, peçe ve çarşafın yüzyıllardan beri toplum hayatında sebep olduğu anlamsız…