Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Dil, Edebiyat

  • Selanik dönmeleri gibi bileyor, yoklayor vs. diyor. Alıntı: Atatürk – Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Remzi Kitabevi 1946 Baskısı – Sf.45) kitabından birebir alınmıştır.  

  • 8 Eylül 1928 Milletvekillerinden bir kısmı yeni harflerin kullanılmasına itiraz etmişlerdi. Gazi, Dolmabahçe Sarayı’nda 300 kişilik bir toplantı düzenledi; karşı çıkan Milletvekillerini kürsüye çıkarttı, itirazlarını açıklattı, sonra da İsmet Paşa aracılığı ile kendilerine haber salarak, itiraz sevdasından vazgeçerlerse kendileri için daha iyi olacağını söyledi. Böylece karşı koyma daha doğarken bastırıldı, yeniden gözden geçirilmiş Türk dili…

  • İstanbul’da TBMM Başkanı Kâzım Özalp, Afyon Mebusu Ali Çetinkaya (İstiklâl Mahkemesi Eski Başkanı), Sinop Mebusu Recep Zühtü (Mustafa Kemal’in Yaveri, Tetikçi), Antep Mebusu Ali Kılıç (İstiklâl Mahkemesi Eski Üyesi), toplanarak, Kâzım Karabekir Paşa’nın “istiklâl Harbimizin Esasları”  adlı kitabı dağıtılmadan bir gün önce imhaya (yok etmeye)karar veriyorlar. Önce CHP İstanbul Merkezi memurlarından iki kişi matbaa sahibi…

  • “4 Haziran 1933 gecesi, ..100 polis, Kâzım Karabekir’in Erenköy’deki köşkünü basıyor. .. Ellerinde hiçbir emir ya da belge yok. ..90 klasör yazı ve evrak alıyorlar. ..Paşa’nın kitabının beş nüshasını soruyorlar, Paşa da Eşinin onları ocakta yaktığını söylüyor. .. Ertesi gün Paşa, Savcılığa dilekçe vererek alınan evraklarının geri verilmesini istedi. Feridun Kandemir de Emniyet’e alındı ve…

  • “Atatürk’ün kendilerine has telaffuz ettiği bezi kelimeler vardır. Meselâ; tabanca’ya tapança, kırbaç’a kırpaç, henüz’e henüs, muhakkak’a muhakkaka, yoğurt’a yuğurt, sarhoş’a sarfoş derlerdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Hüseyin Cahit Bey daha önce, Terakkiperver Partinin hükûmet tarafından kapatılması haberini gazetelerinde “Basıldı” diye verişinden dolayı, yine aynı kişilerden kurulu İstiklâl Mahkemesi tarafından ömür boyu sürgün edildiği Çorum’dan getirilmişti.” Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 70 ile 79 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1995): Türkçeye…

  • Erzurum’un Ermeni dönemindeki adı Katin ya da Karana olarak biliniyor; Sf. 406 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 406) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bolşevizm, en sonunda, «Sovyet» ya da Osmanlı Türkçesi ile «Şura» olarak gerçekleşiyor, Sf. 377 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 377) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anzac, Australian, New Zealand Army Copps, sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor ve tesadüfen ortaya çıkıyor. Avusturalyalı ve Yeni Zelandalı ordu birlikleri anlamına geliyor. Sf. 82 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal Paşa, 1920 yıllarının başında Hüseyin Cahit Yalçın’ın Latin harfleri önerisini, «çok derin değişikliklere neden olacağı» gerekçesiyle kabul etmiyor. Sf. 63 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pilot, uçaktan önce var; bilinmeyene yol gösteren anlamına geliyor. Sf. 25 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbul’un ilk adı Nova Roma’dır; Yeni Roma anlamına geliyor. Büyük Napolyon, bir dünya devletinin kurulması halinde merkezinin İstanbul olması gerektiğini ileri sürüyor. Sf. 29 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1927 nüfus sayımı sonuçları; 4 milyondan fazla insan tarımsal işlerle uğraşıyor, fakat sadece 300 bini her türden sanayi işletmelerinde ve takriben 257 bin kişi ticarette çalışıyordu. Yedi yaşından büyük nüfus 10.483.529 idi ancak bunun yalnızca % 10’u okuma yazma biliyordu.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 77, 78)…

  • “Mayıs; Cemaziyülevvel, Haziran; Cemaziyülahır” Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dr, Mustafa Kemal’in her adımında bir hikmet buluyor ve her ürkekliği ya da zigzagını bir planlı hareket olarak göstermeye çalışıyor. Kemal Paşa övgüsünde Dr. Hikmet, Doğan Avcıoğlu’nu çok gerilerde bırakıyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 509) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1996): Üstelik Dr. Hikmet Kıvılcımlı…

  • “Af ile hapisten çıkıyor, ancak, memuriyet hakkını kaybediyor.  Bu kez Mustafa Kemal’in meddahlığını yapıyor ve… “Ben Aşkım” manzumesini yazarak yayınlıyor ve kamu görevine dönüyor.” (Sabahattin Ali’nin şiirden bir kıta;) “Seni çıkarsam ömrüm başlamadan bitiyor Kısacası gönlümü verdim ulu Gazi’ye.  Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.”   Sabahattin Ali’nin hapis olmasına sebep olan da yine bir şiiri;…

  • “Nazım hapiste iken dokuma tezgâhları kuruyor ve piyasaya iş yapıyor. Geçimini kazanıyor. Dava arkadaşlarına ve evine sürekli para gönderiyor. …. Semiha Berksoy… Bursa’ya giderek Nazım ile seviştiklerini anlatıyor. Nazım Semiha Berksoy ile otelde bir araya geliyor, iki jandarma otelin kapısında bekliyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf.…

  • “Türkiye’de insan kafasının, Kemalizm’in boyunduruğundan kurtulmaya başlaması, tarihin falsifikasyonundan da uzaklaşmayı sağlıyor.  Anadolu direnişinin şiirinin, bir komünist şair Nazım Hikmet tarafından yazılmış olmasının şans mı, şanssızlık mı olduğunun tartışılması gerekir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 355) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Korkudandır; Korkan insanın soyutlamasından dinler doğuyor. Tanrı ve şeytan her dinde var, insanoğlunun ilk büyük soyutlamalarından çıkıyor. Tanrı, en soyuttur; resminin yapılamaması, soyut olmasından kaynaklanıyor….   Şeytan, korkunun kaynağını, Tanrı da korkudan kurtulmayı anlatıyor. İlkel insan, bu kadar bir soyutlamaya dayanamadığı için, Tanrı’yı ya da şeytanı ve genellikle her ikisini fetiş’e indiriyor.” Alıntı: Aydın Üzerine…

  • “Korku, aklın durmasıdır.    Aklın durduğu yerde bilgisizlik başlıyor, cehalet çıkıyor.     Öyleyse cehalet dönemi için aklın durması zorunludur. Aklın durması için ise korku gerekiyor.   Korkuyu bilimin içine sokmak gerek; çünkü bilimin düşmanıdır.  Bilen insanı cahilleştirmek için korkutmak zorunludur…. Korku insana özgüdür; insan korkuyor… Hayvanı korkutarak cahilleştirmek mümkün değil; çünkü hayvan hem bilmiyor ve hem de…