Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ekonomi, Tekeller

  • Doğrudan üreticiler genel olarak tımar (ikta) sistemi ile gözetilip denetlenecektir. Tımar sahibi, köylülerin tasarrufuna bırakılmış toprak düzenine müdahale edemez. Köylü, ailelerine (Osmanlı reayası: Müslüman, Hıristiyan) verilmiş sınırlı toprak içinde kapalı tarla sistemi ile serbest çalışır. Oysa Avrupa’da feodal lord kendisi çiftçi olarak geniş toprağını serf aileleri arasında olduğu gibi, ürünler arasında da yeniden düzenleyebilir; açık…

  • “İstila, hem istilâ edenin ve hem de edilenin üretim biçimlerinde değişime sebep olur”. Yeni sınıf ve hâkimiyet ilişkilerinin dolayısıyla yeni bir toplumsal yapılar bağlantısı ile yeni bir bütün oluşur. Güç, yenisine gebe her eski toplumun, ebesidir. Gücün kendisi bir ekonomik iktidardır”. Sf. 51 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil…

  • Şövalyeler zaman içinde en büyük sarraflardan olmuştu. Paris onların sayesinde Avrupa’nın finans merkezi olmuştur. Büyük olasılıkla bugün kullandığımız çek daha o devirlerde Şövalye Tarikatı tarafından bulunmuştu. Tapınak Şövalyeleri tahmin edileceği gibi sadece parayla çalışmıyorlardı. Şövalyelerin Yahudi ve İslam kültürü ile olan sıkı münasebetleri dolayısıyla, yeni buluşlar ve yeni fikirlerde odak haline gelmişlerdi. Gerçekten o çağın…

  • Metin Toker; “Kemal Derviş’in Amerika’dan geldiği açıktır da Amerika’dan gönderildiği hususunda ciddi kimselerin ciddi ifadeleri vardır” diyordu. Çağrılmadığı ve gönderildiği konusunda şu anda hiçbir şüphemiz bulunmamaktadır ve gönderenin ve daha doğrusu Dervish’i seçenin ise, IMF birinci başkan yardımcısı Stanley Fischer olduğunu artık biliyoruz. Fischer Amerika’da “Yahudi Partisi” içinde önemli bir figür’dür ve IMF yöneticisi olarak…

  • Bu sözcük, Fransızca “magasin” ve İngilizce “magazine”, bizim “mağaza” olarak kullandığımız “mahazin” ya da “hazane” sözcüklerinden geliyor, Batılılar tarafından ilk kez İspanya’da kullanıldığını kabul edebiliriz, Arap egemenliğinden kalmadır ve “ambar” ve “depo” anlamı esastır, “mahzen” de köklerinden birisi olmaktadır. Tüccarların, çeşit çeşit mallarını depo ettikleri yer idi, çeşitlilik belirleyici olmaktadır. Matbuat ve televizyona “magazin” olarak…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Böyle çok ve böyle büyük engeller padişahın planlarını önledi. Ne yazık ki şu söz doğrudur: En Turquie on a commence la refoıme par la queue (Türkiye’de devrimlere kuyruğundan başlandı.). Bu reformların çoğu görünürdeki şeylerden, isimlerden ve projelerden ibaretti. En zavallı eser de Rus ceketleri, Fransız talimnameleri, Belçika tüfekleri, Türk…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Gerçi padişah aynı zamanda halifedir, fakat bu sıfatla Müslümanlık hükümlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaya bir kat daha mecburdur. Musa kanunları gibi İslâmlık da tamamıyla maddî birçok kanunları kapsamaktadır. Kendisine bağlı olanların düşünce tarzlarına belli bir yön çizer, birazcık olsun bilince ermiş bir aklın kabul edemeyeceği kaba, maddî zevkli bir…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 20 Şubat 1839, Malatya) Konya, Ankara ve Malatya’da kırk bin kadar sipahi ve redif askeri toplanmıştır. Sadece bu bir felâket, hem de çifte felâkettir, çünkü hükümet bu insanları asker olarak beslemek zorunda kaldığı gibi onlardan uyruk sıfatıyla vergi alamaz; bunların ticaretleri, sanatları durur, tarlaları yoz kalır ve çoluğu çocuğu sefalete düşer. Rediflerden başka…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 20 Şubat 1839, Malatya) Şimdiki vergi toplama tarzında toplananların beşte, belki de onda biri devlet kasasına girer. Eğer şimdiye kadarki iltizam yani vergilerin bir müteahhide verilmesi, müsellim idaresi, angarya cebren asker toplama, bilinen fakat göz yumulan irtikâp ve ihtilâslar, iltimasla terfiler, hulâsa bütün eski kötü âdetler yeniden uygulanacaksa, böyle bir maksat uğrunda dökülecek…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 8 Kasım 1838, Malatya) Esasen Türklerin prensibi (almalı vermeli) yani (sen de yaşa, ben de yaşayım) dır. Bu, gerçekten basit ve zevkli bir ekonomi prensibidir. Toplumun her sınıfı, en aşağıdaki müstesna, bundan faydalanır; en aşağıdakine ise sadece kaidenin ilk yarısı uygulanır. Bu sistem hakkında ileri sürülebilecek tek kusur o en aşağı sınıfın bütün…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 23 Temmuz 1838, Harput’ta Mesire) İpeğin, bu nefis metaın üretimini Asbuzu’ya sokmak için Bursa yahut Amasya’dan birkaç ipekçiyi buraya getirmenin ne kadar faydalı olacağına Paşa’nın dikkatini çektim, çünkü burada en aşağı 20-30 bin dut ağacı var ve şimdiye kadar bunların yalnız meyvesinden faydalanılıyor. Sf. 208 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke,…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 15 Haziran 1838, Kürdistan, Garzan Dağında Ordugâh) Bu yüzden herkes kimde çok varsa ondan çok alınacağını bildiği için, kollarını kavuşturup oturuyor ve geçimi için zorunlu olan kadarını yetiştirmekle yetiniyor. Sf.195 Mil karelerce arazi dut ağaçlarıyla kaplı da bir okka bile ipek elde edilmiyor. Bu güzel denizlerden geçen buhar gemilerinde Avusturya, İngiliz, Rus ve…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 15 Haziran 1838, Garzan Dağı’nda Ordugâh) Reaya, bütün memlekette Müslümanlardan fazla vergi verir. Ama mükellef oldukları haraç, bilindiği gibi, pek azdır. Eğer reaya bundan gayrı bazı işlere mecbur ediliyorsa bu da, eğer bu angaryalar sert ve tahkir edici bir şekilde yaptırılmıyorsa, haksız bir şey değildir, çünkü reaya bütün vergilerin en ağırından, askere alınmaktan…

  • (Moltke’nin Mektubundan 27 Şubat 1837, İstanbul) Osmanlı imparatorluğunda veba yok olursa Avrupa’daki karantina da ortadan kalkacaktır. Bu sayede Doğunun limanları Avrupa, Amerika ve Hindistan’a 14 ilâ 40 gün yakınlaşacaktır. Bütün yolculuklar kısalacak, gemide çıkan bir veba vakası yüzünden uğranılan şahsî tehlikeler ve büyük masraflar ortadan kalkacak ve sigortalar bu kadar yüksek olmayacaktır. Bunun doğrudan doğruya…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836 Beyoğlu, İstanbul) Eğer her hükümetin ilk şartlarından biri güven uyandırmak ise, Türk idaresi bu ödevini asla yerine getirmemektedir. Rumlara karşı olan muamele, Ermenilerin, Osmanlı hükümetinin bu sadık ve zengin uyruklarının, haksız yere ve zalimce ezilmesi, birçok şiddet hareketleri, herhangi birinin sermayesini ancak zamanla kâr getirecek bir işe yatırmasına müsaade etmeyecek…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836, Beyoğlu, İstanbul) Vilâyetler kendilerini soymak için yeni bir paşanın geldiğini önceden haber alır ve ona karşı silâhlanır. Müzakerelere girişilir, anlaşmaya varılamazsa savaş olur, anlaşma bozulursa isyan çıkar. Paşa âyanla anlaşınca bu sefer onların yerine Babıali’den korkmaya başlar. Bu sebeple başka paşalarla karşılıklı yardım anlaşmaları yapar, padişah da bir yeni paşa…

  • Bu zorlayıcı tedbirlerin de etkisiyle tüketim o kadar çok artmıştı ki, dünyaca ünlü fötr şapka imalatçısı İtalyan Borsalina Kardeşler’e ait bir gemi dolusu şapka Karaköy Limanı’nda anında satılmıştı. Çeşitli Avrupalı şapka imalatçıları da İstanbul’a “Şapka seferleri” düzenleyip, fötr, panama, kasket gibi şapka türlerini İstanbul’a getirdiler. Sonunda, fiyatlar çığırından çıktı ve şapkaya ‘narh’ konması gerekti. Hükümet,…

  • Düyun-u Umumiye İdaresi kaldırıldı ve Osmanlı İmparatorluğunun borçları, ayrılan ülkelere paylaştırıldı. Ancak Türkiye’nin payına düşen 15 milyon altının Yunanistan’ın Türkiye’ye ödeyeceği savaş tazminatından düşürülmesi mümkün olmadı; çünkü Yunanistan tazminat ödemedi, onun yerine Karaağaç’ı verdi. Anlaşmaya göre bu borcu 37 yılda ödemeyi kabul eden Türkiye 1929 Büyük Buhranı gibi ağır krizlere rağmen borcunu 1954’te (Lozan’ın öngördüğünden…

  • Bilindiği gibi Çin ilk defa deri parayı M.Ö. 118 yılında kullanmıştı. İlk kâğıt para ise M.S. 806 yılında yine Çin’de kullanılmıştı. Song hanedanı sırasında kullanılan Çin banknotlarına “jiaozi“ denir. Alıntı; Bizimkiler IX (Selçuklular) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siyasi birliğin ekonomik temeli ticarete, o olmazsa, yağma ve ganimete dayanınca, İpek yoluna hâkim olmak çok büyük bir önem kazanır. Kağanların dolayısı ile birliğin, ticaret yollarının iyi işletilmesinden ekonomik yararı vardır. Bu nedenle, siyasi birlik, ticaret yolunun tüm geçtiği yerlere yani Çin’den, Karadeniz’in kuzeyine kadar tüm bölgeye hâkim olmak ister. Buna karşılık aynı tavır Çin’de…