Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Bütün bunlar, bizi saran toplumsal dünyaya da ışık tutar: İnsanlar her yerde ve sürekli olarak gruplar oluştururlar. Ailemiz, dostluklarımız, işimiz, genel tarzımız, tuttuğumuz spor takımları, dinimiz, kültürümüz, deri pigmentlerimiz, dilimiz, hobilerimiz ve siyasi eğilimlerimiz aracılığıyla birbirimizle bağlar kurarız. Bir gruba dâhil olmak bize huzur ve rahatlık verir. Bu gerçek, türümüzün tarihi hakkında başlı başına önemli…

  • Başkalarını simüle etmek, başkalarıyla bağ kurmak, başkalarını umursamak, elimizde olan şeyler değildir; çünkü doğuştan toplumsal yaratıklar olmak üzere donatılmışızdır. Bu durum, akla bir soru getirir: Beyinlerimiz toplumsal etkileşime bağımlı mıdır? Beyin insanlarla etkileşime aç bırakıldığında ne olur? Sf. 174 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran…

  • Kendimizi bir başkasının yerine koymada -nöral açıdan- gösterdiğimiz büyük başarı, kısmen de, bir başka kişinin bakış açısını hissetmeyi sağlayan bu yerleşik beceri sayesindedir. Bu beceriyi neden geliştirdiğimize gelince: Empati, evrimsel açıdan yararlı bir özelliktir. Bir başkasının ne hissettiği konusunda daha iyi bir kavrayışa sahip olmak, bundan sonra ne yapabilecekleri ile ilgili daha iyi bir tahmin…

  • İşin asıl ilginç kısmı, bu acı matrisinin, başkalarıyla nasıl bir ilişki kurduğumuzda önemli rol oynamasıdır. İğnenin bir başkasına saplandığını görürseniz, acı matrisinizin önemli bir bölümü harekete geçer; ancak size dokunulduğunda harekete geçen bölgeler değil, acıyla ilgili duygusal deneyimde rol oynayan bölgelerdir bunlar. Bir başka ifadeyle, acı içindeki birini izlemek ile acıyı hissetmek, aynı nöral mekanizmadan…

  • Şimdinin kışkırtıcı cazibesine karşı koyabilmek için yapabileceğimiz bir şey var mıdır? Evet, vardır. Beyindeki rakip sistemler sayesinde. Sf. 143 Truva Savaşı’ndan zaferle çıkmış ve yurduna geri dönmekte olan efsanevi kahraman Odysseus’tan söz ediyoruz. Odysseus, yaptığı bu uzun yolculuğun bir noktasında, gemisinin kısa süre sonra muhteşem güzellikteki Sirenlerin yaşadığı adanın önünden geçeceğini fark etmişti. Sirenler, denizcilerin…

  • Montague’nun bulgularına göre, bir katılımcı görüntülerden ne kadar iğreniyorsa, muhafazakâr eğilimleri de o oranda güçlüdür; iğrenme duygusu azaldıkça da liberal eğilimler güç kazanmaya başlar. Aradaki bu ilişki öylesine güçlüdür ki, bir katılımcının iğrendirici tek bir görüntüye verdiği nöral tepkiden yola çıkılarak, siyasi ideoloji test puanlarını yüzde 95 kesinlikle öngörmek mümkündür. Buna göre siyasi eğilimler, zihinsel…

  • Beynin işleyişi, bilgisayarların aksine, her biri bir diğerine üstün gelmeye çalışan farklı olasılıklar arasındaki çatışmalardan beslenir; üstelik seçenekler de her zaman birden fazladır. Sf. 124 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran 2016 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gerçek dünya duyusal zenginliklerle dolu bir yer değildir; her şey, beynimizin kendi duyarlığıyla dünyayı bizim için aydınlatmasından ibarettir. Sf. 72 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran 2016 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nesneleri oldukları gibi değil, “size göre” oldukları gibi algılarsınız. Her birimiz, genlerimiz ve deneyimlerimizin yönlendirmesiyle kendi çizgimiz üzerinde yol almakta olduğumuzdan, her beyin de kendi içsel yaşamına sahiptir. Bir kar tanesi ne kadar benzersizse, bir beyin de öyledir. Sf. 40 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı,…

  • İnsan beyni, duygusal ilgi ve bilişsel uyaranlardan yoksun bir ortamda normal biçimde gelişemez. Sf. 16 Nelson’un aldığı sonuçlar sevgi dolu ve korumacı bir ortamın, gelişmekte olan bir çocuğun beyni için oynadığı önemli rolü vurgular. Bu durum ise, kimliğimizin biçimlenmesinde bulunduğumuz ortamın derin etkisini gözler önüne serer. Çevremizden inanılmaz ölçüde etkilenebilen canlılarız. İnsan beyninin benimsediği doğaçlama…

  • İnsanlar ise aksine, buzlu tundralardan yüksek dağlara ya da vızır vızır işleyen kentlere kadar birçok farklı ortamda yaşama becerisine sahiptir. Bunun mümkün olmasının nedeniyse, gelişimi şaşılası ölçüde eksik kalmış birer beyinle doğuyor olmamızdır. İnsan beyni, her şey devrelerine “kazınmış” halde ortaya çıkmaz; onun yerine, yaşamsal deneyimlerin ayrıntılarıyla sürekli olarak yeniden biçimlenme olanağı tanır kendisine.  Sf.9…

  • Üçüncü eksikliğe geliyorum; herhalde Türkiye aydınının en büyük yoksulluğu anarşist damarının hiç olmamasıdır. Sf. 276 Türkiye aydını reddi hiç bilmiyor. Reddi bilmeyen Jön Türk aydını, büyük bir özveriyle, Sultan Hamid’i devirmek için eline silahı alıyor ve dağa çıkıyor; kendisinin hamidist olduğunu da bilmiyor. Mahir Çayan ve arkadaşları, Thkp, belki de hiç ihtimal vermedikleri bir zamanda…

  • Eşitlik ve toplumsal mülkiyet yetmiyor ve bir de yeni bir felsefenin olması zorunluluğu ortaya çıkıyor. “Tek başıma kendimi ne kadar geliştiririm” ilkesinin yerine, “Kendi başıma başkalarını nasıl geliştiririm” ilkesi, sosyalizmin olmazsa olmaz koşulu durumuna geliyor. Sf. 260 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böyle bir durumda, burjuva hak kavramının üstünün çizilebileceği ve toplumun “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” ilkesine geçebileceği ileri sürülüyor. Eşitlik, ancak yeni düzenin yüksek aşamasında söz konusu. Böyle bir tarife katılmadığımı ifade etmek durumundayım. Böyle bir tarifin Sovyet sosyalizminin çözülüşünün önemli nedenlerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Sf. 258 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz…

  • Marx’ın sosyalizmi tarif ederken ileri sürdüğü bu vurguda, önemli ve anlaşılması zor olan bir nokta da, kabiliyet veya kapasitenin kendi başına ölçülmesinin imkânsızlığıdır; ancak sonuçlarıyla ve yine önemli zorluklarla ölçülebiliyor. Sonucu, emekçinin verimliliğidir; ölçülebilen verimliliğe göre ödeme ise, tartışmasız kapitalizmin ilkesidir. Sf. 258 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007…

  • Marx, geçmişe bakarak ve gününü yaşayarak değil, gelecek açısından büyük bir iyimserdir. Ancak güçlüler iyimser olabiliyorlar. Ancak hiçbir güçlük karşısında moralini bozmayanlar iyimserdirler. Moralli olmak, iyimser olmak, bir yürek işidir. Ancak yürekli olanlar bir yeni düzeni düşleyebiliyorlar. Marx, yeni düzene açılan bir kapıdır ve Marx’ın düşüncesi güçlüdür. Sf. 231 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük,…

  • “Maddi durum, bilinci yaratır; bireylerin bilinçleri konumlarını değil, konumları bilinçlerini ortaya çıkarıyor.” Dolayısıyla bilinç, bilinçli devrimci ve devrimler, üretici güçlerdeki gelişmelere bağlı olarak kendiliğinden diziliyorlar. Marx, budur. Bu düşünce ne ölçüde devrimcidir? Bu sorunun cevabı tanım gerektiriyor; burada bu tanım tartışmasına girmek istemiyorum. Bakunin veya Blanqui ile tartışmasını Marx’ın düşünce sistemi içinde anlamak gerekiyor; devrimi…

  • Sermaye sürekli büyüyecek, yoksa yok olacaktır; bu tekellerin kaçınılmazlığı yasasını ortaya çıkarıyor. Sf. 131 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aidiyet; en çok köyde vardır. Sf. 131 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dil, en az çabalar yasasına göre işliyor; köyde, emek-değer yasası ve aynı anlama gelmek üzere en az çabalar yasası işlemiyor. Sf. 131 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.