Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Felsefe
-
“Capital” sözcüğü, “capita”, baş veya kelle anlamına geliyor, sözcüğünden çıkıyor; Osmanlıcası, çıkışma çok uygundur. Sermaye, “ser”, baş ve maya, bir anlamda bekledikçe çoğaltan anlamına gelen sözcüklerden oluşuyor; son derece bilimseldir. Sf. 129 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.
-
1071 yalındaki savaşa gelince, burada yanlış olan şöyle görünüyor; millet olmak bir ‘aidiyet’ bilincidir ve bu dönemde, dünyanın hiçbir yerinde aynı kandan gelenler arasında bir aidiyet bilinç veya duygusu bulunmuyor. Dolayısıyla Malazgirt’te, cephenin iki yanında olanlara “Türk” demek imkânı yoktur; bunların birbirine bağlılık duygularından ve bir millet olmalarından söz etmek mümkün görünmüyor. “Millet” tarih sahnesine…
-
Avrupa ve Amerikan dünyasının insanlığın düşmanı olduğuna inanıyorum. Bunu, politik olarak değil felsefi planda dile getiriyorum. Avrupa ve Amerika’da insan sürüdür. Felsefi anlamda insan değil, Kafka’nın ünlü öyküsündeki gibi, tahtakurusudur. Tekellerin olduğu yerde insan, tahtakurusudur. Kapitalizm, kaçınılmaz olarak tekeller düzenini açıyor. Ortakçı düzen, bu nedenle, zorunluluk oluyor. Tekeller düzeni, gittikçe, insana yapabileceğinden çok daha önemsiz…
-
Marx’a göre modern devletin ortaya çıkabilmesi için sınıfların gelişmesinin ileri aşamalara ulaşması zorunludur; ben öyle düşünmüyorum. Marksist-Leninist bilgi teorisine göre tekelli düzenin emperyalist senaryoların peşinde koşabilmesi için de tekeller düzeninin önemli ölçüde gelişmesi gerekli oluyor; böyle düşünmediğim için tekelli düzenin hemen başlarında Türkiye’nin emperyalist zembereğin etkisi altına girdiğini yazabiliyorum. Sf. 119 Alıntı; Sol Müdahale –…
-
Tekelli düzen her zaman agresiftir; emperyalist düzen, her zaman kuvvet göstermek durumundadır. Bunu, tersinden ve bir tez olarak formüle etmek istiyorum: Arada bir kuvvetini en kaba biçimde de olsa göstermeyen bir emperyalist güç olamaz. Bu tezi uzatabiliyorum; emperyalizm, sadece ekonomik değil aynı zamanda politik bir nitelik taşıyor. Sf. 113 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük,…
-
Bir tez yazıyorum: Tekelli düzen çelişkileri algılayan aklı siliyor. Bir tez daha yazıyorum: Tekelli düzen insansızlaştırma sürecidir. Zor bir sözcük uydurarak, uydurmayı “telif etme” anlamında kullanıyorum, bir tez daha yazmak istiyorum: Emperyalizm düzeni, devrimcisizleştirme sistemidir. Sf. 102 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.
-
Parazit çürür ve çürütür. Emperyalist aşamanın insanı, ilke olarak yeteneksiz ve becerisizdir. Hangi kesim, hangi uğraş, tekelli düzenin etkisi altına girerse, hızla çürüyor ve kaliteli olan her türlü niteliği kaybediyor. Tekelli düzen çürüyen kurum ve insanlar üzerine bir hegemonyadır. Sf. 97 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf.…
-
Kapitalist düzende devlet, kapitalistlerindir. Tekelli düzende, tekeller devletindir. Tekelli düzende devletin tekellerin olduğunu söylemek, gerçeğin binde birini anlatmak demek oluyor. Tekelli düzende devlet tekellerle de gerçekleşiyor. Tekelli düzende dünyanın her yanında büyük basın devletleşmiştir. Daha önce tekelli düzene geçmiş ülkelerde büyük basında çalışanların hepsi geri zekâlı ise, bu yaptıkları işin, hiçbir zekâ gerektirmemesinden kaynaklanıyor. Bir…
-
Emek-değer yasası, eninde sonunda insanın harcadığı emeğin, belli bir tanıma göre, karşılığını almasıdır; bu nedenle yasa, özünde, küçük kapitalist çiftçi veya zanaatkârın piyasa ilkesidir. Bu ilke ise, sosyalist insanın kanseridir; sosyalist insan her zaman, topluma hizmeti ve karşılığını almadan hizmet vermeyi en büyük sevinç yapabilendir. Bu nedenle sosyalist insan, peygambere en yakın yaratıktır ve peygamber…
-
Ayrıca Hegel’in mükemmel bir şekilde geliştirdiği, diyalektik mantığın üç kuralının, reddin reddi, zıtların birliği ve nicelin nitele dönüşümü, kurallarının bir bölümünün kaba kullanım nedeniyle körleştiğini ve ayrıca her üçünün birlikte yetersiz kaldığını kabul etmek zorundayız. Sf. 43 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanı bozmak için, bozulmuş İslam’a muhtaçtılar. Bozdular. Sürekli diktatorya için, insanı bozmak zorundadırlar. Sf. 20 İnsanı ‘”bozmak” mı, tekeliyet insanla olmayan bir düzendir; feodaliteden daha insansız olduğunu söyleyebiliriz. Sf. 21 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 20, 21) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sol, Marksizm’den öncedir. Komünist Manifesto’yu hiçbir zaman sol saymadım. Aydınlanma, insan’a ve aklına güven üretiyor ve buradan güçlü bir insan sevgisi çıkıyor. İnsan’ın güvendiğini sevmesi çok şaşırtıcı olmakla birlikte, galiba, bir kuraldır. Sf. 9 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.
-
Doğru düzgün bir demokratik toplumun “yönetilenlerin rızası” ilkesi üzerine kurulu olması gerekir. Bu fikir genel bir kabul görmüştür, ama hem fazla sert hem de fazla zayıf olmakla itham edilebilir. Çok serttir çünkü insanların yönetilmeleri ve kontrol edilmeleri gerektiğini öne sürer. Çok zayıftır çünkü en vahşi yöneticiler bile bir miktar ‘yönetilenin rızasına” gereksinim duyarlar ve genelde…
-
Stack’in mektubu iki hatırlatmayla son buluyor: “Komünizm der ki: Herkesten yeteneğine göre alınır, herkese ihtiyacına göre verilir. Kapitalizm der ki: Herkesten saflığına göre alınır, herkese açgözlülüğüne göre verilir.” Sf. 179 Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi, 2. Baskı 2015 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.
-
Güçlü olan taraf, anlaşılır şekilde, geçmişi unutup önüne bakmayı tercih ediyor. Zayıf olanlar içinse bu hiç de akıllıca bir seçim değil. Sf. 140, 141 Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi, 2. Baskı 2015 – Sf. 140, 141) kitabından birebir alınmıştır.
-
Newton’un yerçekimi kuramı kendisi ve o zamanki herkes için çok rahatsız ediciydi. Yerçekimi bir mesafeden işlediği için Newton onun “esrarengiz [bir] güç” olduğuna dair çağının diğer önde gelen bilim insanlarıyla hemfikir oldu ve geri kalan hayatının çoğunu o kabul edilemez sonuçla yüzleşmeye çalışarak geçirdi. Büyük eseri Principia’nın son basımında dünyanın üç şeyden oluştuğunu söylüyordu: etkin…
-
Edward Said, Entelektüel kitabında şöyle diyor: “Bütün entelektüel hilelerin en adilerinden biri de başkasının toplumundaki ihlaller hakkında ahkâm keserken tamamen aynı uygulamaları kendi toplumunda mazur görmektir.” Sf. 358 Alıntı; Dünyayı Kim Yönetiyor? – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Derleyen; Arthur Naiman, Ç; Ömer Çiftçi, (İnkılâp Yayınevi, 2. Baskı Temmuz 2014 – Sf. 358) kitabından birebir…
-
Yani birine gelen zarar hepimize gelmiştir düşüncesinden birine gelen zarar sadece birine gelmiştir düşüncesine doğru ilerliyoruz. Sf. 295 Alıntı; Dünyayı Kim Yönetiyor? – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Derleyen; Arthur Naiman, Ç; Ömer Çiftçi, (İnkılâp Yayınevi, 2. Baskı Temmuz 2014 – Sf. 295) kitabından birebir alınmıştır.
-
Birçok siyaset teorisinin temeli olan Aristoteles’in Politika’sından başladım. Aristoteles, bir demokrasinin (kadınlar ve köleler gibi bazı önemli istisnalarla) tamamen katılımcı olması ve kamu yararını amaçlaması gerektiğini varsayıyordu. Bunun elde edilmesi için demokrasinin herkese görece eşitlik, “orta karar ve yeterli mülkiyet” ve “kalıcı refah” sağlaması gerekiyor. Diğer bir deyişle Aristoteles, aşırı zenginlik ve yoksulluk varken, demokrasi…
-
Dünya nüfusunun %5’ine sahip olan ABD, dünya kaynaklarının %40’ını tüketiyor. Bunun neye yol açtığını kestirmek için dâhi olmaya gerek yok. Bir kere o tüketimin büyük bir kısmı yapay olarak tetikleniyor, insanların gerçek istek ve ihtiyaçlarıyla bir ilgisi yok. İnsanlar o şeylerin birçoğuna sahip olmasalar, muhtemelen daha iyi durumda ve mutlu olurlar. Sf. 264 Alıntı; Dünyayı…