Kimi yargıç, temsil ettiği “grup” adına -onun koyduğu “normlar: yasalar, kurallar adına- yargılar. Bu, kendini “grubuna” karşı bu yasalardan v.b. sorumlu duyan yargıçtır. Böyle bir yargıcın kişileri yargılarken aslında korumaya çalıştığı kişiler değil, bu yasalar, kurallar ve bunların amaçladığı –ne çeşitten olursa olsun- toplumsal düzendir. Burada bir kişinin bir eylemini yapılmaması gereken bir eylem -“suç”- yapan ya da yapmayan, yapıldığı kişi veya durumla ilgisi değil, ona takılan davranış adıdır.
Kimi yargıç ise, insan olma adına, değer korumaya yönelik genel ilkeler adına kişi eylemlerini yargılar. O, kendini insana karşı bu taleplerden sorumlu duyan yargıçtır. “Yargıç ancak vicdanına karşı sorumludur” ifadesi, bu anlayışın dile getirdiği bir anlayış olsa gerek. Böyle bir yargıcın da, kişileri yargılarken aslında korumaya çalıştığı, kişiler değil, bu ilkelerdir. İfade özgürlüğü denilen hak bugün bu şekilde korunmaya çalışılıyor. Sf. 107
Kimi yargıçlar da vardır ki, kendilerini yargıladıkları insanlara karşı sorumlu duyarlar: o belirli ilişkilerinde “tarafların her birinin hakkını belirlemekten sorumlu görürler kendilerini. Böyle bir yargıç yargılarken, o ilişkilerinde karşı karşıya gelmiş iki “taraf’ın hakkını aynı anda korumaya çalışan yargıçtır. Sf. 107
Alıntı; Ahlak, Etik ve Etikler – İoanna Kuçuradi, (TFK Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 1. Baskı 2019 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın