Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler

  • Hadislerin en önemli rivayetçisi Ebu Hureyre… Ve Ebu Hureyre’nin kim olduğu, adı, babasının adı belli değil. Bu mucizevî hafıza kahramanının(!) beş bini aşkın hadisinden birçoğunun İslâm ibadetlerinin dayanağı olduğunu söylersek durum daha da garipleşir. Sf. 84 Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudilik ve İslam’ın en önemli ortak noktalarından biri, ilahi vahiy olarak kabul edilen Tora (Tevrat) ve Kur’an yanında bunların açıklaması mahiyetinde Talmud ve Sünnet’in yani hadislerin bulunmasıdır. Temelde Talmudlar (Bavli ve Yeruşalem) ve Hadisler şu an karşımızda yazılı halleriyle dursalar da aslında her ikisi de büyük ölçüde sözlü çabanın ürünüdürler. Sf. 46 Alıntı; Hadisler Hadisi…

  • Ebu Hureyre(ra)den: [Allah Resul (sav) buyurdular ki:] “Sizden biri ayakta su içmesin, kim unutarak içerse kussun.” [Rûdani, Büyük Hadis Külliyatı Camiül fevaid, c.2, s.241] Enes(ra)den: ‘Peygamber (sav) gece-gündüz aynı saatler içinde on bir kadından ibaret olan bütün hanımlarını dolaşırdı. Enes’e sordular: ‘Buna gücü yeter miydi?’ ‘Aramızda O’na otuz kişilik (cima: cinsel ilişki, tb) kuvveti verildiğinden…

  • Ancak İslami literatürde ve hadis ilminde hadis, sadece peygambere ait sözler değildir. Sf. 16 Kısacası, hadis sözcüğüyle peygamberin sözlerinin kastedildiği geniş ve yaygın bir inançsa da bu tanımlar da gösteriyor ki hadis sadece peygamberin sözlerini değil, davranışlarını da içerdiği gibi sadece peygamberin değil sahabelerin hatta onlardan sonraki iki kuşağın söz ve davranışlarını da içermektedir. Sf.…

  • Bazı âlimler, hadis teriminin kapsamım daha da genişleterek sahâbe ve tâbiînin şahsî beyan ve fetvalarını da bu kapsama almışlar; Hz. Peygamber’e ait olan hadislere merfu, sahâbeye ait olanlara mevkuf, tâbiîne ait olanlara da maktu adını vermişlerdir. (ibn Hacer, Tehzîbü’t-Tehzîb, c. VII, 33) Sf.16 Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016…

  • Sigmund Freud (1856-1939) Tanrı inancını olgun insanların bir yana bırakacakları bir aldatmaca saydı kuşkusuz. Tanrı düşüncesi bir yalan değildi ama psikolojiyle çözülmesi gereken bilinçaltının bir oyunuydu. Kişisel tanrı yüceltilmiş baba figüründen başkaca bir şey değildi: Böyle bir tanrı isteği, adalet, doğruluk ve yaşamın böylece sürüp gitmesi için güçlü, koruyucu bir babaya duyulan çocukça bir özlemden…

  • Muhyiddin Arabi’nin öğretilerinin çoğu Müslüman için fazlasıyla muğlak olduğu doğrudur ama sıradan insanlara kadar süzülüp ulaşmışlardır. Sf. 350 Sufi şeyhin halk üstünde geniş etkisi vardır ve genellikle Şii imamlara benzer biçimde bir aziz gibi saygı görür. Bu dönem siyasal ayaklanmaların da zamanıdır: Bağdat halifeliği dağılmakta, Moğol akınlarıyla bir biri ardına Müslüman şehirleri yağmalanmaktadır. Halk, feylesofların…

  • İslam’da Şeytan, Hristiyanlıkta olduğundan çok daha fazla tahammül kaldırır bir kimliktir. Kur’an Şeytan’ın Kıyamet gününde affedileceğini söyler ve Araplar “Şeytan” sözcüğünü bir insanın huylarına benzetme yoluyla veya doğal bir baştan çıkma için sık sık kullanırlar. Sf. 231 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak…

  • Şeytan Ayetleri öyküsü ne Kur’an’da ne de herhangi eski sözlü veya yazılı kaynakta yer alır. Peygamberin en yetkin biyografisi olan İbn İshak’ın Siret’inde de yoktur. Ancak onuncu yüzyılın tarihçisi Ebu Cafer ül Taberi’nin (öl. 923) eserinde sözü edilir. Taberi, Muhammed’in, tanrıçaların kültünü reddettikten sonra kendisiyle aşiretinin çoğunluğu arasında gelişen gerginlikten rahatsız olduğunu ve “Şeytan”dan aldığı…

  • Eski kaynakların bize aktardığına göre bir an için bütün Mekke Muhammed’in yenilenmiş Allah dinini kabul edecek gibi oldu. Mevcut durumdan memnun olan zengin takımı anlaşılır biçimde yeni dinden uzak durdu, fakat Muhammed Müslümanlara pagan tanrılara inanmayı yasaklayana kadar önde gelen Kureyşlilerin açık bir karşı koyuşu da yoktu. Görevinin ilk üç yılında Muhammed’in mesajının tektanrıcı yönünü…

  • Altıncı yüzyılın son yıllarında ise ticarette büyük başarı göstermişler, Mekke’yi Arabistan’daki en önemli yerleşim yeri haline getirmişlerdi. Şimdi rüyalarında göremedikleri kadar zengindiler. Fakat önemli biçimde değişiklik göstermiş olan yaşam biçimleri eski aşiret değerlerinin, azgın ve acımasız bir düzenin egemenliği altına girmesi anlamına geliyordu. İnsanlar kökenlerinden uzaklaşmıştı ve yitiklik duygusu içendeydi. Muhammed Kureyş’in tehlikeli bir yolda…

  • Roma yöneticileri Hristiyanları cezalandırdıklarında onları “ateizm”le suçlamışlardır, çünkü onların tanrı kavramı Roma yaşam tarzını ciddi bir şekilde incitmekteydi. Geleneksel tanrılara prim vermediklerini gören halk, Hristiyanların devlet için bir tehlike oluşturup, hassas düzeni altüst edeceklerinden korkmaktaydılar. Hıristiyanlık uygarlığın başarılarını görmezden gelen barbarca bir itikat olarak görülmekteydi. Sf. 163 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay…

  • Öyle anlaşılıyor ki İsa başlangıçta, Esseni olma ihtimali yüksek bir gezgin derviş olan Vaftizci Yahya’nın bir şakirdi idi. Yahya Kudüs yönetimini iflah olmaz derecede yozlaşmış görüyor ve bu yönetime karşı ağır ithamlarla dolu konuşmalar yapıyordu. Sf. 137 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak…

  • Gehlen; “Rus’un diğer bir önemli özelliği, diğerlerine, dünyaya ve kendisine karşı sınırsız güvensizliğidir. Rus kimliğine, ilkesi küçük dünyası içinde çevresine güvenmek olan Batı Avrupa’nınkine zıt bir biçimde güvensizlik hükmeder. Rusların bu en yakın çevrelerine güvensizlikleri, devlet yaşamının her lifine sızmış olan ve var olan Sovyet devletinin üzerine oturduğu iyi örgütlenmiş güvenlik sistemine yol açmıştır.” Sf.67-68…

  • Rorschach kayıtlarını kullanarak, Nazileri sıradan insanlardan ayırmanın bir yolu yoktu. Her durumda Harrower, kişilik özelliklerinin Nazi rejiminin vahşeti ve gerçekleştirdiği zulümle çok az ilgisi olduğunu düşünüyordu. Alman faşizminin yükselişinde daha belirleyici olan, normal insanların mitlere, propagandacı manipülasyona, aldatmaya ve korkuya olan yatkınlığıydı ve bu yatkınlık, bizim türümüzün karakteristik bir özelliğiydi. “Burada da gerçekleşebilir,” dedi Harrower.…

  • Kelley, Hitler’in iş arkadaşları, doktorları, sekreterleri ve Nazi liderinin hayatına dair yakından bilgisi olan herkesle görüşme yapmıştı. Vardığı kanaate göre: “Hitler, kendi yeteneğine çok fazla inanmış, megalomanlaşmıştı. Üçüncü Reich’ı başarıya götürebilecek tek kişinin kendisi olduğuna inanıyordu. Bazen de vazifesi için kendisini Tanrı’nın seçtiğini hissediyor gibiydi.” Hitler’e karşı gelen herhangi birisi, liderin korkunç öfkesiyle karşılaşıyordu. Kelley’ye…

  • Kelley, Almanları açıklamak için tekrar sosyoloji, tarih ve Korzybski semantiğine döndü. “Delilik, Nazilerin durumunu açıklamıyor,” diye yazdı. “Her insan gibi onlar da kendi çevrelerinden etkilenmişlerdi. Birçok insandan daha büyük ölçüde, kendi çevrelerini de etkilemişlerdi.” Üçüncü Reich’ın yükselişini merak eden birçok insan gibi Kelley, Nazi ideolojisinin büyümesi ve Alman kültüründeki uzun soluklu zulüm eğilimi ve tarafgirlik…

  • Tutsaklarla uzun süre boyunca yakın olan Kelley, birkaç nitelik gösterdiklerine inanıyordu; şaibeli bir doğruluk dürtüsüyle gerçekleştirilen hemen hemen her hareketi haklı gösteren ölçüsüz bir hırs, zayıf bir ahlak ve aşırı bir vatanseverlik. Sf. 191 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 191) kitabından birebir…

  • Brickner, Nazi rejimi dâhil tüm Alman halkının paranoyadan muzdarip olduğuna kanaat getirdi: “[Paranoya] psikiyatristin kendisini korkutan tek zihin durumudur. Çünkü kontrol edilmezse, cinayetle sonuçlanır… Cinayet, paranoyanın dünya görüşünün mantıklı bir sonucudur.” Paranoyak insanlar, başkalarına hükmetme, zulmetme ve dünya görüşlerine uygun şekilde geçmişi yalanlama ihtiyacı demek olan megalomaniden mustariplerdir. Faşizm, öfke ve Yahudi aleyhtarlığı, Nazi Almanya’sına…

  • Neden depresyonda ya da manik olduğumu açıklayabiliyorsam, bu durumda depresyon ya da mani hastalıkları bende yoktur. Bir sebep öne sürmek her şeyi normal hale getirir. Sf. 324 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 324) kitabından birebir alınmıştır.