Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • Aristoteles’e (MÖ 384-322) göre, dünyanın anlaşılabileceği, çevremizdeki karmaşık olayların basit ilkelere indirgenebileceği ve bunların mitlere veya teolojik yorumlara gerek kalmadan açıklanabileceği düşüncesi ilk kez Thales tarafından bu dönemde ileri sürülmüştür. Sf. 21 Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 21) kitabından birebir…

  • Bu laik üstbeyin yanı sıra, genellikle bir de rahip bulunurdu. Onun göreviyse, egemen toplumsal düzene meşruluk kazandırılmasına yardımcı olmak ve tek tek köylülerin elindeki geleneksel ekonomik ve toplumsal olanaklarla altından kalkılamayacak talihsizliklerin, felaketlerin nedenini açıklamak ve bunlarla başa çıkmanın yollarını bulmaktı. Sf. 542 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin…

  • Siyasal düzenin rasyonelleştirilmesinin bir başka yönü de, yeni bir toplum türüne uygun vatandaşların yaratılmasıydı. Kitlelerin okuryazar ve basit teknik becerilere sahip duruma getirilmeleri gerekiyordu. Ulusal bir eğitim sistemi kurulmasının, hükümetleri dinsel otoritelerle sürtüşmeye düşürmesi olağandır. Dinsel bağımlılıklar ulusal sınırları aşan bir nitelik gösteriyorsa ya da iç barışı bozabilecek biçimde birbirleriyle yarışma içindeyseler, dinsel bağlılıkların yerine,…

  • İki din arasındaki düşmanlık, kuşkusuz, Hindistan’ın uzun tarihi boyunca zaman zaman şiddete başvurulan biçimler almıştı. Bunlar daha çok, Müslüman yöneticilerin Hindu uyruklarını, zor yoluyla İslamlığa geçirme çabalarının sonucu olarak görünür. Yirminci yüzyıldaki dinsel çatışmalara ve fanatikliğin niteliği farklıdır. Bu hareketler daha çok yirminci yüzyıla özgü olduğu bilinen “yerlicilik” (nativizm) olgusuna benzemektedir. Dünyanın birçok bölgesinde, yerleşik…

  • Bir Kuzey Hindistan atasözü, “bu dünyada üç kan emici vardır” diye başlar, “pire, tahtakurusu ve Brahman” diye sona erer. Sf. 397 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 397) kitabından birebir alınmıştır.

  • Durum, kısaca “mülkiyet yoksa aile de olmaz, din de olmaz” sözüyle dile getirilebilir mi? Böyle bir deyiş fazla ileri gitmek olur. Sf. 264 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer zihin için kritik önemdeki unsur -donanımın ayrıntıları değil de- yazılım ise, kuramsal olarak kendimizi bedensel çatımızdan öteye taşıyabiliriz. Beyin etkinliklerini simüle eden yeterince güçlü bilgisayarların varlığında, beynimizi “karşıya yüklememiz” mümkün olabilir ve kendimizi birer simülasyon olarak çalıştırarak, içinden doğduğumuz biyolojik beyin yapısından sıyrılıp biyolojik olmayan varlıklara dönüşebiliriz. Bunun, türümüzün tarihi boyunca gerçekleştireceğimiz en büyük…

  • Bu savaş da bütün diğerleri gibi, etkili bir nöral manipülasyon yönteminden güç almıştı. Uygulaması yüzyıllardır yapılan bu yöntemin adı “propagandaydı. Yugoslavya İç Savaşı sırasında ana haber ağını oluşturan Sırbistan Radyo Televizyon kuruluşu Sırp hükümetince denetleniyor ve çarpıtılmış haberleri gerçekmiş gibi veriyordu. Bosna Müslümanları ve Hırvatlarca Sırplara karşı düzenlenen etnik gerekçeli saldırıları konu alan uydurma raporlar,…

  • Harris’in ifadesiyle, evsiz bir insanı bir yoldaş gibi algılayan sistemleri kapatan bir kişi, ona yardım etmemenin verdiği olumsuz duygunun baskısından da kurtulmuş olur. Bir başka ifadeyle evsizler, insandışı hale getirilmiş olur: Beyin onları artık bir insandan çok bir nesne gibi görmektedir. Bu durumda, evsizleri ciddiye alma ve onlara bu yönde davranma olasılığının da düşecek olması…

  • Dinin bölücü özelliği konusunda farklı görüşler ileri sürülebilir; ancak bu noktada daha derin bir olgudan söz etmemiz gerekir: Çalışmamızda ateistler bile, “ateist” etiketiyle işaretlenmiş eldeki acıya daha fazla, diğer etiketlere daha az empati tepkisi vermişlerdi. Buna göre elde ettiğimiz sonuç temelde dinle değil, katılımcıların hangi takımda yer aldığıyla ilgiliydi. Böylece insanların, bir dış grubun üyelerine…

  • Referans koşullarını bir kez sağladıktan sonra, bunun üzerinde çok basit bir değişiklik yaptık. Ekranda yine aynı altı el belirdi, ama bu sefer her birinin üzerinde tek sözcükten oluşan bir etiket de vardı: Hıristiyan, Yahudi, Ateist, Müslüman, Hindu ya da Scientoloji müridi. Gelişigüzel biçimde seçilen bir el yine ekranın ortasına hareket ederek büyüyor ve ele yine…

  • Tercüman olarak işe yaradığı için Hasan’ın kalmasına izin verilmişti. Annesi, babası ve ağabeyi, oradan çıktıkları gün öldürülmüştü. Uykularını en çok kaçıran şeyi ise şöyle anlatıyor Hasan: “Devam eden bu cinayetler, bu işkenceler kendi komşularımız, onlarca yıldır birlikte yaşadığımız insanların ta kendileri tarafından gerçekleştiriliyordu. Bu insanlar, kendi okul arkadaşlarını bile öldürmeye muktedirdi.” Sf. 183 Komşunuzu öldürmek…

  • Montague’nun bulgularına göre, bir katılımcı görüntülerden ne kadar iğreniyorsa, muhafazakâr eğilimleri de o oranda güçlüdür; iğrenme duygusu azaldıkça da liberal eğilimler güç kazanmaya başlar. Aradaki bu ilişki öylesine güçlüdür ki, bir katılımcının iğrendirici tek bir görüntüye verdiği nöral tepkiden yola çıkılarak, siyasi ideoloji test puanlarını yüzde 95 kesinlikle öngörmek mümkündür. Buna göre siyasi eğilimler, zihinsel…

  • Bu bölümde, bilinçli durumunuzun, beynin etkinliklerinin yalnızca çok az bir bölümüne bağlı olduğunu göreceğiz. Çünkü eylemleriniz, inançlarınız ve eğilimleriniz, beyninizin bilinçli erişime tümüyle kapalı ağları tarafından yönlendirilir. Sf. 87 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran 2016 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı değişimler insanları depresyona, bazıları manik bozukluklara sürüklerken, bazıları da din anlayışında, mizah duygusunda ya da kumara yönelik eğilimlerinde farklılıklar yaratır. Dolayısıyla zihinsel olanın fiziksel olandan ayrılabileceği görüşü, temelde sorunludur. Sf. 37 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran 2016 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • Madde ya da alkol alımı buna örnektir. Sonra, bazı sara tipleri insanları daha dindar hale getirebilir. Parkinson hastalarının inançlarını kaybetmesi sık görülen bir durumken, Parkinson tedavisi için verilen ilaçların da hastaları kumar bağımlısına dönüştürebildiği bilinir. Sf. 25 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran 2016 –…

  • Newton’un yerçekimi kuramı kendisi ve o zamanki herkes için çok rahatsız ediciydi. Yerçekimi bir mesafeden işlediği için Newton onun “esrarengiz [bir] güç” olduğuna dair çağının diğer önde gelen bilim insanlarıyla hemfikir oldu ve geri kalan hayatının çoğunu o kabul edilemez sonuçla yüzleşmeye çalışarak geçirdi. Büyük eseri Principia’nın son basımında dünyanın üç şeyden oluştuğunu söylüyordu: etkin…

  • Tarihçi Paul Boyer, When Time Shall Be No More  adlı kitabında şunu belirtiyor: “Anketlere göre [tüm Amerikalıların] üçte biri ila yarısı geleceğin İncil’e dayanan kehanetlerden okunabileceğine inanıyor.” Sf. 224, 225 Çok köktendinci bir toplumdayız. Fanatik dinsel bağlılık derecesi yönünden İran gibi. Örneğin ABD nüfusunun sanırım %75 kadarı şeytanın varlığına gerçek anlamda inanıyor. Birkaç yıl önce…

  • Sırplarla Hırvatlara bakalım. Ayırt edilemezler. Farklı alfabeler kullanıyorlar ama aynı dili konuşuyorlar. Bir de Katolik Kilisesi’nin farklı kollarına mensuplar. Hepsi bu. Ama aralarından birçoğu karşıdakini öldürüp yok etmeye son derece hazır. Hayatta bundan daha yüce bir görev de düşünemiyorlar. Sf. 161 Alıntı; Dünyayı Kim Yönetiyor? – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Derleyen; Arthur Naiman, Ç;…

  • Brezilya’nın başpapazı Dom Helder Câmara bir keresinde şunu dedi: “Yoksulları beslediğim zaman bana aziz diyorlar. Onların niçin yoksul olduğunu sorduğum zaman ise bana komünist diyorlar.” Sf. 111 O kiliseyi yoksulların kilisesine dönüştürdü. Kendi rahiplerini ve rahibelerini yoksul bölgelerde çalışmaya yönlendirdi. Kilise binaları eğitime ve sağlığa yönelik kurumlara açıldı. Büyük bir değişim yarattı. Büyük oranda şiddetle,…