Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
Özbekler Tekkesi binası günümüzde, “Münir Ertegün Tarih Araştırma Vakfı”nı barındırıyor. Vakfın açılışını 1994 yılında kim yaptı dersiniz? ABD’nin en tanınmış Yahudi politikacılarından, eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger! Eski bakan, Özbekler Tekkesi’nin hemen bitişiğindeki Sabetayist / Karakaşî’lerin mezarlığı Bülbülderesi Mezarlığı’nı da ziyaret etmiş miydi acaba? Henry Kissinger’ı hangi güç Türkiye’ye davet edip, tekke açılışına getirmişti? Sf.…
-
Fotoğraflara bakınca, doğrusu biraz şaşırdım; Harun Hoca, öyle bildik şeyhlere benzemiyordu! Eşiyle birlikte kiraz ağacının altında çekilmiş fotoğrafında fötr şapkalıydı, eşinin ise saçları açıktı. Zaten eşi Anna, müritlerinin bildiği isimle “Handan Anne”, hiç Müslüman olmamış, hep Yahudi inancını korumuştu! Harun Hoca, yani Aaron Kandiyoti’nin yaşam öyküsü giderek daha ilginç hale geliyordu. Aaron Kandiyoti, 1931 yılında…
-
Şihabeddin Fazlullah Hurufi’den önce de İslam âlimleri harflerin kutsallığı üzerinde çok durmuşlardı. Örneğin, Endülüslü düşünür Muhyiddin Arabî, Endülüslü Yahudi Kabalacıların etkisinde kalıp, harflere büyük önem vererek “Fütuhat ül-Mekkiye” adlı kitabını yazmıştı. Sf. 23 Diyanet işleri Başkanlığı’nın İslam Ansiklopedisi’ne göre, Fazlullah İran Yahudi’siydi! Doğru mu? Bilmiyoruz. Kuşkularımız var. Esterâbadlı Fazlullah ile Sabetay Sevi benzer yolu takip…
-
Tavşan yemiyorlardı; dolayısıyla tavşan yemeyen Alevilere yakınlık duyacaklardı! Pulsuz balık yemiyorlardı; o halde sofralarında balık bulundurmayan Mevlevi dergâhlarına yöneleceklerdi. Tanrı’ya ulaşma yollarından biri de musikiydi; o halde zikir yapan tarikatlara bağlanacaklardı! Yani Sabetayistlerin, İslâmî bazı tarikatlara gitme nedenleri sadece “kamufle olmak” değildi. Zohar ile “Vahdet-i Vücud”un anavatanının Endülüs olması rastlantı mıydı sanıyorsunuz?.. Kabala’nın en ihtişamlı…
-
Kabala’nın “altın çağı” XIII. yüzyıl oldu. Bunun kaynağı ise, Müslümanların egemenliğindeki Endülüs’tü. Endülüs’te birkaç Kabala Okulu vardı, örneğin haham Abulafia (1240-1292) tarafından yönetilen “Segovia Okulu”. Kabalanın başyapıtı, İspanyol/Endülüs Yahudi’si Madrid’in kuzey doğusunda, Guadateyara’daki “Guadalajara Okulu lideri Moşe Şem-Tov de Leon (1230-1306) tarafından derlenen Zohar’dı. “Derlenen” diyoruz, çünkü kitabı kendisinin yazmadığını, Talmud bilgini Şimon bar Yohay’ın…
-
Tevrat, beş kitaptan oluşuyor: Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye. Hz. Musa’dan sonra gelen kitaplarla Yahudilerin Tanah adını verdikleri Eski Ahit meydana geliyor. Yani Eski Ahit, Tevrat’ın yazıtı kurallarını içeriyor. Tevrat’ın bir de gelenek halini almış, hahamların yorumlarını içeren sözlü kuralları vardı; bunlar MS 200-500 arasında kâğıda döküldü: buna Talmud deniyor. Tevrat denilince, Eski Ahit…
-
“Kürdistan’ın ikinci Fatihi” de deniyordu, Kürt feodallerini kırıyordu. Üçüncüsü, Bedirhan İsyanıdır, ilk büyük Kürt Kalkışması sayıyoruz. “Kürt İsyanı” olarak da görülse, Bedirhan, Yahudi mi idi, bu soruyu formüle edebiliyoruz ve güçlük buradadır. Çünkü bazı kaynaklara göre kırk bin Süryani’yi üç günde yok etti, on bin de olabilir, bunu “Yahudi – Hristiyan Harpleri” manzumesine dâhil edebilir…
-
Batı dillerinde “Transkafkasya” ve Arabi “Mavera-i Kafkas” çağrılıyor, bizim yamaçtan ise “Kafkas-Berisi” demektir, Rusça “Pred-Kafkas” diyoruz, Azeriler, ki Rusyalılar ve bunlardan etkilenerek Batılılar “Tatar” tesmiye ediyorlar, Gürcüler ile bilhassa Ermeniler yaşıyorlardı, iç içedirler. İçlerine, Hazar Yahudileri, sürgünde gelip İsrael ile bağları kopuk Yahudiler ile Kripto-Yahudiler mebzulen (zibil gibi yani bol olarak) karışmışlar. Hakiki Tatarlar, Kırım…
-
Tanrı’yı, güvensizler yarattılar. Peygamberler de güvensizdiler. İleriye atılmadılar. Hepsinde bir hicret var. Sf. 79 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.
-
Savcılar, Türkçe “peygamber” demektir, Tanrı’ya neden muhtaçtırlar; Tanrıları hep peygamberlerin kelamından tanıyoruz. Şüphesiz, bu kelamın, Tanrı katından indiğini, bizzat peygamberler söylüyorlar; müminler de hep “peygamberimiz efendimiz buyurdular ki” demektedirler. Kaldı ki, İslam’daki ünlü kelam gerçekten önemlidir; “la ilahe illallah” sözünde, ilk bölüm, “Allah yoktur” anlamındadır. İkinci bölüm ise “benimkinden gayri” demek oluyor ki, biz yine…
-
Tanrılar mı peygamberleri, yoksa peygamberler mi Tanrıları seçtiler; İnönü, Atatürk’e ve Lenin Marx’a ne kadar muhtaçtılar, sorabiliyorlar. Belki de peygamberler, Tanrısız, kendilerini güvende hissetmiyorlar. Sf. 23 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.
-
Çünkü yalnızca Marx’ın sistemi değil, tümüyle bilim ile Tanrı birbirinin rakibidir. Tanrı, inananlar için, bir düzenleyicidir; bilim, Tariki İlim’e girenler için, bir doğada ve toplumdaki düzencilikleri arama ve bulma çabasıdır. Hem Tanrı’ya inanmanın ve hem de bilime güvenmenin mümkün olmayacağını düşünüyorum. Sf. 110 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 –…
-
Dünya materyalisttir; maddî kırım gerekiyor. Orta çağ antik kentleri yıktı. Orta çağ, antik kültür ve bilimi gömdü. Orta çağ, antik kültür ve bilimi taşıyan aydınları gömdü. Orta çağa geçmek için yıkım gerek. Petrol bunalımının kent yaşamında yarattığı şoku, böyle bir yıkım olarak algılıyorum. Bu çalışmama, bu bunalımın Washington ya da Ankara’nın günlük yaşamında yarattığı katastrofik…
-
İnsanlığın gelişimi, doğanın kontrolü yönündedir. İnsan doğayı ve kendi yazgısını kontrol ettiği ölçüde insanlaşıyor. Böylece insanlığın gelişimi doğaüstü güçlerin varlığını red ile birlikte yükseliyor. Doğaüstü güçlere inanmak, insanın zavallılığıdır. İnsan olmaktan çıkışını gösteriyor. Bu bağlam içinde Marx’in, Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı-Önsöz’ünden bir aktarma yapmak zorunluluğunu duyuyorum: Şöyle: “Din, ya kendisini henüz bulamamış ya da…
-
Bedreddin Simavi İsyanı’yla ilgili rivayetler de mevcuttur. Bu rivayetler şimdiye kadar açık şekilde belirtilmemiş ve iddia edilmemiş olmasına karşın Bektaşi – Hurufi tarikatıyla pek de ilgisiz olamaz. Bu isyan, kısmen dini, kısmen sosyal bir hareketti. Bunun programı, dini kaynaşma ve müşterek mallarla ilgili Bektaşi – Hurufi hükümlerini içeriyordu. Hristiyan müritler, coşkulu bir istekle karşılanıyor ve…
-
Bedreddin’in Tire’ye gelmesiyle kentte ve kırsal kesimde büyük bir canlılığın yaşandığını görüyoruz. Kentteki Hristiyan ve Yahudiler de şeyhe büyük ilgi göstermektedirler. Bu arada Türkmenlerin yoğun ilgisi kentteki Sünni kesimleri ve otoriteleri rahatsız etmeye başlamıştır. Düşünceleri kısa süre içinde köylere değin yayılmakla kalmamış, Tire adeta onu görmek, onunla konuşabilmek için dolup dolup boşalmaktadır. Daha sonra adı…
-
“Bütün âlem kendisini bütünleyen parçalarıyla birlikte sapasağlam bir insan gibidir. Ucu bucağı bulunmayan bu boşluk içindeki, büyük ve küçük herhangi bir şeyin diğerlerine çok kuvvetli bir bağlantısı ve göz ardı edilemeyecek birçok etkileri vardır. Bu âlemin düzenine neden olan şey, onun bu bağlantılı durumu üzerine kurulmuş olmasıdır. Bu nedenle. “Yer, gök ve diğer yıldızlar bulundukları…
-
(Bedrettin’in eseri Varidat’tan alıntı yapılmış;) “Hiç şüphe etme ki, Semavi kitaplarda yazılı veya haberle, yayılı köşkler, ırmaklar, cennet, huri, azap, cehennem ve emsali şeylerin herkesçe malum anlamlarından başka manaları da vardır. Ve onları ancak hakka ermiş olanlar bilirler.” “Bu beden için kalım olmadığı gibi, sona erdikten sonra cüzleri için de eski şekli üzerine birleşim yoktur.…
-
(Yazar, Bedrettin’in eseri Varidat’tan alıntı yapmış;) “Bütün namazlar ve niyazlar ahlakın düzeltilmesi ve iç yüzün arılanması içindir. Hakiki ibadetin hiçbir kayıt ve şartı yoktur. Herhangi tarzda yapılırsa yapılsın Allah’ın isteğine uygun olur. İnsanlar, Allah’ı hakkıyla bilecek olurlarsa, içlerinden pek az kimse ibadetle uğraşır. Ekserisi ibadetten vazgeçer.” Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan,…
-
Hemen belirtelim ki, Tire’deki ibadet mekânı ve kutsallıkla ilgili bir örnek, bunun en güzel kanıtı olsa gerektir. Örneğin, 15. yüzyıl dini yapılarından Şemsi Zaviyesinin alt katı ayazma idi. Osmanlı Döneminden günümüze bu yerin “Üstü mescit, altı kilise” olarak ifadesi hoşgörü mirasının bir kanıtıdır. Ayazmaya gelen Hristiyanlar, burada mumlar yakarlar, dualar ederler, kutsal suyla yüzlerini yıkarlar…