Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnsani Bilimler

  • Yalçın Küçük diyor ki: “Nerede kolaycılık varsa, orada soysuzlaşma vardır. Nerede zordan kaçış varsa, orada cehalet vardır Kolaycılık ve cehalet, ikiz kardeştir. Kolaycılık ve cehaletin, doğrulara karşı bir direnişi vardır.” Sf. 282 Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunlar… Kolesterol yalanları gibi depresyon konusunda da neler demedi ki… “Bilim dünyasını altüst edecek buluş” diye 1996 yılında şunu söylediler: -“İnsanlarda depresyon geni var. SLC6A4 geni bulunan kişilerde depresyona girme oranı çok yüksek!” Yani… Depresyon kalıtsaldı ve bu riskin önüne geçmek için de “hap yutmak” lazımdı. 443 bin insan üzerinde yapılan çalışma 2019 yılında açıklandı:…

  • Rahipler için altın madeni olan “günah çıkarma” ayini, ahlakın gerçek ilkelerini yıkmıştır. İnsanlara bir kötülük yapıldığında, bu kötülüğü yapanın Tanrı’dan af ve bağışlama istemesi, onu bağışlarla yatıştırması, Tanrı’ya kurbanlar sunması gerektiğini milletlere ilk kez söyleyen kimse, ahlakın gerçek ilkelerini açık olarak yıkmıştır. Bu fikirlere göre, insanlar; haksız olmak, kötü olmak izninin yeryüzünün krallarından alındığı gibi,…

  • İnsanlar, Tanrı’yı, deyim doğruysa, ancak bulutlarda görürler. Kötülük yapmak istediklerinde onu asla düşünmezler. Mevki hırsı, zenginliği ya da hazları söz konusu olunca, Tanrı da, tehditleri de, vaatleri de kimseyi bağlamaz. İnsan için bu hayatın olayları öyle bir kesinliğe sahiptir ki, en güçlü dindar bile, ahiret hayatının olaylarına asla bu aynı kesinliği veremez. Sf. 279 Alıntı;…

  • İman yalnızca zayıf, bilgisiz ya da tembel ruhlarda kök salar. Pythagore’un öğrencileri, üstatlarının mezhebine zımni bir imanla bağlıydı. “O böyle söyledi” formülü, onlar için bütün sorunların çözümüydü… İnsanlar çoğu kez bu kadar az akıl ve muhakemeyle hareket ederler. Bizzat incelemektense, başkasının sözüne inanmak daha kolaydır. İnceleme ve araştırma, yavaş ilerlediğinden ve zor olduğundan, gerek ahmak…

  • Pratik, alışkanlık ve eğitim sayesindedir ki, insan zekâsı gelişir kendisini çevreleyen yaratıkların üstüne çıkmayı başarır. Kültürsüz ve deneysiz insan, hayvan kadar akıl ve beceriden yoksun bir yaratıktır. Bir ahmak; organını güçlükle harekete geçiren, dimağı zorlukla harekete geçirilen, kanı yavaş dolaşan bir insandır. Zeki bir adam; organı uysal olan, kolay işleyen, hızla hisseden, dimağı çabuk harekete…

  • Eğer Tanrı aklımızın erebileceği tek yer olan yeryüzünü kötülüklerden koruyamamış ya da korumak istememişse, hakkında hiçbir fikrimiz olmayan öteki dünyayı (yani ahiret dünyasını) kötülük ve felaketlerden koruyabileceğine ya da korumak isteyeceğine ne sebep düşünebiliriz? Lactance’e göre, 2000 yıl önce Epicure şöyle demiş; “Tanrı, ya kötülüğe engel olmak istiyor ancak kötülüğü yasaklamaya muktedir olamıyor ya kötülüğü…

  • İyilikler ve kötülükler doğanın zorunlu nedenleri ve eserleridir. Bunda hiçbir şeyi değiştirmeyen tanrı ne Tanrı’dır? Evren olabildiği şeyden başka bir şey değildir. Evrende duygulu varlıklar haz ve acı duyarlar. Sf. 138 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 138) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu durumda; “İnsan, evren ve bütün içeriği ‘rastlantının’ eser­leridir” diyeceksiniz. Hayır, size tekrar ediyorum: Evren asla bir eser değildir; evren bütün eserlerin etkenidir. Sf. 119 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dr. Abdullah Cevdet’in önsözünden; “Sağduyu kutsal bir isyandır ve bunu gönüllerde gezdirmek aşkının ateşi hiçbir zaman söndürülemeyecektir. Promete, Kafkas dağlarında değil gönül dağlarındadır ve zincirlerini kırmıştır. Mabudumuz erdemdir. Erdemin yaratılması ise hürriyetsiz mümkün değildir. Hürriyetlerin en önemlisi ve kutsalı, fikir ve vicdan hürriyetidir. Bu çevirinin konusu, bir bağlılık ve ibadettir.                                                                                Doktor Abdullah Cevdet” Sf.…

  • Ivan Nasidze, Dominique Quinque, Murat Öztürk, Nina Bendukidze ve Mark Stoneking tarafından hazılanan “mtDNA and Yçromosome Va- riation in Kurdish Groups” (Kürt Gruplarında MtDNA ve Y Kromozomu Değişikliği) başlıklı makalenin girişinde belirtildiğine göre, araştırma, Türkiye’de yaşayan Kurmancca ve Zazaca konuşan Kürtlerle, Gürcistan’da yaşamakta olan Kurmancca konuşanları kapsıyor. Rapor’un girişindeki özet bölümünde şöyle deniliyor: “… Mevcut…

  • Öte yandan devletler evrensel temel gelir yerine hizmet uygulamasını finanse edebilir. İnsanlara istedikleri şekilde harcayacakları bir maaş vermek yerine bedava eğitim, bedava sağlık hizmeti, bedava ulaşım gibi hizmetler sağlanabilir. Bu esasen ütopik bir komünizm tasavvuru. İşçi sınıfı devrimini başlatma fikri miadını doldurmuş olsa da komünizmin amacını başka şekillerde gerçekleştirmeyi hedefleyemez miyiz?  İnsanlara evrensel temel gelir…

  • Sigmund Freud (1856-1939) Tanrı inancını olgun insanların bir yana bırakacakları bir aldatmaca saydı kuşkusuz. Tanrı düşüncesi bir yalan değildi ama psikolojiyle çözülmesi gereken bilinçaltının bir oyunuydu. Kişisel tanrı yüceltilmiş baba figüründen başkaca bir şey değildi: Böyle bir tanrı isteği, adalet, doğruluk ve yaşamın böylece sürüp gitmesi için güçlü, koruyucu bir babaya duyulan çocukça bir özlemden…

  • Böylece Georg Wilhelm Hegel (1770-1831) kimi bakımlardan Kabbala’ya dikkat çekecek biçimde benzeyen bir felsefe geliştirdi. Hegel büyük yanlış yapmış, Yahudiliği ilkel Tanrı kavramından sorumlu, bayağı bir din olarak kabul etmişti, dolayısıyla bu ironikti. Hegel’e göre Yahudi Tanrısı dayanılmaz bir Yasa’ya sorgusuz boyun eğilmesini isteyen bir tirandı. İsa insanları bu aşağılık kulluktan kurtarmaya uğraşmış ancak Yahudiler…

  • Chotiner, Nixon’a agresif siyaseti öğretti. Bu siyaseti Chris Matthews şöyle özetler: “Chotiner’in iki ilkesi vardı. Birincisi, oy vermenin negatif bir edim olarak görülmesiydi: İnsanlar birisi için değil, birisine karşı oy verirlerdi. Chotiner’in ikinci kuralı, seçmenlerin bir kerede ancak iki ya da üç sorunu kavrayabilecek kadar zihinsel kapasiteye sahip olduklarıydı. Her bir kampanyanın hedefi, bu nedenle,…

  • Psikologlar empatiyi, bilişsel, duygusal, motor, duyusal gibi farklı bölümlere ayırırlar. Bu ayrım, biraz soyut olmakla birlikte yararlıdır. Bilişsel empati, öteki kişinin düşüncelerini düşünmek anlamına gelir: Sizin kendi düşünceler kümenize sahip olduğunuzu bilirim ve bu düşüncelerin ne olduğunu anlamaya çalışırım. Duygusal empati, ötekinin hissettiği bir duyguyu hissetmeyi kapsar: Üzgün olduğunuzu gördüğüm zaman üzülürüm; bir bebek ağlamaya…

  • Bir başka araştırma, kişi acı çektiği zaman ateşlenen bazı nöronların, aynı kişi bir başkasının acısına tanık olduğu zaman da ateşleneceğini gösterdi. Burada bir beyin taramasıyla aydınlatılan şey empatinin kendisidir. “Ayna nöron sistemi” kavramını türeten araştırmacılar, insan beyninin %10’unun sadece gözlemlemekte olduğu şeyi sanki yapıyormuş gibi ilettiğini buldular. Beynin onda biri empatiyi iletmek için programlanmıştı. Sf.…

  • Darwin’in kendi başarısını dehasına değil “inatçılığı”na atfetmesi ünlüdür. Sf. 39 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimin gerçek göstergesi (pek çok sahte göstergenin aksine) birinin hipotezini çürütme, özeleştirel olma, varsayımları inceleme ve bir teoriyi daha ileri düzeyde test etme yöntemlerine işaret etme girişimidir. Sf. 31 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 31) kitabından…

  • Tabii ki, meşhur olmak için psikopat olmanız gerekmez. Ancak büyük yardımı dokunabilir! Bir insan meşhur olmak istiyorsa yükselmesini hızlandıracak ve kolaylaştıracak çeşitli psikopatik karakter özellikleri vardır. Pişmanlık veya suçluluk duymaktan yoksun olmak, tepeye çıkarken insanların üzerine adeta basamak taşlarına basar gibi zahmetsizce basıp geçebilecekleri anlamına gelir. Benzer şekilde, kendilerinde her konuda haklı görme hisleri, meşhur…