Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnsani Bilimler

  • Ben Yali’ye şu yanıtı verirdim: Farklı kıtalardaki halkların uzun dönemli tarihleri arasındaki farklar, söz konusu halkların insanları arasında doğuştan gelen farklardan kaynaklanmaz, yaşadıkları çevrelerin koşulları arasındaki farklardan kaynaklanır. Sf. 513 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 513) kitabından birebir…

  • Kısacası Avrupalılar Afrika’yı sömürgeleştirdiyse bunun, beyaz ırkçıların sandığı gibi, Avrupalı halkların Afrikalı halklardan farklı olmasıyla bir ilgisi yok. Daha çok coğrafi ve biyocoğrafi rastlantılarla ilgisi var, özellikle de kıtaların yüzölçümleri, eksenleri, yaban bitki ve hayvan türü takımları arasındaki farklılıklarla. Yani, Afrika ile Avrupa’nın tarihsel yörüngeleri arasındaki fark taşınmaz mal varlıkları arasındaki farktan kaynaklanıyor. Sf. 481…

  • Hiçbir gerçek yazı sisteminde tek bir strateji kullanılmaz. Çin yazısı tamamıyla logogramlardan oluşmaz, İngilizce yazı sistemi yalnızca alfabeye dayanmaz. Alfabeli bütün yazı sistemlerinde olduğu gibi İngilizcede de $, %, + gibi pek çok logogram kullanılır: yani bütün bir sözcüğün yerine geçen, sessel öğelerden oluşmayan, saymaca göstergeler. Sf. 255 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının…

  • Yazı sistemlerinin temelinde yatan üç ana strateji vardır; bu stratejiler tek bir yazılı işaretin gösterdiği söz biriminin uzunluğuna göre değişir: söz biriminin tek bir temel ses, tam bir hece ya da tam bir sözcük oluşuna göre. Bugünkü halkların çoğu bu üçünün içinde en çok alfabeyi kullanmaktadır. Alfabe sisteminde dilin her bir temel sesi (sesbirim) için…

  • Laplace’ın esasında söylediği şey, evrendeki tüm parçacıkların konumunu ve hızını tek bir anda bildiğimiz takdirde söz konusu parçacıkların geçmiş ya da gelecekteki başka bir anda hareketini hesaplayabileceğimizdir. Laplace ile Napolyon arasında geçen muhtemelen sonradan uydurma bir hikâye vardır: Buna göre Napolyon, Laplace’a Tanrı’nın bu sisteme nasıl uyduğunu sorar ve Laplace da buna “Efendim bu varsayıma…

  • Yine de yirmi birinci yüzyıl bitmeden insanların hem zekâyı hem de saldırganlık gibi içgüdüleri nasıl yenileyeceklerini keşfedeceğinden eminim. Bu noktada muhtemelen insanlar üzerinde genetik mühendislik çalışmalarına karşı yasalar yürürlüğe girecektir. Fakat bazıları sözgelimi hafızanın büyüklüğü, hastalıklara karşı direnç ve yaşam süresi gibi insana ait özellikleri geliştirmenin cezbediciliğine karşı koyamayacak. Böylesi üst-insanlar ortaya çıktığında mücadele etme…

  • Oysa her tarihsel olay, bir defalık bir olay olarak, başka olaylarla kausal benzerlikler gösterse bile, eşsiz bir olaydır. Onun doğru yorumlanması ise sadece onu kavramakla, sadece onu anlamakla mümkün olur. Sf. 48 Alıntı; İnsan ve Değerleri – İoanna Kuçuradi, (TFK Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları,  7. Baskı 2018 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • ‘Değer’ ile ‘değerler’ ayrı ayrı şeylerdir. ‘Değerler’ var olan şeyler dir, var olan imkanlardır; ‘Değer’ ise bir şeyin değeridir; bir şeyin bir çeşit özelliğidir. Bu bakımdan değerleme, değerlerin gerçekleşmesi oluyor ve bir eylem veya bir eserdir; değerlendirme ise insanın ve insanla ilgili var olan her şeyin değerinin gösterilmesidir. Değerlerin değerlendirilmesi felsefenin işi; değerlere değer biçmekse…

  • Sözünü ettiğim olgu, aynı insanların, aynı olayların, aynı durumların, aynı eylemlerin, aynı kararların, aynı eserlerin, hatta aynı fenomenlerin farklı kişiler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmesi, farklı şekillerde yorumlanması, farklı şekillerde açıklanmasıdır. Yapılan bununla da kalmıyor: aynı insanların, aynı olayların bu farklı değerlendirilmesi sözlerde kalmıyor; her farklı değerlendirme tek doğru değerlendirme olduğunu ileri sürerek ortaya çıkıyor; bu…

  • Serbest pazarın yarattığı acımasız yarışta kullanılan yollardan biri reklamlardır. Bunun için tüketim toplumuyla hesaplaşırken, üzerinde durulması gereken en önemli konulardan biri reklamların niteliği ve kişiler üzerindeki etkileridir. Amaç, reklamını yaptıkları malı olabildiğince çok sattırmak olan reklamların niteliğini etik bakımdan sıfıra düşüren, ama amacına ulaştırabilen bir etken de, reklamın hitap ettiği insanların çoğunda egemen -kültürlerinde yaygın-…

  • Kullanıp atma -şeyleri, hatta insanları kullanıp atma- tüketim toplumunun ana özelliklerinden biridir. Kullanılan en önemli araç ise reklamlar. Bu nedenle tüketim toplumunun sorunlarıyla savaşmak istiyorsak, yaşam biçimlerini olduğu kadar, ülkelerde ve dünyada ekonomik ilişkilerin bugünkü düzenlenme biçimini -serbest pazar denileni- de gözden geçirmek ve bu ilişkileri başka ilkelerle -insanın değerini / insan onurunu kişilerde korumayı…

  • Kişi özgürlüğü ve güvenliği denen haklar ve bunların mantıksal sonuçları: “hiç kimse kölelik ve kulluk altında tutulamaz”, “hiç kimseye işkence veya zalimce, insanlık dışı ya da onur kinci muamele yapılamaz ve bu tür ceza verilemez”, “hiç kimse keyfî tutuklanamaz” ve düşünce, ifade, barış içinde toplanma özgürlüğü gibi özgürlükler, her kişiden insana zarar vermemeyi, “dokunmamayı” talep…

  • Kişinin onurunun korunması ifadesi ise, yaşayan insanların etik bir korunmasının düşünüldüğü izlemini veriyor: örneğin kişilere yapılan biyolojik müdahalelerle (Vietnam’a gönderilen bazı Amerikalı askerlere yapıldığı söylenen müdahaleler gibi) ortaya çıkan davranış değişikliklerini akla getiriyor. Ne var ki bu son durumda zedelenen onur, davranışı değişen kişinin onuru değil, müdahaleyi yapanın onuru -ve böyle davranışlarda bulunan insanlar var…

  • Burada ana çizgileriyle anlattığım yaklaşım, kişisel yaşamımızda ve kamu yaşamında karşılaştığımız etik problemleri ele alırken, insan onurunu -ve en başta kendi onurumuzu- koruyarak eylemde bulunmaya kararlı isek, çıkar yol bulmada daha elverişli görünüyor. Sf. 61 Alıntı; Ahlak, Etik ve Etikler – İoanna Kuçuradi, (TFK Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları,  1. Baskı 2019 – Sf. 61) kitabından…

  • Değerli bir amaç veya değerli bir kişi eylemi, insan için, insanların dünyası için ve bu amacın veya eylemin değerinin farkında olanlar için anlamlıdır. Bu söylediklerimden ortaya çıkıyor ki, yalnızca onlara sahip olan için anlamlı olan amaçlar ve yalnızca onları gerçekleştirenler için anlamlı olan eylemler vardır. Bunların anlamı bu amaçların ve eylemlerinin değerinin karşılığı değildir. Metafizik…

  • Anlam, kişinin eylemleri ile ana amaçları arasında gördüğü -gerçekten var olan- ya da kurduğu -gerçekten var olmayan- ilişkiden oluşur. Dolayısıyla bunun gerçekleşmesi için yaptığı her şey onun için anlamlıdır. Onun için anlamlı olması, yaptığının bir başkası için anlamlı olmasını gerektirmez, ama başkası için de anlamlı olmasına engel değildir. Sf. 59 Alıntı; Ahlak, Etik ve Etikler…

  • Toplu anlam atfetmeler de, değerinden bağımsız olarak her şeye yapılabiliyor. Örnek olarak topluluk ideallerini, milliyetçilik ve ırkçılık gibi idealleri, “bütün dünya işçilerinin birleşmesi”, “Kudüs’ü kurtarma”, Turancılık gibi idealleri, şu arıda da, yaygın anlaşılma biçimiyle “Avrupa müktesebatı” denilenleri ya da “ifade özgürlüğü”nü düşünebiliriz. Şeylerin değerlerinden bağımsız olarak yapılan bu tür anlam atfetmelerden başka, anlamın anlamlı sayılan…

  • ‘Etik’ sözcüğü bazen ahlâk anlamında, yani belirli bir grupta, belirli bir zamanda, kişilerin birbirleriyle ilişkilerinde değerlendirmelerini ve eylemlerini belirlemeleri beklenen değerlendirme ve davranış normları sistemleri anlamında kullanılıyor. Bunlar yazılı olmayan norm sistemleri ya da belirli bir zamanda, belirli bir kültürde neyin “iyi”, neyin “kötü” olduğuna ilişkin norm sistemleri, dolayısıyla kişilerin genel olarak neleri yapmaları, neleri…

  • Darwin’in Başlıca Beş Evrim Teorisi 1.Türlerin sabit olmayışı, değişken oluşu (evrimin temel teorisi) 2.Tüm organizmaların kökeninin ortak bir ata oluşu (dallanan evrim) 3.Evrimin kademeli oluşu (saltasyon yok, süreksizlik yok) 4.Türlerin katlanarak çoğalması 5.Doğal seçilim Sf. 119 Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf.…

  • Artık, DNA dünyasından önce bir RNA dünyasının var olduğuna inanılıyor. Bu RNA dünyasında protein sentezinin olduğu zaten bellidir fakat DNA’nın protein sentezi verimliliği RNA’da bulunmaz. Yaşamın başlangıcı problemini çözmeye yönelik olarak gerçekleştirilen tüm teorik ilerlemelere rağmen hiç kimsenin laboratuvarda bir yaşam yaratma başarısını gösteremediği de somut bir gerçektir. Bu, yalnızca oksijensiz bir atmosfer değil, muhtemelen…