Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnsani Bilimler

  • Pratik, alışkanlık ve eğitim sayesindedir ki, insan zekâsı gelişir kendisini çevreleyen yaratıkların üstüne çıkmayı başarır. Kültürsüz ve deneysiz insan, hayvan kadar akıl ve beceriden yoksun bir yaratıktır. Bir ahmak; organını güçlükle harekete geçiren, dimağı zorlukla harekete geçirilen, kanı yavaş dolaşan bir insandır. Zeki bir adam; organı uysal olan, kolay işleyen, hızla hisseden, dimağı çabuk harekete…

  • Eğer Tanrı aklımızın erebileceği tek yer olan yeryüzünü kötülüklerden koruyamamış ya da korumak istememişse, hakkında hiçbir fikrimiz olmayan öteki dünyayı (yani ahiret dünyasını) kötülük ve felaketlerden koruyabileceğine ya da korumak isteyeceğine ne sebep düşünebiliriz? Lactance’e göre, 2000 yıl önce Epicure şöyle demiş; “Tanrı, ya kötülüğe engel olmak istiyor ancak kötülüğü yasaklamaya muktedir olamıyor ya kötülüğü…

  • İyilikler ve kötülükler doğanın zorunlu nedenleri ve eserleridir. Bunda hiçbir şeyi değiştirmeyen tanrı ne Tanrı’dır? Evren olabildiği şeyden başka bir şey değildir. Evrende duygulu varlıklar haz ve acı duyarlar. Sf. 138 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 138) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu durumda; “İnsan, evren ve bütün içeriği ‘rastlantının’ eser­leridir” diyeceksiniz. Hayır, size tekrar ediyorum: Evren asla bir eser değildir; evren bütün eserlerin etkenidir. Sf. 119 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dr. Abdullah Cevdet’in önsözünden; “Sağduyu kutsal bir isyandır ve bunu gönüllerde gezdirmek aşkının ateşi hiçbir zaman söndürülemeyecektir. Promete, Kafkas dağlarında değil gönül dağlarındadır ve zincirlerini kırmıştır. Mabudumuz erdemdir. Erdemin yaratılması ise hürriyetsiz mümkün değildir. Hürriyetlerin en önemlisi ve kutsalı, fikir ve vicdan hürriyetidir. Bu çevirinin konusu, bir bağlılık ve ibadettir.                                                                                Doktor Abdullah Cevdet” Sf.…

  • Ivan Nasidze, Dominique Quinque, Murat Öztürk, Nina Bendukidze ve Mark Stoneking tarafından hazılanan “mtDNA and Yçromosome Va- riation in Kurdish Groups” (Kürt Gruplarında MtDNA ve Y Kromozomu Değişikliği) başlıklı makalenin girişinde belirtildiğine göre, araştırma, Türkiye’de yaşayan Kurmancca ve Zazaca konuşan Kürtlerle, Gürcistan’da yaşamakta olan Kurmancca konuşanları kapsıyor. Rapor’un girişindeki özet bölümünde şöyle deniliyor: “… Mevcut…

  • Öte yandan devletler evrensel temel gelir yerine hizmet uygulamasını finanse edebilir. İnsanlara istedikleri şekilde harcayacakları bir maaş vermek yerine bedava eğitim, bedava sağlık hizmeti, bedava ulaşım gibi hizmetler sağlanabilir. Bu esasen ütopik bir komünizm tasavvuru. İşçi sınıfı devrimini başlatma fikri miadını doldurmuş olsa da komünizmin amacını başka şekillerde gerçekleştirmeyi hedefleyemez miyiz?  İnsanlara evrensel temel gelir…

  • Sigmund Freud (1856-1939) Tanrı inancını olgun insanların bir yana bırakacakları bir aldatmaca saydı kuşkusuz. Tanrı düşüncesi bir yalan değildi ama psikolojiyle çözülmesi gereken bilinçaltının bir oyunuydu. Kişisel tanrı yüceltilmiş baba figüründen başkaca bir şey değildi: Böyle bir tanrı isteği, adalet, doğruluk ve yaşamın böylece sürüp gitmesi için güçlü, koruyucu bir babaya duyulan çocukça bir özlemden…

  • Böylece Georg Wilhelm Hegel (1770-1831) kimi bakımlardan Kabbala’ya dikkat çekecek biçimde benzeyen bir felsefe geliştirdi. Hegel büyük yanlış yapmış, Yahudiliği ilkel Tanrı kavramından sorumlu, bayağı bir din olarak kabul etmişti, dolayısıyla bu ironikti. Hegel’e göre Yahudi Tanrısı dayanılmaz bir Yasa’ya sorgusuz boyun eğilmesini isteyen bir tirandı. İsa insanları bu aşağılık kulluktan kurtarmaya uğraşmış ancak Yahudiler…

  • Chotiner, Nixon’a agresif siyaseti öğretti. Bu siyaseti Chris Matthews şöyle özetler: “Chotiner’in iki ilkesi vardı. Birincisi, oy vermenin negatif bir edim olarak görülmesiydi: İnsanlar birisi için değil, birisine karşı oy verirlerdi. Chotiner’in ikinci kuralı, seçmenlerin bir kerede ancak iki ya da üç sorunu kavrayabilecek kadar zihinsel kapasiteye sahip olduklarıydı. Her bir kampanyanın hedefi, bu nedenle,…

  • Psikologlar empatiyi, bilişsel, duygusal, motor, duyusal gibi farklı bölümlere ayırırlar. Bu ayrım, biraz soyut olmakla birlikte yararlıdır. Bilişsel empati, öteki kişinin düşüncelerini düşünmek anlamına gelir: Sizin kendi düşünceler kümenize sahip olduğunuzu bilirim ve bu düşüncelerin ne olduğunu anlamaya çalışırım. Duygusal empati, ötekinin hissettiği bir duyguyu hissetmeyi kapsar: Üzgün olduğunuzu gördüğüm zaman üzülürüm; bir bebek ağlamaya…

  • Bir başka araştırma, kişi acı çektiği zaman ateşlenen bazı nöronların, aynı kişi bir başkasının acısına tanık olduğu zaman da ateşleneceğini gösterdi. Burada bir beyin taramasıyla aydınlatılan şey empatinin kendisidir. “Ayna nöron sistemi” kavramını türeten araştırmacılar, insan beyninin %10’unun sadece gözlemlemekte olduğu şeyi sanki yapıyormuş gibi ilettiğini buldular. Beynin onda biri empatiyi iletmek için programlanmıştı. Sf.…

  • Darwin’in kendi başarısını dehasına değil “inatçılığı”na atfetmesi ünlüdür. Sf. 39 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimin gerçek göstergesi (pek çok sahte göstergenin aksine) birinin hipotezini çürütme, özeleştirel olma, varsayımları inceleme ve bir teoriyi daha ileri düzeyde test etme yöntemlerine işaret etme girişimidir. Sf. 31 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 31) kitabından…

  • Tabii ki, meşhur olmak için psikopat olmanız gerekmez. Ancak büyük yardımı dokunabilir! Bir insan meşhur olmak istiyorsa yükselmesini hızlandıracak ve kolaylaştıracak çeşitli psikopatik karakter özellikleri vardır. Pişmanlık veya suçluluk duymaktan yoksun olmak, tepeye çıkarken insanların üzerine adeta basamak taşlarına basar gibi zahmetsizce basıp geçebilecekleri anlamına gelir. Benzer şekilde, kendilerinde her konuda haklı görme hisleri, meşhur…

  • Hare’nin görüşü “psikopatinin, biyolojik unsurlarla sosyal kuvvetlerin arasındaki karmaşık -ve fazla anlaşılamayan- ilişkiden kaynaklandığı” yönündedir. Başka bir deyişle Hare, psikopatinin doğa ve yetiştirme tarzının karışımından kaynaklandığını düşünmektedir. Sf. 135 Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 135)…

  • Ekipmanların kurulmasını beklerken kendilerine ister yalnız, isterlerse de başka biriyle bekleyebilecekleri söylendi. Kaygıları yüksek seviyede olan grup (elektrik şokunun acı vereceği söylenen grup) beklerken yanlarından başka birilerinin olmasını istemeye iki katı yatkınlık göstermiştir. Bizler, arkadaşlarımızı seçerken ortak yönlerimizin olmasını gözetiriz, bir psikopat ise “arkadaş” seçimini o insanda istediği bir şeye veya o insanın onlara faydalarına…

  • Fikirlerinizi her zaman patronunuza sağlayacağı çıkarları ve zararları vurgulayarak iletmelisiniz, çünkü tek anladıkları lisan budur. Sf. 80 Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mevcut işinizde çalışmaya devam etmek istiyorsanız patronunuzu başkalarının önünde hiçbir zaman eleştirmeyin. Sf. 80 Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.

  • Açıkça söylemek gerekirse hayır, psikopatlığın “tedavisi” yoktur, hastalar genel tedavi programlarına herhangi bir tepki göstermeyebilir. Sf. 31 Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.