Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İslamiyet, Hz. Muhammet

  • Tarihi verilere göre yazı, Mekke’ye ilk defa Hz. Muhammedin çağdaşı ve fakat ondan biraz daha yaşlı bir kimse olan Harb (Ebu Süfyan’ın babası) tarafından dışarıdan getirilmiştir. Kur’an, Arap dilinde kaleme alınmış ilk yazılı kitaptır. Sf. 29 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,…

  • ÂcZeyd şunları söyledi: Zeyd, sözüne devamla der ki: ‘Bunun üzerine Osman bin Affan bana kendisi için bir Kur’an yazmamı emretti ve dedi ki: Yardımcı olarak sana akıllı ve edebi zevki olan bir adam vereceğim, ikiniz Kur’an’ı yazın. Aranızda ne zaman bir anlaşmazlık çıkarsa o konuda bana başvurun. Sf. 28 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim…

  • ÂcZeyd devamla şunları söyledi:   “Ebu Bekir’in emri üzerine ben Kur’an’ı, deri parçaları, kürek kemikleri ve hurma ağacı yapraklarının orta damarları üzerine yazdım. Ebu Bekir’in vefatından sonra Hz. Ömer hilafet makamına geçtiğinde, kendisi (Kur’an’ı) bir tek cilt halinde (Mushaf) yazdırdı ve kendi yanında muhafaza etti. O da vefat edince bu (Mushaf), Hz. Peygamberin dul hanımı…

  • Zeyd b. Sabit’in Allah’ın vahiylerinden ibaret metinleri toplaması hakkında bir takım itirazların, ileri geri konuşmaların patlak vermesi sonucunda diğer şahıs metinlerinin ve kopyalarının ortaya çıkmasına sebep oldu. Nitekim Humus ve Şam halkının Mikdat b. Al-Asved’in; Kûfe halkının Abdullah b. Mesud’un; Basra halkının Ebu Musa El-Eşari’nin; Suriye halkının genelde Ubay b. Ka’b’ın nüshalarını kabul ettikleri bilinmektedir.…

  • Mervan b. Hakem’in, Ebu Süfyan’ın yeğeni ve çok ilginç bir tarihi şahsiyet olduğunu, Peygamber tarafından Mekke fethinden sonra Taif’e sürüldüğünü, amcasının oğlu olan Halife Osman tarafından affedilerek önemli görevlere getirildiğini ve daha bir yığın ilginç olaydan sonra Emevîlerin halifesi olup Mervanî kolunun saltanatını başlattığını da belirtelim. Sf. 24 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir?…

  • Yazılan Mushaflar Hz. Osman’ın huzurunda Ashab-ı Kirama okundu. İtirazsız tasvip ve kabul gördü. Böylece ashabın icmaı (peygambere sahip çıkanların birlikteliği) sağlandı. Hz. Hafsa’dan getirilen Mushaf da kendisine iade edildi. Hz. Osman bu Mushafların dışında kimin elinde Kur’an’dan ne varsa yakılması için emir çıkardı. Hatta bir rivayete göre Mushaf gönderilen şehirlere de “Ben bunların dışındakileri imha…

  • Ebu Bekir, Ömer ve Zeyd’e şöyle dedi: ”Peygamberin mescidinin girişine oturun. Biri size Allah’ın kitabından bir ayeti iki şahitle getirdiği takdirde onu kaydedin.”  Sf. 20 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çünkü bütün kaynaklar Zeyd’e gelen ve iki şahit huzurunda “Ben bunu Peygamberden işittim.” denilen her sözün Mushaf’a alındığını anlatır.  Sf. 19 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha sonra Halife Osman döneminde Zeyd b. Sabit başkanlığında bir heyet tarafından peygambere gelen vahiyler, yeniden derlenip düzenlenmiş, çoğaltılmış ve başka nüshalar yok edilerek bu nüshanın geçerliliği sağlanmış, böylece günümüze gelen Mushaf ortaya çıkmıştır. Sf. 15 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,…

  • Din eleştirisi her türlü eleştirinin temelidir. Sf. 365 Din: İnsan Olamamış/İnsanlıktan Çıkmış Olanın Öz-Bilinci’dir. Sf. 365 Allah: insanın Belirsiz ve Bozulmuş imajı. (Engels, Collected Works 3, p. 465) İnsanın kendi özü, tasavvur edilebilecek herhangi bir Tanrının hayali özünden çok daha harika ve yücedir; Tanrı dediğimiz, eninde sonunda yalnızca insanın kendisinin belirsiz ve bozulmuş bir imgesidir.…

  • Yalnız ordu, kendisini yobazlaştırmadan yobazizmi uygulaması imkânsızdır. Silivri’de de görmek imkânı buldum, subaylar ve paşaların çoğu mutaassıp ve hatta yobazdırlar. Artık gardırop modernistleri de diyebiliriz. Özel kuvvetler ve jandarma ise “Türk-İslam” Sentezi’ndedirler. Sf. 282 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üç, benim tanıdığım Öcalan, dindar değildi, Aleviliği çok konuşurduk. Üzüm üzüme baka baka kararır, Öcalan akepe’den yobazizm kaptı, not etmiştim. Dört, bu zamanda dahi, Murat Karayılan, “biz Zerdüşt’üz” diyordu ve Avesta’yı kutsal kitap kabul ettiklerine dair işaretlere rastlıyoruz. Beş, yobazizm’den çözülürlerse, laik Türkizm ile birliktedirler, başka yol göremiyorum. Sf. 273   Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış…

  • Bürokrasi ve ordunun devşirme ve yeniçerilik yoluyla ihtida etmiş (Müslümanlığa dönmüş) Hıristiyanlara açılması, yerli Hıristiyan unsurlar ile göçebe unsurları bir bütünlük oluşturmak üzere birleştiriyordu. II. Murad zamanına gelindiğinde artık devlet makamları önemli ölçüde Hıristiyan unsurların eline geçmiş bulunuyordu. Taner Timur’un bu yapı ve durum üzerine yorumu şöyleydi: “Burada şu kadarını söyleyelim ki, Osmanlılar Balkanları fethederken,…

  • Gibbons’ın Bitinya’daki yeni oluşuma ve Osmanlıya ilişkin tezi Türk tarihçilerinin tam tersi olmakla şöyleydi: “… bir medeniyeti tahrip eden bir Asyalı ırkın coşkun istilası mevzu-u bahis değildir. Belki, bizim meşgul olduğumuz yeni bir ırkın doğduğu yerde mevcut unsurların kaynaşmasından müteşekkil bir ırkın tarihidir.” Gibbons Osmanlı’yı tek başına Asyalı göçebelerden müteşekkil bir kitle olarak görmüyordu; Gibbons’ın…

  • Yaşar Ocak kitabında, Babailerin siyasal eğilimlerini kastederek, “İranlılaşarak kendilerine yabancılaşmış Anadolu Selçuklu merkezi yönetiminin yıkılışını hedefleyen bir ideolojinin mensupları … bir başka devletin, Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda rol aldılar” notunu da düşmektedir. Demek ki, Osmanlının kuruluşuna katılanlar, Selçuklunun yıkılışını isteyenlerdi. Selçuklu ile Osmanlı arasında bir devamlılık ilişkisi kuran Türk tarihçiliğinin ve Türk-İslam tezlerinin zıddı bir olgu…

  • Babai Ayaklanması tarih sahnesine iki “babanın” yönetimi altında çıkar. Bu babaların isimleri Baba İlyas ve onun halifesi Baba İshak olarak biliniyor. Ayaklanan kitleyi ise yerli Hıristiyanların yanında, heteredoks Türkmenler oluştururlar. İsyan oldukça geniş bir bölgeyi etkisi altına alır; Rum Selçuklu düzeni üzerindeki yıkıcılığıyla da Anadolu’ya ilerleyen Moğolların yolu üzerindeki taşları temizler. Anadolu’yu kasıp kavuran ve…

  • İran her zaman imanı eriten bir unsur olarak görülmeye devam etmişti. Osmanlıda ulemanın şeriat yanlısı olanlarının İran’a bakışını gösteren bir ifadeyi burada tekrar edebiliriz: “Her kim okur Farisi, gider dinin yarısı.” Türkler ise, İslam’ı İranlılardan öğrenmişlerdi; herhalde daha baştan dinlerinin yarısını kaybetmiş olarak Anadolu topraklarına giriyor ve Anadolu’yu yurt tutuyorlardı. Ernst Werner’in daha önce aktardığımız…

  • Çetin Yetkin bu yakınlığa ilişkin olarak şunları yazmaktadır: “… [Ahmet Yesevî] daha Müslümanlığa adım atmamış Türklere de İslam’ı benimsetmek istiyordu. Bunun için ise bu ideolojiyi onların algılayabilecekleri ve yaşam biçimlerine ters gelmeyecek bir söylemle anlatmak ve belletmek gerekiyordu. İşte, o da bu yolu izleyecekti, özellikle de, Türklerin Şamanist inançlarını İslam’la kaynaştırarak sürdürmeleri ve saz şairlerini…

  • Nitekim 1189’da başlayan III. Haçlı Seferi sırasında, Anadolu’dan geçen bir güzergâh üzerinde karar kılan I. Friedrich Barbarossa, geçiş güzergâhını korumasını istediği II. Kılıç Arslan ile kolaylıkla anlaşabiliyordu. Görünen o ki, Rum Selçuklu Devleti İslam’ın ve gazanın kılıcını kınında unutmuştu. Ernst Werner, İslam dünyasında Selçukluların adının, böylesi dini esneklikleri nedeniyle “laçka Müslümanlara” çıkarıldığını belirtmektedir. Gordlevski de…

  • Nitekim 10. yüzyılda halife adına Oğuz bölgelerini ziyaret eden İbn Fadlan, Türk topluluklarının, İslam’a geçseler de, gerçekte ona inanmadıkları düşüncesindeydi. Bu kabilelerin din değiştirmelerine güvenilmemesi gerektiğini, siyasi koşullar değiştiğinde Türk şeflerinin utanıp sıkılmadan yeni bir dine geçebilecekleri uyarısında bulunuyordu. Sf.244 İbn Fadlan’ın sözlerindeki küçümseyici ton bir yana bırakıldığında, göçebelerin din ile ilişkisi konusunda söyledikleri dikkate…