Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İslamiyet, Hz. Muhammet

  • İ.S. 1897: Böle’de ilk Sioniste kongresi. İ.S. 1898: Pariste ve Cezayir’de Yahudi aleyhtarı gösteriler. İ.S. 1903-1906: Rusyada Yahudi aleyhtarı gösteriler. İ.S. 1917: Balfour’un beyannamesi. İ.S. 1918: Bükreş Antlaşması bazı Yahudi zümrelerinin teb’alığa girmesini mecbur ediyor. İ.S. 1919: Ukrayna’da Yahudi aleyhtarı gösteriler. Macaristan’da Bela Kun tarafından bir Komünist Hükümetin kurulması, sulh konferansında «Yahudi murahhasları Komitesi» Yahudilerin…

  • Ancak 19. uncu asrın ilk yarısında hükümet bütün Alman Yahudilerini soyadı almağa mecbur etti: Bağları memleket adlarının başına veya sonuna er, von getirerek adlar yaptılar: Regensburger ve von Regensburg gibi. … Düşünmelidir ki İlkçağ’dan, kültürü, dini ve geleneği ile sağlam olarak artakalan yegâne etnik zümre Yahudilerdir…. Yahudi Pantheizm’i başka medeniyetlerde örneği olmayan bir ruh genişliğine…

  • Kur’an-ı Kerim’de, Yahudilikle alâkalı veya Yahudilerin nüzul (inme) sebebi olduğu 500 civarında ayet tespit etmiştir. Sf. 28  Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunu daha önce de görmüştük: Cemaleddin Afganî, İslam’ın şartlanın değiştirerek, Protestanlığın İngiltere’ye has yorumu olan Anglikanizm gibi bir “Müslüman Anglikanizm’i” oluşturmak istemiyor muydu? Sf. 428 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 428) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesut Yılmaz’ın babaannesi “mühtedi” Neyse, bugün Türkiye’de soyları Kafkasya’ya, Kırım’a dayanan birçok Müslüman aile var. Kimsenin ailesi hakkında tereddütle­rin oluşmasını istemeyiz. Örneğin, eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın dedesi Vasapların Ahmed, Kırım’da on yıldan fazla bir süre fırıncılık yaptı. Ken­dinden on üç yaş küçük Sonya’yı yanına eş olarak alıp, Karade­niz’deki Çayeli’nin Çimil köyüne döndü. Sonya, Müslüman oldu,…

  • Musevî mezhebini kabul eden Hazar Türkleri “Karay” ismini aldılar. Karayların en kesif kısmı Kırım Yarımadası’na yerleşmiş olan Türklerdi. Fakat onlardan başka bilhassa Dağıstan mıntıkasında, Volga ve Don nehirleri arasındaki Romanlar içerisinde de Musevilik büyük rağ­bet kazandı. (Hilmi Ziya Ülken, Türk Tefekkürü Tarihi, 2004, s. 76.) Karaylar, her yerleştikleri yerde Yahudi gibi karşılanırlardı. Ancak XVIII. yüzyıl…

  • Bugün 4 milyar dolarlık bir servetleri olduğu iddia edilen Ülker ailesi kimdi? Önce ailenin büyüğünü kısaca tanıyalım: Adı, İslam’dı… XX. yüzyılın başında Kırım’dan Türkiye’ye göç etti. Kırklareli’nin Karamehmet köyünde Numanzadelerin kızı Şakire’yle ev­lendi. 1911 yılında oğlu Asım dünyaya geldi. İslam Efendi Kırklareli’nde fazla kalamadı; tekrar Kırım’a döndü. Dönüş nedeni bü­yük ihtimalle Balkan Savaşları olmalı. Sf.…

  • Doğruluk payı var. Ama bilgi eksik; “faizsiz bankacılığın” glo­bal bir yapı kazanmasında ABD faktörü vardı. Ve unutmayınız; faiz Hıristiyanlık ve Yahudilikte de yasaktır! Yahudilikte faiz yasağı olmakla birlikte, “Kardeşinden faiz al­mayacaksın” hükmüyle Hıristiyanlardan ve Müslümanlardan faiz alınabilmektedir. İddiaya göre Yahudiler, Hıristiyan ve Müslümanlardaki faiz ya­sağı nedeniyle dünya “faiz İmparatorluğunu ele geçirdi! Sf. 407 Alıntı; Beyaz…

  • Said-i Nursî 23 Mart 1960’ta Urfa’da vefat etti. İsteği üzerine Halilürrahman Camii haziresine defnedildi. 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinden sonra, “Mezarı siyasî bir sembol haline getiriliyor” iddiasıyla, 12 Temmuzda mezarından çıkarıldı ve bilinmeyen bir yere götürüldü. Bugüne kadar bu bilinmeyen yerin Isparta olduğu söyleniyor ve yazılıyordu. Doğrusu şudur: Mezardan çıkartılan Said-i Nursî’nin tabutu Kıbrıs açıklarında…

  • Ancak 23 Aralık 1930’da Asteğmen Kubilay’ın şehit edildiği isyanı teşvik suçundan oğlu Mehmed Ali Erbilî’yle birlikte gözaltı­na alındı. Bir ay sonra İstiklal Mahkemesi baba ile oğul hakkında idam cezası verdi. Yaşı altmış beşten büyük olduğu için Şeyh Esad Erbilî’nin cezası müebbet hapse çevrildi; oğlu Mehmed Ali Erbilî 28 kişiyle birlikte idam edildi. İdam edilen 29…

  • 1932 yılında yasaklanan Arapça ezan, DP hükümeti tarafından 17 Haziran 1950’de kaldırıldı. Sf. 383 İran, ezana “Aliyyün Veliyullah” yani “Ali Allah’ın velisidir” ek­lemesini yaptı. Hele bir gidin Çin’de ezan sesi dinleyin, anlayana büyük ödül var! Sf. 384 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf.…

  • Son postnişin: Mehmet Esat Düzgünman Aziz Mahmud Hüdayî Dergâhı’nın “son postnişini’’ Mustafa Esat Düzgünman’dı; 1953’ten 1979’a kadar dergâhın türbedarlığını yaptı. 9 Şubat 1920’de İstanbul Üsküdar’da doğdu. Babası, aynı semtteki Azizmahmuthüdayî Camii’nin imamlığını yapan Sami Efendi’ydi. Sf. 374 Niyazi Sayın gibi bir ney üstadına musiki âleminin kapısını ilk o açtı. Neyzen Niyazi Sayın da, Türkiye’ye Mercan…

  • Aziz Mahmud Hüdayî, Halvetîlikle yola çıkmış, Bayramîliği benimsemiş ve “Halk içinde Hakla birlikte olmak” anlamına gelen “celvet”i esas alan “Celvetiye Tarikatı”ını kurmuştu. Sf. 370 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 370) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabetay Sevi’nin torunu olduğunu söyleyen Ilgaz Zorlu’yu dinleyelim: “(Sabetayistlerin) Masonluk ve Melamîliğe karşı gösterdikleri il­gi bizleri şaşırtmamalıdır. Nitekim adı geçen organizasyonlarda üst kademelere kadar gelmeleri de bunun bir örneğidir. Melamilerin Sabetay Sevi’nin fikirdaşı olan Niyazi Mısrî’ye karşı duydukları il­giyle beraber Sabetaycılar bu tarikata intisap etmeye başladılar. Melamîlik’e Yalılar bölgesindeki evini tekke haline getirerek maddî destek…

  • Yaptığı iyilikleri, gösteriş olur endişesiyle gizleyen; işlediği günahları ise nefsiyle mücadele etmek için açığa vuran tasavvufî tarikatın adıydı “melametîlik” ya da bildik adıyla “melamîlik”. Sf. 307 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 307) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, niye böyleydi? Kabaladaki Mesih inancı gereği Sabetay Sevi’nin “ahlaksız bir ortam yaratması”; fahişeyle evlenmesi inanılmayacak olaylar de­ğildir aslında. Çünkü Mesih’ten önce toplum o kadar ahlaksız ola­cak ve çürüme yaşayacaktı ki, Mesih geldiğinde bunların hepsini düzeltecekti! Daha önce de basite indirgeyerek yazdım; Mesih Hz. İsa’yı ör­nek gösterdim: Domuz yenmiyorsa, Mesih gelince yenecektir. Sünnetliyse, Mesih gelince…

  • İran kökenli musahiplik törenleri iki aile arasında yapılıyordu: Musahip olan çiftlerden erkekler baş açık, yalın ayak yere uzan­mışken kadınlardan her biri musahip erkeklerin çıplak ayaklarını uzun kefen etekleriyle örterler. Bu hareket onların bacı-kardeş olmalarını simgeler. Nitekim musahip ailelerine nikâh düşmez. Çocukları bile birbirleriyle evlenemez. Durumu böyle benimsemek istemeyen kimi kötü düşünceliler, durumu istedikleri yöne çekmektedirler.…

  • Bu kuzu bayramı hakkında Sabetay zümresi mensuplarından Karakaşzade Rüştü, 1924 ‘tarihinde Vakit gazetesi muhabirine şu izahatı vermişti: “Kuzu Bayramı 22 Adar’da (Mart ayında) yapılır. Bu bayram geceye mahsustur. Ve her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebe­tiyle ve hususî merasimle yenir. Bu merasimde en aşağı ikisi erkek iki­si kadın olmak şartıyla evli dört kişinin…

  • Bu birlikteliğin itici gücü Sabetayistler miydi?.. Bektaşî, mason ve Sabetayistlerin ortak noktası, değişmez ritüeli “sır” saklamak, sırla dolu hayatı sürdürmekti. Bektaşîlik, Sabetayistlik ve masonluk; üçü de “sırlar cemiyetiydi; gizliliği kurumsallaştırmışlardı. 1666’dan sonra Sabetayistlik; 1738’de Papa XII. Clemens’in yasaklamasıyla masonluk ve 1826’dan sonra Bektaşîlik varlıklarını hep “gizli cemiyet” olarak sürdürmek zorunda kaldılar. Toplanmaları, törenleri, simgeleri hep…

  • Yazar Arşen Yarman, bundan üç yıl önce, Ermeni cemaatinde çok konuşulan bir olayı aktardı: “İstanbul Kumkapı eski Ermeni patriği Şinork Kalustyan ölme­den önce çevresine, Diyanet İşleri eski başkam Lütfi Doğan’ın üvey kardeşi olduğunu açıklamış.”  Hangi Lütfi Doğan’la kardeşti; aynı adı taşıyan biri MSP’li, di­ğeri CHP’li iki Diyanet İşleri başkanı vardı. Sf. 256 Alıntı; Beyaz Müslümanların…