Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kürtler

  • (11 Ağustos 1921 tarihli gizli celsede Jandarmanın durumu görüşülüyor:) İsmail Şükrü Efendi (Karahisar-ı Şarki); “Efendim jandarmalardan ahali (halk kelimesinin çoğulu) nefret etmiştir. … Çünkü jandarmalar şimdiye kadar köylerde birer irtişa (rüşvet) aleti, hırsız ocağı olmaktan başka bir şey değildir. … Bir taraftan bir tarafa bir tarafa bir kumandan naklederken yirmi bin lirayla oynuyor… Jandarma hırsız…

  • “Ben meselâ Doğu Anadolu’da büyük bir yol yaptırsaydım, Rusya kıyamet koparırdı. Bununla beraber yavaş yavaş çalıştım. Orada okul gibi yol gibi bayındırlık işlerinin büyük bir bölümü benim zamanımda ortaya konmuştur. Hükümdarlar fertler karşısında değil, dünyada tarih, ahrette tanrı huzurunda saltanat günlerinin hesabını verirler.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 –…

  • “İstanbul’dan yeni gelmiş biri ile görüştüm. Çok şey anlatıyor. Feci şeyler. Kürtleri Ağrı Dağında tamamen imha ettik diye Kumandan Salih Paşa tebliğ yaptı. Meğerse Kürtler karlar içerisinde iki Fırkamızı imha etmişler. Müthiş masraf olmuş. Kürtler dağdan bizim araziye inmişler. Asker silahlı Kürtlere bir şey yapamamış fakat pek çok köy yakmışlar.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV…

  • “Şeyh Sait’in vakasından sonra, Kürdistan daima isyan içinde idi. Hükûmet bunu halktan gizliyor, gazetelere de yazdırmazdı. Meğerse olaydan bir yıl sonra, büyük çapta bir tarama hareketi de yapmışlarmış. .. Fakat bu tarama çok başarılı olamamış. Kürtlerin sadece hayvanlarını almışlar, köylerini yakmışlar. Bu ne vahşi tedbirlerdir? Bu bir tedbir değil, eşkıyalıktan ibarettir.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım…

  • “Temmuz başlangıcından beri doğuda İran hududunda Kürt İsyanı olmuş. Ağrı Dağı hareket mevkileri imiş. .. Asilerin üç bin ölüleri varmış. Bizim askerden zayiat yokmuş. .. Bu isyan Şeyh Sait olayında yapılan kanlı bastırmanın meyvesidir…. hiç yoktan Kürdistan’ın istiklâli fikri genelleşti ve bütün Kürtlere yayıldı. Kürdistan bir Makedonya oldu. Bu sefer de iki yüz köyü yaktırmış.…

  • “Mustafa Kemal’in amacı tamamıyla açık olarak görülüyordu, müthiş bir terör yapmak. Terörün planını yapmış, keseceği adamların listesini hazırlamış, fakat vesile lâzım… bu vesile de gecikmedi, Şeyh Sait’in Kürt İsyanı çıktı. İşte alâ vesile.. .. Kürdistan’a karşı büyük bir askeri sefer yapacak ve oraya İstiklâl Mahkemesi gönderecek. Onları kırıp geçirecek. Bu vesile ile yeni partiyi (Terakkiperver…

  • (İngiltere delegesi) “Gurzon’la konuşuyorduk, dedim; “-Musul.” Yavaş bir sesle “-Musul, Musul, ne yapacaksınız? Burnunuzun dibinde Suriye var, onu alın. Bir darbe yeterlidir.” dedi.  … Biz önce Musul’u İngilizlerin petrol için istedikleri kanaatindeyiz. Petrollerin kullanım hakkını (imtiyaz= Ayrıcalık) verip Musul’u alacağımızı zannediyorduk.  Gurzon asla yanaşmadı. Gurzon Musul meselesinin petrol meselesi ile hiç ilgisinin olmadığını söyledi.” Alıntı:…

  • “Ben hayatımda bu kadar evhamlı (pimpirikli, şüpheci) adama pek az rastladım. … Sağırlar evhamlı ve alıngan olurlar. Biri bir şey söyler anlamazlar hemen kendi aleyhindedir zan ve vehmine düşerler. ..Nice ahmaklar, veladi aptallar (doğuştan aptallar), mütereddi (geri zekalı) kafalar gördüm, arkalarında az çok çıkıntı vardır. İsmet’te yoktur. Sağırdır. Bir kardeşi kambur, bir tanesi yine alil…

  • “İsmet (İnönü) sürekli bana; “Gel şu Musul’u verelim de kurtulalım!” diyor. … Bir gün İngilizler bize geldiler, ellerinde haritaları vardı, hududu çizmişlerdi; “İşte” dediler, Musul’un hemencecik kuzey sınırından geçiyor ve Süleymaniye sancağını bize bırakıyorlardı. Bu büyük bir şeydi. Demek Musul’u da almak için ümit artıyordu. Bizim askeri danışman Tevfik; “Süleymaniye’den ne çıkar, buralar dağlıktır.  Musul…

  • “Mustafa Kemal geldi, toplantı başladı. “Bugün barış konferansına gidecek temsilcilerimizi tayin edelim.” dedi. Yusuf Kemal (Tengirşek) “Reis Rauf (Orbay) Bey olsun” dedi. Mustafa Kemal üyelere (Bakanlara) birer birer sordu, kabul dediler. Mustafa Kemal “Diğer temsilci?” dedi, beni söylediler. Herkese birer birer sordu, kabul ettiler. Danışmanlara geçtiler. İsmet Paşa’yı askeri danışman olarak tayin ettiler. Diğer birkaç…

  • “Gazi, Kastamonu Müftüsü ile konuşuyor; “.. Şimdi sorarım, bizim kıyafetimiz medeni midir? Milli midir? Beynelmilel midir? (uluslararası mıdır)”  Müftü; “Hayır! Asla !” Gazi; “O halde kıyafetsiz bir millet medeni olur mu?” Müftü; “Katiyen (Kesinlikle olmaz)” Gazi; “…bizim milletimize layık olan kıyafet, medeni ve beynelmilel kıyafettir öyle giydireceğiz. Ayakta iskarpin, fotin, bacakta pantolon, yelek gömlek kravat…

  • “İngiliz petrolcülerinden Lord İnverford Büyükelçiliğimize gelerek Yusuf Kemal Tengirşek Bey’e Şu teklifte bulunmuş; “Musul meselesi biz İngilizler için petrol meselesidir. Petrol işini biz aramızda halledersek Musul Vilâyetini size bırakmanın çaresini buluruz.” .. Bu teklifi Büyükelçimiz Yusuf Kemal Bey Hâriciye Vekili olan İsmet Paşa’ya bildirmiş ama bir cevap alamamıştır. Bundan sonra İngiliz petrolcüleri İstanbul’a gelerek bu…

  • “Mustafa Kemal, Cafer Tayyar Paşa’yı çağırıp Diyarbakır’daki kolordu Komutanlığına görevlendiriyor. Cafer Tayyar Paşa, Mustafa Kemal’e, Musul’u alabileceğini bunun için kendisinden işaret bekleyeceğini söylüyor. ..Paşa Diyarbakır’a gider gitmez Bir Nasturî (Hıristiyan Kürtler) ayaklanması çıkıyor ve Musul’un alınması için uygun ortam oluyor. Cafer Tayyar Paşa; “İşte bu harekât sırasında bana Ankara’dan en küçük bir işaret verilmiş olsaydı…

  • “.. Büyük ordunun bütün masrafları temin edildiği gibi, devletin genel idaresi için lâzım olan bütün harcamalar bile dışarıdan hiçbir borçlanma yapılmaksızın gerçekleştirilmiştir.” (1) (1 Nisan 1923 tarihli oturumdan..) “Arkadaşlar, Türkiye Devletinde  ve Türkiye Devletini kuran Türkiye Halkında, tacdar (kral) yoktur, diktatör yoktur, (kahrolsun tacdar sesleri) tacdar yoktur ve olmayacaktır.!“ (2) Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları II…

  • (27 Şubat 1922 Lozan Heyeti’nin ikinci gidişi için Meclis’te yapılan oturumdaki konuşması;)        “Musul sorununun çözümünü, savaşa girmemek için bir yıl sonraya bırakmak demek, onu göz ardı etmek demek değildir.” … “Musul meselesini bugünden halledeceğiz, ordumuzu yürüteceğiz, bugün alacağız desek bu mümkündür. Musul’u gayet kolaylıkla alabiliriz. Fakat Musul’u aldığımızdan sonra savaşın hemen son bulacağına kani…

  • ” Madde1; Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya) arasında yapılan Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı 30 Teşrinievvel 1334 (1918) tarihindeki hudut içerisinde kalan ve her noktasında, Müslüman çoğunluktan oluşan Osmanlı Ülkesi kesimi, Osmanlı devletinin bölünmez ve ayrılmaz bir bütünüdür. Bütün İslam unsurları diğerlerine karşı saygı, fedakârlık duygusu ile dolu etnik ve sosyal çevrelerine uyumlu…

  • “Osmanlı İmparatorluğu’nun Dışişleri Bakanlarından Ermeni Noradonkiyan bilimsel görünüşlü bir dernek kurarak, Kürtlere Ermeni alfabesini kabul ettirmeye uğraşır. Ermeni ve Kürtlerin aynı ırktan olduklarını iddia eder.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi III – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1155) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Osmanlı İmparatorluğunda Dışişleri Bakanları, II. Mahmut’a kadar genellikle…

  • Mayıs 1895’de Rusya, İngiltere ve Fransa Osmanlı’ya muhtıra (ihtar yazısı) verirler a)Valilerin görev süresinin beş yıl olması ve atanmalarında Büyükelçiliklerin oylarının alınması. b)Jandarmanın içinde her unsurun (farklı etnik ve dini kesimlerin) bulunması. c)Kürt göçebelerinin kontrol altına alınması. 3 Haziran 1895 Sadrazam (Başbakan) ve bazı vezirlerin (Bakanların) de istemesine rağmen Abdülhamit bu muhtırayı reddeder. 17.Haziran’da birtakım…

  • “İttihatçılar önceleri Türk-Ermeni dostluğunu kurmak için çok uğraştılar. O kadar ki, Doğu’da 4. Ordu Komutanı Mareşal Tatar Osman Paşa 1911 Temmuz’unda “özel ve gizli” olarak, Harbiye Nezaretine (Harp bakanlığı, Şimdiki Milli savunma Bakanlığı)  verdiği bir raporda, idarenin Kürdü ezdiğini, Ermeni’yi koruduğunu ileri sürer. Devamla “Gezim süresinde hiç bir Kürt’te silah görmedim, fakat köyler ve hata…

  • “Berlin Antlaşmasından sonra, Abdülhamit, Ermenileri Kürtlere kırdırmak için, Hamidiye Alaylarını kurar.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi III – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1085) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2015): Mehmet Şerif Fırat da Hamit’in Jöntürklere karşı Hamidiye Alaylarını kurdurduğunu söylüyor. İkisi de haklı olabilirler.