Kategori: Sağlık, Tıp
-
Öte yandan, Caligula’nın iktidarında tepeden aşağıya inen büyük bir ahlaksızlık hüküm sürüyordu. Ama aynı zamanda çok muhafazakâr ve bağnaz bir Roma yaratılıyordu. İki kişiliklilik burada da karşımıza çıkıyor. En ahlaksız olan, en dindar görünmek isteyendir; ne yazık, epileptik kişilik, buna çok uygundur. Bu açıklığa ulaşmış durumdayız. Sf. 245 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak…
-
Dinselleşme, Augustus döneminde başlamıştı; çöküntüde, imparatorlukta ve benim öne sürdüğüm yeni kavramla “tekeliyet” düzeninde, yönetim, dinselleşme ve yobazlığa muhtaçtır. Az sayıların iktidarında halkın yobazlığa batırılması zorunludur; bu, hem siyasi hem de sınıfi’dir. Saralı Caligula, bunu, kendisinin “Tanrı” ilan edilmesine vardırdı; epilepsi hastanelerinde Tanrı ve peygambere çok rastlıyoruz. Sf. 244 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük,…
-
Babaları, çocuklarının idamını izlemeye zorluyordu. Çocuğu henüz idam edilmiş olan bir babayı akşam ziyafete çağırıyor ve ziyafet boyunca yaptığı şakalara gülmesini emrediyordu. Bir ara hasta olmuştu; “yaşarsa, gladyatörlerle çarpışırım” diyen sanatörü, gladyatörlere parçalattı. Bu nedenle olabilir, Montesquieu, “Caligula etoit un vrai sop- hist dan sa cruaute”, Caligula, zalimlikte gerçek bir filozoftu, demektedir. Sf. 244 Alıntı;…
-
Caligula’yı, geçen yıl, yazdım; ancak yazarken, daha çok siyaset felsefesi açısından bakıyordum. Cumhuriyet yıkılıyordu, Julyus Sezar, cumhuriyet yıkıcısı ve bir diktatör adayı olduğu için, Brutus ve Cuntası tarafından öldürülmüştü; Brutus, bir “cumhuriyetçi” idi, ama cumhuriyet yıkıcısını öldürmekle birlikte cumhuriyeti kurtaramadı. Hedefinin bilinmemesi ve yalnızca, “sen de mi, oğlum” sözüyle hatırlanması bir tarih talihsizliğidir. İzleyen iç…
-
Yalnız bu durum sanıldığından yaygındır; epileptikler arasında, vecd halinde, kendilerini Tanrı ile yüz yüze konuşurken hayal edenler ve bu nedenle de “peygamber” olduklarına inananlar çoktur. Epilepsiye “peygamber hastalığı” da denmesinin nedenlerinden birisi buradadır. Sf. 212 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları 1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tersinden de söyleyebilirim; birisi oturmak için minder taşıyorsa ve sandalyesine, kıçından yukarı ve arkasına minder konuyorsa, böylece dayanması kolaylaştırılıyorsa, saralı olduğuna hükmetmek durumundayız. Böyle bir halin, bel fıtığı ile bir ilgisini kurmak pek zordur. O halde tıptaki mesleki ve ahlakı bunalıma tekrar işaret edebiliyoruz. Sf. 200 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları 1.…
-
“Fakat asıl deliliği Suavi ihtilali ile başlar. Ali Suavi, Çırağan’ı basıp Sultan Murad’ı tekrar tahta geçirmek isteyinceye kadar Abdülhamit örfen deliydi, sonra tıbben çıldırdı. Düşün bir kere, Suavi vakasından sonra Prusya elçisine, “beni muhafaza edin!” diye yalvarıyor. Belinde Osmanlı kılıcı taşıyan bir adamın bir kavas kadar haysiyeti yok. Bir ecnebi sefirine bunu söylemek için bir…
-
Peki, bu kadar mı, veba, “Büyük Salgın”, Yüzyıl Savaşlarından on bir yıl sonra, 1348 yılında başladı ve aralıklarla en az yüz elli yıl sürdü; nüfusun çeşitli hesaplara göre, üçte biri ile yarısı kırıldı, aynı nüfus düzeyine ancak yüz elli yıl sonra ulaşıldığını biliyoruz. Bu dönemde Katolik Kilisesi, Papalık da diyebiliriz, o kadar öyle ki, 1378…
-
Büyük toprak sahipleri, vebanın bir daha gelmeyeceğini düşündükleri zamanlarda, kaybettikleri feodal haklarını geri alabilmek için baskıya ve zor kullanmaya başladılar. Bu ise, çok büyük düzensizliklere ve köylü isyanlarına yol açtı. On dördüncü yüzyılın sonuna doğru Osmanlı kuvvetleri Balkanlar’a yerleşirken, Avrupa köylü ayaklanmaları ile yanıyordu. Sf. 49 Burada durmuyor, ölülerle cinsel ilişkiye girdiler ve bu ilişkilerde…
-
Bu sonuncu kategorinin bir kısmı korunuyordu, yalnız yıllardır kendilerini, Tanrının seçkin hizmetkârları olarak tanıtmışlardı ve salgını, işlenmiş günahlara karşı Tanrının ilahi bir cezası olarak gösterenler çoğunluktaydı; hastaların yardımına koştuklarında Tanrının bunları koruyacağı ve dolayısıyla vebanın bulaşmayacağını göstermeleri gerekiyordu; dine güven böyle sağlanabilirdi, böyle yaptılar ve hepsi öldüler. Ölümde demokratizasyon derken, bunu kast ediyorum.” Diğer kanıtlarına…
-
Böyle bir uyumu bulmak herhalde zor olmalıdır; 1348 ile 1431 yılları arasında, dokuz önemli veba salgını oldu, kayda geçenler bunlardır. Bu tarih dönemi, Osmanlı’nın en hızlı fetih dönemine denk geliyordu; bunun anlamı, şehirler fethedilmeden önce veba tarafından kırılmış oluyordu. Bir mukavemet olmaması normaldir. Sf. 37 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım,…
-
Sütü, yoğurdu, tereyağını tüketmesek de, ayranı içerdik. İçine ekmek doğrar, etrafına oturur yerdik. Biterse, tekrar doldurur, tekrar kaşıklardık doyana kadar. Ayrandan çorba pişirirdik, çortan ve tarhana yapardık. Sf. 201 Çayımız yoktu, kimse çay içmezdi, bilmezdi bile yiyecek şekeri de, İstanbul’dan memlekete dönenler okkalık, iki üç okkalık yuvarlak tahta kutularda, ağızda hemen eriyen cinsten, Türkçe “peynir…
-
Süt bir besin değildi, hammaddeydi bizim için. Kaynattıktan hemen sonra aşağı alır, mayalar, yoğurt yapardık. Ama yoğurdu da yemek için hazırlamazdık. Evde yiyecek bir şey olmasa bile, bir tabak yoğurt doldurup yemek gelmezdi aklımıza veya kırk yılda bir olurdu, onu da hep beraber değil, bizden biri yerdi. Hastaya, çocuğa da vermezdik. Yoğurt verilir miydi onlara?…
-
Biz süt de içmezdik. Sabah akşam inekleri, koyunları sağardık kap kap. Küleklerle sütümüz olurdu; ocakta kaynatır, aşağı alırdık. Bir bardak doldurup da içmezdik. Ben yirmi sekiz yaşıma kadar memleketteydim ve hiç süt içmedim. Zaten kahvaltı nedir bilmezdik ki sofraya süt getirelim. Biz sabah, öğle, akşam, her öğün yemek yerdik. Sadece biz değil, Surp Kevork’taki, Karabudak…
-
Kin ve intikam insani duygulardır, ancak bilesin ki, kin insanın bütün yeteneklerini yok eder. Sf. 260 Alıntı; Arevik (Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı) – Haydar Işık, (Satırarası Yayınları 1. Baskı, 2013 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.