Kategori: Sağlık, Tıp
-
Suyun görevi, titreşimlerin ve dolayısıyla enerjinin insan vücudunda dolaşmasını sağlamaktır. Gittikçe daha fazla sayıdaki kişi de benim bu düşünceme katılmaktadır. s. 54 Suyun, hayatın devamını sağlamakla ilgili olarak önemli bir rolü olduğu gibi, hayatın güzelleşmesi işinde de önemli bir rolü vardır. Gerektiği kadar su içmeyen insanların zaman içinde mizah duygularını yitirdiklerinin farkına vardım. Latincede “nem”…
-
Bir kurbanın, ellerinden asılıyken, nefes alması imkânsızdır. Kurbanın ayakları haça sabitlenmedikçe kişinin göğsündeki basınç ortadan kalkacak ve rahatlayacaktı. Fakat can çekişmesine, şiddetli acıya rağmen, ayaklarından sabitleştirilip asılan bir adam genellikle en azından bir veya iki gün hayatta kalabilecekti. Gerçekten mağdurun, bitkinlikten, susuzluktan veya eğer çivi kullanıldıysa kan zehirlemesinden ölmesi en fazla bir hafta alacaktı. Sf.…
-
“Hava kararmadan önce eve girmek zorundaydık. Bizim evin karşısında Müşerref Abla dediğimiz bir komşumuz vardı. Ben beş-altı yaşlarındaydım. Çocuğum ya, küfür ediyorum ona. Beni almış karşısına. Ben küfrettikçe onun hoşuna gidiyor, o da benim popoma vuruyor. O vuruyor, ben küfrediyorum. Babam gelince hemen şikâyet etmiş beni. Bunlardan haberim yoktu tabii. Babam içeri giriyor…” “Alıyor beni…
-
Zayıf ruh halinin olumsuzluklara hiç dayanamadığını ilk kez, Barış Yarkadaş’tan öğrendik; bir gazeteci olarak Erdoğan’ı takip görevi vermişlerdi ve her gün izliyordu. 1991 Genel Seçimlerinde Başkan Erbakan Erdoğan’ı kazanabileceği bir yere koymamıştı, bu milletvekili olamayacağı anlamına geliyordu; bu haberi aldığında Erdoğan’ın ağladığını ve ancak doktor müdahalesi ve iğne yapılması yoluyla kendine geldiğini yazan Barış Yarkadaş’tır.…
-
Yönetimde hasta veya kaçık varsa, demokrasi asla yoktur ve bunu araştırıyoruz. Sf. 25 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.
-
Banyodan çıktıktan sonra soğuk ayranla bir dilim francala yer, bazen ayranın yerine bir kâse yoğurt alırdı. Binde bir davetli bir konuk olacak ki, ayıp olmasın diye yemek yesin. Bazen sütlü kahveyle çay istediği de olurdu. İkindi kahvaltısı yapmaz, onun yerine bir bardak ekmeksiz ayran içerdi. Sf. 35 Alıntı; Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor – Cemal…
-
Devrin en ünlü rakısı olan Dimitrokopulo’dan Atatürk her gece yarım kilo içerdi. Mezesi de sadece tuzlu leblebiydi. Ara sıra da fava denilen zeytinyağlı, limonlu bakla ezmesini istediği olurdu. En sevdiği yemekler arasında kuru fasulye ve pilav geldiğini tekrarlamak isterim. Sf. 27 Alıntı; Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor – Cemal Granda, (Kristal Kitaplar, 1. Baskı Mart…
-
“İşte tam böyle bir “yoklama” sırasında koğuşlar arasında “kontrole çıkan” Şevket Bey, ayağında çizmelerle tren rayları arasından geçerken, vagonları manevra yaptıran lokomotifin altına düştü ve ayakları dizlerinden kesildi. Herkes telaşa düştü ve kendisine yardıma koşmak istedi. O ise kanlar içinde yerde yatarken yanına koşan çocukların yardımını reddederek, “Beni onbaşılar kaldırsın!” diyerek bırakmadı, çünkü onbaşılar Türk’tü,…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Mühürler balmumu üstüne basılır, çünkü Kur’an gündüzün mum yakmayı yasak eder, onun için mühür mumu kullanılmaz. Evet, dinî emirler gündelik hayata o kadar işlemiştir ki sıhhî gıda maddeleri sofralardan uzaklaştırılmıştır ve hastanelerde nekahet halinde bulunanlara bile kuvvet ilâcı olarak şarap yasaktır. Kan aldırmaya, Müslüman, ancak vicdan huzursuzluğu ile ve…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Gerçi padişah aynı zamanda halifedir, fakat bu sıfatla Müslümanlık hükümlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaya bir kat daha mecburdur. Musa kanunları gibi İslâmlık da tamamıyla maddî birçok kanunları kapsamaktadır. Kendisine bağlı olanların düşünce tarzlarına belli bir yön çizer, birazcık olsun bilince ermiş bir aklın kabul edemeyeceği kaba, maddî zevkli bir…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 8 Kasım 1838, Malatya’da Ramazan) Şimdi biz Ramazan-ı Şerifte, yani o yüce oruç zamanında bulunuyoruz. Güneş gökte iken ne yiyebiliriz ne de içebiliriz; bir çiçeğin kokusu, bir tutam enfiye, bir yudum su ve hepsinden daha kötüsü çubuk yasaktır. Çoğu zaman akşam saat 5’e doğru kumandanın yanına gidiyorum, paşalar orada toplanıyor, hepsinin saati elinde.…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 18 Mayıs 1838, Sait Bey Kalesi) Kale kapısının altında yaralı kardeşini taşıyan bir Kürde rastladık, zavallı bacağından vurulmuştu, onu taşıyan kardeşi gözleri dolu dolu olarak kardeşinin yedi günden beri bu ıstırabı çektiğini anlattı. Cerrahı çağırttım, «manasız bir şey istediğini anlamıyor musun?» dermiş gibi, her seferince sesini daha yükselterek birçok defa «Evet ama Kürt…