Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Siyaset
-
17 Kasım 1924’te, yeni bir partinin kurulduğu haberi kamuoyuna bomba gibi düştü. CHF’li 22 milletvekili tarafından kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının (TPCF) kurucuları arasında Kâzım Karabekir Paşa gibi muhafazakâr milliyetçiler, Rauf Bey gibi meşrutiyetçiler, Ali Fuat Paşa gibi eski Bolşeviklik sempatizanları, İsmail Canbulat gibi İttihatçılar, Dr. Adnan Bey gibi bilim adamları, Hüseyin Avni Bey gibi liberaller…
-
“Mütareke Basını” Sekizinci grupta İtilaf Kuvvetleriyle işbirliği yapan 13 polis vardı. Dokuzuncu grupta Millî Mücadele sırasında İşgal Kuvvetleriyle birlikte davranan ya da Kemalist güçlere destek vermeyen 13 gazeteci (en ünlüleri Mevlanzade Rıfat Bey, Said Molla, Refik Halid, Refii Cevad, Ömer Fevzi) vardı. Bir başka ünlü ‘hain’ gazeteci Ali Kemal, 5 Kasım 1922’de İzmit’te ‘Sakallı’ Nureddin…
-
Yedinci grubu, 24 Ekim 1921’de, İngilizlerin ve Yunan işgal kuvvetlerinin himayesinde, Şark-ı Karib Çerkezleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin (Yakın Doğu Çerkezlerinin Haklarını Sağlama Derneği) kongresine katılan 18 kişi oluşturuyordu. Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 328) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kütahya Milletvekili Recep (Peker) Bey, Emniyet’in hazırladığı 600 kişilik listeden geri kalanların ziyan olmaması (!) için, bu kişilerin fotoğraflı künyelerini içeren bir ‘Siyah Liste’ hazırlanıp iskelelere, istasyonlara asılmasını, emniyet teşkilatına dağıtılmasını önerdiyse de öneri reddedildi. Karesi Milletvekili Ahmet Süreyya Bey, Ermeni, Rum ve Yahudilerin de eklenmesi için epey mücadele etti ancak bu teklif Ferid Bey…
-
Dâhiliye Vekili Ferid Bey, Yusuf Bey’in endişe etmemesini, çünkü listeyi yaparken belli prensiplere sadık kaldıklarını açıkladı. Ancak Yusuf Bey’in ısrar etmesi üzerine patlayıverdi: “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain[dir]. Ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (yolu) ve nevi (türü) itibariyle ancak tasnif kabil (sınıflandırmak mümkün) olur. Yoksa prensip nedir?” Elbette bu cevaptan sonra Yusuf Bey’de…
-
İngiliz Dışişleri belgelerini inceleme fırsatını bulmuş olan Ömer Kürkçüoğlu da İngiltere’nin Musul’daki bir görevlisinin Türklere sadece halifelik bağı ile bağlı olan Kürtlerin durumunu düşününce, bu olayın “Türklerin kendi bindikleri dalı kesmelerinin İngiltere için inanılmayacak kadar mükemmel olduğunu” söylediğini aktarır. Kürkçüoğlu Hilafetin kaldırılmasının “İslam’ın Türklerle Kürtler arasındaki tek bağ olduğu, Türkler ise şimdi bunu kopardığına göre…
-
TBMM’nin tek bağımsız üyesi Gümüşhane Milletvekili Zeki Bey “Hilafet, ittihat-ı İslâma, İslâm dünyasının birleşmesine imkân tanıyacak önemli bir vesiledir. Bendeniz (…) ittihat-î İslâm taraftarıyım (…) Hilafetin ilgasını kabul ederek bugünkü vaziyet dâhilinde bu müthiş kuvveti düşmanların veyahut diğer hükümetlerin kucağına atmayalım (…) Bana öyle geliyor ki, bunun zamanı henüz gelmemiştir. Dokuz umde ile halka bunu…
-
8 Aralık 1923 tarihinde İsmet Paşa Britanya Hükümeti’nin Ağa Han mektubu ile ilgili çalışmaları hakkında Meclis’te bir konuşma yaptı. İsmet Paşa meşhur Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca konuyu soruşturmak üzere bir İstiklal Mahkemesi’nin kurulmasını önerdi ve mahkemenin kuruluşu, 156 kişinin katıldığı oylamada 22 çekimser oyla kabul edildi. Sf. 312 Cebelitarık Milletvekili İhsan (Eryavuz) Bey reisliğindeki mahkeme…
-
Yeni bir devletin temelleri atılırken, gayrimüslim cemaatler de yeni rejimle barışmanın yollarını arıyorlardı, örneğin 24 Aralık 1922 günü Pera-Asmalı Mescitteki Diana Oteli’nde toplanan 40 kadar kişi, 28 Eylül 1919’da kurulmuş olan Garabetyan Mezunlar Cemiyeti’ni, ‘Ermeni-Türk Teâlî Cemiyeti’ne dönüştürmüştü. Sf. 301 Nizamnamesi Ankara tarafından şubat ayında onaylanan Cemiyet, Nisan ayında, Mustafa Kemal’e bir davet göndererek ziyaret…
-
İngiliz arşivlerinde çalışan bir başka tarihçi İhsan Şerif Kaymaz’a göre ise 1 Ağustos 1924 tarihinde Diyarbakır’da Türk-Kürt Kongresi adıyla gizli ve gayri resmî bir toplantı yapılmıştı. Toplantıya katılan Kürt delegelerinin talepleri arasında “1. Kürtlere sıkıntılarını hafifletecek miktarda borç verilmesi, 2. Genel af ilan edilmesi, 3.Kürdistan’dan beş yıl süreyle vergi ve asker alınmaması, 4.Şer‘i mahkemelerin yeniden…
-
Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında (57.263 şehit, 97.874 yaralı, 11.178 kayıp, 20.297 hastalık sonucu ölüm ve diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat) gayet mütevazı sayılabilecek bu sayılara bakılınca, esas savaşın İtilaf Devletleri’ne karşı verilmediğini anlarız. Dahası 1921’den itibaren İtilaf Devletleri’nin bir bölümünden önemli miktarda silah, mühimmat ve araç-gereç satın alınmıştı. Gerçek’ten de, en kanlı çatışmalar Yunanlar ve Ermenilerden…
-
15 Mayıs 1919’da İzmir’e Yunan çıkartması yapıldığında bu sefer İtalyanlar ortaklarını protesto ettiler, bununla da yetinmeyerek Selçuk havalisini işgal ettiler. Ancak İtalyanlar Türklere o kadar iyi davranıyorlardı ki, düzenli ordunun henüz kurulmadığı günlerde Ankara Hükümeti’nin hizmet aldığı çetecilerden biri olan Demirci Mehmet Efe’nin Denizli’de terör estirmesi üzerine, şehir halkı, İtalyanlara sığınmayı bile düşünmüştü. Bununla da…
-
72 Kürt Zaza beyinin ‘ihanetini’ içlerine sindiremeyen Alişir ve adamları, 6 Mart 1921 günü Ankara’nın gönderdiği birliklere saldırmaya başlayınca, asileri tepelemek için, Sivas, Erzincan ve Elazığ’da sıkıyönetim ilan edildi. Ardından 13 Mart 1921’de Sakallı Nureddin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu bölgeye gönderildi. Rivayete göre Nureddin Paşa görev yerine giderken, “Zo (Ermeniler) diyenleri temizledik. Lo (Kürtler) diyenlerin…
-
Örneğin Fransız Mareşali Foch’un Mart 1920’de yaptığı hesaba göre, Türkleri yenmek için en az 27 tümene ve 400 bin askere ihtiyaç vardı. Oysa o tarihlerde İstanbul’daki Müttefik askerî varlığı yedi bin, Yunan ordusunun toplamı ise 80-100 bin civarındaydı. Sevr sürecinde, aslan payını almayı uman Yunanistan ise o tarihlerde Bursa’ya kadar gelmişti. Hâlbuki Sevr ile Yunanistan’ın…
-
Sevr Barış Antlaşması (bundan böyle ‘Sevr’ diyeceğim), zafer kazanan ülkelerce 1914-1918 yıllarındaki Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan ülkelere dayatılan anlaşmalar sisteminin bir parçasıydı. İtilaf Devletleri 19 Haziran 1919 tarihli Versailles Antlaşması ile Wilhelm Almanya’sını dizlerinin üstüne çökertmişlerdi. 10 Eylül 1919 tarihli Saint-Germain Antlaşması ve 4 Haziran 1920 tarihli Trianon Antlaşması ile Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nu tarihe…
-
12 Haziranda Osmanlı İmparatorluğunun itirazlarını bizzat Damat Ferit Paşa iletti. Almanların daha ağır şartlar taşıyan Versailles Antlaşmasını ses çıkarmadan kabul etmelerine rağmen Türklerin ayak dirediğini gören İtilaf Devletleri 20 Haziranda Britanya Adasının güneyindeki Hythe’de toplandılar ve Venizelos’a Yunan ordusunun ileri harekâtı için izin verdiler. Sir Winston gibi düşünenler yüzünden lojistik destekten yoksun bırakılan Yunan birlikleri…
-
Birinci Madde’de geçen ‘ırk’ (orijinal metinde ‘ırken’) sözcüğünü bazı tarihçiler ‘irfanen’, bazı tarihçiler ise ‘örfen’ diye okur. Metnin orijinali olduğu iddia edilen belge bozulmuş olduğu için hangi okuma doğrudur kestirmek kolay değil ama ‘ırken’ olması dönemin ruhuna pek uygun görünmüyor. Çünkü Misak-ı Millî’de Osmanlı ülkesinin bölünmezliği ilan edilmekle birlikte Türklerle birlikte Araplara da kaderlerini tayin…
-
Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında kabul edilen Misak-ı Millînin maddelerinin sadeleştirilmiş şekli şöyledir; Birinci Madde: Osmanlı İmparatorluğunun münhasıran (özellikle) Arap çoğunluğunun yaşadığı ve 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin yapılması sırasında düşman ordularının işgali altında kalan kısımlarının geleceği, halkının serbestçe bildirecekleri oylara göre belirlenmek gerekeceğinden adı geçen antlaşmanın içinde din, ırk ve amaç bakımından birleşmiş ve birbirlerine…
-
Bugün Misak-ı Millî diye bildiğimiz, ancak orijinal adı Ahd-ı Millî olan metin bu bağlamda ortaya çıkmıştı. Seçimlerden sonraki Meclis-i Mebusan 12 Ocak 1920’de açılmıştı. Sf. 71 Misak-ı Millî’nin yabancı parlamentolara ve basına sunuluşu 2 Mart 1920’de oldu. Sf. 73 Bu tarihçeden anlaşılacağı gibi Misak-ı Millî, Osmanlı İmparatorluğu’nu köşeye sıkıştırmaya çalışan İtilaf Devletleri’ne sunulmuş bir çeşit…
-
Seyid Abdülkadir önderliğindeki grup İstanbul’daki ABD, Britanya ve Fransa büyükelçilikleri ile temasa geçerek otonomi (özerklik) için destek beklerken, bağımsızlık yanlısı Bedirhanlar ve Cemil Paşazadeler Teşkilat-ı İçtimaiye Cemiyeti’ni kurdular. Sf. 55 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.