Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • M.Ö. IV. yüzyıl Sparta’da kadın nüfusunun erkeklerden daha fazla olduğu ve bir kadının birden fazla erkekle birlikte olduğu bilinmektedir. Bu durum sosyal açıdan bir problem değildi. Amaç sağlıklı Sparta vatandaşları yetiştirmekti. İhanet ve eşler arası kıskançlık Sparta’nın bilmediği kavramlardır. Miras, rüşvet, dolandırıcılık, lükse düşkünlük gibi şeyler de Spartalılar için yabancı kavramlardır. Atina’daki yaşam, onların “yozlaşma”…

  • Orhun yazıtlarında, kağanlar, hiç yendikleri düşmanın arazisini yani yurdunu aldık demezler, budunu aldık derler. Orhun anıtlarında rastlanılan il sözcüğü de, bizim şimdi kullandığımız anlamda değildir. İl sözcüğü, bu gün kullanılan anlamını, asırlar sonra Anadolu’da almıştır. Orhun yazıtlarında İlini aldım demekle, siyasi iktidarına son verdim demek istenir. Savaşta ölen kağanın, oğlunu, karısını, at sürüsünü, servetini aldım…

  • Mısır’da işçi olarak çalışan İsrailliler, genelde, inşaat işlerinde çalışırlar ve kabile kabile bir arada yaşarlardı. Firavun II. Ramses döneminde, angaryanın artması ve kötü koşullar nedeniyle, Mısır’ı Musa yönetiminde terk ettiler. Mısır’da ırk ve din ayrımı olmadığı için, isteyenin okuma hakkı vardı. Ama bunun için, belli bir tapınağa da girmiş olmak gerekiyordu. Musa’nın iyi eğitim aldığı…

  • Biz şimdi bundan 4.500 yıl önce (M.Ö. 2500) Lagaş’ta yaşamış ve olaylara tanıklık etmiş bir tarihçinin kendi sözleriyle anlattıklarını izleyelim: “Kayıkçıların denetçisi kayıkları gasp ediyordu. Hayvanların denetçisi, büyük baş hayvanları alıyordu, küçükbaş hayvanları alıyordu. Balıkçıların denetçisi balıkları gasp ediyordu. Lagaş’lı bir yurttaş yünlü bir koyunu kırktırmak için saraya götürdüğü zaman, eğer yün beyazsa beş şekel…

  • Yazılı insanlık tarihinin ilk meclisi, bundan 5.000 yıl önce Sümer ülkesinde bir araya geldi (M.Ö. 3.000). Meclis iki evden oluşuyordu. Birincisi senato veya ihtiyarlar meclisi, ikincisi ise, alt ev, yani eli silah tutan yurttaşlardan oluşan, meclisti. Bu ikili yapı, yerleşiklere, büyük aile (kabile) döneminden miras kalmıştı. 5.000 yıl önce toplanan bu meclis, savaş veya barış…

  • Apo devam etti: “Bakın burada yeri gelmişken, izninizle 17 Eylül anlaşmasından bahsetmek istiyorum. 17 Eylül 1998’de ABD, Washington’da Talabani ve Barzani’yi anlaştırdı. Ben aslında Talabani ve Barzani ile çatıştım.” Alıntı; Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım? – Hasan Atilla Uğur, (Kaynak Yayınları 7. Baskı Haziran 2011 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hozat’ta Kürd aşiretleri tarafından yapılan ittifak neticesinde, Ankara hükümetinden Sevr antlaşmasına uyulması istenmişti. Dersimli liderlerin isteklerine karşılık Ankara Hükümeti de hile ve aldatmacılıkla Dersim’deki durumu yatıştırmaya çalışmışsa da bunda başarılı olamamıştır. Türk Hükümetinin aldatıcı tavırlarına karşılık Dersimli liderler de bir telgraf çektiler. Bu telgrafa Ankara hükümeti karşılık vermedi. Ancak Kürdleri oyalamak için Mezra Vilayeti vasıtasıyla,…

  • 1918 yılında Kangal ilçesine bağlı Yellice nahiyesinin Hüseyin Abdal tekkesinde Kürd istiklal savaşının tecellisi (gerçekleştirilmesi) hususunda bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya Kurmesan, Canbegan ve bölgede bulunan diğer Kürd aşiretleri katıldılar. Toplantıda hazır bulunanlar ant içerek, Sevr antlaşmasının tatbiki ile Amed, Bitlis, Van, Dersim ve Sivas – Koçgiri mıntıkalarını kapsayan bölgede bağımsız Kürdistan kurmak için silaha…

  • Daha önce İstanbul’da kurulmuş bulunan Kürd Teali Cemiyeti 1918’de güçlendi. Bu cemiyetin lideri Seyyid Taha oğlu Seyyid Abdulkadir idi. Cemiyet bünyesinde İstanbul’da yapılan genel bir toplantıda; “Kürdistan istiklalinin ilanına karar verilmesi ve Kürdistan’da bir tek ecnebi kuvvet kalmaması.” karara bağlandı. Fakat Seyyid Abdulkadir bu karara itiraz ederek; “Türklerin düşkün oldukları, yani Ruslara yenik durumda bulundukları…

  • Bir Alman belgesinde şöyle yazıyordu: “Talât Bey (…) hiç çekinmeden hükümetin Dünya Savaşını bahane ederek, dış ülkelerin diplomatik müdahalelerine aldırmaksızın, ülkeyi iç düşmanlardan her türlü mezhebe bağlı tüm Hıristiyanlardan tamamen temizlemek istediğini anlattı.” (1) Sf. 192 Alıntı; Öteki Tarih I (Abdülmecid’den İttihat Terakki’ye) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ocak 2012 – Sf. 192)…

  • Her şeyden önce doğuda ayrı, batıda ayrı işleyişiyle günümüzdeki CMUK (Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu)’a benziyor. Zaten TC tahakkümü altında 70 yıldır Fırat’ın batısında ayrı, doğusunda ayrı kanunlar uygulanıyor. Diyarbakır’daki İstiklâl Mahkemeleri ile Ankara’daki İstiklâl Mahkemeleri arasındaki ayrım, uygulamada “ilk” olma özelliğine sahiptir sadece… Tedbir teklifinin ilk maddesindeki “isyan bölgesindeki İstiklal Mahkemesi kararları derhal, Ankara İstiklal…

  • Şeyh Sâid kıyâmında Bingöl’ün Genç ilçesi “Geçici Başkent” ilân edilmişti. Geçici olmasının sebebi de şuydu: Esas başkent Amed (Diyarbakır)’dir. Ancak henüz ele geçirilmemiştir. Kıyam başlayalı zaten bir gün olmuştur. Genç ise kıyamın başladığı gün Genç halkı tarafından teslim alınmış ve küfür rejiminden kurtarılmıştır. Peki, neden Genç başkent seçilmiştir?  Birincisi, hareketin başladığı yere (Pîran’a) yakındır. İkincisi,…

  • Mîr Sâlihi Hênê, Fakih Hesen, Molla Hesen, Şeyh Şerifi Palewî, Şeyh Sâîd’in kardeşi Şeyh Tâhiri’ye anında haber veriliyor. Yani, “hâdise patladı ve herkes tedbirini alsın” diye bildiriliyor. Herkes, bulunduğu mıntıkadaki karakollara, devlet kuruluşlarına ve postanelere el koyuyor. Genç, Palu, Hani, Ergani ve Lice gibi olayın bulunduğu yörelerdeki bütün devlet birimleri teslim oluyorlar. Şeyh Sâîd Hazretleri…

  • 1623 yılında, IV. Murad’ın tahta geçişiyle beraber, Kürdistan, yeni bir sosyo – politik sürecin içine girer.  IV. Murad, sert yöntemlerle ilk başta isyancıları itaat altına alır. Kendisi tiryaki derecesinde içki müptelâsı olduğu halde IV. Murad, memlekette içkiyi, tütünü ve sigarayı yasaklar, gece sokağa çıkma yasağı getirir. Devrin bilginlerine raporlar hazırlattırır. IV. Murad, Revan Seferi neticesinde…

  • Mülkiye mektebinin kuruluşu 1850’lerin sonudur.  Hukuk mektebinin faaliyeti geçtir.  Mekteb-i Nüvvab’ınki de (Naibler mektebi anlamında, kadı yetiştirmek üzere açılan mektep) öyledir. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Taberi’ye göre, Hz Aişe, Hz. Osman’ın ölüm haberine öylesine üzüldü ki ..şöyle dedi; “Keşke gökyüzü benim tepeme yıkılsaydı.”   Sonra oradan ayrılarak Mekke’ye döndü ve şöyle dedi; “Osman suçsuz yere öldürüldü. Allah şahit olsun ki onun kanı için kıyam edeceğim(ayaklanacağım).” Haberi ulaştıran şahıs şöyle der; “Sen daha düne kadar ‘Osman kâfir oldu’ demiyor muydun?”  Bu ifade…

  • Mısırlılardan bazıları, Medine’ye gelip şikâyette bulundukları zaman Halife Osman, Sa’d oğlu Abdullah’a uyarı mektupları gönderiyor, adaletli davranmasını emrediyor. Ancak Sa’d oğlu Abdullah… öfkelenerek, şikayetçilerden birini döverek öldürüyor. … Halk çileden çıkıyor, Irak, Mısır gibi pek çok ülkede, insanlar Osman’ı halifelikten indirme kararı alıyor. ….    Bütün mücadelelere rağmen, Osman’ın evinin kuşatılmasına mani olunamıyor.  … Osman evinde…

  • Hz Aişe Osman’ın intikamını almak ve kargaşaya son vermek için, Talha ve Zübeyir’in de içinde bulunduğu toplulukla birlikte Basra’ya hareket etmek zorunda kalıyor.  Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk düşmanlarından biri olan amiral Calthorpe’un yardımcısı Amiral Webb, İngiliz dışişleri bakanlığına yazdığı 19 Ocak 1919 tarihli raporda şöyle diyordu: “Halife elimizin altında bulunduğu sürece, İslam dünyasında bir denetleme aracına sahibiz demektir. Halife – padişah (Vahdettin) bizi buraya (İstanbul’a) yerleştirmek istiyor.” 1922 yılı Haziranında, Kurtuluş’un gerçekleşme noktasına geldiğinin görüldüğü günlerin İstanbul’unda Pera Palas’ta karargâh kurmuş Haçlı…

  • 2 Ağustos 1914 Osmanlı-Alman gizli ittifak antlaşmasına göre, Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı Alman General Bronsart von Schellendorff’a verilmişti.  Bu Haçlı general, 1936’da yayınladığı Sarıkamış anılarında şöyle diyordu: “Türkiye’nin savaşa ne zaman gireceğine Alman Genelkurmayı karar verdi. Kafkasya’ya saldırılması fikrî de bizimdir. Amaç, düşmanlarımızın ordu birliklerini buralara kaydırarak birinci derecede önemli olan esas cephelerdeki Alman ordularına karşı…