Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İnsanın anlayışına sığmayan şey, insanlara göre değildir. Metafizik olan şey, doğal yaratıklar için değildir. Sf. 386

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 386) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sıradan insanlar için yazmak ya da sıradan insanları bir darbede batıl fikirlerinden kurtarmak iddiasında bulunmak çok delice bir iş olur. Makaleler, okuyanlar, muhakeme edenler için yazılır. Halk hemen hemen hiç okumaz; daha az muhakemede bulunur, daha az düşünür; aklı başında ve sağlam kimseler aydınlanır; kültür ışıkları yavaş yavaş yayılarak zamanla halkın gözlerini etkilemeye başlar. Sf. 383

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 383) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bize hep diyorlar ki, “Halk için bir din gereklidir. Aydın kişiler bir manevi zabıtaya muhtaç değilse de, hiç olmazsa akıl ve muhakemelerini hiç geliştirmemiş olan kaba adamlar için din gereklidir.” Aşırılığa, sarhoşluğa, hayvanlığa, saldırganlığa, hilekârlığa, her türlü aşırılıklara bu dinin engel olduğunu görüyor muyuz? Sf. 380

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 380) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Shakespeare”, “Hamlet” faciasında, kahramanlarından birine, yaklaşık, şu öğüdü verdirir: “Tanrı’ya yemin ederek sözünü doğrulamak isteyen kimseye güvenme; sözünü yerine getireceğine Tanrı’yı tanık gösteren, bu tanıklıktan çekinecek kadar onur ve namus sahibi değildir!” Koca bile! Sf. 379

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 379) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar ne kadar az muhakemede bulunurlarsa, o kadar kötüdürler. Vahşiler, hükümdarlar, makam sahipleri, halkın ayaktakımı, insanların en kötüleridir. Çünkü insanların en az düşüncede, en az akıl yürütmede bulunanlarıdır.

    Sofu asla düşünmez ve kendini akıl yürütmekten korur. Bir görüş ileri sürmekten, her inceleme ve araştırmadan korkar, her sultayı izler. Sf. 354, 355

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 354, 355) kitabından birebir alınmıştır.

  • Muhakemeye, düşünmeye girişen her insan, görevlerini öğrenmekten, insanlar arasındaki ilişkileri keşfetmekten, kendi yaratılışını düşünmekten, ihtiyaçlarını, eğilimlerini, arzularını belirlemekten, seçmekten ve kendi mutluluğu için gerekli olan kimselere borçlu olduğunu görmekten kendini alıkoyamaz. Bu düşünce, topluluk halinde yaşayan bireyleri, kendileri için en esaslı ahlak bilincine doğal olarak eriştirir. Kendisini gözden geçirmeyi, eşyanın ilkelerini incelemeyi ve araştırmayı seven her insanda, çok tehlikeli ihtiraslar bulunmaması bilinen ve kuraldışı ahlaki durumlardandır. En kuvvetli ihtirası gerçeğe ulaşmak, en büyük teorik isteği de gerçeği başkalarına göstermek olur. Felsefe, kalbi ve zekâyı eğitmeye özgüdür. Sf. 354

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir tanrıtanımaz iyi hareket etmek, tavır ve davranışlarında iyi ve dürüst olmak için, bir sofudan daha çok nedenlere sahiptir:

    Bir dinsizin iyilik yapması için, ne sebep ve gerekçeleri olabileceği sorulur. Kendi kendisince beğenilmek, hemcinslerince beğenilmek, mutlu ve rahat yaşamak, varlıkları ve tabiatları, gerçek içyüzünün bilinmesi mümkün olmayan bir zatın varlık ve tabiatından daha çok bilinen ve güvenilen insanlar tarafından sevilmek ve saygı duyulmak sebep ve gerekçeleri vardır. İlahlardan korkmayan kimse, bir şeyden korkabilir mi? İnsanlardan korkabilir; aşağılanmaktan, rezil olmaktan, yasaların cezalarından ve intikamdan korkabilir. Sözün kısası, kendi kendisinden korkabilir; hemcinslerinin düşmanlığına uğramış ya da buna hak kazanmış olduğunu bilen herkesin hissetmesi gereken vicdan azaplarından korkabilir. Sf. 351

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu aklı başında felsefe, bize hissettirir ki, yolculuğumuzu hoş ve sıkıntısız bir şekilde yapmak için, bizzat kendimize zararlı olabilecek şeylerden sakınmamız ve bizi yol arkadaşlarımızın gözünde iğrenç kılabilecek şeylerden büyük bir dikkatle kaçınmamız gerekir. Sf. 350

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 350) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toplumların huzuru için, öbür dünya dini inanışının büyük önemi olduğu temin edilir. Sanılır ki bu inanış olmaksızın, dünyada insanların artık iyi davranma nedenleri yoktur. Yerküre üzerinde tavır ve hareket tarzının nasıl olması gerektiğini her aklı başında insana hissettirmek için. Korkutmalara, masallara ne gerek vardır?! Sf. 349

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 349) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir kadın, dünya artık kendisinden hoşlanmadığı zaman, kendisini Tanrı’ya verir. Onun gururu, sofulukta, kendisini ilgilendiren ve cazibesinin yıkıntısını onaran bir rol bulur. Kılı kırk yaran ibadet meşguliyetleri, ona vakit geçirtir. Entrikalar, arabozucu yalan dolanlar, dini konuşmalar, söylevler, kınamalar, din gayretkeşliği, ona, sofular zümresi içinde ün ve saygı kazanma araçları sağlar. Sf. 347

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 347) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çevremizde kimse yoktur ki, Tanrı’nın gazabından korkusu, efendisinin gözün-den düşme korkusu kadar büyük olsun. Bir maaş, bir unvan, bir rütbe, cehennemin azaplarım ve cennetin zevklerini unutturmaya yeter.  Sf. 345

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 345) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kültler, ağır ve milletlerin çoğunluğu için yıkımdır.

    Uyruklarının batıl inançlarını sürdürmekte çıkarları olduğunu gören hükümdarlar, istedikleri zaman konuşmak ve milyonlarca uyruğun ihtiras ateşini Tanrı adına alevlendirmek hakkına sahip olan demagogların oluşturduğu ve oluşturabileceği etkiyi iyi düşünmüşler midir? Çoğu kez yaptıkları gibi, bir hükümeti karışıklığa uğratmak konusunda anlaşsalardı, bu kutsal vaizler ne yıkıma sebep olurlardı! Çoğu milletler için Hudalarına ibadet kadar ağır ve yıkıcı hiçbir şey yoktur. Sf. 344

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 344) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir adamın kendisine yararlı ya da zararlı olanı bilmesinin mümkün olması için, öteki adamın da kendisi gibi duygulu bir varlık olduğunu bilmesi yeterlidir. Başka bir insanda, kendisine uygun olmayan duyguları kışkırtmaktan korkması gerektiğini bilmesi için, insanın hemcinsine muhtaç olması yeterlidir. Bu şekilde, hem kendisi hem başkaları için yapması gereken şeyi keşfetmesi için, duygulanan ve düşünen bir varlığın, duygulanmaktan ve düşünmekten başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Ben duygulanıyorum, bir başkası da benim gibi duygulanıyor: Bütün ahlakın esası işte budur. Sf. 339

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 339) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kendi kendisine zararlı olmayı bile insana yasaklayan yasa: bu dünyaya ne tarz ve şekilde gelmiş olursa olsun ve gelecek dünyada şansı ne olabilirse olsun; güncel yaratılışı gereği huzur ve refah istemek, dert ve sıkıntıdan sakınmak, hazzı sevmek, acıdan korkmak zorunda olan duygulu bir varlığın yaratılışı üzerine kurulmuştur. İnsanı başkalarına kötülük yapmamak ve onlara iyilik yapmak zorunda bırakan yasa; toplum halinde yaşayan ve yaratılışları gereği kendilerine hiçbir iyilik yapmayanı aşağılamak ve mutluluklarına engel olanlardan tiksinmek zorunda olan duygulu varlıkların üzerine kuruludur. Sf. 338, 339

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 338, 339) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mme Roland siyasetgâha, yani kafası yere düşürülmek üzere “giyotin’e götürülürken, “O Liberte que de crimes out ete conmis â ton nom”, yani, “Ey özgürlük! Senin adına ne kadar cinayet işlendi!” diye bağırmıştı. Din adına işlenen cinayetler ise, özgürlük adına işlenen cinayetlerden yüz binlerce kez çoktur. Engizisyon başkanı Torquemada’nın diri diri ateşe attırıp yaktığı insanların sayısı 80 bini geçmiştir. 1808’de Napolyon Bonaparte tarafından kapatılıncaya kadar, önce bağnazlıkla, sonra mutlak hükümdarlıkların siyasi çıkarları endişesiyle, bu mahkemeler işlemişlerdir. Yüz binlerce insanı inanç zayıflığıyla suçlamış ve diri diri ateşte yakmışlardır. Sf. 337

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cinayetleri affetmek gücüne sahip olan zâtın, cinayet işlenmesini emretmek hakkına da sahip olması gerekmez mi? Sf. 337

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tercüman Ahmet Cevdet’in dipnotu;

    Ünlü şaki Çakırcalı, çok mümin ve sofuydu. Yolcuları, köyleri her soydukça ve soyulanlardan direnenleri her katlettikçe, hep yanında bulunan imamının arkasında avanesiyle birlikte namaz kılar ve işlediği cinayetlerin affını Tanrı’dan sağladığına tümüyle inanmış ve rahatlamış olarak, lanetli sanatına devam ederdi.

    Bizim edebiyatı müceddidimiz Şinasi Efendi de,

    “Nuri rahmet neye güldürmeye ruhi siyehim

    Tanrı’nın mağfiretinden de büyük mü günehim?” Sf. 336

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 336) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rahipler için altın madeni olan “günah çıkarma” ayini, ahlakın gerçek ilkelerini yıkmıştır.

    İnsanlara bir kötülük yapıldığında, bu kötülüğü yapanın Tanrı’dan af ve bağışlama istemesi, onu bağışlarla yatıştırması, Tanrı’ya kurbanlar sunması gerektiğini milletlere ilk kez söyleyen kimse, ahlakın gerçek ilkelerini açık olarak yıkmıştır. Bu fikirlere göre, insanlar; haksız olmak, kötü olmak izninin yeryüzünün krallarından alındığı gibi, göklerin Tanrısından da alınabildiğini ve hiç olmazsa, yapılabilen kötülüğün affının sağlanabileceğini sanırlar.

    Ahlak, yeryüzü sakinlerinin ilişkileri, ihtiyaçları, sürekli çıkarları üzerine kurulmuştur, insanlarla Tanrı arasındaki ilişki ya hiç bilinmez ya da hayalidir. Din, Tanrı’yı insanlarla birleştirerek, insanları birbirleriyle birleştiren bağları açık bir şekilde zayıflattı ya da yıktı. Yaratıklarına yapılan bütün tecavüzleri affetmek hakkına sahip olduğu varsayılan, her şeye gücü yeten zata ödenen uygun bir tazminatla, insanlar birbirlerine, cezasız kalarak zarar vereceklerini sanırlar.

    Haksızlıkları, kötülük edenleri, gasp ve yağmacıları, ihanetleri, topluma yapılabilecek saldırı ve tecavüzleri affetmek hakkına sahip bir zatın varlığına ikna etmek kadar, kötü insanları tatmin edecek ve bunlara cinayet işleme cesareti verecek, bu dünyada hiçbir şey var mıdır? Sf. 335, 336

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 335, 336) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dinin en çok önem verdiği yoksulluk, akıl yoksulluğudur. Her dinin esas erdemi, yani din göstericilerinin en çok işlerine yarayan erdem, imandır. İman, Tanrısallığın tercümanlarının yararı olan şeye incelemeden körü körüne inandıran sınırsız bir bönlükten ibarettir. Bu erdemin yardımıyla, rahipler, doğrunun ve batılın, iyiliğin ve kötülüğün hakemi oldular; yarar sağlamak için, gerektiğinde cinayetler işletmek, onlar için çok kolay oldu, örtülü iman (yani, kendiliğinden eylem ve uygulamaya dönüşen iman), yeryüzünde yapılmış en büyük suikastların kaynağı olmuştur. Sf. 334

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 334) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hoşgörü, yani vicdan ve düşünce özgürlüğüne saygı ancak kendileri de saldırıya uğramış olan ve kendileri de iktidara sahip olur olmaz Hıristiyanlığın sevecenliğini de bertaraf ederek, başkalarını ezmeye, başkalarına karşı saldırganlığa başvuracak olan birkaç rahip de bulunabilir. Sf. 331

    Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 331) kitabından birebir alınmıştır.