Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 19 Ocak 1341 (1925) tarihinde İçtima: 37, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Yol Mükellefiyeti Kanunu;

    2. Celse: Misilleme Kanunu 

    (Yunanistan’daki Türklerin mallarına el konulması halinde Türkiye’de olmayan Yunanlıların malları Maliye Vekâleti ve Milli Emlâk gibi kurumlarca idare edilecek ve Yunanistan’ın mağdur ettiği Türklere dağıtılacak.)  Sf. 177 

    (Mebuslar kızgın hükümetin kararını yetersiz buluyorlar ve şu anda Türkiye’de olan Yunanlıların mallarını da bu kanun hükmüne alalım diyorlar. Ve “İcabında Türkiye’deki Yunanlıların Mallarını da İdare Ederiz” İbaresi Kanuna Konuldu.) Sf. 184 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 42 (5.01.1925 / 29.01.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 37, Celse: 1, – Sf. 177 ile 184 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Ocak 1341 (1925) tarihinde İçtima: 39, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    2. Devre 2. Dönemde 10 kişi civarında mebus intihâb oldu, yani seçildi. Ara seçim yapıldı mı, yoksa Cumhurbaşkanı mı seçti belli değil. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 42 (5.01.1925 / 29.01.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 39, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  17 Ocak 1341 (1925) tarihinde İçtima: 36, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Nurettin Paşa’nın Seçimi Olayı

    Sakallı Nurettin Paşa: (Nurettin Paşa askerlikten istifa etmemiş ama Mebus olmak istiyor, muhalifler Nurettin Paşa’dan yana ama reddediliyor.) Sf. 153 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 42 (5.01.1925 / 29.01.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 36, Celse: 1, – Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Ocak 1341 (1925) tarihinde İçtima: 32, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Meclis Bakan Seçimlerinde Devre Dışı Bırakıldı:

    (Bahriye Vekâletine Başbakan’ın belirlediği kişiyi Reisicumhur seçiyor Meclis’e de bilgi veriyorlar. Yasaya Göre Başbakan isim bildirecek Meclis seçerse Cumhurbaşkanının onayına gidecek.)

                “Ankara’da TBMM Riyaseti Celile’sine;

    Recep Beyefendi’nin vukuu istifası üzerine Dâhiliye Vekâletine Tekfurdağ’ı Mebusu Cemil Beyefendi’nin intihâb edildiği (seçildiği) Başvekâleti Celile’den (başbakanlıktan) işar kılınmakla  (gösterilmekle) intihabı vaki tacvip edilmiştir (seçim olayı cevaplanmıştır). Keyfiyeti Meclis’in ıttılaına (durum Meclisin bilgisine) arz olunur.

                                                       Türkiye Reisicumhuru Gazi Mustafa Kemal” Sf. 10            

    2. Celse: Kâzım Paşa

    Yol Mükellefiyeti Kanunu Görüşüldü.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 42 (5.01.1925 / 29.01.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 32, Celse: 1, – Sf. 10 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •     3 Ocak 1341 (1925) tarihinde İçtima: 31, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Matbuata (Basına) Sansür Görüşülüyor; Sf. 356

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 41 (6.12.1924 / 3.01.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 31, Celse: 1, – Sf. 356) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1997): Sivas mebusu Halis Turgut soruyor; İstanbul’daki Toksöz ve Orient News gazetelerinin basım ve dağıtımı neden tatil edildi? Başvekil Fethi Bey; Emniyeti dâhiliyemizi ihlâl ettikleri için kapattık diyor, bravo seslerinden sonra da basın hürriyetinin öneminden bahsediyor. Orient News gazetesinde “Ankara’da oturan bir takım barbarlar İstanbul’u tahrip etmekle meşguller” sözü Başvekil’i kızdırmış. 1926 İzmir Suikastı davasında idam edilen Halis Turgut Bey bu sansür anlayışına karşı çıkıyor.

  •     31 Aralık 1340 (1924) tarihinde İçtima: 29, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    (Bahriye Vekâleti vekili Cebelibereket Mebusu Topçu İhsan seçildi. Bir kaç sene sonra Yavuz – Havuz davasında yolsuzluk yaptığı için yargılandı.) Sf. 307

    2. Celse: Kazım Paşa                               

    Yol Mükellefiyeti (Yol Yapılmasında Sorumluluk Payı) Kanunu Görüşülüyor: 

    Madde – Türkiye’de sâkin (meskûn, yerleşik) bilumum erkek nüfusun 18 yaşından 60 yaşına kadar yol mükellefiyetine tabidir. Ancak maluliyeti (engelli oluşu) sabit olan fakirlerle bilumum talebe ve silah altında bulunan ordu ve jandarma efradı (fertleri)  ve hayatta altı evladı olanlar bu mükellefiyetten istisnadır (bu sorumluluğun dışındadır.”  Sf. 324     

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 41 (6.12.1924 / 3.01.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 29, Celse: 1, – Sf. 307 ile 324 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  24 Aralık 1340 (1924) tarihinde İçtima: 26, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    2 Aralık 1924 tarihli 25. İçtimada Bahriye Vekâleti Kuruldu

    Erzurum mebusu Rüştü Paşa bir kanun teklif hazırlamış, askeri personelin mebus olanlarının askeriye ile ilişkilerinin kesilmesini teklif ediyor. Usulden reddediyorlar, çünkü bu hüküm Teşkilâtı Esasiye’nin bir hükmüdür, Teşkilâtı Esasiye kanununun değiştirilebilmesi için meclisin üçte birinin imzası lazım. Sf. 235, 236 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 41 (6.12.1924 / 3.01.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 26, Celse: 1, – Sf. 235, 236) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Aralık 1340 (1924) tarihinde İçtima: 22, Celse:1, Reis Kâzım Paşa  

    Kırkkilise İsmi Kırklareli Olarak Değişti. S.155

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 41 (6.12.1924 / 3.01.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 22, Celse: 1, – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Aralık 1340 (1924) tarihinde İçtima:14, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Mısır Meclisi Mebusan’ı ve Âyan Meclisinin Bildirileri Okundu;

    (Sudan Valisi Sir Listak Paşa öldürülüyor, bunun üzerine İngilizler Mısır’dan, Sudan’ın bir kısmıyla birlikte çok büyük miktarda da para istiyorlar. Mısır da bu bildirilerle İslam dünyasını bilgilendirip destek arıyor. Ahmet Ağaoğlu İngiliz emperyalizminin rezil yüzünü anlatan çok güzel bir konuşma yaptı.)

    Başvekil Ali Fethi Bey (İstanbul); “Ahmet Ağaoğlu’nun nutku kendi şahsi duygularıdır. .. Hükümetimiz, kendisiyle hüsnü münasebet idame etmek (güzel ilişkiler kurmak) arzusunda bulunduğu Büyük Britanya hükümeti hakkında söylenmiş olan elfaz (sözler) ve tabiratı (tabirleri, yakıştırmaları)  tasvip etmediğini (onaylamadığını) Meclisi Âlinize arz etmek ister. (Çok doğru sesleri) Sf. 417

    Ağaoğlu Ahmet Bey (Kars); “Başvekil beyefendi, İngiliz parlamentosunda Türkiye hakkında söylenen sözleri işitmediniz mi?”      

    Başvekil Fethi Bey; “İngiltere Başvekili Türkiye ile Büyük Britanya münasebatının (ilişkilerinin) dostane bir surette cereyanını (sürdürülmesini, sürmesini) arzu ettiğini beyan ettiler (açıkladılar).”  

    Ağaoğlu Ahmet Bey; “Öyledir ama mebuslarını söyletiyorlar. Ve hiç bir İngiliz Başvekili böyle sizin gibi Mebuslarına karşı hakaret etmemişlerdir.” (Gürültüler) Müzakere bitti.  Sf.418

    2. Celse: Ali Süruri Bey

    Ormanların Fenni Usulde İşletilmesi Hakkında Kanun Görüşmeleri;  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 14, Celse: 1, – Sf. 410 ile 418 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   22 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 11, Celse:1, İkinci Reis Vekili Ali Süruri Bey  

    Ek Bütçe Görüşüldü.

    İsmet Paşa İstifa Etti. (Hastalığını gerekçe gösterdi.)    

    2. Celse: Ali Fethi Bey Başbakan Oldu. Bakanlar Kurulu Listesi; 

    Başvekil ve Müdafai Milliye Vekili; Ali Fethi Bey. 

    Adliye Vekili İzmir Mebusu Mahmut Esat Bey 

    Dâhiliye Vekili ve Mübadele ve İmar Vekâleti Vekili; Kütahya Mebusu; Recep Bey, 

    Hariciye Vekili Menteşe Mebusu Şükrü Kaya,

    Maliye Vekili; Kangırı Mebusu Mustafa Abdülhâlik,

    Ziraat; Gümüşhane Mebusu Hasan Bey,

    Ticaret; Gaziantep Mebusu Ali Cenani Bey,

    Nafıa; Diyarbekir Mebusu Feyzi Bey.

    Sıhhiye Ve Muaveneti İçtimaiye Vekili Aydın Mebusu Dr. Mazhar Bey.   Sf.375   

    12 İçtimada Reis İntihabı. Meclis Reisliğine Karesi Mebusu Kâzım Paşa seçildi. 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 11 ve 12, Celse: 1, – Sf. 375) kitabından birebir alınmıştır.

  •  11 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 5, Celse:1, İkinci Reis Vekili Ali Sürûri Bey

    Ziya Gökalp’ın Hanımı ve Üç Kızına Hidamatı Vataniye Tertibinden Maaş Bağlandı. Sf. 175

    Mebus Maaşlarına % 300 zam yapıldı: Yıllık 1.200 liradan 3.600 liraya çıktı. Sf.183

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 5, Celse: 1, – Sf. 175 ile 183 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    8 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 4, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    İstizaha (Gensoruya) Devam edilirken Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (Gelişmeci Cumhuriyet Partisi) konuşulmaya başlandı:

    Yunus Nadi Bey (İzmir); ( TCF Genel Başkanı olan Rauf Beye saldırıyor) “Efendim Rauf Beyefendi bizden ayrılmamak istediler. Fakat ben ondan ayrılmışımdır. Otursun yerinde, yanıma gelmesin. (Bravo Sesleri) .. Cumhuriyeti beğenmeyen adamlar vardır, itiraf etmedikleri şeyi fikrinde besleyen mahlûkât (yaratıklar, yaratılmışlar) vardır. Ve içimizdedirler. Dikkat edeceksiniz. .. ve ben söylüyorum ki kendi hesabıma, öyle adamların kafası ezilir efendiler. (Bravo sesleri. Alkışlar) Meclis2in açılışında Rauf, İsmail Canbulat ve Adnan Beyler biraz nümayişkâr (gösterişli)  addolunabilecek evza (durumlar, vaziyetler) ve etvar (tavırlar) ile gelmişler ve köşe işgal etmişlerdir. Refet Paşa da var. Dörtler adını almışlar.” 

    Refet Paşa (İstanbul); (İstanbul’a saltanatı dağıtmaya beni gönderdiniz diyor ve devam ediyor;) ” Efendiler, vicdanınıza, insafınıza müracaat ederim. Beni Saltanatçı kabul edebilir misiniz?”

    İhsan Bey (Cebelibereket); “Çin Cumhuriyeti gibi generallerden mürekkep bir Cumhuriyet yapmak isterdiniz.”  

    Refet Paşa; “Ben mi?” 

    İhsan Bey; “Evet. İstanbul matbuatına (basınına) ifade ettiniz.”

    Refet Paşa;..” .. tekrar edeyim ki efendiler, saltanatçı değilim, hilafetçi değilim.. ben benim.” 

    İhsan Bey; “Sen her zaman dönmüş, tebdili mahiyet etmiş (içerik değiştirmiş, yapısını değiştirmiş) bir adamsın.”  Sf. 130, 134 

    2. Celse İsmet Bey   

    İstizaha (gensoruya) Devam; Mübadiller ve muhacirler ile ilgili gensoru;

      148 e 19 oyla istizah reddedildi. İsmet Paşa Hükümetine karşı oy verenler:  Feridun Fikri (Dersim), İhsan Bey (Ergani), Sabit Bey (Erzurum),  Hâlet Efendi ve Raif Bey ve Rüşdü Paşa ve Ziyaeddin Bey (Erzurum), Arif (Eskişehir), Zeki (Gümüşhane), İsmail Canbulat (Adana), Refet Paşa, Ahmet Şükrü (İzmit), Halit Bey (Kastamonu),  Necib (Mardin), Faik (Ordu), Abidin (Saruhan), Halis Turgut (Sivas), Bekir Sami (Tokat) Beyler.   Sf. 168    

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 4, Celse: 1, – Sf. 130 ile 168 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    6 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 3, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    2. Celse;

    Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Kurulmuş;  

    Rauf Bey (İstanbul); “.. Rauf Cumhuriyetçi midir, değil midir diye şüphe varmış.” 

    Recep Bey (Kütahya) Dâhiliye Vekili; “Evvelce yoktu şimdi hâsıl oldu (ortaya çıktı).” 

    Rauf Bey; “Sizin her vakit ve her tereddüt ettiğiniz zaman da ben tekrar yemin ve kasem etmeye mecbur muyum? (Mecbursun sesleri) Hayır Efendiler, kimsenin kimseden şüphe etmeye hakkı yoktur.”

    Ali Bey (Karahisarı Sahip); (Ali Çetinkaya, İstiklâl Mahkemelerinin Üç Aliler Divanı’ndan); ” Sen de o vakit bu toprakta oturamazsın, ecdadının, dedenin, babanın geldiği yere gidersin, bu toprak bunu istiyor.” 

    Rauf Bey; “..Gizli defterler, gizli fikirler varsa bizde yok… Rauf Cumhuriyetçidir amma Cumhuriyet mi hâkimiyeti milliyenin tekâmülüdür (milli egemenliğin gelişmiş hâlidir), yoksa hâkimiyeti milliye mi Cumhuriyetin tekâmülüdür? .. Şimdi bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) hâkimiyeti milliye esasına müstenit (dayalı) bir idarei demokrasi denilen halk idaresi esaslarını tesis etmek (kurmak) için ve bu esaslar üzerine milletten vekâlet aldık. .. Bir takım arkadaşlarımız milletin bu hakkını milletten alıp şu veya bu makama, Meclis’i fesih ve kanunları red hakkını vermek zihniyet ve istikâmetini (yolunu) gösterdiler. İşte ben buna muhalifim…. Belki bazılarınız söylediniz; “Rauf Halifecidir!” Efendiler! Değil Halifeci ve Saltanatçı, bu makamın hukukunu almak istidadında (yeteneğinde) olan herhangi bir makamın aleyhindeyim.” Sf. 113 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 3, Celse: 1, – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 3, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Heyeti Vekîle’nin Umumi İstizahına (Hükümet Hakkında Verilen Gensoru Görüşmelerine) Devam:

    (Eskişehir Mebusu Ayıcı Arif, Köylülere bilinçsizce verilen tohumluklardan şikâyetle, köylü milletin efendisiydi ne oldu diyor. Cevap gecikmiyor.)

    Salih Bey (Bozok); “Yahu bugün efendilerimiz dediğiniz köylülerin yirmi tanesine Ayı’nı baktırıyordun, kimi aldatıyorsun bu sözlerle.” 

    Arif Bey (Eskişehir); “Şimdi Mebusum o vakit başka idi.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 3, Celse: 1, – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

  •   5 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 2, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    (Mebusluktan istifa eden Paşalara İsmet Paşa’nın teklifi üzerine bir kademe terfi veriliyor. Kâzım Paşa askerlikten istifa etmiş olmasına rağmen Milli Savunma Bakanı “git görevine devam et” diye yazı yazıyor. Tartışma sonunda Kâzım Paşa haklı çıktı.) Sf. 18

    2. Celse

    Mübadele (Karşılıklı Nüfus Değişimi) ve İmar İskân Vekâleti Hakkında İstizah

    Gensoru tüm hükümete şamil kapsayıcı oldu. Görüşülecek.

    Mustafa Necati Bey (Adliye Vekili); (Rıza Nur; Mustafa Necati Bey Sıhhiye Vekili iken, beş bin yetim çocuğun 300’ü ölmüş 700’ü kör olmuş diye soru önergesi vermiş.) “.. zaten hayatı siyasiyesinde dehşetli kin tutmak hasleti (özelliği, huyu) vardır. Rıza Nur Bey, tarih yazar İttihat ve Terakkiyi lekelemek için içine kayıt koyar! (Bravo sesleri, alkışlar) (Bir ses; Ona deve kini derler.)

    Dr. Rıza Nur (Sinop); “Olacak şey değil Vallahi.” Sf. 65 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 2, Celse: 1, – Sf. 18 ile 65 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   1 Kasım 1340 (1924) tarihinde İçtima: 1, Celse:1, Reis yok.

    Reis yok, Kemal Paşa; “Celse, Reis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri tarafından küşâd edilmiştir.” diyor. Kendisini anons edip konuşuyor. “Kadim dost Rusya’dan” bahsediyor. Sf. 4

    (Fevzi Paşa’nın Meclis başkanlığına yazısı var;) 

    Hâli sulhün (barış durumunun) avdet etmesi hasebiyle (geri gelmesi nedeniyle) Ordu’da siyasetle alakadar anasırın (ilgilenen unsurların) tamamen bertaraf edilmesi (ortadan kaldırılması) için İstanbul Mebusluğundan istifa eylediğimi arz eylerim. Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Müşir Fevzi.” diyor.

    (Akabinde İzmir Mebusu ve 5. Kolordu Komutanı Fahrettin Paşa, Aydın Mebusu 1. Kolordu Komutanı İzzettin Paşa, Bursa Mebusu 2. Kolordu Komutanı Mirliva Ali Hikmet, Kırkkilise Mebusu Mirliva Şükrü Nail Mebusluktan istifa ettiler. Alkışlandılar.) Sf. 16

    (İstanbul Mebusu 1. Ordu Müfettişi Kâzım Karabekir Paşa, Ankara Mebusu ve 12. Ordu Komutanı Ali Fuat Paşa Ordudaki görevlerinden istifa edip Mebusluğu seçiyorlar.  Edirne Mebusu ve 3. Ordu Müfettişi Cafer Tayyar Paşa ve Elâzığ Mebusu ve 3. Ordu Müfettişi Cevat Paşaların görevlerine son verildi. Sf. 15,16        

    2. Celse: İsmet Bey.

    Reis Seçiminde Fethi Bey 224 Üyenin 213’ünün Oyunu Aldı.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 40 (1.11.1924 / 4.12.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 1, Celse: 1, – Sf. 4 ile 16 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •  27 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 48, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Meclis Binası Yapımı İçin Ek Ödenek:

    Rüştü Paşa (Erzurum); “…Şimdi anlaşılıyor ki, temeli bozuk, kazanı patlak, rutubetten içeri girilmez olan bina, şu kadara mal olmuştur. Bir de bu kadar fenalığa karşı yapana, pâyidarına (yapanına) mükâfat (ödül) teklif ediliyor.  Maliye binasıyla nispet edilirse (oranlanırsa) ki 90 000 liraya kâgir (taş ve tuğladan yapılmış yapı) bir bina yapılmıştır. Buna ise 214 000 lira sarf edilmiş, fazla olarak tahsisat (ödenek) olmadığı halde 18.000 lira gibi bir para daha sarf edilmiştir. İcap edenler (gerekenler) mesul (sorumlu) edilmek lâzım gelirken mükâfat teklif ediliyor.”

    Ek Ödenek Talebi Kabul edildi.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 48, Celse: 1, – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    30 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 48, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Menteşe Mebusu Esat Efendi’nin Muhacirin Muamelâtı ve İmar Harekâtı Hakkında Mübadele, İmar ve İskân Vekilinden İstizah Takriri (Gensoru);

    Esat Efendi (Menteşe); “…Görmüş olduğum mıntıkalarda, mübadiller (değişimciler, Yunanistan’dan gelen Müslümanlar) İskândan mahrum, sefalete mahkûmdurlar. Ellerinde olanları yemiş bitirmiş, perişan bir vaziyettedirler. Söke’nin Domaçya nahiyesine iskân edilenlerden de şu birkaç ay zarfında, yani üç ay zarfında 1.500 nüfustan sekiz yüze inen biçareler de zikre şayandır (belirtilmeye değer). Arkadaşlar, İzmit’in harap köylerine gönderilen tütüncülükle meşhur Drama’nın Yeniköy ve Hüseyinköy halkının, hakkı iskânlarından (yerleşim haklarından) vazgeçecek Kartal, Gekbuze (Gebze), Pendik taraflarında ahaliyi İslâmiyeden isticar ettikleri (kiraladıkları) evlere başlarını sokuyorlar ve orada tütün zeriyatına (ziraatına) başlıyorlar, mükemmel bir surette tütün zerrediyorlar (tütün ziraatı yapıyorlar). Böylece kendilerini toplamakta ve sefaletten kurtulmak üzere iken vekâlete verilen bir emir mucibince (gereğince) siz mıntıka firarisisiniz (bölgenizden kaçmışsınız), haydi İzmit’teki harabezârlarınıza (harap yerlerinize), deniyor… Sizi temin ederim. İzmir’de harikzede (yangından zarar görmüş) ve Balkan muhacirleriyle şüheda (şehit) ailesinin mecmuu (toplamı) 300 haneyi geçmez. Hâlbuki Çingene Nanok namındaki bir Ermeni’nin doksanı mütecaviz (aşkın) evi vardır …”        

    Doktor Rıza Nur (Sinop); “Lozan’da bir mübadele meselesi ihdas olunmuş (ortaya konulmuş) ve kabul de ettirilmiş. Bu mübadele meselesinden matlup (amaçlanan) birkaç gaye vardı ve bunlardan birisi memleketin tecanüsü (aynı cinsten yapılması, tek tip insan yapılması, homojeni), diğer birisi memlekete nafi uzuvlar (yararlı elemanlar), eller getirmekti. …  Çünkü orada bırakacağımız Türkler (1) birkaç senede yok olacaklar, mahvolacaklardır….  Yani diyebilirim ki, Yunanlıların eline bırakıp ölümlerini beklemeyelim, dediğimiz insanları belki kendimiz öldürmüşüzdür. Maatteessüf (üzülerek belirteyim ki) mübadiller ekseriyetle (çoğunlukla) burada ölmüştür. Ahali mütecanis (homojen) olsun dedik, o bile olmadı efendiler… İstanbul’un civarında en iyi yere sanki hiç Türk yokmuş gibi birtakım Arnavutlar getirilmiş konmuştur. (Bravo sesleri alkışlar) …  Efendiler! Sıtma, muhacirleri, her tarafta kırıp geçiriyor, öldürüyor, bitiriyor efendiler! Ben hayret ediyorum. İskân Vekâleti Malarya olan yerlere nasıl insan yerleştirmiştir?… O feci vakayii (olayı) bilirsiniz. 1864 senesinde Rus Çarı; Kafkas ahalisini, bilhassa Çerkeş ve Abazaları hudut haricine attığı vakit de bütün bunlara aguşunu (avucunu) açan bizler olmuşuz, o vakit ki, hükümet adamlarının cehaletleri yüzünden iskân nedir bilmediklerinden bu zavallıları getirmişler, bataklıkların civarına oturtmuşlardır. Bugün bakıyoruz ki, bu zavallılardan hiçbir şey kalmamıştır….”

    2. Celse: İsmet Bey

    Mübadele gensorusuna devam edildi;

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 48, Celse: 1, – Sf. 70 ile 110 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Yunanistan’dan getirilenler Türkler değil, Lozan’da belirtildiği gibi Müslümanlar. Dr. Rıza Nur bu mübadele işini Lozan’da yönetmiş bir delege, bunu bilmesi gerekir. Yunanistan’da sevilmeyen ve istenmeyen bu Müslümanların büyük bir çoğunluğu gizli din taşıyan Sabetayistler ve Yahudiler. Zaten İçişleri bakanı da açıklamasında onların Yunanistan’da zor durumda olduklarını söylüyor. Bunların getirilip de dağıtıldığı yerler çoğunlukla Karadeniz. Rıza Nur bu muhacirlerle Türkleştirme yapacağını zannetmiş olabilir veya bunların Türk olmadıklarını o da biliyor olmalı.

  • 27 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 48, Celse:1, Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Ahiren (geçenlerde) Vefat Eden Diyarbekir Mebusu Ziya Gökalp Bey’in Cenaze Merasiminde Meclisi Âli Namına Hazır Bulunduğuna Dair, İkinci Reis vekili Ali Süruri Beyin Telgrafnâmesi ve Birinci Reis vekili İsmet Beyin Beyanı.

    2. Celse: Birinci Reis Vekili İsmet Bey

    Mübadil (Lozan anlaşması gereği Türkiye’den Rumlar ile Yunanistan’dan Müslümanların yer değiştirmesi), Muhacir Konusu Görüşülüyor

    Menteşe Mebusu Esat Efendi’nin, Ne Kadar Muhacir Geldiğinin ve Ne Kadarının İskân Edildiğinin (Yerleştirildiğinin) ve Nerelerde İmâratta (İmar Edilmekte)  Bulunulduğunun Bildirilmesine Dair Sual Takriri (soru önergesi) ve Mübadele, İmar ve İskân Vekili Refet Beyin Cevabı; 

    Mübadele, İskân ve İmar Vekili Refet Bey (Bursa); “…  Vekâlet teşekkül ettiği (Bakanlık kurulduğu) sıralarda gördükleri tazyikat (baskı) üzerine Makedonya’da bulunan ırkdaşlarımız Selânik’e doğru akın etmeye başlamışlardı….. Selânik’e bini mütecaviz (bini aşkın) çadır gönderildi. Çadırlı Ordugâh teşkil edildi (oluşturuldu) ….  Heyeti Vekile (hükümet, bakanlar kurulu) kararıyla Türkiye Seürisefain (gemi işletmesi)  şirketlerine avans verildi ve bu suretle dört yüz bine karip olan (dört yüz bini aşan) muhacirin (göçmen) kâmilen (tamamen) Türk şirketleri ile nakledildi. Türk şirketleri bu muvaffakiyeti (başarılı işi) yaptıktan sonra Rumlardan bir kısmını da Yunanistan’a nakle muvaffak oldular….  Bir defa Selanik’te sıhhiye (sağlıkçı) heyetlerimiz bunların çıkarılacakları iskelelere göre oralarda ne gibi hastalıklar varsa ona göre aşıları kâmilen (tamamen) tatbik ediyorlardı (uyguluyorlardı) Selanik’te bir kere umum (bütün) muhacirlere çiçek aşısı tatbik edildi. Diğer cihetten dizanteri olan yerlerde dizanteri aşıları tatbik edilmişti. Selanik’te bir aralık veba zuhur etmişti (ortaya çıkmıştı). Bunun üzerine veba aşıları tatbik edildi….  Vapurlar dâhilinde memurini sıhhiye (sağlık memurları) bulunduruldu. Etıbbadan (tabiplerden, doktorlardan) başka ayrıca hastabakıcılar tayin edildi. Bilhassa kamaralar hamile kadınlara tahsis edildi….. Yunanistan dâhilinde Selanik, Kavala gibi, Girit adasında, Hanya, Kandiye Resmo gibi şehirler irkâp (bindirme) iskelesi olarak tayin edilmişti. Buralara ayrıca heyetler gönderildi. Sonra Türkiye sevahilinde (sahillerinde) de İstanbul, Samsun, İzmir, Antalya, Mersin gibi limanlar ihraç (çıkış) iskelesi olarak tayin edildi….  Hülâsa (kısacası) irkâp iskelelerinden iskân mahallerine (yerleşim yerlerine) kadar 3.819 kişi vefiyatımız (ölenlerimiz) vardır ki, dört yüz bine yakın muhacir gelmiş olduğuna nazaran (göre) yüzde yarımdan biraz fazladır….    Emin olunuz ki Harbi Umumide 400 bin kişilik ordular içerisindeki telefat böyle seyrü sefer (gidiş geliş) esnasında bundan çok fazladır….  Bilirsiniz ki giden Rumların ekseriyeti azimesi (büyük bir çoğunluğu) erbabı sanattan ve ticarettendi (sanatkâr ve ticaret adamlarıydı)…. Vaziyet, itiraf edilmek lâzımdır ki, oldukça elimdir. Şimdi bu hususta Türkiye’yi beş mıntıkaya tefrik edeceğim (ayıracağım). Evvelâ, Rumların Pontus namını (adını) verdikleri Karadeniz havalisi var. Burada vaktiyle beş yüzü mütecaviz (aşkın) büyük – küçük Rum köyü vardı. Bunlar Pontus harekâtı esnasında harap oldu. Sonra kendileri giderken yaktılar, yıktılar. Bu beş yüzü mütecaviz köye mukabil (karşılık) beş köy hatta beş hane bile bulamadık. Bu mamureleri (yapıları, imar edilmiş yerleri) yeniden vücuda getirmek ihtiyacı karşısında kaldık. Binaenaleyh (bundan dolayı), bizi en ziyade müşkülâta (zorluğa, güçlüğe) uğratan bu mıntıka olmuştur….  Sonra Trakya mıntıkası geliyor…  Bununla beraber menatıkı iskâniye (yerleştirme bölgesi) içinde en ziyade istifade ettiğimiz (yararlandığımız) burasıdır. Buraya iskân ettiğimiz altmış bine karip (yakın) olan çiftçi ırkdaşlarımız hemen kâmilen (tamamen) iskân edilmiştir (yerleştirilmiştir). Burada açıkta kimse yoktur ve kâffesi de (tamamı da) müstahsil vaziyetine (üretici durumuna) geçmiştir ve hallerinden memnundurlar….  Sonra, eski Aydın Vilâyeti hududu kalıyordu ki, bu vilâyet bizim bir mıntıkaî iskânımızdır (yerleştirme bölgemizdir). Burası da biliyorsunuz ki Yunanlıların hattı ricati (geri çekilme hattı) üzerine tesadüf etmişti. Yalnız Rum köylerini değil, İslâm köylerini ve hatta büyük şehirlerimizi yaktılar, gittiler. Binaenaleyh burada da azim müşkülâta (büyük zorluklara) tesadüf ettik. Sonra Kayseri ve Niğde civarını ihtiva eden (içeren) mıntıka geliyor. Burada da oldukça fazla miktarda Rum köyleri vardı. Bunlar kâmilen (tamamen) mamur (yıkılmamış, yapılı) olarak elimize geçmiştir. Fakat maatteessüf arazi fıkdanından (azlığından) dolayı kabiliyeti iskâniye (yerleştirme yeteneği) yoktur….”

    Ahmet Hilmi Bey (Kayseri); “O muhite sanatkâr göndereydiniz.”

    İmar Vekili Refet Bey (Devamla); “Arz edeyim efendim, bir milyondan fazla Rum gitmiştir. Bunların sekiz yüz bini erbabı sanat ve ticaretten idi. Halbuki bizim gelen muhacirlerimiz içerisinde ancak seksen, yüz bini erbabı sanat ve ticarettendir…..  Pontus denilen mıntıkada Samsun, Ordu, Giresun, Amasya ve Tokat Vilâyetleri ki en ziyade kesafet (yoğunluk) burada idi ve iskân muamelâtını (yerleştirme işlemlerini) burada yapıyorduk…  Balkan Harbinden sonra herhangi suretle Türkiye’ye gelmiş olanlar da mübadeleye (karşılıklı değişim, Lozan’da kabul edilen karşılıklı Rum ve Müslüman değişimine) tabidir. Bunlar da dâhil olmak üzere 400 000’i mütecavizdir (aşkındır, fazladır). Şimdi gelen 380 000 muhacirden 56 347’si Samsun, 79 631’i Trakya, 3,892’i Karesi, 64.668’i İzmir, 26 824’ü Bursa, 33.129’u İstanbul, 26.568’i İzmit, 6.179’ı Antalya, 30.674’ü Konya, 20.856’sı Adana, 412 Sivas,  2.984’ü Kastamonu mıntıkalarına yerleştirilmiştir. Vuku bulan iskân bundan ibarettir….  Eski Aydın Vilâyeti hududu dâhilinden 300.000’i mütecaviz (aşkın) Rum gitmiş olduğu halde biz bu mıntıkaya ancak 64 bin nüfus sevk ettik. Çünkü Aydın gibi, Nazilli gibi, Manisa gibi büyük ve muazzam şehirlerimiz yanmıştır…  Meselâ İzmir şehrinden yüz bini mütecaviz (aşkın, fazla) Rum gitmiştir. İzmir şehrinin yanmış olmasına rağmen İzmir şehrinde bugün Rum emvali metrukesi (terk edilmiş malları) olarak 10.600 ev vardır. Bu 10.600 eve mukabil (karşılık) biz yalnız dört bin muhacir iskân etmek istiyoruz ki bu da bin haneyi tecavüz etmez…”

    Verilen Cevap Yeterli Bulunmadı. Gensoruya Döndürüldü. Sonraki Celselerde Görüşülecek.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 48, Celse: 1, – Sf. 50 ile 69 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Ekim 1340 (1924) tarihinde İçtima: 45, Celse:1 ve 2, Reis Ali Fethi Bey

    Başvekil İsmet Paşa Hazretlerinin Musul Meselesi Hakkında Beyanatı

    Başvekil İsmet Paşa (Malatya); (Lozan’ı anlatıyor) “…  Büyük Britanya murahhası (delegesi) Musul Vilâyetinin mukadderatı (geleceği) üzerinde müzakere etmek (görüşme yapmak) esasına girmeksizin, Musul’un haricinde (dışında) Hakkâri Vilâyetine ait bazı arazi üzerinde talep dermeyan etti (açıkladı) . … Bize İngiltere, başka bir teklifimiz varsa, dermeyan etmekliğimizi (açıklama yapmamızı), ayrıca bir müzakere açmaya imkân olmadığını yani Cemiyeti Akvama (milletler cemiyetine, birleşmiş milletlere) gitmekten başka çare kalmadığını cevaben bildirdi….  20 Eylül Celsesi İngiltere Murahhasını (delegesini) evvelemirde (öncelikle) Cemiyeti Akvam’a (Birleşmiş Milletlere) havale edilmiş olan meselede ihtilâfın mahiyeti (anlaşmazlığın içeriği), neden ibaret olduğu sualini mevzuu bahis (söz konusu) etti. Haliç Konferansında olduğu gibi Cemiyeti Akvam’da da İngiltere’nin tezi şu idi: Musul Vilâyetinin mukadderatı (geleceği) mevzuu bahis (söz konusu) değildir. Mevzuu bahis olan Türkiye ile Irak arasındaki hudut meselesidir. Şimdiye kadar arz ettiğim safahat (süreç) Muahedenin (antlaşmanın) derpiş ettiği (göz önünde tuttuğu) safahattır ve bu safahatı tabiiyedir (doğal süreçtir). Bu suretle (şekilde) Türkiye ile Irak arasındaki hudut yani Musul Vilayetinin tayini mukadderatı (kaderinin, geleceğinin belirleneceği) meselenin ne suretle hal olunacağı bu komisyonun tetkikine hasrolunmuştur (bırakılmıştır). Bu Komisyona aza (üye) intihap olunur olunmaz (seçilir seçilmez) teşekkül ederek (kurularak) faaliyette bulunacaktır ve buna kuvvetle eminiz ki bu komisyonun hissiyatı adilânesi (adalet duygusu) tetebbu ve tetkikte (düşünme ve incelemede) edinecekleri netice (sonuç) ve vesaikle (belgelerle) kati bir neticeye vararak Musul Vilâyetinin anavatana iltihak etmesi (katılması) hususunda emniyet ve memnuniyetbahş (memnuniyet verici) bir netice temin edecektir.   …  Hakkâri Vilâyeti dâhilinde Ağustos iptidalarında (başlarında) Hakkâri Valisi yanında jandarma kumandanı ve jandarmalarıyla devri teftiş esnasında (denetleme görevi sırasında) iken bazı eşkıya tarafından tecavüze maruz kaldı, kendisi esir oldu. Yanındaki jandarma kumandanı ve bazı jandarmalar şehit düştüler. Anlaşıldı ki: O havalide (bölgede) yerleşmiş olan ve teslih edilmiş (silahlandırılmış) olan, vukuat (olay) çıkarmak için intizarda (beklemede) bulunan, bazı Nasturî eşkıyası bu ağır cürmü (suçu) irtikâp etmişlerdir (işlemişlerdir). Kanuna karşı bundan daha ağır bir cürüm tasavvur olunamazdı (düşünülemezdi). Bunun üzerine Dâhiliye Vekâleti ahkâmı kanuniyeyi (yasa hükümlerini) yerine getirmek için icabeden muamelâta (gereken işlemlere) ve tedabiri cebriyeye (zor kullanma önlemlerine) tevessül etti (yeltendi, yöneldi). Jandarma ve ciheti askeriyeden (askeri kesimden) temin ettiği muavenet (yardımlar) ile kanunun temin ettiği bütün vesaiti (vasıtaları, araçları) kullanmaya başladı. Nazarı dikkatimizi celp etti ki, bu eşkıya ile olan müsademe (çatışma) esnasında ecnebi tayyareleri (uçakları) bunların üzerinde dolaşıyorlardı. Bu hadise Musul Vilâyeti ile hiç alâkası olmayan Hakkâri Vilâyeti dâhilinde cereyan etmektedir. … 16 Eylülde ilk tecavüzat (saldırı) ki; bu tecavüzattan (saldırıdan) ağır zayiat verdik, bir zayiatı da bildirerek gerek İngiltere Hükümeti nezdinde ve gerek Cemiyeti Akvam (Birleşmiş Milletler) nezdinde (huzurunda, önünde) protesto ettik. (Sf;6) Buna emin olduklarını ifade ederek bazı kıtaatın (birliklerin) tecavüz ettiklerinden bahs olunuyordu. Bundan sonra bu tecavüzat durmadı fasıla (aralıklarla) ile yine arada tecavüzat (saldırılar) oldu. Tayyare tecavüzatı (uçak saldırıları) oluyordu bomba ile makineli tüfek ile. Yine zayiata duçar olduk (kayıplar verdik). Zayiatı tekrar kendilerine bildirerek nazarı dikkatlerini celp ettik (dikkatlerini çektik) ve suitefehhüme  (kötü anlamaya, yanlış anlamaya) mani olacak tedabir (tedbirler, önlemler) ittihazını (çıkartılmasını) talep ettik. . İngiliz tezini tekrar ediyorum muahede (antlaşma) imza olunup bittikten sonra biz iki vesile (sebep) ile Musul Vilâyetini fiilen tahtı işgalimizde addediyoruz (işgalimiz altında kabul ediyoruz) diye, bize söylemişlerdir. Musul Vilâyeti haricinde bulunan Hakkâri Vilâyeti arazisinden (Beytüşşebap) ve (Çölemerik) Cenubunda (güneyinde) bulunan bu mıntıkaya (bölgeye) gelince, bu mıntıka Lozan muahedesi imza olunduğu vakit, İngiliz tahtı işgalinde (işgali altında) değildi, fakat Türk tahtı işgalinde de değildi diyorlar. …    Lozan Muahedesini imza etmezden biraz evvel Statükonun (mevcut durumun) muhafaza olunacağı (korunacağı) hususundaki terakkiyat kemale geldiği (anlayışın olgunlaştığı) ve zapta (tutanağa) geçileceği günlerde İngilizler Rovandoz’u (Revandiz’i) işgal etmişlerdi ki, Rovandoz’da bizim askerimiz vardı, idaremiz vardı, orada muharebe (savaş, harp) oldu ve Rovandoz’u işgal ettiler. Efendiler! Nazarı dikkatinizi celp etmek (çekmek) isterim «Çölemerik’in Cenubunda (Hakkâri şehir merkezinin güneyinde) Zab’ın  (Zap nehrinin) iki sahilindeki arazii Cebeliye (dağlık arazi) bu havaliye dahil bulunuyor ki bu havalinin hudutları berveçhibâlâ (önceden) tarif edilen huduttan hareketle” hududu mezkûrenin (zikredilen, söylenen hududun) Haîamon, Ceramuş üzerindeki tepeler üzerine Cenubu Şarkiye döndüğü noktaya.. İlâhir» bir hat ile temdit edilmiştir (sınırlanmıştır). «Bu Havali âlâ (çok iyi) ve süfla (alçak), yesarî (zengin) ve Trahoma Hıristiyan Asuri kabailinin (kabilelerinin) müddeti medideden (uzun zamandan) beri meksü aram ettikleri (birlikte oturdukları) memleket aksamından madud (memleket kesiminden sayılmış) olup Türk memurini (memurları) tarafından ahalisinin tart edildikleri (halkının sürüldüğü) 1916 senesinde İngiliz memurinin kendilerini mevayı aslilerine (esas sığınma yerlerine) yeniden yerleştirdikleri ve 1921 senesine kadar hemen ahaliden hali (halktan arınmış) bulunuyordu. Bütün bu müddet zarfında Asurîler Irak mültecileri karargâhında İngiltere Hükümeti Kraliyesi hesabına iaşe (yedirilip – içirilmişlerdir) edilmişlerdir.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 39 (18.10.1924 / 30.10.1924) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 2, İçtima; 45, Celse: 1, – Sf. 1 ile 26 arası) kitabından birebir alınmıştır.