Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İşte İslâm tarihinde bu neticeye çıkan yol, İslam’ın kuruluş ve yayılış devrinde, bir sıra darbelerden, ihtilâllerden geçer. Ömer’den sonra halife olan Osman, Medine’de, 656 Haziranında, şehirde meydan alan bir ayaklanma ve evine yapılan baskın sırasında öldürüldü. Sf. 52

    Şam’da merkezîleşen Emevî saltanatı, milâdî 750’nci yıla ka­dar sürdü. O tarihte yıkıldı. 750’nci yılda saltanat, Emevîlerden Hâşimî soyuna geçti. Bağdat, yeni Abbasî devletinin merkezi, oldu. Emevî hanedanından intikam ise o kadar kanlı oldu ki, hayattaki Emevîler tamamen öldürüldükten başka, Emevî Halifelerinin Şam’daki mezar­ları da açılarak, kemikleri dağıtıldı. Yakıldı: Ayaklar altında çiğ­nendi. Sf. 53 (Bir Halifeninki müstesna)

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 52, 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • İç savaş sınıf savaşıdır. Sınıf bakışını, keskinleştiriyor.

    Dış savaş ulusal savaştır. Sınıf bakışını köreltiyor.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 426) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aşırı anti-emperyalist vurgunun kapitalizm hedefini gizlemesi, Kemalizm’in büyük katkısıdır. Kemalizm, en çok bu rengiyle, sınıf bilincinin gelişmesini yavaşlatmıştır. Sf. 376

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 376) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hepsi bu ka­dar; her yılgın mücadele alanını terk etmek için bir gerekçe arıyor;

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 352, 353) kitabından birebir alınmıştır.

  • Paylaşım, sosyalizmin ilk ve temel ilkesidir. Açık Devrimci Parti paylaşımcı yaşam biçimini tanıtma, propaganda etme ve yayma görevini üstlenmelidir. Demokrasiyi, kararın alınmasında ve uygu­lanmasında paylaşım olarak ele almak daha yaratıcı sonuçlara kapı açabiliyor. Sf. 352

    Topluma hizmet, başkasının iyiliği için çalışmak, toplumdaki en yüksek değer olmalıdır. Başkasına bir yarar götürebilmekten en büyük mutluluğu duyabilen insanları yaratma temel amaç sayıl­malıdır; sosyalizmi kurarken de devrimci yaşam bunu gerektiriyor.

    En büyük devrimciliğin, insanın inandığı değerlerde devrimcilik olduğuna inanılmalıdır.

    Kolektivitenin yaratıcılığına inanmak, sosyalist olmak için bir vazgeçilmez gerek oluyor. Birlikte düşünmek, birlikte uygulamak, birlikte üretmek, birlikte tüketmek, birlikte eğlenmek; bunlar olma­dan sosyalizm düşünülemiyor. Sosyalizm için kollektivite üretimi arttırmanın bile önünde bir hedef olarak duruyor.

    İnsan, bütün güzelliklere layıktır, insan, artan ölçüde güzellik­lere layıktır. Üretimi arttırmak hedefi yalnızca buradan çıkıyor. Sosyalizmde üretimi değil, çalışanın verimliliğini arttırmak temel ilke oluyor; insanoğlu artan ölçüde boş zamana layıktır.

    Kapitalizmde çalışmak, bir işkence ve bir sömürüdür. Sosya­lizm, sömürüden kurtuluştur. Sf. 353

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük, Çelik Bilgin (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 353) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aklın geri vitesi vardır.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 346, 347) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuantum fiziği üzerindeki çalışmalar, şimdiye kadar bütün düşünce düzenlerinde var olduğu kabul edilen gözlem ile gözleyenin bağımsızlığı ilkesini sona erdirdi. Mikrop, mikroskobu ve gözlem gözü etkiliyor; yepyeni bir durum ortaya çıkıyor. Sf. 346

    Gözlemin gözleyen aygıtı etkilemesi, olgunun aklı etkilemesi anlamına da geliyor. Aydınlanma çağının çok gerilerde kalması, te­kellerin tüm haber ağları ile eğitimi tekellerine almaları, insan aklının bağımsız gözlem yapma imkânını ortadan kaldırıyor. Sf. 346

    İdeolojik mücadelenin alanına, gözleyen aygıtın, insan aklının, bağımsızlığını sağlamak da giriyor.

    Tekellerin işgalinde bağımsızlığını yitirmiş insan aklı, sınıf içgüdüsüyle yakalanabilecekleri bile ortadan kaldırma alanında büyük mesafeler kazanıyor.

    İnsan aklına bağımsızlığını kazandırmada, sınıfsal bakış açısını doğruya açık tek kapı olarak yeniden geçerli kılmada, yapılacak işlerin başında netleşme ve ayrışma geliyor. Burada ise aydının önemi hemen belirginleşiyor.

    Kurulu düzen, aynı zamanda, insan aklında kuruludur. Aydın, aklındaki düzenin en çok bilincinde olan kimsedir. Sf. 347

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 346, 347) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar bugün yirminci yüzyılın başına göre çok daha fazla gözleriyle değil akıllarıyla görüyorlar. Akıl ise, Lenin’in zama­nına göre çok daha fazla ideolojik özellikler taşıyor. Mikelanj, aklıyla resim yaptığını yazıyordu, ideoloji, artık her sıradan insanın aklına yapılmış bir resimdir.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 346) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstiklal Mahkemeleri’nin ilk önemli kararı, Mayıs 1921 tarihinde ve aynı celsede Çerkez Ethem ve kardeşlerinin gıyaplarında idama ve Halk İştirakiyyun Partisi yöneticileri Tokat Milletvekili Nazım ile Binbaşı ve Baytar Hacıoğlu Salih ve arkadaşlarının uzun yıllar hapse mahkûm edilmeleridir. Birbiriyle ilgisiz görünen iki hasım grup aynı tarihte mahkûm edildiler. Sf. 340

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 340) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrat milliyetçidir. Enternasyonalist olamaz. Sf. 349

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük, Çelik Bilgin (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 349) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dört, Türkiye’de Eylülist darbe hem yenilmemiştir hem de aşıl­mamıştır. Eylülizm bütün kazançlarını asıl şimdi hasat etmeye başlıyor

    Türkiye solculuğunu demokratizme, Kemalizm’e ve parlamentarizme mahkûm etmek Eylülizm’in büyük başarısı olarak ortaya çıkıyor.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 292, 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkinci noktayı daha önemli buluyorum. Demokratlarla işbirliği aramak başkadır ve varsa demokrat adımları tamamlamak başkadır, demokrat olmak ise bambaşka olmalıdır. Birincisi yüce bir iş, İkincisi ise tam bir dejenerasyon ve kokuşmadır; bir sosya­listin demokratlaşması veya bir devrimci demokratın devrimci­liğini yitirmesi insanlığın en lanetli transformasyonlarından birisi sayılmalıdır. Bunu hiçbir insana yakıştıramadığım bir dejeneras­yon sayıyorum.

    Demokrasiyi savunmak burjuva devletini savunmaktır. Sf. 314

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 292, 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim daha inatçıdır.

    Sanat daha patlayıcı oluyor.

    Her bilim adamının sanatçı olması gerekmiyor; ancak her büyük bilim adamında bir sanatçı dokusu olmalıdır. Büyük bilim adamı, bir dönüşün, bir buluşun habercisidir; bilimde ve sanatta, haberci haberini, küçük küçük ipuçlarından, yalnızca ayrıntılar­dan alıyor.     

    Büyük sanatçı, ayrıntılardaki büyük dönüşü sezebilendir. Büyük sanatçı ve büyük bilim adamı, bir büyük âşıktır; ipuçlarındaki büyük dönüşü göremeyenin büyük sevgiler için yeteneği olduğunu düşünemiyorum. Sf. 292

    Büyük devrimci, bir büyük bilim adamı, bir büyük sanatçı ve ke­sinlikle bir büyük âşık dokusu taşıyabilendir. Devrimcide, embriyonik halde, bilim adamı ve sanatçı özellikleri var; ayrıntıların di­yalektiğinden toplumsal savaşlara gidebiliyor. Sf. 293

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 292, 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her insan her eylemini ve en çok da eylemsizliğini, kendisini rahatlatan, zaman zaman tartışma ve düşünme zahmetinden kurtaran bir çekirdek düşünüşe dayandırmak gereğini duyuyor. Bu gereklilik, embriyonik biçimde, ideolojiyi anlatıyor.

    Fetiş, ilkelin ideolojisidir. Sf. 290

    İdeoloji en çok eylemsizlik için gerekiyor.

    Fakat toprak akıyor ve akarak geleceği biriktiriyor.

    Politika, akan toprakta geleceği kurma sanatıdır.

    Politika, en çok nostaljik yaklaşımlara düşmanlıkla gelişiyor. Sf. 291

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 290, 291) kitabından birebir alınmıştır.

  • Geleceği değiştirebilmek için önce geçmişi değiştirmek gereki­yor.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekelci dönemde, anlayabilmek için önce reddetmek gerektiğini düşünüyorum.      

    Parazit tekellerden tiksinmeden, bu düzeni anlamanın mümkün olmayacağına inanıyorum.

    Tekelci parazit düzenden tiksinti duymayanların açık devrimci partide bir yeri olmamalıdır.

    Yaşama sevincini yitirmemek gerek; sevgi, kardeşlik, eşitlik insanın yücelmesi, yaşama sevincinin kaynakları oluyorlar. Mutluluk, bunları gerçekleştirme durumudur: tekelci düzende mutluluğu yakalayabileceklerini sananların açık devrimci tarafta bir yerleri olacağı düşünülmemelidir. Tekelsi ahtapotların kollarında mutlu­luk devşirmeye çalışmak isteyenlerle açık devrimci parti iki ayrı dünya ve iki ayrı tarafı meydana getiriyorlar. Sf. 277

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 277) kitabından birebir alınmıştır.

  • İktidarın ilk gününde meta kategorisinin sona erdiği ilan edil­melidir. Sosyalist ülkelerde bu yapılmadı; metanın varlığı, ancak sosyalist ilkelerle değiştirildiği ileri sürüldü. Tersi yapılmalıdır; metanın sona erdiği ürünün geçerli olduğu ancak toplumdaki ka­pitalist köklerin tümü kurutulamadığı için bir süre kapitalist öğelerle bozulacağı anlatılmalıdır.

    İktidarın ilk gününde pazar ilişkisinin sona erdiği duyurulmalı ve sona erdirilmelidir. Kırdaki pazar ilişkilerinin sürünerek sızdığı hesaba katılmalıdır.

    İktidarın ilk gününde bir disiplin olarak siyasal iktisat kitabı kapatılmalıdır. Siyasal iktisat tarih sahnesine burjuvazinin iktida­ra yükselmesinin yasalarını inceleyen bir bilim olarak çıkıyor; sos­yalizm ile birlikte sona eriyor. Sosyalizm ile birlikte siyasal ikti­sadın yerini kendisi bir bilim olan sosyalizm alıyor. Sosyalizmde, sosyalizmin siyasal iktisadi bir garabettir; Türkiye’de yeni ikti­darın böyle bir garabete son vereceğini düşünüyorum. Sf. 276

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 276) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapitalist ülkeler ve emperyalist sistemle ilgili iki nokta var. Bunlardan birisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin geliştirdiği ve “Seçmeli Caydırıcılık” olarak Türkçeye çevirdiğim Amerikan doktrini ile ilgilidir. Bu doktrin bir tek sonuca yöneliyor; artık, eninde sonunda ABD ile silahlı çatışmayı göze almadan Türkiye türünde ülkelerde bırakınız sosyalist, “kapitalist olmayan” veya Washington’a dost sayılmayan bir hükümet bile kurmak imkânsızlaşıyor. Sf. 266

    “Seçmeli Caydırıcılık” Doktrini ve Türkiye’de Amerikan varlığı ciddiye alınmalıdır, bunu ciddiye almayan bir mücadelenin ger­çekçi olabileceğini ve başarıya ulaşacağını sanmıyorum. Bu doktrinin keskinleştirdiği bir açıklık var, ABD’nin ilan ettiği silahlı çatışma kabul edilmeden, Türkiye’de hiç kimse Türkiye’yi bir adım ileriye götürebileceğini ciddiyetle ileri sürmemek durumundadır! Sf. 267

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 266, 267) kitabından birebir alınmıştır.

  •  Sosyalizm, eşitçiliği ve ortak çalışma ve tüketmeyi ön plana çıkarmak olarak anlaşılıyor. Böyle anlamak istiyorum.

    Eşitliği sadece mülkiyette veya mülkiyetsizlikte görmüyorum. Ücretlerde bir eşitleyici süreci sosyalizmin kuruluşunun vazgeçil­mez koşullarından birisi sayıyorum. 1920 yıllarında Ekim Devrim­cileri ücret eşitliğine son derece önem verdiler ve bunu gerçek­leştirmeyi çok doğal bir gerek saydılar. Ancak; 1930 yıllarının sanayileşme sorun ve zorlukları Sovyet düzeninde “ücret makasının açılmasına, düşük ve yüksek ücret arasındaki farkın, kapitalist ülkelerde bile savunulamaz bir boyuta çıkmasına neden oldu.

    Bunu tekrar düzeltmek ve sosyalist bir topluma yakışır bir hale getirmek görevi Brejniyef’e düştü; Brejniyef döneminde hem Sovyet yurttaşının tüketim kalıbı zenginleşerek arttı ve hem de ücretler arasında farklılık son derece makul bir düzeye indirildi. Sf. 239

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 239) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sosyalizmde insanlar giderek daha az çalışmalıdır. İnsanlar daha çok çalışacaksa, kapitalizmin ne kusuru var? Sosyalizmin amacı kapitalizmde çalışmayanları da çalıştırmak değil, tüm in­sanların çalışma süresini azaltmak ve sonunda insanların çalış­tıkları süreyi duymadıkları bir toplum düzeni kurmaktır, zorunlu çalışmaktan uzaklaşma ve kurtulma insanın tarihinde ve doğa­sında var. Sf. 233

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.