Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 18 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 76, Celse:1 Hafidir: Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ III – (Sf. 527, 538)  kitabından birebir alınmıştır.

    Deve Yolsuzluğu ve Pontus Meselesi;

      …  Dursun Bey (Çorum): “-… Amasya İstiklâl Mahkemesince Pontus meselesinden dolayı idam edilen Aleksandors’un Çorum’da 160 küsur devesi vardı. Tabiidir ki Amasya İstiklâl Mahkemesi mallarının devlete gelir kaydedilmesine karar verdi. Hükümet de buna vaziülyed etti (el koydu). Bir müddet (zaman) sonra buradan Arslan Arif Bey’e develerin teslim edilmesi için emir verildi ve teslim edildi. Evraklar nasılsa Dâhiliye Vekâleti aracılığıyla gönderildi.”

    (Bu Arslan Arif Bey İstiklâl Mahkemesine sevk edilmiş, oradan da tuhaf biçimde kurtulmuş bir adam. Buna develeri verin diyen iki teklif var, birisi İstiklâl Mahkemesi, diğeri ise Çorum Mutasarrıflığı. Dursun Bey’in ifadesine göre Ankara İstiklâl Mahkemesine sevk edilen Arslan Arif Bey için “en yetkili bir kişiden telgraf geliyor” ve adam serbest kalıyor. Cebelibereket Mebusu İhsan Bey (Topçu İhsan) soruyor “En yetkili dediğiniz Mustafa Kemal Paşa mı? Dursun Bey bir şey söylemiyor.) (TBMM GCZ III – Sf. 532) 

    Emin Bey (Canik): “-…Bu develer devletin malıdır. .. develerin kıymeti 3-4 yüz bin liradır.”

    Dr. Mazhar Bey (Aydın); “.. Milas’ta 6-7 sabun fabrikası vardır. Altı ay uğraşılmıştır. (Bu fabrika sahipleri gayrimüslim, onlar rahatsız edilmişler.) İki tane Hıristiyan vücudu mu daha gereklidir, 5-6 tane sanayi kuruluşunu korumak mı gereklidir? Bir devletin idaresindeki ekonomiyi, sanayiyi ve ticareti gözetmeyen insanlar ancak o memleketi yıkmakla meşguldürler. … Orduyu yaşatmak, ne ile yaşatacağız? Ben askerim. Orduyu yaşatacağız, memleketin ekonomisine önem vermeyeceğiz yıkacağız. Böyle şey olmaz… Biz ülkenin ziraat ve ekonomisini yükseltecek tedbirler beklerken, Meclisimizin Hükümeti bunların ekonomisini yıkan, yakan ve yıpratan sonuçlara ulaşıyor. Hangi devleti kurmak ve hangi devletin istiklâlini kurtarmak için çalışıyorsunuz? Taşları, dağları yuva yapmak için mi, baykuşlara yuva yapmak için mi? … Orduyu yükseltirken onun arkasındakini yıkmak doğru değildir. Tekâlif-i Milliye (1) bütün memleketi yıkmıştır.”  

    Dr. Mazhar Bey (Aydın)(Devamla); “Bir Nahiyedeki (ilçenin küçüğü) deve miktarını askeri heyet baytarı (veterineri) ile birlikte tespit etmiştir. Mevcut 500 devenin 300’ü işe yarar halde, 200’ü hastalıklı diye rapor etmiştir. Aynı gün ukalâ bir Nahiye Müdürü orduya 500 devemiz var demiş. Vatandaştan bu 500 deveyi almışlar, hasta olanlarını da getirip vatandaşa değiştirtmişler.”

    …. Mustafa Durak Bey (Erzurum); “Efendiler askerliği kim yapıyor?… Zengin çocukları değil, tüccar çocukları değil efendiler. Asker olanlar fakirlerdir.” (TBMM GCZ III – Sf. 527-538)  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 76, Celse: 1, TBMM GCZ III – (Sf. 527, 538)  kitabından birebir alınmıştır kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergidir ve ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. Başkomutanın emri ile çıkan bu yasa herkesin malının bir kısmına el koyma şeklinde zoraki vergi uygulaması şeklinde olmuştur

  • 17 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 75, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    Müdafa-i Milliye Vekâleti 1338 (1922) Bütçe Görüşmeleri; Vekil Kâzım Paşa Hâfi Celse istiyor.

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir)

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ III – (Sf. 511-526 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Müdafa-i Milliye Vekâleti 1338 (1922) Bütçe Görüşmeleri: 

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum): “-Geçen sene orduya 56 milyon para verdiniz.. Bugün ordu geçen senenin bir buçuk katından fazladır. .. Efendiler ordu bir buçuk kat arttığı halde masraf yine o masraftır. Geçen yılın yolsuzluklarını kabul etmeliyiz. … Bu Ordu görevini bir an önce yapmalıdır. .. Bundan sonra parlak kelime değil hesap, rakam isteriz. Bu kürsüde çok parlak sözler söylenmiştir fakat ondan pek çok zarar görülmüştür.” (TBMM GCZ III – Sf. 500-501)

    … Selahattin Bey (Mersin): “-.. Bu ülke yalnız buğday ile.. geçinemez, geçmiştir artık. Havadan uçaklarınızı, otomobil yürüteceksiniz.”

    Ali Cenani Bey (Muvazenei Milliye  (milli denge yani bütçe) Komisyonu Başkanı) (Antep): “-Dâhilde görevlendirilen (yani cephede olmayan) erlerin toplamı bendenizce elli binden aşağı değildir. … Adana’dan geçtiğim zaman Adanalılar bana şikâyet ettiler. Dediler ki: Biz savaştığımız zaman subay bulamadınız. Bugün buraya üç yüz subay göndermişlerdir. .. otuz bile fazladır..   Bendeniz Ankara içerisinde 17 bin er ve erbaşın beslenmesinde bir anlam göremiyorum… büyük bir kısmı gereksiz olarak hizmetçilikle meşgul oluyor. Hükûmet bunlara boş yere para veriyor. ..”

    … Ziya Hurşit Bey (Lazistan): “-.. Meclis’in kendisine Başkumandanlık verdiği zat o zaman: Düşmanı iki taraftan sıkıştırıyoruz ve nerede ise atacağız diyordu. O zaman radyoda memlekete ilan edildi. On ay oluyor, milyonlarca para veriyoruz… bütün Meclis sırf sinir kesilmiş. Meclis en doğal hakkı olan yasama hakkını bile feda ediyor, fakat ortada hiçbir şey yoktur.” (TBMM GCZ III – Sf. 511-526)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 75, Celse: 2 ve 3 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf. 511-526 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    15 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 74. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Mithat Paşa Hakkında Bir Anekdot

    (Kanunuesasiyi yani ilk Anayasamızı 1876’da hazırlayan Mithat Paşa, Galatasaray Lisesinde Sürûri Hoca’nın mahkeme heyeti karşısında şunları söylüyor; “İşte ben bir vezir-i âzam olduğum halde sizin huzurunuzda mahkûm olarak ve mesuliyet sandalyesine gelip oturmaklığım hürriyet yolunda bir hatve-i azîmedir (büyük bir adımdır)” Sf. 407

    Adliye Vekâletine Kangırı Mebusu Behçet Bey 178/152 reyle intihap olundu. Sf.410

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 74, Celse: 1, – Sf. 407 ile 410 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     15 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 74. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Adliye Celalettin Arif Bey Roma’dan gelinceye kadar yerine bir vekilin seçilmesi hakkında takrir var.  

    2.Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi

    İcra Vekilleri Heyetinin Vazife ve Mesuliyetine Dair Kanun Teklifinin Görüşülmesi: (Hükümetin görev ve sorumluluklarına dair kanun teklifi)

    .. Hüseyin Avni Bey; “-Efendiler, bu lâyiha (kanun teklifi) tarihten, ihtiyaçtan alınmıştır. J.J. Rousseau’nun ilmine bütün cihan hürmet ederken, biz de ona hürmete mecburuz. (Bravo sadaları) Her halde J.J. Rousseau’yu tebcil etmek (yüceltmek, ululamak) vazifemizdir. (Bravo sedaları) 

    Bir Mebus; “-J.J. Rousseau’ya deli diyenler var.”

    Hüseyin Avni; “-Ona mecnun diyenlerin, o söz kendilerinde kalır (1) .. gözümü açtığım zaman cihan-ı medeniyetle aramızda asırları görüyorum. .. Hâkim ancak millettir.

    Ali Rıza Efendi (Amasya); “-Hâkim şeriattır, şeriat!”

    Hüseyin Avni; “-Şeriat perdesi altında nice komedyalar oynatılmıştır. Tarihi görmüyor musunuz? Şahıslara artık ser füru etmiyoruz (baş eğmiyoruz) milletin kudretkâr vekilleri artık her şeye hâkim olacaktır. .. Hilâfet, ehli olan bir zâta tevdi olunacaktır (verilecektir). Fakat makâm-ı hilâfetin ordusuna bizzat kendisi veyahut ikinci bir adam âmil (yapan, eden) ve kumandan olmayacak, BMM âmil olacaktır. Onun İcra Hükümeti vasıtası yegâne (sadece) BMM’dir. Ahkâm-ı kanuniye (kanun hükümlerinin), ahkâm-ı şer’iye (şeriat hükümlerinin) icrasının (yürütülmesinin) kararları buradan çıkar. Kendisi de bir taraftan ahkâm-ı şer’iyeye itaate mecburdur. Onu (halifeyi) semâvî bir kudret, ruhâni bir kisve ile insanların başına musallat olmuş bir belâ şeklinde şeriat getirmemiştir. (Bravo sesleri) … Kime üç buçuk salahiyet verirseniz artık elinden alma imkânı olmuyor.    … Şahısların hâkim olmasının ne kadar büyük bir belâ olduğunu tarihin önünde sinema gibi gözünün önünde tecessüm ettirin (cisimlendirin, şekillendirin), anlatın size irtibatını takviye ettirin. Siz de yine bir sahne oyuncağı gibi o şekilleri, o sahneleri göstermeye âlet mi oluyorsunuz? .. Deniyor ki; acaba memleket içerisinde dedikodu olmaz mı ki? Padişahın elinden salâhiyeti (yetkiyi) almışlar diye, hayır efendiler, ona kim vermiştir ki salahiyeti, alındığında gücensin? Bahusus millet kendisi alıyor. .. Efendiler eğer millete mefkûrevî (fikrî, düşünsel) ruh vermezseniz olacağı budur. Bugün niye ezildiğinin manasını biçâre bilmiyor. (Amasya Mebusu Ali Rıza Efendi ile Genç Mebusu Hamdi Efendiler anlayamadık diyorlar.)  Efendiler! Haddi var mıdır ki, bizi arkasından sürükleyen kim ise çıksın! Önde Ben! Kaleler, ordular her ne belâ gelirse işte ben!”  Sf. 400-404 

    (Hüseyin Avni Bey; bu kanunla, halifenin durumunu belirleyelim, saltanatı elinden alalım ve bunu da halkımıza anlatalım, bir fikrî inkılâp yapalım diyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 74, Celse: 1, – Sf. 400 ile 404 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Jean Jacques Russo’ya deli sözünü Meclis Genel Kurulu’nda Mustafa Kemal Paşa söylemişti.

  • 12 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 72. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    İcra Vekilleri Heyetinin İntihâbı; Hükümetin seçimi:

    İcra Vekilleri Heyeti Reisi (Başbakan); Rauf Bey 204 oydan 197 oy aldı. Çok duygulu bir konuşma yaptı çok alkışlandı. Sf. 359

    Umum Şer’iye ve Evkaf Vekâleti; Abdullah Azmi Efendi 204 oyun 186’sı.  

    Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti Vekili; Fevzi Paşa; 208 oyun 200’ünü aldı.

    Müdafa-i Milliye Vekâleti; Karesi Mebusu Kâzım Paşa (Özalp), 203 oyun 105’ini aldı.   

    2. Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi

    İcra Vekillerinin İntihâbına Devam; Bakanların seçimine devam:

    Hâriciye Vekâleti; Yusuf Kemal 203 oyun 198’ini aldı.

    Maliye Vekâlet; Hasan Fehmi Bey 193 reyin 179’u.

    Maarif Vekâleti; Karesi Mebusu Mehmet Vehbi Bey; 201 oyun 193’ünü aldı.

    Adliye Vekâleti; Celalettin Arif Bey 203 reyin 96’sını aldı, Veli Bey 90 rey aldı intihâb (bu seçim) yenilenecek.

    İktisat Vekâleti; Mahmut Esat Bey 195 reyden 107 rey aldı.

    Adliye Vekâleti; Celalettin Arif Bey 194 reyin 105’ini aldı. 

    Sıhhiye Vekâlet; Rıza Nur Bey istifa etti. Fuat Bey 180 reyin 121’ini aldı.

    Nafıa Vekâleti; Saruhan Mebusu Reşat Bey 181 reyin 99’unu aldı. Sf. 360  

    2.Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Nevâhi Kanunu Görüşülüyor; 

    Rauf Bey’in İcra Vekilleri Reisi olması nedeni ile Meclis İkinci Başkanlığına Dr. Adnan Bey seçildi: Sf. 376  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 72, Celse: 1, – Sf. 359 ile 376 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 56. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    İstiklâl Mahkemeleri Dosyalarının Durumu: (Rauf Bey anlatıyor; İstiklâl Mahkemeleri tatil olunca 40 çuval civarında evrakı Meclis’in mahzenine atmışlar. Bazı Vekâletler evrak istemişler, verilmiş. Şimdi bu evraklar eksik diye Meclis İdare Heyeti Azaları ellemiyorlar. Ne yapalım diyor? Mahkeme heyetleri idare azaları ile beraber bunları düzenlesin ve dosyalasınlar diye Meclis’ten karar çıkıyor.) Sf.445

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 56, Celse: 1, – Sf. 445) kitabından birebir alınmıştır.

  •    10 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 71, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Dâhiliye Vekili Seçimi; (Avrupa’ya tedaviye giden Ali Fethi Bey yerine namzetsiz seçim yapıldı ve yeni yasanın ne kadar isabetli olduğu görüldü. Niğde Mebusu Ata bey 180 oyun 160’ını aldı. Sf.349

    (Namzet sistemi, Meclis Başkanı’nın veya Başbakan’ın önerdiği yani namzet gösterdiği kişilerden birinin meclis tarafından seçilmesi idi. Yani sistemde mebusların aday gösterdikleri arasından biri seçiliyor.)

    2.Celse: Reisisani Hüseyin Rauf Beyefendi.

    İcra Vekilleri Heyeti (hükümet) Toptan İstifa Etti; Yeni kanunun kabulünden sonra hükümet istifa etti. İstifa eden hükümet; Maliye; Hasan Fehmi, Hâriciye; Yusuf Ziya, Adliye; Refik Şevket, İktisat; Hasan Saka, Nafıa; Dr. Adnan, Umum Şeriye ve Evkaf; Abdullah Azmi Efendi, Maarif; Karesi Mebusu Mehmet Vehbi, Müdafa-i Milliye; Kâzım Özalp Paşa, İcra Vekilleri Reisi ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Fevzi Paşa, Sıhhiye; Dr. Fuat Bey.  Hüseyin Avni Bey bir takrir vererek yeni hükümet seçilinceye kadar mevcut hükümetin göreve devam etmesini teklif ediyor kabul ediliyor. Sf.355

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 71, Celse: 1, – Sf. 349 ile 355 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •  8 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 70, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    İcra Vekillerinin Sûret-i İntihâbına (Hükümetin Seçilmesi Usulüne) Dair Kanun Lâyihası Hakkındaki Görüşmelere Devam; (Kanunun 2. maddesi yerine Hüseyin Avni Bey, Vasfi Bey ve 50 arkadaşının imzaladığı bir takrir (önerge) verildi;)

    Madde 2. İcra Vekilleri Reisi (başbakan) ile İcra Vekilleri (bakanlar) BMM tarafından rey-i hâfi (gizli oy) ve ekseriyet-i mutlaka (meclisin mutlak çoğunluğu) ile âzâyı meclis meyanından (meclis üyeleri arasından) ayrı ayrı intihâb olunur (seçilir).” 

    (Bu Madde 1. Madde olarak kabul olundu.)

    2. Celse: Reisisani Hüseyin Rauf Beyefendi.

    İcra Vekillerinin Sûret-i İntihâbına (Hükümetin Seçilmesi Usulüne) Dair Kanun Lâyihası Hakkındaki Görüşmelere Devam; Kanunun 1. 2. ve 3. maddeleri tay edildi yani çıkartıldı. İcra Vekillerinin Sûret-i İntihâbına Dair Kanun Kabul Edildi. Namzetlik (aday gösterilmesi) kalktı. Sf.334

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 70, Celse: 1, – Sf. 334) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKALIN NOTU (1996): Her kelimesi Farsça da bir demek.

  •  6 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 69. Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi Hazretleri.

    Sulh Encümen-i Malisi (Barış için Ekonomi komisyonu) Sf. 270. 272

    Heyet-İ Vekile’nin Salahiyet ve Vazifesine Dair Encümen-i Mazbatası; (Hükümetin Yetki ve Sorumluluklarına Ait Meclis Komisyonu Tutanağı):

    Heyet-i Vekilenin (hükümetin) Teşkil ve intihabatı (oluşturulması ve seçilmesi) üç esasa dayanır. .. birincisi tefrik-i kuvva (kuvvetler ayrılığı) usulüdür. .. Bu usul .. icra vekilleri (bakanlar) reisicumhur tarafından intihâb olunur (seçilir) parlamento huzurunda hiçbir gûna mesuliyet kabul etmezler (hiçbir biçimde sorumlu olmazlar). .. İkincisi Kabine sistemidir esas itibariyle İngiliz tarih-i meşrutiyetinin (İngiltere’nin meşruti idare tarihinin) bir tekemmülü (gelişmesi) neticesidir. Kral veya Reisicumhurun seçtiği bir başvekil ve onun seçtiği vekillerden (bakanlardan) oluşur. Üçüncüsü İcra Vekilleri Heyetinin (hükümetin) doğrudan doğruya ve tek tek Meclis tarafından seçildiği yol. Bize has bir usul olacaktır. Vekil (bakan) adayları Meclis Reisi, Encümen Reisleri ve İcra Vekili Reisi’nden (başbakandan) oluşan bir heyet tarafından gösterilir.” Sf. 279, 281

    İcra Vekillerinin Sûret-İ İntihâbına Dair Kanun Lâyihası; (Bakanların seçilme şekline ait kanun)

    Madde 1– BMM reisleri ve reis vekilleriyle, teşkilat-ı devlete tekabül eden (devlet kuruluşuna denk gelen) Şer’iye ve Evkaf (vakıflar), Dâhiliye (içişleri), Hâriciye (dışişleri), Adliye, Müdafa-i Miliye (milli savunma), Muavenet-i Maliye (Maliye), İktisat, Nafıa, Maarif (öğretim), Sıhhiye (sağlık) ve Muavenet-i İçtimaiye (sosyal yardım) encümenleri rüesasından (komisyonları başkanlarından) ve İcra Vekilleri Reisinden (başbakandan) mürekkep (oluşmuş) bir heyet, meclis azasından laakal (en az) üç zâtı namzet (aday) olarak irae eder (gösterir). Meclis bunlardan birini intihâb eyler (seçer).

    Madde 2Vekâlete namzet irâe eden heyete (bakanlık için aday gösteren heyete) mevcut İcra Vekilleri (Hükümet) dahi iştirak ederek İcra Vekilleri Riyâseti (başbakanlık) için gerek İcra Vekilleri meyânından (bakanlar kurulu içinden) gerek Meclis’ten laakal (en az) iki zatı namzet olarak irae ederler (gösterirler). Meclis bunlardan birini seçer. Sf.288 

    Hüseyin Avni; “-Efendiler bu lâyiha-i kanuniyede (kanun tasarısında) benim de imzam var. Fakat maalesef bir sehv olarak (hata sonucu) muhalefetimiz dermeyan olunmamış (belirtilmemiş) . … Bizi reşit (yeterli, yetişkin) görmeyenler kimlerse rica ederim, kendileri isbat-ı rüşt etsinler (reşit olduklarını, yeterli ve yetişkin olduklarını ispatlasınlar)!” 

    Selahattin Bey; “-Bravo!”

    (Hüseyin Avni böyle bir hükümet seçimi biçimi tesanüt de (dayanışma da) yaratmayabilir, böyle bir hükümet meşru değildir diyor. Mehmet Şükrü Bey de onu destekliyor, Malatya Mebusu Reşit Ağa da bu kanuna karşı çıkıyor.)

    2.Celse: Reisisani Mehmet Vehbi Efendi Hazretleri.

    Ziya Hurşit; “-.. Bunu kabul edecek olursak istibdada doğru giden en büyük yolda yürümüş oluruz. .. “siz bu zâta mutlaka rey vereceksiniz” diye mutlakıyetle irae olunan (padişahlıkla yönetilen) memleketlerde bile demezler.”

    Hakkı Hâmi Bey (Sinop); “-On dört senedir bu zavallı milletin sinesinin tecrübe tahtası olduğu kifayet etmemiş (yeterli görülmemiş) olsa bile, bundan sonra yazı yazacak yeri kalmamıştır.. Bizim cehlimizi (cahilliğimizi) itiraf etmek lâzımdır. Bu kavaid-i mevzuayı (bu kurallar, mevzuatlar) bihakkın tatbik (hakkıyla uygulanma) ve ahkâm-ı salisenin (geçmiş hükümlerin) bütün icra-i sakatlığını tetkik etmeyerek (yürütmedeki bütün sakatlıklarını araştırmayarak) ve bütün harekâtımızı hukuk-u esasiye kavaidine (anayasa kurallarına) uydurmaya uğraşmak yüzünden memleketi yıktık. Bu hâle getirdik. (Bravo sesleri alkışlar) ..Bundan dolayı yapılacak her şeyi hukuk-u esasiyeye (anayasaya, hukuk kurallarına) tevafuk eder (uygun olacak) bir suretle yapmıyorsak bilenleri getirelim ve onlardan öğrenelim.” Sf. 297

    Hasan Basri Bey (Karesi); “- .. bu namzetlik (aday gösterme) usulüne karşı gösterilen alaka nedir, bilemiyorum?”

    Hüseyin Avni; “-Gayet füsunkârdır (büyüleyicidir). Ben bilirim.”

    Hasan Basri; “-.. tesânüt (dayanma) kelimesi esâsen geri geri, ayrı ayrı kaçak manâsınadır. .. eğer meşrutiyeti, hakiki meşrutiyet olarak tanıyorsak BMM’de gayelerini bile gayet serbest olarak tebarüz (bariz olarak) ve bu gayelerinde gayet serbest bir sûretle hür olarak meydana atılması lâzımdır.”

    (Besim Atalay bu namzetlik kanunundan yana, Ali Şükrü bey de namzetlik usulüne karşı.) Sf. 300

    Hüseyin Avni Bey; “-Beni namzet gösteriniz demek daha büyüklüktür.”  Sf. 301 

    Mahmut Esat Bey; “- ..Bizim Meclisimiz şayan-ı şükrandır ki bu cidal içinde bir fırka (parti) hayatı yaşamayacaktır.”  Sf. 304

    Kanunun 1. Maddesi tay’ edildi (çıkartıldı) Sf. 308

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 69, Celse: 1, – Sf. 270 ile 308 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 67. Celse:2, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Dâhiliye Vekâletine Bağlı Dairelerin 1338 (1922) Bütçesi;

    Ziraat Bankası Bütçesi:

    … Besim Atalay Bey (Kütahya); “-Arkadaşlar biz senelerden beri ne yaptıksa halka yaranamadık ve halka yanaşamadık. Mektep yaptık halktan ayrıldık. Matbaa açtık, kitap neşrettik halkın dili yandı. Ziraat Bankası dedik zürra-ı halkı (ziraatçı halkı) soyduk. .. Çalıyı tersinden sürüyoruz. Köylü Ziraat Bankasından yararlanamıyor, bir sürü muamele (işlem) ve bürokrasi. Ziraat Bankası’ndan şehirliler yararlanıyor. Evvelâ Ziraat Bankasına istiklâl (bağımsızlık) vermek lâzım. Hükûmet ikide birde oraya parmağını sokmasın. Hâlâ banka Genel Müdürlüğü burada .. bir sürü alet edevat çürüyor.  Ziraat Bankasına yapılan 700 bin lira sübvansiyon için de; hani yecüc ve mecücün duvarı yalayıp yalayıp ta bitirememesi gibi her sene 700 bin lira koyuyoruz, koyuyoruz bir türlü dolmuyor.” Sf. 208  

    Tunalı Hilmi; “-.. bugün umumun (halkın) olan her bir müesseseyi (kuruluşu) devletleştirmek elzemdir (çok lüzumludur).” Sf.210

    3 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 68. Celse: 1, 2, Reisisani Hüseyin Rauf Beyefendi.  

    Ziraat Bankası Bütçesi Kabul Edildi. Sf. 241

    2.Celse. Reisisâni Musa Kâzım Efendi. 

    Dâhiliye Vekili Fethi Bey Tedavi için 2 Ay İzin Aldı.  Sf. 242

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 67 ve 68 Celseler, – Sf. 208 ile 242 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 65. Celse: 2, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi Hazretleri.

    Hüseyin Avni Bey’in Kâzım Karabekir Paşa Hakkında Takriri (soru önergesi): (Erzurum Demiryolları İşletmesi Müdürü Binbaşı Rıfat Bey Karabekir Paşa tarafından emekli edilmiş. Rıfat Bey Vekâlete yaptığı şikâyette Paşa’nın kişisel garez ve istibdadına maruz kaldığını iddia ediyor.)

    Hüseyin Avni Bey; “-  .. Kâzım Paşa’nın gideceği tren 1,5 saat tehir olunca (ertelenince) Binbaşıyı tehdit ediyor; Erzurum’a git emrimi bekle diyor. .. Kumandan efendimiz her şeyden münezzeh (kanunlardan, kurallardan arındırılmış) değildirler.”

    Hüseyin Avni Bey bunu sözlü suale çeviriyor. Sf.162

    1 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 66. Celse: 2, Reisisani Hüseyin Rauf Beyefendi.   

    Elviye-i Selase’deki (Üç vilâyetteki, yani Kars, Ardahan, Batum’daki) vergiler hakkında görüşme.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 65 66 Celseler 1, – Sf. 162) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 65. Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi Hazretleri.

    Hüseyin Avni Bey Muvazene-i Maliye Encümeni (Bütçe Komisyonu) Mazbata Muharriri (Tutanak yazıcısı) Seçildi. Sf.138, 143

    Siirt Mebusu Mustafa Sabri Efendinin Mensubin-i İlmiyenin Derecâtiyle (din adamlarının rütbeleri ile) Kisve-i İlmiyenin Âlâmet-i Farikasına (din adamlarının üniformalarına) Dair Takrir; (Din Adamlarının Kılık Kıyafeti İle İlgili Kanun Teklifi Görüşülüyor;)

    … Dursun Bey (Çorum); “-… Efendiler tarikat-ı ilmiye (tarikat âlimleri), meslek-i ilmi (meslek âlimleri); evvelce rüsum (tören) ve nizamâta (yönetmeliğe) tâbi değildi. Sırf cemaatin, İslamiyet’in malı idi. .. cihan efkârı (dünya fikir hayatı) üzerinde inkılâplar vücuda getiren (devrimler yapan) Bedrettin Simâvîler gibi gayet mütefekkir (fikir sahibi) dâhiler yine kendi kendine yetişmişlerdir. … Vakta ki Fatih zamanında bir takım teşkilât ve kavanin (kurum ve kanunlar) neşredildi (yayımlandı) ve medreseler bir takım iskal ve rüsuma (ağır yüklere ve vergiye) tabi tutuldu ve yani mansıb-ı dünyeviye (dünyevi geçimlerini sağlayanlar) sırasına getirildi. Sahn-ı seman (Fatih’in kurduğu üniversite ayarında medrese. Sözlük anlamı; sekiz alan) ve saire Süleyman-ı Kanuni’nin yaptırdığı medâristeki (medreselerdeki) tevcihat (rütbe verme işi) bidayetinde (başlangıcında) ehillerine veriliyordu. Fakat gele gele bu medâris (medreseler) bir şekil ve rüsumdan ibaret kaldı. .. Bize lâzım olan bir cemaat teşkilâtıdır. Vakıfları cemaate bırakınız. Merakib-i ilmiyeyi (alimlerin mertebesini, rütbelerini) her yerde çoğaltmayınız. .. meselâ bendeniz medresenin iptidai (ilköğretim) ve rüşdi (ortaokul) dersi vermesini anlamam, medreseler sadece din görevlileri yetiştirsin. .. şer’iyeyi, meşihat-ı ilmiyeyi (1) (şer’i kararlar veren disiplinleri) hükümet kadrosundan büsbütün çıkarmalı. Asıl ruh-u mesele (konunun ruhu) budur.”

    Tasarı reddedildi.  Sf. 147, 149

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 65, Celse: 1, – Sf. 138 ile 149 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Dini eğitimin ilim, din eğitimi veren veya dini konulara vakıf olanların da alim sanılması ve böyle tanımlanması yanlıştır. Din bir bilim yada ilim değildir, bir öğreti disiplinidir, din adamlarını da alim diye adlandırmak doğru değil.

  • 24 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 62. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Posta ve Telgraf Müdüriyet-i Umumiyesi 1338 (1922) Bütçesi Görüşülüyor.

    2. Celse: Reisisâni Musa Kâzım Efendi.

    Posta ve Telgraf Müdüriyet-i Umumiyesi 1338 (1922) Bütçesi Görüşülüyor.

    24 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 63. Celse:1, Reisisani Hüseyin Rauf Beyefendi.

    Rüsûmat Müdüriyet-i Umumiyesi (Gümrükler Genel Müdürlüğü) 1338 (1922) Bütçesi; 

    2.Celse:

    Rüsûmat Müdüriyet-i Umumiyesi (Gümrükler Genel Müdürlüğü) 1338 (1922) Bütçesi

    24 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 64. Celse:1, Reisisâni Musa Kâzım Efendi

    Nevâhi Kanunu; (Madde; 84, 86, 87, 88, 94, 95, 99 kabul edildi) Sf.112-118

    2. Celse: Reisisâni Musa Kâzım Efendi.

    Nevâhi Kanununa Devam; (Kanunun; 107, 104, 105 maddeleri kabul edildi.) Sf.119, 130  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 62, 63, 64 , Celseler – Sf. 112 ile 130 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    24 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 61, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Târik (Yol) Bedel-i Nakdisi Kanunu;

    Mazbata Muharriri İsmail Suphi Bey (Burdur); “-…Bizim memleketimizde çoğu bozuk ve çürük turuk-u umumiye ve hususiye (genel ve özel yollar) olmak üzere 27 bin km yol olduğu halde, Fransa’da 1910 tarihinde 3.800.000 km turuk-u umumiye (genel yollar) 648 bin km turuk-u hususiye mevcuttu (özel yollar vardı). Hâlbuki Fransa bizden çok küçük ve şimendiferce (demiryolları açısından) çok büyüktür.” Sf.12, 13

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 61, Celse: 1, – Sf. 12 ile 14 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    22 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 60. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Konya Mebusu Ömer Vehbi Efendi Müftülüğü Seçerek Mebusluktan İstifa etti.  Sf.577  

    2. Celse Hafidir. (Hiçbir not yok.)

    3. Celse: Reisisâni Musa Kâzım Efendi. Sf. 594

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 60, Celse: 1, – Sf. 577 ile 594 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    26 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 59, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Nevâhi Kanunu (Nahiyeler Kanunu); Sf.540-556   

    2. Celse; Reisisâni Musa Kâzım Efendi.

    Yunan Mezâlimi (zulümleri) Hakkında Çeşitli Milletlere Çekilen Nota;

    (Beş Mebusun takriri var.)  “-… Son zamanlarda Menemen şehrimizin İslam Mahallesi aniden ihata edilerek (çevrilerek) halk Yunan askerleri tarafından soyulmuş, genç kızlarla kadınların ırzlarına alenen geçilmiştir. Hamile kadınlar sokak ortalarında katl olunmuştur…”  

    (Bu takririn bir kaç küçük değişiklikle nota olarak çekilmesi kabul edilmiştir.) Sf. 561

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 59, Celse: 1, – Sf. 540 ile 561 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  17 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 56. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    (Atıf Bey, Yahya Kaptan ve Tevfik Sükûtî Beyler ve ailelerine âcilen yardım yapılması ile ilgili kanun teklifi reddedildi.) Sf. 446  

    Hüseyin Avni Bey’in Takriri:

                          “TBMM Riyâset-i Celile’sine.

    .. Reji idaresi, sattırdığı sigara paketlerinin üzerine (BMM Azayı Kirâmı’na Mahsustur.) gibi marka vaz’ ettirdiğini (koydurduğunu) hayretle gördüm. Bu hatanın tashihi (düzeltilmesi) … ”  15.6.1338

                          Erzurum Mebusu Hüseyin Avni”

    Hüseyin Avni; “-Efendiler BMM mücadelesini o eski zihniyetlere, imtiyazlara karşı isyan ederek açmıştır. … bu bizi teşhir mahiyetindedir (teşhir anlamına gelir). Biz teşhiri tel’in ediyoruz (lânetliyoruz). Bundan sonra şahsi imtiyazların (kişisel ayrıcalıkların) memlekette yeri yoktur.”

      Takrir kabul edildi ve Maliye Vekâletine gönderildi. Sf.447

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 56, Celse: 1, – Sf. 446,  447) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Eş zamanlarda yaşamış olan Yahya kaptan ve Yahya Kâhya farklı kişilerdir.

    YAHYA KAPTAN (1891 – 9 Ocak 1920): Makedonya’nın Köprülü kasabasında 1891 yılında doğdu. İttihat ve Terakki’nin ünlü silahşoru Yakup Cemil ile Irak Cephesi’nden dönerken tanışan Yahya Kaptan, onun idealizminden, coşkusundan, diriliğinden oldukça etkilendi. 1916 yılında hep Yakup Cemil ile İstanbul’da yeni bir kabine kurmak için yaz aylarında başlattıkları baskın başarısız oldu. Yahya Kaptan, eski İttihatçıların kurduğu gizli bir örgüt olan Karakol Cemiyeti’nin Menzil grubuna katıldı. Daha sonra Mustafa Kemal Atatürk‘ün Sivas Kongresindeki tüm birliklerin tek çatı altında birleşmesi kararına uyarak kendi askerî kuvvetleriyle birlikte Kuvâyı Milliye‘ye geçti. Bunun üzerine çok mutlu olan Atatürk, Yahya Kaptan’ı onurlandırdı ve onu halka tanıttı. O dönemde, bu olay Kuvâyı Milliye için büyük bir kazanım oldu. Bu sırada durumdan memnun olmayan İttihatçılar kendi saflarındaki bu çözülmenin önüne geçmek için İstanbul’daki dönemin gazetelerinde, “Kuvayı Milliye’de böyle bir eşkıyanın var olmasının yanlış olduğu; bu durumun Kuvâyı Milliye için bir kara leke olduğu” gibi karalayıcı yazılar çıkardı. Bu haberlerden bir süre sonra da Yahya Kaptan, İttihatçılar tarafından ele geçirildi ve ensesinden yediği kurşunla 8 Ocak 1920’de öldürüldü. 

    YAHYA KAHYA: Yahya Kâhya Trabzonludur. Trabzon kayıkçılar kethüdası yani kâhyasıdır. Denizle olan bağı nedeniyle hem Yahya Kaptan hem de Yahya Kâhya olarak bilinmektedir, bunun içindir ki Yahya Kaptan ile karıştırılmaktadır. İttihat ve Terakki yanlısı olan Yahya Kâhya, Enver Paşa taraftarlığıyla bilinirdi. İttihat ve Terakki yönetimine karşı olmasıyla tanınan ve Komünist Parti taraftarı Mustafa Suphi’nin ölümünden de sorumlu olduğu söylenmektedir. Yahya Kâhya Çetesi Trabzon’da konuşlanmış ve yaklaşık 3.000 silahlı milisten oluşmaktadır. Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçme girişimlerinde baş aktör Yahya Kâhya ve çetesidir. Yahya Kâhya düzenli orduya katılmak istememiştir. Yahya Kâhya Mustafa Suphi hadisesi nedeniyle Karabekir’in emriyle 1921’de tutuklanıp, Sivas’ta yargılanır ve beraat eder. Daha sonra Yahya Kâhya ‘Sanki ben bu işi tek başıma mı yaptım, çok üstüme varırlarsa her şeyi açıklarım’ demeye başlar… Yahya Kâhya bir yıl kadar sonra 3 Temmuz 1922’de faili meçhul bir cinayete kurban gider. Cinayeti Topal Osman’ın işlediği şayiası yayılır. Zira olay yerinde iki aba zıbkalı görüldüğünden bu iş Osman Ağa’ya nispet edilmiştir. Laz Topal Osman ile Karadeniz’de Rumlara karşı çok katliamlar yapmış biridir.

  • 15 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 55, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    2. ve 3. Celseler Hafidir (gizlidir):

    Fransa İle Antlaşma Yapmış Meclis’in Haberi Yok!

    (Fransa ile yapılan anlaşma sonucunda Suriye’nin tanınması söz konusu oluyor, Mustafa Kemal ve hükümet Meclis’i dışlamışlar.)

    (Fransızlar Suriye’yi fiilen işgal etmişler ve Ankara Hükümeti ile bir gümrük antlaşması yapmak istiyorlar. Fransızlar Osmanlı’nın yıkılacağını öngörüyorlar. Maliye Bakanı Hasan Bey hududu Meclis’e açıklıyor. Muhalif mebuslar Bu antlaşma metnini niye bize vermiyorsunuz? Diyorlar)    

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Efendim, arz-ı malûmat (bilgi sunma işi) mezar taşlarına olur. Biz mezar taşı değiliz. Bizim burada, Hükümetin yetkisini aşıp aşmadığını araştırmamız gerekir. .. Milletin geleceğini sizlere değil, on katınıza dahi bırakmak yetkisi bizde yoktur…. Aylarca önceden söylediğim gibi çok acele komisyonlar kurup, siyasi, ekonomik, sosyal, askeri durumumuzu belirleyip, ileride yapılacak anlaşma görüşmelerine hazır olmalısınız. … Bekir Sami Bey heyeti Llyod George’a gittikleri zaman Llyod George “Benden ne istiyorsunuz?” deyince apışıp kalmışlar ve “Efendim 24 saat müsaade istiyoruz” demişler.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 55, Celse: 2 ve 3 Hafidir (TBMM GCZ III Sf.?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 58. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Salih Efendi’nin Cezası Bitti ve Konuşuyor

    Salih Efendi (Erzurum); “-Haksız yere verilen cezaya isyan ediyorum. Ben bu mahkûmiyetten şeref duyarım. Benim babam ve dedem de hep mahkûm olmuşlardı. İnşallah bu hain muamele başka arkadaşlarımızın başına gelmez.”

    (Bu çok ağır konuşma esnasında Hüseyin Avni Bey ve Mehmet Şükrü Bey destek veriyorlar. Reis’te ise tık yok.) Sf. 502-503  

    Posta ve Telgraf Müdüriyet-i Umumiyesi Bütçesi Görüşmeleri; 

    2.Celse: Reisisâni Musa Kâzım Efendi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 58, Celse: 1, – Sf. 502, 503) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 56. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Vilâyet-i Şarkiye Muhtâcinine (doğu vilâyetlerindeki muhtaç insanlara) Meccanen (bedava) Kereste İtasına (verilmesine) Dair Kanun Lâyihası; (Bu kanunu yangına uğramış yerler ahalisine de bedava kereste verilmesi hakkındaki kanun ile birleştirelim diyorlar.)

    2.Celse: Reisisâni Musa Kâzım Efendi

    Baltalık Kanunu; Meccânen (Parasız) Kereste Kat’ina (kesilmesine) Müsaade İtasına Dair Kanun; (Şark Vilâyetleri, Sinop yangını birleşti. Kabul edildi.) Sf. 484

    18 Haziran 1338 (1922) tarihinde Hafi İçtima: 56. Hafi Celse:1, (Belge yok!) 

    3. Celse: Reisisani Hüseyin Rauf Beyefendi.  

    Jandarma Umum Kumandanlığı Bütçesi Kabul Edildi.  Sf. 494

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 56 ve 57 Celseler: 1,2 – Sf. 484 ile 494 arası) kitabından birebir alınmıştır.