Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 13 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 133. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    I. İnönü Savaşı Hakkında Beyanat;     

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); (Venizelos düşüp de Kral Konstantin gelince, kendi krallığını kanıtlamak için ve İngilizlerden daha çok yararlanmak için saldırıya geçti, tam da bu sırada diyor ve devam ediyor:) “-… Ethem ve Tevfik ve Reşit hainleri, hıyanetlerini fiilen izhar ederek (fiiliyata dökerek, açık ederek) Yunan Ordusuna iltihak etmiş (katılmış) bulunuyorlardı… (1) Kuvvei Seyyare (Ethem’in Milis Kuvvetleri, düzensiz askeri birlikler) ortadan kalkarsa, onların telakkilerine (anlayışlarına) göre, hemen ordu ortadan kalkacak idi. (Ayrıca Ethem ve kardeşleri bizim askeri konuşlanmamızı da bittabi söylemişlerdir diyor. Ve Yunan Eskişehir’e hareket etti diyor.) “-Şüphe yoktur ki, bu harekete Ethem kendisi kuvvetleriyle dahi bilfiil iştirak eti… (1) Bugün Ordu Kumandanlığından gelen bir raporda düşmanın iki alay piyade, iki bölük süvari ve bir batarya top’tan ibaret kuvvetinin Söğüt, Bilecik, Yenişehir istikametinde ricat etmekte olduğu bildiriliyor.  Ve kuvvei asliyesinin de (büyük bir kısmının da) Pazarcık, Nazif Paşa, İnegöl, Bursa istikametine doğru çekildiği bildiriliyor. … İnönü meydan muharebesini (2) kazanmış olduğundan dolayı Garp Orduları Kumandanını ve tekmil (bütün, kâmilen) zabitan (subaylar) ve kumanda efradını Heyeti Âliye’niz namına tebrik etmiştim. (şiddetli alkışlar)”

    Tunalı Hilmi Bey (Bolu); “-…gerek İsmet Bey’in ve gerekse kumandanlarının ve icap edenlerin birer derece terfilerini teklif ediyorum.”

    (Mustafa Kemal, Meclis’e teşekkür ediyor, diyor ki, düşman Eskişehir’e 2-3 saat mesafeye kadar gelmişti, heyecanlanmadınız.) 

    Müdafai Milliye Vekili Fevzi Çakmak Paşa (Kozan) (3) : “-Düşman bir süvari alayı ile ihata (güçlendirilmiş)  ve bir süvari livasının bir kısmını Mezit Ovasından ileri sürdü. Ve bu taarruzda muvaffak olsaydı biz Gediz havalisinde iken derakap (hemen)  Eskişehir’i istila edecekti (kuşatacaktı) ve arkasından Kolordusu iki günde gelip arkamızı kesecekti ve Uşak’tan asi Ethem’in cephemizi perişan edeceğini tasavvur ediyorlardı (tasarlıyorlardı) …. Düşmanlarımızın bu iblisane  (şeytanca) .. tasavvurları tamamıyla sıfıra müncer olmuştur (sıfıra indirgenmiştir). Onların zannettiği gibi millet cebren harp etmiyordu. Düşman zannediyordu ki, nereye teveccüh edersem (yönelirsem) bir sene evvel olduğu gibi, Herkes tüfeğini alıp kaçacak… Sf.;281… Nazif Paşa’da bulunan bir kıtamız, on beş misli bir düşmanla harp etmiş, bize bir gün kazandırmıştır. … Pazarcık’ta bir hücum taburu, bir depo taburu düşmanın yirmi misli kuvvetine karşı sebat ederek (yerinde direnerek) bir gün daha kazandırmıştır. (alkışlar) … Köprübaşında bir alayımız düşmanın iki alayını perişan etmiş, bozmuş ve iki gün kazandırmıştır. .. Düşmanın gelen kuvvetleri on beş bin mevcudunda idi. Bizim bunun karşısında toplayabildiğimiz kuvvetler sülüsüne (üçte birine) baliğ oluyordu (ulaşıyordu). … Bugün aldığım son malumatı (verileri, bilgileri) müsaadenizle okuyayım Efendim;  Düşman iki alay, iki bölük ve bir tabur bir batarya ile Söğüt, Bilecik, Pazarcık ve İnegöl istikametinde birçok eşya ve malzeme terk ederek süratle çekilmektedir. (Sf.281) Bizim şimdiye kadar olan cephane sarfiyatımızın beş on mislini Ermenilerden aldık ve bunu ilan ediyorum. İngilizler bize cephanesiz dedikleri halde biz otuz yedi milyon cephane aldığımızı söylüyorum.. Ve bununla on sene daha harp ederiz.” (4)

    Mazhar Müfit Bey; “-..Ölümden daha beter bir şey gösterdik. O gösterdiğimiz şey ise İslam ruhu, Osmanlı kabiliyeti, Osmanlı Vatanperverliğidir. (alkışlar)”

      Mustafa Kemal Paşa; “-..merhum (rahmetli) Kemal (Namık Kemal) demiştir ki;

      “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini

      Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini(kara bahtlı annesini yani vatanı)?

      İşte ben bu kürsüden bu Meclisi Ali’nin Reisi sıfatıyla Heyeti Âliye’sini teşkil eden (oluşturan) bütün azanın (üyelerin) her biri namına ve bütün millet namına diyorum ki;

      “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,

      Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.” (Sürekli alkışlar)”  (Sf.285)

    Ziya Hurşit Bey’in Takriri; Harbe iştirak etmiş Mebuslar maaşlarından 25 lira kesip cepheye tütün gönderelim, İsmet ve diğer erkâna dereceler vs. verelim diyor. Mustafa Kemal bu işi hükümete bırakalım diyor.) Sf.286, 287

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 133, Celse: 1, – Sf. 271 ile 285 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Ethem bu konuşmadan çok sonra Yunanistan’a sığındı, birliklerinin büyük bir kısmı dağıldı, Yunan’a giden az bir kısımdır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995): Çerkez Ethem olayından sonra, saldırıya geçen ve süratle ilerleyen bir Yunan Keşif Birliği ile yapılan çatışmasının meydan muharebesi zaferine dönüşmesini doğurdu yani İnönü zaferi ihtiyaçtan doğdu. Şark Cephesi zaferi çok önemliydi, oradan gelen cephaneden de bahsedilmiyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (3) (1995): Savunma Bakanı Fevzi Çakmak Paşa, Yunan askerlerini iki gurupta topluyor. Eski Yunan askerleri savaşa taraftar değildi, ama yeni Yunan askerleri diye tarif ettiği İzmir, Adalar, Trakya ahalisi ise savaşa çok istekli idiler ancak son günlerde onların da isteği kalmamıştı diyor. Bu durum Yunanistan’ın iç siyasetine de aksetti diyor. Tam da bu sırada Çerkez Ethem olayı patlak verince, Yunanistan umutlandı, şevke geldi diyor ki çok doğrudur. Ama Ethem kesinlikle askeri sırları Yunan’a vermiştir diyor ki bu yanlıştır. Ve İnönü’de olan biteni anlatıyor;

    BAKKAL’IN YORUMU (4) (1995): Fevzi Paşa haklı çıkmıyor. Bu İnönü zaferinden! Üç hafta sonra Yunan birlikleri ta Polatlı’ya kadar geliyor ve ağır hezimetten sonra askerlerimiz yine geçen sene Gediz yenilgisinde olduğu gibi silah ve cephaneleri ile firar ediyorlar. Hatta, günde seksen kilometre ile dünyada firar etme rekoru kırıyorlar.

  • 24 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 137. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey        

    Şimendiferlerin Durumu Hakkında Görüşme.

    2. Celse; Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    15 kişi hafi celse istiyor ama kabul edilmiyor, aleni celseye dönülüyor.

    3.Celse: Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Celalettin Arif Bey’in İstifası

                                            “TBMM Riyaseti Celile’sine;

      Teşkilâtı Esasiye Kanununun bazı nukatını (noktalarını) kanaati siyasiye ve vicdaniyemle kabili telif (vicdani kanaatimle uyumlu) göremediğimden Adliye Vekâletinden affımı istirham eylerim efendim. 24.1.1337

                                               BMM Reisi Sani’si

                                    Erzurum Mebusu Celalettin Arif” Sf.361

      (Celalettin Arif Bey, Kanunuesasî’nin (1876 Anayasası) 116. Maddesini okuyor. Bu madde Kanunuesasi’nin bazı maddelerinin değiştirilebilmesi için meclis üyelerinin 2/3 çoğunluğunun sağlanması ile olabileceğini belirttiğini yazdığını hatırlatıyor. Ben bir Meclis Reisi olmam sıfatı ile bunu size hatırlatmadığım için kusurluyum diyor. Ve BMM Reisi Saniliğinden de istifa ettiğini söylüyor.)

    Hüsrev Bey (Trabzon); “-..İstifa sebebi bu değildir. Kanunun heyeti umumiyesi (tamamı) oylandığı zaman aleyhte oy kullanmadı.”

      Celalettin Arif Bey; “-Cezamı veriyorum Hüsrev Beyefendi!”

      Vehbi Bey (Karesi); “-…Kendilerinin kitaplarından az çok istifade ettik.”

      (Celalettin Arif Bey 1876’daki ilk Meclisi Mebusan’da da bulunmuş, iyi bir anayasa hukukçusu.)

      Celalettin Arif Bey; “-Sizi namusumla temin ederim ki hiç başka bir sebep yoktur.”

      Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “Celalettin Arif Beyefendinin ilim ve faziletine ve namusuna hepsine hürmetim vardır. Ben Kanunuesasîye (1876 Anayasası olan Kanunu Esasiye) uyan kanun yapalım dediğimde, Celalettin Arif Beyefendi, Kanunuesasî yoktur, hâlâ mı Kanunuesasî? Dediler. Başka bir sebep varsa onu ileri sürmesi gerekir. Beyefendiden rica ederiz, istifasını geri alsınlar veyahut istifayı mucip (istifayı icap ettiren) başka sebep varsa onu söylesinler.”

    Celalettin Arif Bey; “-… kanun demek, efendiler, esas itibariyle şekil demektir, usul demektir. .. Milletin hayatına taalluk eden şeyi ekseriyeti adiyeye (mutlak çoğunluğa) bıraktı.” 

    Adliye Vekilinin istifası geçerli. Oylamaya sunuluyor. İstifa sebebi yok farz ediliyor. Sf.368, 369

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 136, Celse: 1, – Sf. 361, 369) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 135. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Müdafai Milliye Vekili Fevzi Paşa’nın Son Durum Hakkında Beyanatı;

    Fevzi Paşa; “-Üç gün önce Çerkez Ethem adamlarının bir kısmı Kula’da Yunanlılara iltica etmiştir (o tarafa geçmiştir), bir kısmı da dağılmıştır.”

    Adliyenin Durumu Hakkında Görüşme;

    (Canik Mebusu Nafiz Bey, 230 kadar kazada adli teşkilat yoktur diyor. Oralarda Adli işler 300 kuruş maaşlı mahalli kâtipler tarafından icra ediliyor diyor.) Sf.341

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 135, Celse: 1, – Sf. 438 ile 466 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 133. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    1920 Yılı Bütçe Görüşmeleri

    (Mehmet Şükrü Bey, konuşmasında Babıâli’nin eski idare anlayışını getirdik, memurlarını arttırdık diye kızıyor.)

    Maliye Vekili Ferit Bey; (Mehmet Şükrü’yü kastederek.) “-… Kendileri Rus Komünist Fırkasına dâhil olduğu için o teşkilatı tasavvur buyuruyorlar..”

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-Rus Komünist değil, Türk Halk İştirakiyyun Fırkasındanım. (Türk Halk Katılım Partisi, Türkiye Komünist Partisi)” 

    Maliye Vekili Ferit Bey; “-Her halde Üçüncü Enternasyonale ve Moskova’nın yirmi bir şartını kabul etmiş bir fırkasına dâhil…. Binaenaleyh Rus Komünist Fırkasındansınız.”

    Mehmet Şükrü Bey; “-Halk İştirakiyyun Fırkası. Rus değil Türk’tür... Buradan söylemekle olmaz, siz de kaleminizi açarsınız, ben de kalemimi açarım, hariçte münakaşa ederiz (dışarıda tartışırız).”

    Maliye Vekili Ferit; “-…Siz memleket için arzu ettiğiniz teşkilatı yapamazsınız! Hayalidir! Bu memleket o teşkilatı kabul edemez. Onu şiddetle reddederiz, yapamazsınız. (alkışlar) Tasavvur buyurduğunuz (zihninizde kurduğunuz) o teşkilatı bugün mevcut bulunan heyeti idarenin on mislini ihtiva eder bir idaredir. Siz komünist nedir bilir misiniz? Komünist demek bir memleketin bütün muamelatını halkın elinden alıp ambarlarda toplamak (şiddetli gürültüler) ve sonra topladığı mahsulâtı (ürünleri) ambarlara koyarak, Ayşe’den Fatma’ya varıncaya kadar bütün köylüye vesika (belge) ile vermek demektir. Beyefendi böyle hayali bir teşkilatı, batıl (hükümsüz, boş) bir teşkilatı memleketimizde yapmak isteseniz bu memurine nispetle (oranla) daha birkaç misli memur kullanmak mecburiyetindesiniz.” Sf. 276

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 133, Celse: 1, – Sf. 271 ile 285 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 132. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Celalettin Arif Bey.

    Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun 1921 Anayasası’nın Görüşülmesi; 

    Madde 14 – Vilâyet şurası azası meyanından (Vilâyet idare kurulu üyelerinden) İcra Amiri olacak bir Reis ile muhtelif şuabatı (bölümleri, şubeleri) idareye memur azadan teşekkül etmek (üyeden oluşmak) üzere bir idare heyeti intihap eder (seçer). İcra salahiyeti (yürütme yetkisi) daimi olan bu heyete aittir.”

    (Tunalı Hilmi, bu icra heyetinin başını, yani Valiyi TBMM atar diyelim ve başkentten ayrıca vali göndermeyelim diyor. Vehbi ve Mehmet Şükrü Beyler karşı çıkıyorlar.) Sf.252

    “Madde 15- Vilâyette TBMM’nin vekili ve mümessili (temsilcisi) olmak üzere Vali bulunur…”            

    (Hüseyin Avni Bey mümessil lafı sefirler içindir TBMM’nin memuru diyelim diyor. Komisyon adına Mehmet Şükrü kabul bunu ediyor.) Sf.252 253

    Madde 15- Vilâyette BMM’nin vekili ve mümessili olmak üzere Vali bulunur. Vali BMM tarafından tayin olunup vazifesi devletin umumi ve müşterek vezaifi (genel ve ortak görevleri) ile mahalli vezaifi (yerel görevleri) arasında taarruz vukuunda müdahale eder..” Sf. 254

    Madde 16; (Kazaların da kaymakamlar tarafından idare edileceğine dair bir madde.)

    Kabul ediliyor

    Madde 18- Nahiyenin bir Şurası (danışma meclisi, çalıştayı), bir idare heyeti ve bir de müdürü vardır.

    Kabul edildi. Sf.256

    Madde 19 Nahiye Şurası (danışma meclisi, çalıştayı), nahiye halkınca, doğrudan doğruya müntehip azadan (seçilmiş üyelerden) terekküp eder (oluşur).

    Kabul edildi. Sf.257 

    Madde 20- İdare Heyeti ve Nahiye Müdürü, nahiye şurası tarafından intihap olunur (seçilir).

    (Tunalı Hilmi, nahiyelerde ağalıklar var, birini müdür seçerlerse hasımlarına kötülük yapar. Vilâyet üç kişiyi belirlesin Nahiye şurası bu üç kişiden birini seçsin, diyor.)

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “Şimdi arkadaşlar, bendeniz, Tunalı Hilmi Bey’e kendimi panzehir olarak telakki ediyorum (değerlendiriyorum) ve öyle olmakla iftihar ederim.” Sf.257 

    Vehbi Bey (Karesi); “- ..İntihap (Seçim) münakaşasız (tartışmasız) olsun demek, intihap olmasın demektir. (Bravo Sadaları) Sonra, Vali, Kaymakam namzet (aday) göstersin demek, halk işini başkalarının vesayetiyle (korumacılığı altında), delaletiyle (kılavuzluğuyla) görsün demektir. E, şimdiye kadar memleketi delaletle (yol gösterilerek), vesayetle (korumacılıkla) güya idare ettiniz. Bundan sonra da halkı bırakınız kendi okuduğu felaket mektebinden aldığı dersleri tatbik etsin (uygulasın). (Çok doğru sadaları)

    20. Madde Kabul edildi. Sf.258, 259

    Madde 21- Nahiye Şurası ve idare heyeti kazai (hukuki), iktisadi ve mali salahiyeti haiz (yetkilere sahip) olup bunların derecatı (yasal derecesi) kavanini mahsusa ile (özel kanunlarla) tayin olunur. Kabul edildi. Sf.260

    Madde 22- Nahiye bir veya birkaç köyden mürekkep (birleşik) olduğu gibi, bir kasaba da bir nahiyedir. Sf. 265

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 132, Celse: 2, – Sf. 237 ile 265 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 132. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Geçen Celsenin Zabıtı Okunuyor.

    (Çerkez Ethem Bey’in ağabeyi olan Reşit Bey’in mebusluktan atılması konusunda itirazlar var. ) Sf. 238

    İstanbul’dan Gelen Zabitler Konusu Görüşülüyor;

    Kemal Paşa: “Yunan ilerliyor” diyor.

    Vehbi Efendi (Konya); “-..Müdafai Milliye Vekâletinin ihtiyacı varsa, zabitlerin şehirde, sokakta işi nedir? Cephede üç-dört kişi bulunuyor, bütün zabitan şurada – burada, çarşıda, pazarda, işinde gücünde dolaşıyor. (gürültüler, devam sesleri) .. şimdiye kadar milletin kucağına atılmayanlar bugün mikrop şeklinde değil de ya nedir?” (alkışlar)

    İsmail Fazıl Paşa (Yozgat); “-Ordu ile uğraşılmaz, orduyu berbat edeceksiniz !” 

    Opr. Emin Bey (Bursa); “Hoca Efendi! Orduya nifak (ikilik, fitne) sokuyorsun!”

    Mustafa Kemal Paşa; (Orduyu savunuyor ve savaş durumu hakkında bilgi veriyor; Ethem nedeniyle Kütahya’ya toplandığımızı gören düşman, diğer cephelerden ilerliyor ve İnönü’de çatışmalar sürüyor diyor. Dualar okunuyor.) Sf. 247

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 132, Celse: 1, – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 131. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    İstiklal Mahkemeleri ve İdam Konusu Görüşülüyor;

    (Mehmet Şükrü Bey, Hüseyin Avni Bey’in verdiği ve Hükümet ile Meclis ilişkilerini düzenleyecek olan yasa teklifini görüşüp kabul edelim diyor. Meclis, hükümet üzerinde denetimini kuramıyor diyor. Mustafa Kemal Paşa buna çok kızıyor.) Sf.238

    Mustafa Kemal Paşa; “-…İkide birde Meclisi Ali salahiyetini gayri müdriktir (İdrak edemiyor, yerine getiremiyor), vazifesini yapamıyor demek doğru değildir.”      

    Hakkı Hami Bey (Sinop); (İzinden dönmüş) “-Benim seçim bölgemde İstiklâl Mahkemelerinin bugünkü şu vazifelerini hüsnü surette ifa etmesi (güzel bir şekilde yapması), ebediyyen bu halde devam edeceği kanaatini bendenize verir diyemem.” Sf. 235

    (Hüseyin Avni Bey’in takriri Teşkilatı Esasiye Kanunu ile birlikte görüşülecek)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 131, Celse: 2, – Sf. 228 ile 235 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 131. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Çerkez Ethem Olayı Hakkında Mustafa Kemal Paşa’nın İzahatı;

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); (Paşa, Çerkez Ethem ve kardeşleri Mebus olan Reşit Bey ve Tevfik’ten bahsediyor) -…Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ıskat (sükût ettirmek, susturmak) ederek, yerine Heyeti Umumiye’ye hâkim bir hükümet vücuda getirmek istemişlerdir… memleket içinde daimi bir anarşinin idaresine taraftar bulunuyordu. … bu adamlar memleket ve millet menafii (yararı, faydası) namına ifai vazife ederken (görevlerini yaparken), her vazife ifa ettikleri yerde milleti mutazarrır ediyorlardı (zarar gören haline getiriyorlardı). … Simav civarında bir jandarma kurduk. Çünkü Yunan geri çekilince “Siz Yunan’a yardım ettiniz ” diye ….  Böyle bir takım taadiyatı namütenahide bulunuyorlardı (sürekli halka zulümde bulunuyorlardı) ve bunun neticesi olarak, hıyanet neticesi olarak, oradaki ahali (halk) ya Yunanlılara kendilerini yalnız bırakmamaları için rica ediyorlardı yahut Yunanlılarla beraber kaçıyorlardı…  Tevfik Bey bunu da istemedi ve gönderilen Jandarma Kumandanını maiyetiyle (ona bağlı olanlarla) beraber iade etti. (Paşa, bizzat Reşit Bey kendi ağzıyla bana şunu söyledi, diyor:)

    “-Bizim için hayatımız, haysiyetimiz, bizim menafiimiz, bu milletin bu vatanın hayat ve menafiinden yüksektir. Biz İran’da da Turan’da da kendimize yaşayacak bir yer buluruz.”

      Hüseyin Avni Bey; “Tarihini söyler misiniz? Ne zaman söylediler?”

      Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-O kadar hafızam kuvvetli değildir beyefendi Hazretleri. .. bunu işitmiş arkadaşlardan Celal Bey’in hafızası daha kuvvetlidir. .. Yine bu adamlar demişlerdir ki; … biz Yunanlılardan beraber kalabilirdik ve Venizelos’la ben diz dize oturabilirdim. …. Evvela Bolşevikleri iğfal etmek (aldatmak), komünist renk, şekil ve kisvesine bürünmek.  … Bolşeviklere bu memleket içinde bir feveran, derhal bir inkılâp, bir ihtilal yapmak imkânı olduğu kanaatini verdirmek istediler. … Eskişehir’de bulunan ameleyi isyan ettirmek istiyorlardı.  .. Yunanlılarla dostluk taharri ettiler (yazıştılar)  .. tam da Meclisten bir heyetin nasihate gittiği esnada, … bir Piyade Alayının, 159. Alayın zabitanının kaffesini (tamamını) tevkif etmişlerdi ve efradına da birer vesika (belge) verdiler ve bu vesikanın üzerinde, artık muharebe bitmiştir. Hepimiz Padişahın evamirine (emirlerine) itaat edeceğiz, diye terhis ettiler ve ellerinden silahlarını alarak… topladıkları adamlara ve ondan sonra da Yunanlılara verdiler…  Bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) Yunanlıların emrine tabi olmuşlardır. (kahrolsun, lanet olsun sesleri) .. Reşit Bey’in azalıktan sükûtuna (mebusluktan çıkartılmasına) rey vermenizi istirham eylerim. (kabul, reye sesleri) Kabul ediliyor (Sf.228) (Paşa izahatına devam ediyor: )

    “-… Efendim, evvelîsi gün düşman, Yenişehir, İnegöl, Gediz ve Uşak’tan yani her noktadan taarruz etmiştir. Gediz’de bulunan Ethem 300 kişi kadar bir kuvvetle taarruz etmiştir, tabii ki püskürtülmüştür.” ….

    Mustafa Kemal Paşa Devamla; “- ..Hacı Şükrü Bey, Ethem ve Tevfik’i ihanete sevk edenlerden birisidir. Hacı Şükrü Bey hakkında bazı vesaik de (belgeler de) vardır .. onun için Hacı Şükrü Bey’in dahi azayı muhtereme meyanından (saygıdeğer mebus üyelerin bulunduğu ortamdan) hâriç tutulması muvafık (uygun) olur.” 

    Hacı Şükrü Bey (Diyarbekir) “-Bendeniz de söyliyeyim de .. Ondan sonra Paşa Hazretleri!”

    Mustafa Kemal Paşa “-Ve bunu Heyeti Aliye’nize Hükümet Reisi olarak teklif ediyorum ve Reis Bey’den rica ediyorum, reye vaz olunsun (Oylamaya konulsun).”

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-Bu baptaki (konudaki) vesaik (belgeler) verilsin, tetkik edilsin (incelensin), Meclis’çe ıttıla hâsıl edildikten sonra (konuya vakıf olunduktan sonra)  reye konsun. …”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Ufak bir misal daha, Hacı Şükrü Bey hakkında mevcut vesaikten (belgelerden) bir tanesini bir celsei hafiyede (gizli oturumda) Heyeti Umumiye’ye arz etmiştim.”

    Hacı Şükrü Bey; “-Paşa’m! Bendeniz onun yalan olduğunu söyledim.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Eğer diğer vesaik yalansa o da yalandır.”

    Hacı Şükrü Bey; “-Hepsi yalandır!”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Oturun yerinize! Söz alınca söylersiniz.”

    Paşa: Diğer mebuslar hakkındaki vesikaları da topluyorum diyor. Devam ediyor:

    “Binaenaleyh, Hacı Şükrü Bey’in artık bu Meclis’i Âli’de yeri yoktur. Eğer Heyeti Âliye’niz müsamaha ederseniz (hoşgörü gösterirseniz), tabi salahiyet size aittir.”

    Hacı Şükrü Bey; “-… Paşa Hazretleri’nin benim hakkımda söylemiş oldukları sözlerin hepsinin keenlemyekûn olduğunu (tamamının yok farz edilmesi gerektiğini) ispat ettim ve zabıtta da mevcuttur. ……. Reis Paşa başka misal getiriniz, eğer öyle ise ben kendimi Meclis’in kapısına asarım.”

      Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Efendim! Paşa’yı severiz, fakat kanunu hepsinden ziyade severiz. Hacı Şükrü Bey’i kanuna teslim ettik, kanun hâkimdir!”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 131, Celse: 1, – Sf. 228 ile 235 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2016): Hacı Şükrü Aydındağ Bey, Aydın’ı savunan değerli bir binbaşıymış. Kemal Paşa’nın hain yerine koyduğu Hacı Şükrü Bey, 2013 de Aydın’da “Vatan kahramanı” olarak anıldı.

  • 8 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 131. İçtima 2. Celse Hafidir yani gizlidir. Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey. 

    Milletvekili Maaşlarına Zam Tartışıldı Reddedildi.

    (Meclis bütçesi görüşüldü milletvekili maaşları da konuşuldu bu maaş zammı konusunda bir kanun teklifi vardı reddedildi. Tartışılıyor:)

    Hacı Bekir Efendi (Konya);”.. ağnamımız (küçük baş hayvanımız) 18 milyon kadardı. Üç milyon tiftik, on milyon koyun, beş milyon da keçi. Şimdi ise ağnamımız 12 milyon kaldı. Efendiler 15 milyon ahalimiz var. Nüfus başına bir koyunumuz bile yoktur. Olanları da biz bitirmekteyiz. Efendiler; köylü 1334 (1918) senesinde 35 kuruşa aldığı buğdayı 1335’de 15 kuruşa sattı. Geçen sene 15 kuruşa buğday aldı, bu sene beş kuruşa satıyor. Hâlbuki bu sene – tahkik ettirdik – mahsul bire dört ve beşten fazla olmamıştır.” 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 131, Celse: 2 Gizlidir, – Sf. 225 ile 228 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 131. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey. 

    Linyit Kömürü İhracı İle İlgili Kanun Kabul Edildi.

    Hapishanelerin İmalathane Olması Hakkında Opr. Emin Bey’in Kanun Teklifi. Lâyiha Encümenine Gitti.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 131, Celse: 1, – Sf. 218 ile 225 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 131. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey. 

    Encümenlere (Komisyonlara) Üye Seçimi;  

    Müdafai Milliye Encümeni; Selahattin Bey (Mersin), Yusuf İzzet Paşa (Bolu), Hacı Bekir Efendi (Konya), Hüseyin Avni Bey (Erzurum), Musa Kâzım Efendi (Konya), Hacı Ahmet Efendi (Muş).  

    Maliye Encümeni; Yahya Galip Bey (Kırşehir), Osman Bey (Kayseri), Mazhar Müfit Bey (Hakkâri), İsmail Safa Bey (Mersin), Ata Bey (Niğde).  

    Maarif (öğretim) Encümeni; Cevdet Bey (Kütahya), Hasan Basri Bey (Karesi), Rasim Bey (Sivas), Ragıp Bey (Kütahya), Salih Efendi (Siirt).

    İktisat Encümeni; Halil İbrahim Bey (Antalya), Hilmi Bey (Ankara), Salih Efendi (Erzurum), Sami Bey (İçel), Abdülgani Bey (Siverek).

    Nafıa (faydalı işler, Bayındırlık) Encümeni; Hüsrev Bey (Trabzon), Tahsin Bey (Aydın), Süleyman Sırrı Bey (Yozgat), Abdülbaki Tevfik Bey (Dersim), Kâzım Hüsnü Bey (Konya).

    Adliye Encümeni; Nafiz Bey (Canik), Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip, Afyonkarahisar) Nusrat Efendi (Erzurum), Atıf Bey (Kayseri).

    Şer’iye (dini konular) Encümeni; Abdülgaffur Efendi (Kayseri), Abdurrahim Lami Efendi (Ayıntab, Antep), Feyyaz Ali Bey (Yozgat), Rüştü Bey (Ergani), Esad Bey (Lazistan). 

    Sıhhiye (Sağlık) Encümeni; Emin Bey (Bursa), Fuat Bey (Bolu), Avni Bey (Saruhan), Memduh Bey (Karahisarışarki), Mahmut Sait Bey (Muş).

    Hâriciye (Dışişleri) Encümeni; Sırrı Bey (İzmit), Yunus Nadi Bey (İzmir), Hasan Bey (Van), Ziya Hurşit Bey (Lazistan), Mahmut Esat Bey (İzmir).

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 131, Celse: 1, – Sf. 218 ile 225 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 131. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey. 

    Askerin Özel Mülke El Koymaması İle İlgili Takrir:

    Mustafa Kemal Bey (Ertuğrul); “-Efendiler! Perşembe günü bir vakanın şahidi oldum. Nokta (karakol) Kumandanlığına bir ev lâzım olmuş ve bu nokta kumandanı her hangi bir eve göz dikerse, gidip inzibat memuru, polislerle falan tahliye ettirip, evdeki eşyayı dışarıya attırıyor.” Sf. 217, 218

    (Meclis genel kurulu bu konuda görüşme açılmasına karar veriyor.)

    Mehmet Şükrü Bey İstiklal Mahkemeleri Hakkında Bir Takriri Veriyor;

    İstiklâl Mahkemelerinin mahkûm ettiği kişilerin adları, suçları ve sonuçlarını bildiren bir cetvel istiyor. Kabul ediliyor. Sf. 222

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 131, Celse: 1, – Sf. 218 ile 225 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 131. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.    

    Trabzon ve Elazığ’a İki İstiklâl Mahkemesi Daha Açılması Hakkında Heyeti Vekile Tezkeresi.

    (Hükûmet tezkeresi okunuyor);

    ” … muktazi (gereken) muamelenin (işlerin) ifasını (gerçekleştirilmesi) ve neticenin sürati işarını (hızla bildirilmesini) rica ederim efendim.        

    TBMM Reisi Mustafa Kemal”                                           

    Hüseyin Avni Bey; “-Yalnız intihabına mı (mahkeme üyelerinin seçimine mi) memuruz, yoksa lüzumu olup olmadığına karar vermeye salâhiyettar mıyız? Onu anlayalım!” 

    Opr. Emin Bey; “-Onun takdiri Heyeti Vekile’ye (hükümete) aittir.”

    Hüseyin Avni; “-Yalnız emrolunacak, biz de ifa mı edeceğiz (yerine mi getireceğiz)?”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 131, Celse: 1, – Sf. 218 ile 225 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 130. İçtima 1. Celse, Reisi Sani (ikinci başkan) Celalettin Arif Bey.

    Niğde Mebusu Mustafa Efendi Öldü.

    Gümüşhane Mebusu Veysel Rıza Bey Mutasarrıflığı Mebusluğa Tercih Etti. Sf.192

    Nafıa Vekâletinin İktisat Vekâletine Bağlanmasını İsteyen Bir Takrir:

    (Nafıa Vekâletinin İktisat Vekâletine bağlanmasını isteyen bir takrir var Hüseyin Avni Bey ve Ziya Hurşit vs. imzalı.) Sf. 197

    Vehbi Bey (Konya); “-..Nafıa’dan birinci maksat yollar yapılmak ise, meşrutiyetin birinci gününden bu ana kadar bir kürek toprak atılmamıştır.”  

    2.Celse. Reisi Sani Celalettin Arif Bey

    İdam Cezalarının Meclis Onayından Geçmesi İçin Takrir (önerge)

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Padişaha ait tüm yetkiler Meclisimize aittir diyelim olsun bitsin diyor.) “-.. Bir yere harp ilan ediliyor, bizim haberimiz yok ….Tekâlifi Harbiye alındı, (1) haberiniz yok, sulh olurken (Ermenilerle barış antlaşması yapılırken) pek sonra haber aldınız.”  

    Hariciye Vekili Muhtar Bey;  “-TBMM Hükümeti tarafından şimdiye kadar hiç kimseye ilanı harp edilmemiştir ve bunu resmen söylüyorum.”

    Hüseyin Avni; “-Tekzip ederim (yalanlarım); Ermenilere ilanı harp edilmiştir.” 

    Hariciye Vekili Muhtar Bey; “-Ermeniler tecavüz etmiştir… Tecavüzü men edilmiştir.” 

    Hüseyin Avni; “-Tecavüzü men etmekte ilanı harptir.”

    Vehbi Efendi (Konya); (İstiklâl mahkemelerinin uygulamalarını kastederek.) “- …Osman Bey’in (2) Ilgın’da (Konya’nın kazası), yalnız ufak bir kazada, 291 kişi asmış olduğundan mesulsünüz (sorumlusunuz) efendiler.”

    Mehmet Şükrü Bey; “-….Hiçbir mahkemenin mahkûm etmediği binlerce insan asılmıştır. Bunun mesulü sizsiniz .. ben de dâhilim…  Osman Bey Ilgın’da bilâmuhâkeme (yargılanmadan) getirmiş, koyun gibi insanları boğazlatmıştır. Bunun hakkında ne yaptık? Çağırıldı da ne oldu bu adam? Yine bir Fırka kumandanı oldu!”

    Hüseyin Avni Bey; “-Şu halde millet kuzu gibi kesilsin.”

    Mehmet Şükrü; “-.. bu gibi hâlâtın (hallerin) önüne esaslı bir surette geçmek için zaten kanun yapmaya hacet yoktur. Kanun vardır ve idam kararlarını tasdik etmek Meclisimizin cümlei salahiyetindendir. .. Karar veririz Heyeti Vekile’ye (hükümete) teklif ederiz. Hiçbir yerde, hiçbir kimse bizim tasdikimize iktiran etmeden (onayımıza dayandırılmadan) asılmayacaktır deriz.” Sf.210

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 130, Celse: 1, 2 – Sf. 192 ile 210 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (2016): Osman Nuri Bey (Özpay) İstanbul – 1878 İstanbul Hukuk Mektebi Mesleği ve yaptığı görevler: Dava Vekili – İl Genel Meclis Üyesi ve Meclis 2. Başkanı, Baro Başkanı, Sivas Kongresi Bursa Temsilcisi – Osmanlı Meclis-i Mebusan IV. Dönem Bursa Mebusu – TBMM I. ve II. Dönem Bursa Milletvekili – Konya İstiklal Mahkemesi Reisi, Amasya İstiklal Mahkemesi Üyesi.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Hüseyin Avni Bey’in Meclise katılımıyla demokratlar büyük bir güç kazanıyorlar. Çok değerli ve yürekli bir insan.

  • 27 Aralık (Kanunuevvel) 1920 tarihinde 123. İçtima 1. Celse Gizlidir. İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    Çete Teşkil Etmek İsteyen Bazı Mebuslar Hakkında Dâhiliye Vekâleti Tezkeresi.

    Hasan Basri Bey (Karesi)Mevzuu müzakere (görüşme konusu) olan mesele şu tezkerede yazılan meseleden ibaret idi. Fakat bilâhare (sonradan) dallandı, büyüdü, başka bir cereyana doğru gitmeye başladı. Bir kere Kuvayı Milliye ile çeteciliği aynı şey zannetmek bendenizce hatadır. Kuvayı Milliye eğer Kuvayı Milliye ise çete değildir. Eğer arkadaşlarımızdan biri sırf hükümete, orduya muavenet (yardım, muavinlik) etmek endişesi ile böyle bir vesika (belge) vermiş ve Kuvayı Milliye teşkilâtı yapmış ise herhalde memlekete ihanet etmiş addedilemez ve bir mebus olmak haysiyetiyle (kişiliği ile) ihanetten azadedir (ihanetten uzaktır). … sizi bütün namusumla temin ederim ki dairei intihabiyemdeki (seçim bölgemdeki) Kuvayı Milliye hiçbir çapulculuk yapmamıştır. Gayet namuskârane çalışmıştır. Bu Kuvayı Milliye’nin bakayası (artıkları, artanları, geriye kalanları) bugün de yine namuskârane olarak cephede harp ile meşguldür. Kuvayı Milliyeyi çetecilikle tevhit etmek (birleştirmek) hatayı azimdir (büyük hatadır). (Çok doğru sesleri)

    2. Celse Gizlidir. Çerkez Ethem’in Meclis’e Telgrafı;

                        Ankara’da Millet Meclisi Riyasetine

    Kütahya, 29 Kânunuevvel (Aralık) 1336 (1920)

    Bu israfat ve ihtirasat (israflar ve hırslar) ile dolu şerait tahtında (şartlar altında) milletin ve memleketin harbe tahammülü kalmamıştır. İstanbul’dan gelen ve tevkif edildikleri (tutuklandıkları)  şayi olan (duyulmuş olan, işitilmiş olan) sulha tavassut (barışa aracılık eden) heyetinin muvafık (onaylanmış) ve müsait (uygun) şerait tahtında (koşullar altında) geldikleri, beynennâs şayi olduğuna (insanlar arasında duyulduğuna) göre, heyeti müşarüileyhanın (işaret edilen heyetin)  serbest bırakılarak müzakerat-ı sulhiyenin (barış görüşmelerinin) teşriini (yasalaşmasını) menafi-i memleket namına (memleket menfaati adına) ihbarı keyfiyet eylerim (haber ederim). Ankara’da içtima eden (toplanan) Meclisin ne şekilde içtima ettiğini tabii hepimiz biliyoruz.

    İlk icraatları da bu fakir milletin sırtından kendilerine senede üç bin küsur lira tahsisat (ödenek) yapmaları olmuştur ki senede içlerinde yüz lirayı bir arada gören pek azdır. Şimdi bol bol dalkavuklukla me’lufturlar (alışkın oldukları şeyi yapmaktadırlar). Gelen Heyeti Âliye’nin (yüce heyetin) hemen İstanbul’a iadesi ehemmiyetle maruzdur (önemle istiyorum).

    Kuvayı Seyyare ve Kütahya Havalisi Umum Kumandanı Çerkez Ethem

                          Asker Kardeşler:

    Ethem kuvvetlerini imha ettik diyerek Ankara Meclisi’nde Mustafa Kemal alkışlanırken, kendi iflasını hazırlayan Millet Meclisi’ne bu telgrafı keşide (gönderdiğim) ettiğim vakit meclislere lâyık bir temkin ve teenni (ilerisi düşünülerek davranmak) ile karar alınsa idi ne ben ve ne de bu son fırsat gaip olmaz ve sizler de iyi kötü bir huzuru kalple memleketlerinizde işinizin çoluk çocuğunuzun başında bulunur idiniz.                 

                                               Talihsiz kardeşler.  Çerkez Ethem

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 123, Celse: 1,2 Gizli Celse – Sf. 50 ile 52 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 129. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Celalettin Arif Bey.

    Bütçe Görüşmeleri.  

    2.Celse: Reisi Sani Celalettin Arif Bey.

    Bütçe Görüşmeleri

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-… Bugün Erzurum’da diş karıştıracak bir ağaç parçası yoktur. Ta senelerden beri Orman memurini teşkilatı mevcuttur. .. Erzurum’da Orman Müdüriyetinin 17.500 lira senevî (yıllık) bir masrafı vardır. Buna mukabil (karşılık) 400 lira varidatı (geliri) vardır.” Sf.177

    Ziya Hurşit Bey 1337 bütçesinin iyi bir kadro tarafından hazırlanmasını isteyen takriri veriyor. Sf.187

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 129, Celse: 1, – Sf. 161 ile 187 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Ocak (Kanunusani) 1921 tarihinde 128. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    İstiklali Osmani senei devriyesinin kutlama telgrafları okundu, 3 Ocak Osmanlı Devletinin kuruluş günü

    1921 Bütçesi Görüşülüyor.

    (1920 yılında 9.324.279 TL ithalat 11.582.000 TL İhracat 1995) (Sf.126)

    2.Celse: Reisi Sani Celalettin Arif Bey.

    Hariciye Vekili Beyanatta Bulunuyor   

    Hariciye Vekili Muhtar Bey; “-….Batı’da bir istinatgahımız (dayanağımız)  yok…. Hükümetimiz mutlaka ve mutlaka bu mücadelei uzmada (çok büyük mücadelede) kendisine yardımcı olacak harici bir kuvvei azîmeye (büyük bir yabancı güce) istinat etmek (dayanmak) mecburiyetinde bulunuyor. (Sf.147) Ruslarla ittifak etme girişimi ta Damat Ferit Hükümeti ile başlıyor.”  

    (Muhtar Bey Rusya Hâriciye Komiseri Çiçerin’e yazdığı mektubu okuyor; 1995)

                “Komiser Yoldaş;

    … Garp emperyalistlerinin tazyikâtına (baskılarına) karşı, milletlerin hürriyeti prensibi birlikte müdafaa olunduğu cihetle TBMM Hükümeti kendisini, malum olduğu üzere Sosyalist Federatif Rusya Cumhuriyetinin bir müttefiki tabiisi (doğal müttefiki) addediyor.

    (Mektupta ilginç şeyler var; İstanbul’da bize bazı tekliflerde bulunmak için gelenlere nasıl davrandığımızı Kâzım Karabekir Yoldaş Medvani’ye iletmişti.  Bu da Rusya’ya ne kadar yakın olduğumuzun bir göstergesidir diyor. Ve İngilizler bize İstanbul Hükümeti aracılığı ile çeşitli tekliflerde bulunuyorlar ama biz sizinle anlaşma yapacağımız için bunu reddediyoruz. Oysa sizin İngilizlerle bir anlaşma yapacağınız söyleniyor. Endişeliyiz, bu anlaşmanın özetini bize bildiriniz. Amerika bizimle bir ticari anlaşma yapmak istiyor, biz de sizin İngilizlerle yapmak istediğiniz gibi onlarla anlaşma yapmaya arzuluyuz. Diyor. Bu mektup 21 Teşrinisani (Kasım)1320 (1920) tarihli. (1)Sf.148,149

    Hariciye Vekili Muhtar Bey (Devamla); “-Bolşevik Sefareti Müsteşarına (Büyükelçiye) dedim ki; Bizim galibiyetimiz sayesinde siz silah kullanmadan Ermenistan’ı komünize ettiniz. Peki, şimdi neden Ermenistan ile yaptığımız anlaşmayı beğenmiyorsunuz? (Sf.;149) Rusya, komünizminin memleketimize kabul ve tatbiki yolunda bir şart, bir teklif dermeyan etmemişlerdir (ortaya koymamışlardır). Zaten komünizmde sağa doğru hâsıl olmakta bulunan cereyan (yöneliş), Rusya Hükümetini bize karşı böyle bir teklif dermeyanından muhteriz bulunduracağı (bir teklif ortaya koymaktan kaçınacağı) tabii idi. Bizim Rusya ile ittifakımız, sırf emperyalizme karşı müştereken (birlikte, ortaklaşa) mücadele etmektir. ..Hatta biz kapitalizm mücadelesinde dahi Rusların kabul ettikleri prensipleri kabul ve memleketimizde tatbik etmeyiz. Eğer emperyalizmle mücadele bir siyasi yapı icap ettirirse onu da bu memleketin kendi evladı yapar.” (sürekli alkışlar) Sf.150 

      Hariciye Vekili Muhtar Bey (Devamla); (Çiçerin’in yazdığı cevabi mektuptan bahsediyor; Çiçerin diyor ki, biz İngilizlerle hem ticari hem de barış antlaşması yapmak için başvurduk. Ancak İngilizler sadece ticaret anlaşması yapmak istiyorlar. Bu ticari antlaşmayı da Rusların yabancı topraklarda propaganda yapmama şartına bağlamak istiyorlar.)  “Bilhassa (özellikle)… İngiliz İmparatorluk aksamı sairesinde (kesimlerinde) ve Kafkasya ile Anadolu, İran, Efganistan ve Hindistan’da bu misillü (misali) propagandalara müzaheretten (destekten) sarfınazar (göz ardı) edecektir.” 

    (Çiçerin, bu istekler ancak mağluptan istenir, reddettik diyor, şu anda murahhaslar (delegeler) Londra’da diyor. Sf.154, 155 Çiçerin yine devamla, geçen temmuz ayında karşılıklı propaganda ve ilgili çalışmalar yapmak konusunda İngiltere ile anlaştık diyor. İtalya ile de bir ticaret teatisi (alış verişi) anlaşmasını görüştük fakat henüz imzaya açamadılar diyor. Ve Çiçerin önemli bir şey söylüyor; İngiltere, bizimle yakınlaşmanızı istemediği için size yaklaşıyor. Diyor.) Sf.155

    İhsan Bey (Cebelibereket); “-Ermenilerin silahlarını neden ellerinden almıyorsunuz?”

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Ermenilerin ellerindeki fazla silahları alacağız.

    (Kemal Paşa, Komünist partisinden haberim var, hepsi değerli insanlardır diyor. Halk İştirakiyyun Fırkası (Halkın Katılımı Partisi yani Türkiye Komünist Partisi) için de iyi konuşuyor. Sf.160 Rusya bizimle görüşmek için bizim komünist olmamızı falan talep etmedi. Komünizmin sirayeti (yayılması) konusunda da gerekli tedabiri (tedbirleri, önlemleri) aldık diyor.) Sf.160-161

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 128, Celse: 1, – Sf. 151 ile 161 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2016): 1921 Martında birkaç gün ara ile hem Ankara Hükümeti hem de Rusya İngiltere ile ticaret antlaşması imzaladılar. Bizimkiler, Rusya’nın İngiltere ile antlaşma yapması hâlinde Rus yardımının kesebileceğinden korkmuşlar. ABD ile antlaşma yapacağız diye blöf yapıyorlar. Bu konu Yalçın Küçük Hoca’nın kitaplarında ayrıntısı ile işlenmiş. 

    BAKKAL’IN NOTU: (1996): Rusya ile Ankara’nın yakınlaşması, Yeşil Ordu yöneticisi Çerkez Ethem’in, Türkiye Komünist Partisi’nin ve Mustafa Suphi’nin sonunu hazırlıyor. Hâriciye Vekilinin anlattıkları Meclis’in politikasıdır ama onun üzerinde olan Mustafa Kemal’in dış politikası değildir.

  • 30 Aralık (Kanunuevvel) 1920 tarihinde 126. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.       

    (Lazistan Mebusu Ziya Hurşit Bey Meclis’te.) 

    2. Celse hafidir yani gizlidir: Çerkez Ethem İle İlgili Gizli Celse:

    (Çerkez Ethem ile uzlaşmaya giden heyetten Saruhan Mebusu Mahmut Celal Bey konuşmasında, Çerkez Ethem ile uzlaşılabileceğini, Raşit Bey ve Çerkez Ethem’in ilk kurşunu atmayacaklarını söylüyor. Ama Mustafa Kemal paşa, Çerkez Ethem’i terbiye etmek için hazırlıkların yapıldığını, tertibatın alındığını söylüyor.)

    Refik Bey (Konya); “Paşa Hazretleri müsaade buyrulur mu? Biraz evvel arkadaşımızın izah ettiği veçhile (gibi), meselenin hassasiyeti zâtı devletince malûmdur. Meydan verilmesin. Şüphesiz tedabiri fiiliye (fiili tedbirler) devam edebilir. 

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara) — Beyefendi hazretleri, silâh patlamadan ve bir fenalığa meydan vermeden halledilmek için bir buçuk aydan beri, geceli, gündüzlü çalışmaktayız. Bütün arkadaşlarımız bunu pekâlâ biliyor.

    Salih Efendi (Erzurum): “-Mademki bazı arkadaşlarımızın da beyanatı üzerine bu sorunun barışçı yollardan hallinin mümkün olduğunu Celal Bey itiraf ediyor, gerek Meclis ve gerek sizin Şeref-i Riyasetinizden (şerefli başkanlığınızdan) bunu temenni ediyorum (diliyorum)“…

    Mustafa Kemal Paşa: “-Beyefendiler, gayet elim (üzücü) bir durum karşısında bulunuyoruz. Eğer hükümet varsa ve eğer hükümet bir güce dayanıyorsa, yapılacak şey bu kuvvetin nişanını (belirtisini) göstermek veyahut Hükümetin dayandığı güç yoksa Birinci Seyyare Kumandanının diktatörlüğünü kabul etmek lâzımdır.

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Efendim, buyurdunuz ki; bu ahvale (durumlara) iki buçuk aydan beri vakıf idik, kuvvet yapmakla meşgul idik. O halde niçin tevehhüm (şüphe) ve tereddüt ediyoruz? Buyruluyor ki, o zaman böyle teşebbüste bulunmak için elimde vesika (belge) yoktu, şimdi vesika vardır. Binaenaleyh bu zihniyet ve bu noktai nazarın tekevvününe (bu bakış açısının oluşmasına) mani olabilecek esbap (sebepler) ve tedabir ittihaz ettik (önlemler aldık). Sonra elimize kuvvet geçmişti, bugüne kadar niçin fırsat verdik? Mademki bir buçuk aydır kardeşi falan, heyeti mecmuası (bütün heyeti) elinizde iken niçin tevkif etmediniz? Bu eşirrayı (şirretlileri) bir daha memleketin içine saldınız?

    Mustafa Kemal Paşa (Devamla); “Efendim, neticede muttali oldum (sonunda anladım), sonra memlekette mühim ve müseccel (tescilli, kabul edilmiş) bir kudreti imha etmek doğru değildir. Hem o zaman hiçbir vesika (belge) yoktu. Şimdi elimizde vesaik (belgeler) vardır.

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Usulü müzakereye dair söyleyeceğim. Reis Bey. Efendiler, sizden bir şey soran yok. Hükümet kendi kendine istediğini yapıyor, neyi müzakere edeceksiniz? (Gürültüler) (Devam sesleri)

    3.Celse Gizlidir  Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    (Ethem meselesine devam edildi. Ali Fuat paşanın babası Fazıl İsmail Paşa’nın Nafıa Vekâletinden azli ile ilgili takriri okundu görüşmeler de olmuş ama zabıtlar bulunamamış.)

    Ali Fuat Paşanın Babası Fazıl İsmail Paşanın Nafıa Vekâletinden Azli İle İlgili Takriri

    “…  Şevki hamiyetle (yardımcı olmak şevki ile) şurasını da arz edeyim ki, Nafıa Vekâletinin ilk defa olarak malûl (sakat) görülen bir muamelesi (işlemi) – ki esasen pek makûl (akla yatkın) ve hatadan berîdir (hatadan uzaktır) muaheze eden ise asıl milletin paralarını alabildiğine israfa uğraşanlar ve bugün mevcudiyetimizin hayat ve memat (ölüm) meselesinde pek feci rol oynayan bazı vekayî (olaylar, vakalar) üzerine Meclisi Âli’nin bezli himmet (yardım) ve murakabe (denetleme) eylemesini mingayri haddin (haddim olmayarak) tavsiye eylerim. Bu bapta (konuda) bir celsei hafiyede (gizli oturumda) izahatı mukteziye itasına da (gereken izahatı vermeye) hazır bulunduğum maruzdur.” 28 Kânunuevvel (Aralık) 1336 (1920) Yozgat Mebusu

                                                                     İsmail Fazıl

    (Zaptın sonu bulunamamıştır.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 126, Celse: 1, – Sf. 83 ile 91 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 30 Aralık (Kanunuevvel) 1920 tarihinde 126. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Düello Kanunu Teklifi

    (Düello Usulünün İhdasına Dair Kanun Teklifi Opr. Emin Bey bu kanun teklifini yapıyor.) Sf. 98

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 126, Celse: 1, – Sf. 83 ile 91 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Aralık (Kanunuevvel) 1920 tarihinde 125. İçtima 3. Celse Gizlidir, Reisi Sani Celalettin Arif Bey.

    (Nafıa Vekili Fazıl Paşanın yolsuzluk nedeni ile güvenoyu alamaması istifasına sebep oldu, bir takrir veriyor günahsız olduğunu belirtiyor. Sonra Mustafa Kemal Paşa Çerkez Ethem konusunu izah ediyor.)

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “Reşit Beyin biraderi Ethem Bey vardır, onun biraderi Tevfik Bey vardır. Bunlar Anzavur meselesinde, o zamanlar şimal mıntıkasında (kuzey kısmında) kumandan bulunan Yusuf İzzet Paşa ve Kâzım Paşa Hazretlerinin tahtı emirlerinde (emirleri altında) olarak Biga’da muvaffakiyetle icraatta bulunmuşlardır. Onu müteakip (ondan sonra) Düzce isyanı vuku buldu. Orada yine Fuat Paşanın tahtı emrinde (emri altında) nâfi (yararlı) hizmette bulundular. Ondan sonra idi ki Yozgat hadisesinde dahi istihdam olundular (görevlendirildiler) ve o gün için alevli bir halde bulunan vak’ai isyaniyeyi teskin ettiler (isyan olayını yatıştırdılar). Bu arkadaşların bu saydığım harekâtla hakikaten vaziyetimizi tarsine (kuvvetlendirmeye) ve maksadımızı yürütmeye fevkalâde denecek hizmetleri sebketmiştir (olmuştur)  ve bu hizmetlerinden dolayı hepimiz zannederim kendilerine lüzumu kadar takdiratta (takdirlerde) ve tevkiratta (ihtiramlarda, saygılarda) bulunduk.” 

      “…. Gediz taarruzu yapıldı. Tabii muharebe hakkında tafsilât (ayrıntılı açıklama) verecek değilim. Tabii bendeniz de bilmiyorum. Henüz Garp Ordusu Kumandanı resmen bir malûmat vermemiştir. Yalnız mesmuatımız (duyduklarımız) – ki mevsuktur (vesikalıdır, belgelidir) – bittabi düşmanın kuvveti çoktu. Bu, kumanda eden arkadaşlarımızın ifadeleriyle teeyyüt etmiştir (teyit edilmiştir, pekişmiştir). Bittabi düşmanın mevziî gayet kuvvetli idi. Düşmanın kuvveti daha çok idi. ilk anda mağlup olduk ve ricat (geri çekilme) emri de verilmiştir.  En nihayet geride bulunan Ethem Beyi davet etmiş ve ondan sonra emirleri nafiz (etkili) olmaya başlamış ve öyle zamanda başlamıştır ki Kâzım Beyefendi aldığı ricat (geri çekilme) emrine itaat etmemiş (uymamış), itaat etmeye lüzum görmemiş, anlamış vaziyeti ve sis olduğu için, ihtimal düşman da vaziyeti anlamadığı için ricata karar vermiş. Düşmanın ricat etmiş olması bizim için zahiri (görünür) bir ricat telâkki edilmiştir (algılanmıştır). Bittabi düşman mağlup edilmedi, geriye çekildi. Malûmu âliniz Bursa cephesinden düşman taarruzla Yenişehir’i işgal etmiştir. Oradaki kuvvetlerimizi işgal etmiş, Uşak’tan taarruz etmiştir. Yani cephenin her tarafında bizi tekrar mağlup etmiştir. Orada da bir taraftan yanlışlıktan düşmanın ricatı (geri çekilmesi), diğer taraftan ricata karar vermesi isabet oldu. Açık bir hava olsaydı, belki de düşman mukabil bir taarruza geçer, yegâne (biricik) kuvvetlerimizi de orada imha ederdi. Binaenaleyh işte Gediz taarruzu budur. Fuad Paşanın oraya gitmesini pek muvafık bulduk. Çünkü inkılâbımızda şöhret kazanmış bir kumandanımızdı. İngilizlerin düşmanıdır, yani Moskova’da güzel bir tesir yapacağını düşünerek oraya göndermek istedik ve o da derhal kabul etti. İşte Fuad Paşa Hazretleri…  Zannediyorum, Hacı Şükrü Bey yazmıştır, kendisine. Fakat bir kaç gün sonra Ethem Beyden bir telgraf geliyor, doğrudan doğruya bana. Onda deniliyor ki; filan gece müfrezemden (birliğimden) şu kadar kişi firar etti. Bu firarın esbabı hakikiyesini (gerçek sebebini) tetkik ettim (araştırdım). Binnetice (sonuç olarak) derdest olduğum (elde ettiğim) hakikat şudur: Refet Bey benim firarilerimi Ankara’dan iade ettiği için ve vesikalarını yırttığı için bundan cesaret alarak firar ettiler. Binaenaleyh müsebbibi firar (firarların sebebi) Refet Beydir. Hâlbuki Kuvvei Seyyareye mensup olanlar yahut olmayanlar yani çete tarzında olanlar, böyle hâlî (boş) olan yerlere giriyorlar ve soyuyorlar. Sonra diyorlar ki; siz vaktiyle düşmanla beraber hareket ettiniz. Bir de onları öldürüyorlar. Simav vakası daha evvel olmuştu. Düşmandan tahliye olunan (boşalan) yerlerdeki ahali ya düşmanla beraber kaçıyorlar yahut düşmana yalvarıyor; aman burada oturunuz, bizi muhafaza ediniz (koruyunuz) veyahut bize karşı cephe teşkil ediyorlar.

    4. Celse hafidir, Gizlidir.

    (Çerkez Ethem meselesine devam. Sadece Paşa konuşuyor ve hafi celse bitiyor.)

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara);” ..Efendim, Hacı Şükrü Beyin kabahatleri çoktur, isterseniz onu diğer münasip bir zamanda mevzuubahis (söz konusu) ederiz.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 125, Celse: 1, – Sf. 438 ile 466 arası) kitabından birebir alınmıştır.