Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 1 Şubat 1920 (1337) tarihinde 142. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    3.Celse Hafidir (gizlidir)

    Tokat Mebusu Nâzım Beyin masuniyeti teşriiyesinin ref’ine (yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına) dair Ankara İstiklâl Mahkemesi Riyaseti tezkeresi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 142, Celse: 3 Gizli Celse, – Sf. 45 ile 51 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Şubat 1920 (1337) tarihinde 142. İçtima 2.Celse: Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    1920 Bütçesi görüşülüyor, geçen yılın bütçesi

    Vehbi Bey (Karesi); “-..Maliye Vekili beyefendiden soruyorum, kürrei arz (dünya) üzerinde aşar namıyla ve bizim tarzda eğer bir vergi mevcut ise çıksın burada dermeyan etsin (açıklasın).” 

    Maliye Vekili Ferit Bey; “-Çin’de ve Hindi Çini de.” Sf. 51

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 142, Celse: 1, – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Şubat 1920 (1337) tarihinde 142. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Hariciye Vekili Bekir Sami Bey’in Beyanatı

    Hariciye Vekili Bekir Sami Bey (Amasya) (1) ; “-…Dönüşümüzde, Batum’da, Fransız, İngiliz, Amerika, İtalya kruvazörleri hazır olduğu halde, bir Gürcü taburu, benim hakkımda değil, heyeti muhteremenizin (saygıdeğer heyetimizin) hakkında rasimei selamı (Resmi selamlamayı) ifa ettiler (yaptılar). İtalyan vapuruna Osmanlı bayrağı çekildi ve ben de sayenizde kemali istirahat ve emnü (emin olarak) afiyetle Samsun’a geldim.” (sürekli alkışlar) Sf. 38, 39

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 142, Celse: 1, – Sf. 38, 39) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Bekir Sami Bey, Çerkez asıllı hatta Çerkez Milliyetçisi. Rusya’ya görevli gidilirken gizlene gizlene gittik diyor. Hasta ve yorgun olduğundan açıklamasını sonra yapacak. Ve çok ilginç bir şey anlatıyor. Bütün düşmanlarımız kendisine ve heyetimize saygılı davranmış.

  • 31 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 141. İçtima 1. Celse, Reisi Evvel Celalettin Arif Bey.

    Sadrazam Tevfik Paşa İle Olan Görüşmelerin Bir Encümence Yapılması Hakkında Amasya Mebusu Ragıp Bey Ve Arkadaşlarının Takriri Yani Önergesi:

    (Mustafa Kemal Paşa bu görüşmeleri okutmak istemiyor. Hüseyin Avni Bey kürsüye çıkıyor.) 

    Mustafa Kemal Paşa; “-…Meclisle Heyeti Vekile arasında, her noktada itimadı tam (tam bir güven) olduğunu bütün düşmanlarımıza bildirmekte müttehit olalım (birlik olalım) . Bunu ihlal edersek herhangi bir fikrin her ne şekil ve suretle olursa olsun intişarını (yayınını), bugün için manafii mülke (ülke yararına) ve memlekete muzır (zararlı) görürüm. (şüphesiz sesleri, hacet yok, takrir okunmasın sadaları) . Ondan sonra arzu ederseniz okutturursunuz.” (okunsun sadaları)

    Hüseyin Avni; “-Takrirde acaba ne var?”

    Yahya Galip (Kırşehir); “-Kim bilir ne münasebetsiz (uygunsuz, gereksiz) şeyler!”

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Efendiler! Münasebetsiz şeyi Mebus vermez. (gürültüler) Senin kadar onun da aklı vardır. Benim de imzam var o takrirde. Görmeden, okumadan münasebetsizdir demek nedir? Sizin kadar da biz de salâhiyettarız (yetkiliyiz) … Paşa Hazretleri ilk evvela kendileri vuku bulan müracaatı reddetti, dedi ki, burada Kemal Paşa yoktur, burada TBMM Reisi vardır. … Demek ki müracaat doğrudan doğruya BMM’nedir. ... Takrir (önerge) okunmasın ne demektir? Yazılmış bir takrir neden okunmasın?    Benden yüksek salahiyet, yüksek akıl iddia etmek kimsenin hakkı değildir.     …Büyük Millet Meclisi’ne vaki olan müracaatta, ilk evvela Hükûmet BMM’ni içtima ettirecekti yarı gecede. Biz müstemirren (kesintisiz olarak) geceli gündüzlü burada hazırız. (gürültüler)  .. Tevfik Paşa’ya vuku bulan müracaatta; heyeti toplar, müzakere eder (görüşür) cevabını veririz demişti.  İstanbul’da bizi yirmi dört saat bekleye idi. .. Ben zatı şahaneye tahsisatı seniyenizi takdim edeceğiz. Bunu söylemeyi münasip (uygun) görmedim. … Efendiler, verilmiş şeyin, cevabın yanlış olduğunu iddia ediyorum. (şiddetli gürültüler)

    Mustafa Kemal Paşa (Çok sinirleniyor ve kaba konuşuyor. 1996) “-.. Dün evvelki gün neye söylemedin? Bunları izah etmedin Efendi!”

    Hüseyin Avni; “-.. Beş altı arkadaşa bu kadar vasi (geniş) salahiyet verilmiş değildir. … Niye bağırıyorsunuz? .. Benim de sizin kadar akıl ve hakkım vardır.”          

    İhsan Bey (Cebelibereket); “-Erzurum’dan geldikten sonra çok akıllı oldunuz! Evvelce böyle değildiniz!”

    Hüseyin Avni: “-Ben hâkim’im efendi!”

    Muhittin Baha Bey; “-Saray hâkimisin!”

    İhsan Bey (Devamla); “-Muvaffak (başarılı) olmayacaksınız zamirinizi (gizli niyetinizi) ortaya koymaya.”

    Hüseyin Avni; “-Efendi! Ben Kuvayı Milliye’nin temeliyim. Gözünü aç efendi! Ben hiçbir isnat (atılı suç) kabul etmem. BMM’nin gayesinden başka bir şeyi kabul eden alçak ve lanetleme olsun!  …Vaki olacak muhaberattan (haberleşmelerden) benim haberim olmalıdır diyorum!” (gürültüler)

    Hamdi Namık Bey; “-Muhaberattan haberdar etmiyorlar mı?” 

    Hüseyin Avni;Neticei mukarrerat (kararların sonucu) tebliğ olunuyor.  … Meclisi Âli’nin reyinin inzimamını (eklenmesini) istiyorum. Buna razı değil misiniz? (gürültüler) ben böyle istiyorum, siz istemezseniz pekâlâ başka, istemeyin.”

    Fuat Bey (Çorum) “- İn aşağı haydi! İstemiyoruz.”

    Mustafa Kemal Paşa; ” Efendiler! Bu son söz üzerine Meclisi Âli’nize gayet acı bir hakikati söylemek mecburiyetindeyim.” (1)İçinizde sizin hafiye (casus) vardır! Efendiler! En gizli celsenizde cereyan eden hayatı millet ve memlekete müteallik (millet ve memleket hayatına taalluk eden, dayanan) en gizli noktalar ecanibe (ecnebilere, yabancılara) raporla verilmiştir. (gürültüler, kahrolsun sesleri) Binaenaleyh bu memleket (gürültüler) beyhude (boş) yere vaziyeti ığlak etmeyiniz (durumu üstü kapalı geçmeyiniz).  … Efendiler! Bu takrire vazı imza edenler içinde hafiye vardır.” (şiddetli gürültüler) (Kimdir? Söyleyiniz! Rica ederiz sesleri, kahrolsun, lanet olsun sesleri)        …

    Yahya Galip Bey (Kırşehir) “-… öyle zamanlarda böyle bir takrir vermeyi, ben hiçbir zaman hüsnüniyetle kabili tevfik (iyi niyete uygun) göremem. (Bravo sesleri)  .. nasıl olur da içimizde bazı efendiler ecnebi parası alırda millete hıyanet eder. Bu alçaklıktır, onlar buradan çıkmalı …. Bolşeviklerden para almışlar.”

    Bir Mebus  “Kim?”

    Yahya Galip Bey (Kırşehir); “Bolşevik olanlar hep almış! Bolşevik olan herifler meydanda işte. Ecnebi parası almışlar.”

    Muhittin Baha Bey; “-…diyorlar ki BMM haberdar olmadıkça İstanbul’la muhavere (haberleşme) edilmesin. İşte takririn müeddası (iddia ettiği şey) bu.”

    Hüseyin Avni Bey; “Ne var bunda

    Muhittin Baha Bey; “- … memleketin menafii âliyesine  (yüce menfaatlerine), yüzde bir ihtimal ile bir hakikatin söylenmesi muzır (zararlı) olursa o hakikat söylenmez….”

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “-O halde bizim burada ne işimiz kalıyor?”

    Hüseyin Avni Bey; “-Rica ederiz! … daha buraya niye geliyoruz?”

    Muhittin Baha Bey; “-Heyeti Vekile İstanbul’a demiş ki biz sizi tanımıyoruz. Siz bunu kabul ediyor musunuz?”

    Hüseyin Avni; “Ediyoruz!”

    Muhittin Baha; “- ..Meclis’in dikkatine arz edilen bu kararı bir takrirle neden zayıflatmak istiyorsunuz?”

    Hüseyin Avni; “-Hiç kudretten düşmez, artar, millet yapıyor Meclis yapıyor derler.”

    Muhittin Baha Bey; “-Heyeti Vekile burada okudu ve siz kabul ettiniz. Fakat efendiler o zaman sesinizi çıkartmadınız. …”

    Hüseyin Avni; “Alkışladık! Biz alkışladık, kıymetini arttırdık, biz arttırdık. Gözünüzü açın!”

    Muhittin Baha Bey; “-Yapamadığınız veyahut hazırlanamadığınız için.” 

    Hüseyin Avni;Teessüf ederim (üzüntülerimi iletirim) size. Namusum üzerine söz söyleyenler namussuzdur!”

    Salih Efendi (Erzurum); “-Muhittin sus! Hüseyin otur! Namus kelimesi üzerine söz söylenmez. Sonra tabanca patlar!”

    Hüseyin Avni; “-Heyeti Umumiye’nin (tüm meclisin) namusu muhkemdir (sağlamdır). Gözünü aç! Ben bir teşkilatla iktifa etmiş (yetinmiş) değil, ben Kuvayı Milliye’nin temeliyim! Sen uyurken benim bayrağım parlıyordu. Benim gayem hâsıl olmuştur (amacıma ulaştım).”

    Muhittin Baha Bey; “Bırak Salih Efendi! Hakaret reddolunur, muhayyerdir! (seçmece, beğenmece, hayırhah)” (şiddetli gürültüler)

    Hüseyin Avni; “-Ben şerefim ile yaşar bir insanım! Ben Hüseyin Avni’yim! (Gürültüler) Ben BMM’nin azasıyım! Şahsiyat (kişiselleştirme) kabul etmem.” Sf. 25        

    Celalettin Arif Bey celseyi tatil ediyor.

    2. Celse: Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Neşet Bey (Kangırı, Çankırı); “-Paşa hazretleri! .. buyurdunuz ki, bu Meclis’te hafiye vardır. … rica ederim, kimse o hafiye meydana çıksın. O şaibeden kurtulalım.” (Celsei hafiyede olsun sesleri)

    Hüseyin Avni;Celsei hafiyeye (gizli celseye) lüzum yok. Aleni olsun herkes meydana çıksın!”

    Mustafa Kemal Paşa; (2) “-.. zannederim bununla iktifa edilmek (yetinmek) bu dakika için daha muvafıktır (uygundur). Hiç şüphe yok ki yakın zamanda bu Meclisi Âlimizce malum olacaktır. .. bugün bir isim, iki isim söyleyebilirim. Fakat bunu söylemekle teşvişi muamelat edeceğimize (işlemleri karıştıracağımıza) ihtimal vardır. Hiç şüphe yok ki; bunlar nasılsa Heyeti Âliye’niz ile temasta bulunan kimselerdi.”

    Sadrazam Tevfik Paşa İle Olan Görüşmelerin Bir Encümence Yapılması Hakkında Amasya Mebusu Ragıp Bey ve Arkadaşlarının Takriri Okunuyor:

    (İstanbul ile yapılan görüşmelerin, mecliste oluşturulacak bir encümence (komisyon tarafından) yapılmasını istiyorlar. Takriri imzalayanlar Meclis’in demokrat ve ilerici mebusları: Amasya Mebusu M. Ragıp Bey, Tokat Mebusu Nazım Bey, Mersin Mebusu Selahattin Bey, Kangırı Mebusu Neşet Bey, Genç Mebusu Celal Bey, Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey, Erzurum Asım Bey, Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey, Genç Mebusu Fikri Faik Bey, Kangırı Behçet Bey, Malatya Mebusu Fevzi Bey, İçel Mebusu Naim Bey, Kastamonu Hüseyin Sabri, Yozgat İsmail Fazıl Paşa, Konya Mebusu Kâzım 1996)  Sf. 26

    Selahattin Bey (Mersin); “-..Gayet açık söylüyorum efendiler; ben bu memleketin kırk iki yaşına gelmiş, nüfuz ve haysiyetiyle yaşamış bir adamıyım… tecavüz edilmiştir Efendim, vazıülimza olanlar (imza sahibi olanlar) meyanında (içinde) hafiye vardır denilmiştir. … Hükümet Reisi buyurdular ki, bu Meclis’e emniyet edilemiyor, hafiye vardır. İşte Efendiler! Bu, Meclis’in şeref ve haysiyeti için mühim bir noktadır. … Bu kürsü söz söylemek ve hakkı müdafaa etmek içindir. Hükümet ittihazı karar ederken (bir karar oluştururken) Meclis’i daima haberdar etsin demek cürüm müdür (suç mudur)? Kabahat midir, kusur mudur?”

    Yahya Galip Bey; “-Bugün için muzırdır.”

    Selahattin Bey; “-Bir daha bu Mecliste bir yere imzamı atamayacağım, korkuyorum!” ….

    Hamdullah Suphi Bey; “-..murakabe etmezseniz (denetlemezseniz) muti (itaatli) ve münkatı (kesilmiş, son bulmuş) bir heyet halinde görünürseniz, şerefimiz ve şerefiniz yoktur. (alkışlar, bravo sesleri)

    Mazhar Müfit Bey (Hakkari); “- ..Evvela bu meclisin bir şeref ve haysiyeti vardır. … buna tahammül edilemez .. bu hafiye tahkikatı (araştırması) ikmal edilinceye kadar bendeniz bu kürsüye çıkıp da söz söylemeyeceğim.”

    Hüseyin Avni; “- …bizim hükümete itimadımız vardır ….Böyle hayati bir meselede, yaptıktan sonra söyleyeceğine, yapmazdan evvel söylesin diyoruz. Bunda tefrikaya (ayrılığa) delalet eder, hafiyeliğe delalet eder ne var?…Başta Paşa Hazretleri olmak üzere beni herkes bilir. Ben namuskârane bu gaye arkasında çalışırım.”      

      İhsan Bey (Cebelibereket); “-Maksadın hükümete geçmektir. Valilik almadığın için yapıyorsun.” (3)

    Hüseyin Avni Bey; “-Onu size reddederim. Vali olmak, Hükümete geçmek BMM’nin azalığından büyük değildir. Mebusluk Vekillikten daha büyüktür. Vali olmak tenezzüldür (aşağı inmektir) Efendiler bu söz kendi mevkiini bilemeyen, takdir edemeyen adamın ağzından çıkmıştır. Ben öyle şeyler kabul etmem, namussuzum böyle bir şey arzu etmiş isem!”  

    Başbakan Fevzi Paşa hükümeti için güvenoyu istedi, Meclis güvenoyunu verdi.

    Sadrazam Tevfik Paşa İle Olan Görüşmelerin Bir Encümence Yapılması Hakkında Ragıp Bey ve Arkadaşlarının Takriri Görüşülmeye Devam Ediyor.

    (Mersin Mebusu Selahattin Bey, Kemal Paşa’nın hafiye iftirası konusunda bir takrir veriyor.)

                “Riyaseti Celile’ye,

      BMM azayı kiramı meyanında (üyeleri arasında), hükümetçe malum bazı hafiyeler (casuslar, gizli adamlar) bulunduğu Riyaseti Celile’ce bildirildiğine göre, hafiyelikle müttehen (itham edilen) eşhasın (şahısların) tespiti ve haklarında derhal Meclis’çe tahkikat-ı kanuniyeye (yasal araştırmaya)  tevessül olunmasını (yönelinmesini) ve fakat Meclisin şahsiyeti muhteremesine (saygın kişiliğine)  ve vazifesine bu mahiyetle dahli tarizin (rahatsız edici müdahalenin) veya tahdidin (sınırlamanın) ortadan kaldırılması ve Meclis’in kanaatlerini izahındaki serbestîsinin takyit buyurulmamasını (Meclis’in görüşlerini bildirmesinde kayıt altına alınmamasını) arz ve teklif ederim.

                                                                             Mersin Selahattin” 

    (Bu takrir (önerge) okununca Mustafa Kemal Paşa kürsüye çıkıyor ve Selahattin Bey’e karşı saldırıya geçiyor. Selahattin Bey’in Meclis’e sonradan katıldığını söylüyor:)

    Mustafa Kemal Paşa; “-….malumu aliniz (yüce bilgilerinizce) Selahattin Bey bu Meclis’in içine gelirken İngiliz Sefarethanesinden (elçiliğinden) geçerek, İngiliz torpidosuna binmiştir.”

    Selahattin Bey; “-Evet, İngiliz torpidosu ile geldim.”

    Mustafa Kemal Paşa “-Ve ilk yaptığı şey, vazifei milliyesi ve vataniyesiyle meşgul olan bir arkadaşı yerinden oynatmak ve onun yerine geçmektir. Binaenaleyh kendileri haddizatında (aslında) fena bir adamdır demek istemiyorum, ancak bu zihniyetlerle içimize geldiği için bazı vaziyetlerimizi (durumumuzu) bu suretle görmektedir.”

    Selahattin Bey; “-…Çok teessüf ediyorum ki (çok üzülerek söylüyorum ki) şahsım için söz söyleniyor. Allah bu günü gösterdi. Esef ederim (üzüntümü belirtirim).  .. Evet, ben İngiliz Sefaretinin hazırladığı bir torpido çeker ile Samsun’a geldim. Beni gönderen Hâriciye Nezaretince, isimlerini söylemek istemediğim zevatı âliyedir (yüce kişilerdir). .. o zaman Hükümetle Anadolu arasında mevcut olan uçurumun ıslahı için ve müsait (uygun) ve mutedil (ılımlı) bir vaziyette meseleî milliyenin halli için gönderildim.  Paşa Hazretleri bunu bilmez değillerdir. Fakat benim şahsıma bir leke kondurmak istiyorlarsa serbesttirler. Heyeti Temsiliye’yi (Sivas Kongresi sonrası Müdafai Hukuk anlayışına sahip yönetimden bahsediliyor) arzu ediyor ve Meclisi arzu etmiyor dediler. Allah’tan korkmalı…. Bir Heyeti Temsiliye’nin vücuduyla bir memleketin idaresi kabil olacak ve memleketin, milletin bir Meclisi Âlisi’ne razı olmayacak kadar basit şahsiyetli bir insanı ben tasavvur (tasarlamak) etmiyorum ki şu mecliste bulunsun..” Sf. 30, 31 

    Mustafa Kemal Paşa;“-Mütalaatınızı muhtevi (içeren) raporumuz mevcuttur.”

    Selahattin Bey; “- ..Meclisi Âli’nin bir şubesine veriniz, tetkik etsinler. Efkâr (fikirler) ve mütalaatım (görüşlerim) bir meclisi millinin teşkiline muarız (karşı) olduğunu tazammun (kapsadığını kabul) ediyorsa, bugün beni bu meclisin içinde çalıştıran, beni bu meclise iltihak (dâhil) ettiren zatı devletleridir (devletli şahıslarıdır, Paşa’dır) . … Rica ederim burada her söz söylemek isteyenler eğer böyle lekelenirse bu meclis içerisinde oturmayalım. Burası milletin evi ise pekâlâ rica ederim serbest olalım. Bu nedir? Ayıptır!  Anlayamıyorum; herhangi bir mesele için bir arkadaş bir sual sorsa alnına bir damga vuruluyor ve üzerine bir çamur atmak için bir tertip görüyorum. Allahtan korkalım, Allahtan. .. Benim şahsiyetim hakkında niçin tariz olunuyor (dokunaklı söz söyleniyor). …Benim zihnim vardır, bu, işleyecektir. Bunu kabul buyurunuz. Burası Meclisi Âlidir ve burası birinin evi değildir. Hepimizin evidir. .. Efendiler! Burası hepimizin evi olduğuna göre şerefimize, haysiyetimize ilişmeyiniz, rica ederim!”

    (Reis hükümetten hafiye konusundaki bilgileri isteyip gerekeni yapacağız diyor.)

    Güven oylaması sonucu açıklandı; İlk Başbakanımız Fevzi Paşa Hükümetine 134 kişinin tamamı evet dedi.

    Heyeti Vekile Reisi Fevzi Paşa (Kozan); (Meclis’ Teşekkür ettikten sonra;) “Heyeti Âliye’nin fikri dâhilinde hareket edeceğiz ve en mühim mesaili (meseleleri) Heyeti Âliye’nize arz edeceğiz.”  (alkışlar)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 141, Celse: 1, – Sf. 26 ile 38 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Kemal Paşa, Melis’e danışmadan İstanbul’a gönderilen ve adeta darbe muhtırası şeklinde olan yazışmaları eleştirdiği için çok kızıyor ve Hüseyin Avni Bey’e saldırıya geçiyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): Kemal Paşa isim vermeye gerek yok, hükümet gereğini yapacak diyor.

    BAKKAL’IN NOTU (3) (1996): Bu Topçu İhsan yıllar sonra Bahriye Vekili iken yaptığı yolsuzluktan yüce divana çıkmış ve hüküm giymiştir.

  • 31 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 141. İçtima 1. Celse, Reisi Evvel Celalettin Arif Bey.

    Yeni Bir Başkent Belirlenmesi Hakkında Hükûmet Tezkeresi.

    (Hükûmet 28 Kânunusani (Ocak) 1337 (1921) günü yaptığı toplantıda bir kararname çıkartıyor.)

    “İnayeti Hak ile (tanrının yardımıyla) İstanbul’un bilakaydüşart istirdadına (kurtuluşuna) muvaffakiyet (başarı) dahi hasıl olsa, onu bir merkezi merasim (tören merkezi) olarak muhafaza edip (koruyup) milletin asıl merkezi olarak bir merkezi tespit etmek gerekir….”

    (Kararnamede, inşaata derhal başlanarak 1337 kışında yeni başkente taşınmalıyız diyor. Mecliste bunun için bir komisyon oluşturulması kararı alınıyor. Hâriciye Vekili Ferit Bey bu kararnameyi Meclise izah ediyor.) Sf.4, 5

    Hasan Basri Bey (Karesi); “-Başka iş kalmadı mı Efendim?”

    Memduh Bey (Karahisarışarki) “-Bu siyaseten muzırdır (zararlıdır). Bir merkezi hükümet (hükümet merkezi) tayin eder de asıl olan merkezi hükümetimizden feragat etmiş olursak, Misakı Milli hudutlarımızı da feda etmiş oluruz.”

    Tunalı Hilmi “-… Allah bana Anadolu’da bir merkezi İslam, bir payitahtı Osmanî tesis etmeği nasip etmesin.” (etsin, âmin sesleri) Sf. 8

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 141, Celse: 1, – Sf. 26 ile 28 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 135. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.        

    Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1921 Anayasa’sı) Hakkında Görüşmeler:

    Meclisin görev süresi ile ilgili 5 Madde tekrar encümene gitti. 

    Madde 6 – BMM’nin Heyeti Umumiyesi Teşrinisani (Kasım ayı) iptidasında (başlangıcında) davetsiz içtima eder (toplanır).

     6. Madde Tartışmasız kabul edildi.

    (Madde 7 anlaşılması zor bir madde, BMM başlangıcından üç ay sonra, seçim bölgesi adedinin iki katı kadar üye kalır gerisi evlerine gider gibi bir şey.)

    Hüseyin Avni Bey; “- Meclis’te kaç kişi çalışacaksa o kadar üye seçilsin. Ne gereği var bunun. …Biz vazifemizi yaptık. Bu Hükümeti tayin edinceye kadardı vazifemiz…  Bu milleti yaşatacak yine bu millettir. Sen ve ben değilim. (alkışlar) 

    Yedinci madde tay’ edildi yani çıkartıldı. Sf.327  

    (Sekizinci Madde yedinci madde oldu. Meclisin salahiyeti ile ilgili bu madde. Herkes sus pus, Hüseyin Avni Bey konuşuyor:)

    7. Madde Görüşülüyor:

      Hüseyin Avni Bey; ” … BMM bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) mukadderatı memlekete vaziûlyeddir (memleketin kaderine el koymuştur) Bunun icrasına (yürütülmesi için) bir takım vekiller (bakanlar) tayin eder.  Bu vekillerin vazifesi takyit edilmeli (sınırlanmalı). Yoksa BMM’nin vazifesi takyit kabul etmez. O her şeye mutlak hâkimdir. … Vekillerinizin (bakanlarınızın) salahiyetini (yetkilerini) takyit edeceksiniz (sınırlayacaksınız) … Kanun amirdir. Kime? Birincisi kendisine, ikincisi, vekillerine. Evvela vekillerin kanununu yapmalı. … Sen yalnız vekillerine ne salahiyet (yetki) veriyorsun onu tespit et!  O salahiyet dâhilinde hareket etmesini emret!”

      Mustafa Kemal Paşa; (Paşa, Hüseyin Avni Bey’e katılmıyor. Bu madde savaş ve barış yetkisini de Meclis’e bırakıyor. Diyor ve devam ediyor:) “-Meclisi Âliniz artık bu salahiyetleri bir şahsa bırakmak istemiyor. Kendisi yapmak ve tamamen üzerine almak istiyor. Binaenaleyh bunu ifade etmek lâzımdır.” (alkışlar)

    Hüseyin Avni Bey; “Paşa Hazretleri, kanunun birinci maddesinde bilâkaydüşart ifadesi var bu yeterlidir demişti. … İdam kararları neden Meclisçe tasdik olunmuyor?  .. daha bu cümleden olarak, terfii rütbe var, tevcihat (rütbeler vermek) var, İcra Vekilleri intihabı (hükümet seçimi) var, ıskat ( görevden alma) var. Iskata dair henüz hiçbir şey yoktur…. Bu madde noksandır.. Padişahın hukuku Meclis’te olsun …” Sf. 332

    Mustafa Kemal Paşa; “-…Biz prensip olarak Makamı Hilafet ve Saltanatı kabul ediyoruz. .. İstiyor musunuz bunları bugün konuşmaya karar verelim? (hayır sedaları)

    Hüseyin Avni Bey; “-Rica ederim, Padişah’ın hukuku yoktur demiyorum. Padişahın bütün hukukunu biz yapacağız. Onu da Millet bilmelidir. Bu Meclis şudur; Kanuni Esasi yapıyoruz. Sonra hâfi (gizli) Celsede mukarrerat ittihaz ediyoruz (kararlar alıyoruz). Hayır! Bu, aleni celsede müzakere edilmeli. Acaba ne imiş? Bunu herkes bilmeli, değil mi? Nişan, rütbe ve imtiyazı kim verecektir? Meclisi Ali verecektir. Rica ederim kendi salahiyetinizi, talebinizi (Herkes bilir salahiyetini sadaları).  Sf. 332   

      (Reis, müzakerenin kifayetine karar veriyor, Meclisin salahiyetini belirleyen bu maddeye Mustafa Kemal Paşa’nın önerisi ile Şer’i şerif de ilave oluyor, yani şeriat işleri de Meclis’in etkisi içinde olacak. Kemal Paşa Padişah’ın hukukunun Meclis’e verilmesine karşı çıkıyor, çünkü daha sonra bu yetkileri kullanacak, bunu meclisten tekrar alma mücadelesi vermek istemiyor. Hüseyin Avni Bey mücadeleye devam ediyor, bu maddenin encümene gönderilmesi yönünde bir takrir veriyor. Meclis bu takriri kabul ediyor ama tartışma hararetle devam ediyor, müthiş bir mücadele başlıyor.)

      Mustafa Kemal Paşa; “-Reis Bey! Ben de hükümet namına bir şey anlamak istiyorum. Müsaade buyurulursa; İfası (yapılması) İradei Seniye’ye (Yani Tanrı iradesinden sonraki ikinci irade yani padişah iradesine) taalluk eden (ilgili olan, ait olan) her şey Meclisi Ali’ye gelecektir buyuruluyor. Bir defa, bugünkü vaziyetimize göre hangi hususâtın (konuların) İradei Seniye’ye iktiranı (gitmesi) lâzım gelecektir ve hangisi gelmeyecektir bu, malum değildir (bilinmemektedir). İkincisi; Bugün ameliyat (yapılan işler) ve icraatı, mesul zevat (sorumlu kişiler) ifa etmektedir (yürütmektedirler). Meselâ, kaymakam tayini gibi, mutasarrıf tayini gibi, sefir (elçi) tayini gibi vs. Eğer bunları Heyeti Vekile’den (hükümetten) hemen nez hâl’ ediyorsanız (kesip alıyorsanız) evvela Heyeti Vekile noktai nazarını (Hükümetin bakış açısını) dinlemek faideli (yararlı) olacağı kanaatindeyim. Çünkü bu kayıt ve şartta ihtimal ki bu dakikadan itibaren, ben de dâhil olduğum halde Heyeti Vekile vazifesinde devam edemez. Belki Heyeti Âliye’niz içerisinde, meselâ Hüseyin Avni Bey arkadaşımız vardır ki bu kuyut (kayıtlar) ve şurut (şartlar) ile Hükümeti deruhte etmeye (sorumluluğu üzerine almaya) cesaretyâb olabilir.”

      Hüseyin Avni Bey; “-Efendim! Bendeniz size şurada berat (yazılı belge) veririm ki, ne Heyeti Vekile’ye girmek istiyorum ne de hiçbir şey olmak istiyorum. İhtiras bende yoktur. Bu; bir Kanunu Esasidir.”

      Mustafa Kemal Paşa; “-Mesuliyeti deruhte etme (sorumluluğu üzerine alma) meselesi.”

      Hüseyin Avni Bey; “-Bu Kanunu Esasiyi (Esas kanunu, anayasayı) yaparız. O şerait (şartlar) dâhilinde kim kabul ederse o gelir. Gidenlere uğurlar olsun. (şiddetli gürültüler)”

      Mustafa Kemal Paşa; “İşte! Pekâlâ, biz gideriz zatı âliniz gelirsiniz.”

      (Reis değişiklik önergelerini oylayıp maddeyi encümene (komisyona) gönderdi) Sf.334

      Encümen Namına Vehbi Bey (Karesi); “-Karahisarışarki Mebusları Mustafa ve Mesut Beylere ait takrirde (önergede), Kanunu Esasi (anayasa) ve kavanini sairei mevcude (diğer mevcut kanunlar) ahkâmınca (hükümlerine göre) iradei seniyeye (padişah iradesine) muhtaç olan mevaddın kâffesi (maddelerin tamamı) BMM’nin tasdiki (onayı) ile infaz olunur (uygulanır), şeklindedir. Bu durumda burada bir kaymakamın tayini bile Meclis’i meşgul eder .. biz bu kanuna bir madde ekleyerek, Heyeti Vekîle’nin vazife ve mesuliyeti (sorumluluğu) kanunu mahsus (özel kanun) ile tayin edilir, diyelim. (Kabul sesleri)      

      Selahattin Bey (Mersin); (Albay, Çolak Selahattin Meclis’te ilk defa konuşuyor, çok kısa.) “-…Siz zaman kazandırmak istiyorsunuz!” 

    (Çok tartışılan maddenin son şekli şu hale geldi:)

      Madde 7- Ahkâmı Şeriye’nin tenfisi (Kanun hükmünün yönetilmesi), umum (genel) kavaninin (kanunların)  vaz’ı (yapılması), tadili (değiştirilmesi), feshi ve muahede (anlaşma) ve sulh akdi (barış anlaşması yapılması), ve vatan müdafaası ilanı gibi hukuku esasiye BMM’ne aittir. Kavanin (kanunlar) ve nizamat (düzenlemeler, yönetmelikler) tanziminde (düzenlenmesinde) muamelatı nasa erfak (insanların işlemlerinde eşlik eden), ihtiyacatı zamana evfak (zamanın ihtiyacına daha uygun) ahkâmı fıkhiye (dini hükümler) ve hukukiye ile adap (terbiye, edepler) ve muamelat (işleyiş) esas ittihaz alınır (öne alınır). Heyeti Vekîle’nin (hükümetin) vazife ve mesuliyeti (sorumluluğu) kanunu mahsus (özel kanun)  ile tanzim edilir (düzenlenir). (1)   

    Madde 8-  BMM Hükümetinin inkisam eylediği (böldüğü) devairi kanunu mahsus mucibince (işlerini yürütmek için çıkacak olan özel kanunu gereğince) , intihapkerderi (seçilmiş) olan vekiller vasıtasıyla idare eder. Meclis icrai hususat (yürütme konuları) için vekillere veçhe tayin eder (yön verir) ve ladelhace (hacet halinde, ihtiyaç olunca) bunları tebdil eyler (değiştirir).

    Madde 8 tartışmasız kabul edildi.

    Madde 9- BMM Heyeti Umumiyesi tarafından intihap olunan (seçilen) reis, bir intihap (seçim) devresi zarfında BMM’nin Reisidir. Bu sıfatla Meclis namına imza vaz’ına ve Heyeti Vekile (hükümet) mukarreratını (kararlarını) tasdike (onaylamaya) salâhiyettardır (yetkilidir). İcra Vekilleri Heyeti içlerinden birini kendilerine reis intihap ederler. Ancak BMM Reisi Heyeti Vekîle’nin de Reisi tabiisidir.

    Kabul edildi. (Meclis’ten çıt çıkmadı.)

    (Geçici Madde; Mevcut Meclisin gayesine ulaşmasından sonra seçimle ilgili hükümler devreye girecektir. . Bu da kabul edildi.) Sf.337

    Madde 5 – BMM’nin iki yılda bir seçileceğini bir yıl da temdit edileceğini (süresini uzatabileceğini) kararlaştırıyor. Sf.338

    Ragıp Bey (Kütahya); “-…Biz vazifei tarihiyemiz (tarihi vazifemiz) hitam bulduğu (son bulduğu) zaman bu dakikadan itibaren şanımızla şerefimizle memlekete ettiğimiz hidemat (iyi hizmet) ile gönlümüz iftiharla dolu olduğu halde işin başında kolaylıkla çekilme yollarını aramaklığımız lâzım gelirken, kendimizi böyle demir kazıklarla çakmamız her halde vazifei tarihiyemize şimdiden isyan demektir. (gürültüler, patırtılar, alkışlar)” 

      Teşkilâtı Esasiye Kanun’u 1921 Anayasa’sı Tamamıyla Kabul Edildi Sf.339

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 7 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 135, Celse: 1, – Sf. 330 ile 339 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Mustafa Kemal de bu sırada Meclis’te bulunuyor, sert çıkışından sonra itirazlar ortadan kalktı, askeri bir disiplin ile maddeler geçmeye başladı.

  • 30 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 140. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Yusuf Kemal Bey Adliye Vekili Seçildi. Sf.442

    Muallim ve Talebelerin Askerliklerinin Tecili Hakkında Kanun Teklifi;

    Vehbi Bey (Karesi); “-Kanunun kapsamı çok büyüdü, Nerede İse Herkesin Askerliği Tecil Edilecek. Geride yine hem okuyup-yazdırmadığımız, hem de her şeyi üzerine yüklettiğimiz köylüler kalmasın? Ben aleyhtarım (karşıyım).”

    Mehmet Şükrü (Karahisarısahip); “.. şu mekâtibi adliyeden, bu medresei âliyeden mezun olanlar istisna edilecek olursa, bu vazifeyi kimler görecektir? Hep köylüler mi görecektir? Okullarda okuyanların askerlikleri tecil edilsin. .. Meşrutiyetten önce gençler başlarına bir sarık sarıp, bir de medrese hocasından kâğıt alıp askere gitmiyorlardı.”

    Rağıp Bey (Kütahya); “-Medreseler programı ne zarar verici bir haldedir. .. Yani medârisi gayri resmiye (resmi olmayan medreseler)  bir kanun ve bir programla ve bir kayıt ile ihya edilmedikçe (canlandırılmadıkça), mukayyet kılınmadıkça (kayıt altına alınmadıkça) bunların devamı muvafık (uygun) değildir.” Sf.457

    Kanunun 1. Maddesi kabul edildi.

    1920 Bütçesi ile ilgili ayrıntılar defterde mevcut. Gelirler toplamı; 46.839.866 Giderler; 63.018.354 lira.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 140, Celse: 2, – Sf. 438 ile 466 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 30 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 140. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Erzurumlu Tüccar Tayyare Hediye Ediyor;

    (Erzurumlu tüccar Nafiz Bey, Meclise bir tayyare hediye ediyor. Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı yazıda, bu tayyare ile düşmana ilk bombayı atacak olan kişiye 200 lira hediye vereceğini söylüyor. Erzurum mebusları ikinci tayyareyi de alacak diyorlar. Nafiz Bey’e teşekkür ediliyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 140, Celse: 1, – Sf. 438 ile 466 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 30 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 140. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Opr. Emin Bey’in Düello Kanunu Teklifini Encümen ve Meclis Reddediyor.

    Hüseyin Avni Bey’in Heyeti Vekîle’nin Yetki ve Sorumluluğunu Belirleyen Kanun Yapılmasına Yönelik Takririni Meclis Kabul Ediyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 140, Celse: 1, – Sf. 438 ile 466 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 139. İçtima 1. Celse, Reis belli değil.

    Londra Konferansı İle İlgili Mustafa Kemal Paşa’nın Beyanatı;

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-…Memleketimiz asırlardan beri iki kuvvetin… tahtı tazyikinde (basıncı altında) müteessir (etkilenmiş) ve müteellim (elemli) olmakta idi.  O kuvvetlerin birisi; doğrudan doğruya memleket ve milleti idare etmek iddiasında bulunan müstebitler (baskı yapanlar), ikincisi; bütün bir emperyalist ve kapitalist âlemidir.    … bir buçuk sene evvel, bir sene evvel millet aynı zamanda bu iki kuvvete karşı isyan etmiş ve mücadeleye başlamıştır. ..Evvela garp milletleri kendi hükümetlerinden başka türlü düşünmeye başladılar. … ikinci bir devrede bazı hükümetlerin milletleriyle beraber olmağa başladığı görüldü. Meselâ Fransız ve İtalyanlar hakikatten son zamanlarda fikirlerini tashin (sahnelediler) ve tebdil ettiler (değiştirdiler). Hatta İngiliz milleti dahi kendi ricali Hükümetlerinin iğfalâtına (aldatmalarına) aldanmakta olduklarını idrak etmeye başladılar. Yalnız diğerlerine nispeten çok muannet (inatçı) davranan loit corç (Lloyd George) (kahrolsun sesleri) İşte şimdi arz etmek istediğim vaka ile de loit Curc’un tebdili (değişmesi) kanaat lüzumuna kail olduğunu istidlal edeceğiz (delilleri ile akıl yürüterek ortaya çıkartacağız). Efendiler! 25 Kânunusanide Paris’te bir içtima (toplantı) vuku buldu. Bu içtimada verdikleri karar; 21. Şubatta Londra’da bir konferans akdetmektir (toplamaktır) ve bu konferansta Şark meselesini halletmektir ve esas olarak Sevr Muahedesini hadisatın (olayların) icbar ettiği (zorladığı) tarzda tebdil etmekte (değiştirmekte) karar vermiş bulunuyorlar…. Bundan iki gece evvel İstanbul’da Tevfik Paşa (Sadrazam) doğrudan doğruya bendenizle görüşmek arzu etti. … bu müracaatı doğrudan doğruya kendi şahsıma… gördüğüm için hüsnü telakki etmedim (iyi bulmadım) ve kendisine verdiğim cevapta; benim şahsımla bitecek bir şey yoktur ve olamaz. Eğer Tevfik Paşa Hazretleri TBMM’ne müracaat etmek istiyorsa müracaatta bulunabilirler ve ümit ederim ki bu müracaatları hüsnü kabul görür demiştim.”  

    (Yirmi dört saat sonra TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri diye yazı geliyor. 21 Şubatta Londra da İtilaf Devletleri Yunan ve Osmanlı murahhaslarını (delegelerini) çağırdılar diyor. Ve Ankara’nın göndereceği murahhasları da acele bir heyet seçip bize bildirin diyor. Ve Ankara’nın göndereceği murahhasların da Osmanlı murahhaslarıyla birlikte olmaları şartı vardır diyor. Makine başında bekliyor diyor ve devam ediyor:)       

    “Biz de açık olarak, resmi olarak şu cevabı verdik; Milli iradeye dayanan Türkiye’nin geleceğine vaziülyed olan (el koyan) yegâne (tek) meşru (haklı) ve müstakil (bağımsız) kuvvei hâkime (hâkim güç) Ankara’da müstemirren (sürekli bir biçimde) mün’akit (toplanmış) TBMM’dir. Ve muhatap bu Meclisi Hükümettir.  İstanbul’da herhangi bir heyetin minküllilvücuh (her yönüyle, her yönden) bir vazı meşru ve hukukisi (hukuki ve haklı bir yetkisi) yoktu. Size düşen vatani ve vicdani görev; … millet ve memleket namına meşru muhatap Hükümetin Ankara’da olduğunu kabul ve ilan etmektir.” (yaşa bravo sadaları)  

    ” .. Düveli İtilâfiye de bunu böyle biliyor ama bunu açıklamayı geciktiriyor. Sizin kendileri için istifadeli (yararlı) olabileceğinizi zannetmelerinden neşet etmektedir (doğmaktadır). Eğer Heyeti İtilâfiye bu işi gerçekten halletmek istiyorsa, davetlerini doğrudan doğruya TBMM’ne tevcih etmelidirler (yönlendirmelidir). Böyle bir teklifi kabul edeceğimizi beyan ederim.

                                               TBMM Reisi Mustafa Kemal.”   (şiddetli alkışlar) 

    (Siz uygun görürseniz bu cevabı tüm İtilaf devletleri hariciyesine de göndereceğiz diyor. Ve muvafık sadaları var. Bir de hususi bir telgraf çektim diyor ve onu okuyor. Telgrafın başında, Tevfik Paşa’ya siz muhterem bir adamsınız elinizde tarihi bir fırsat var, diyor;)

                “İstanbul’da Tevfik Paşa Hazretlerine  (Hususidir yani özeldir) 

    … BMM’nin daima tevkir (hürmet etmek) ve hürmeti kendisine teveccüh etmiş olan (yönelmiş olan) makarrı saltanat ve hilafetten (saltanat merkezi ve hilafet merkezinden) başlayarak maddi, manevi bütün kuvayı memleketin müttehiden (birlikte) hareket etmesi elzemdir. (bravo sadaları) Bunun için zatı şahanenin (Padişahın) iradei milliyeye memlekette yegâne tecelligâhı (ortaya çıkış yeri) olan TBMM’ni tanıdığını resmen ilan etmesi artık icap etmiştir. (şiddetli alkışlar) Bu şekilde, İstanbul’un memlekete zararlar verdiği, ecnebiler lehinde davrandığı durumuna bir son verilmiş olur. … bize iltihak (katılmak) suretiyle vaziyetinizi tasrih ve tespit (durumunuzu açık ve belirli) buyurmanızı .. teklif eyleriz. … bu teklifâtı samimânemiz (samimi teklifimiz) kabul ve infaz buyurulmadığı (kabul edilip de yerine getirilmediği) taktirde Calisi Makamı Saltanat ve Hilafet olan Zatı Şahanenin (padişahın) vaziyeti mütezelzel (durumu sallantıda) olmak tehlikesinden bihakkın (gerçekten) korkulur. (çok doğru sesleri)  .. bundan tevellüt edecek (doğacak) bütün mesuliyet… doğrudan doğruya Zatı Şahane’ye (Padişah’a) aittir. (Alkışlar)” (Bundan sonra yapılması gereken konuları içeren bir telgraf daha çektik diyor. Birincisi; Padişah TBMM’ni tanıdığını resmen ilan edecek ve TBMM’ni bu haliyle kabul edecek. Bu gerçekleştirilirse;)

    “Zatı Şahane (padişah) kemâfissâbık (eskiden olduğu gibi) Dersaadet’te ikamet buyururlar (İstanbul’da otururlar) … TBMM Hükümeti de Ankara’da bulunur. Bittabi (tabii ki) İstanbul’da artık kabine (hükümet) namı altında bir heyet kalmaz.” (Devamla, Ankara İstanbul’da bir heyet bulundurur.  İstanbul şehri şimdiki gibi idare olunur. İstanbul’daki tüm memur ve görevlilerin maaşını ödeyecek gücümüz vardır.  28 Kânunusani (Ocak) 1337 (1921) TBMM Reisi Mustafa Kemal diye imzalamış.) Sf.412

    İsmail Safa Bey (Mersin); “… Zatı Şahane bu ilanı yapmadığı takdirde ona karşı vaziyetimiz ne olacaktır?  (Eskiden ne ise yine o sadaları) Şimdiye kadar vaziyetimiz, biliyorsunuz gayet kapalı idi ve hiç kimse bu noktaya temas etmeye cesaret edemiyordu.” 

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “…Efendiler! Zatı Şahaneyi (şahane kişiyi, padişahı) zannediyorum ki içinizde benim kadar tanıyan azdır. Ben kendileri ile daha calisi saltanat olmadan  (cülusa ermeden, padişah olmadan) evvel seyahat ettim, refakatlerinde (yol arkadaşlığında) bulundum, binaenaleyh ahlakına, adatına (adetlerine), efkârına (fikirlerine) diyebilirim ki yakından vakıfım…. Malumu âlileridir ki (yüce şahsınızca bilinmektedir ki) İngilizler esaret altında tuttukları İslam âlemine karşı… kıymetli bir alelade vasıtaya (basit araca) muhtaçtırlar. Bu ihtiyaçlarını devir devir (zaman zaman) ihzar etmişlerdir. (hazır etmişlerdir yani belli etmişlerdir) İngilizlerin nazarında bu kıymetli vasıta Makamı Hilafete oturtacakları zattır. .. İngilizler bir aralık Mısır’da böyle bir vaziyet (durum) ihdasına (oluşturmaya) teşebbüs etmişlerdir. …İngilizler Hicaz’da isyan ettirdikleri Emir ile yine böyle bir vaziyet ihdasını (yani bir Halife yaratma çabasını) arzu etmişledir. Yine İngilizler belki elyevm (bugün) Afganistan’da böyle bir oyuncak icadına çalışmışlardır. … Bu İngiliz avucunun içine giren şey Zatı Şahanedir. … Zatı Şahanenin (Padişahın, Vahdettin’in) iki sebeple bu tuzağa düşmüş olduğu kanaatindeyim. Birincisi ciddi olarak memleketi bilmediğinden, milletini tanımadığından, milletinin bu zorluğu yenebileceğine kani değildi.” (Mustafa Kemal devamla, ikinci sebebinin de, kendisinin de yok olacağı vehmine kapıldığı, kendisine milletinin dışında bir dayanak aradığı ve İngilizler hemen avucunun içine aldılar, diyor ve devam ediyor.)

    … ama bugün İngilizler dahi Zatı Şahane’yi yalnız bırakmışlardır. Çünkü Efendiler, İngilizler, herhangi bir millet ve herhangi bir Hükümeti ancak kuvvet karşısında vaziyet alır. … artık kendilerince hiçbir kıymeti haiz olmayan Zatı Şahaneyi bırakmışlardır.” (Mustafa Kemal Paşa, Zatı Şahanenin, Tevfik Paşa’ya yazdığı yazıya olumsuz cevap verirse ne olur? Onu o zaman halledersiniz diyor.)

      Hüsrev Bey (Trabzon);  “-Bu bir İngiliz oyunu olabilir.”

      Mustafa Kemal Paşa; “-…İngilizlerin her hareketinin bir oyun olduğuna inanırsak hata etmiş olmayız.” Sf.415

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 139, Celse: 1, – Sf. 415) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 139. İçtima 1. Celse, Reis belli değil.

    Şurayı Devlet Kanunu Görüşülüyor; Yani Danıştay Kuruluşu: Kanun Teklifi Encümene Gidiyor.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 139, Celse: 1, – Sf. 417 ile 425 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Encümen Adına Reis Karesi Mebusu Vehbi Bey konuşuyor. Şurayı Devletin görevlerinden olan; Kanunun tefsiri (açıklanması), düzenlenmesi, yönetmeliklerin düzenlenmesi ve tetkiki (araştırılması), Memurin Muhâkemat (memurların mahkeme edilmesi) ve vatandaş ile devlet arasındaki sorunların halli. Bunlardan kanun ve yönetmelik ile ilgili olanlar meclise, vatandaş devlet meselesinin hallini de Heyeti Vekile’ye bırakılsın, Memurin Muhâkematı da bir bakanlıkta bir müdüriyet kurup ona bırakalım dolayısı ile Şurayı Devlete ihtiyaç yoktur diyor. Hüseyin Avni Bey de aynı görüşte. Sf.420   Celalettin Arif Bey Danıştay’ın gerekliliğini çok mükemmel bir şekilde izah ediyor ve gereklidir diyor. Kanun Teklifi Encümene gidiyor. Sf.420, 425

     

  • 29 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 139. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    Ethem’in Yunan’a İltica Ettiğine Dair Bilgi Var. Bu bilgi doğru değil.

    (Karahisarışarki mebusu Memduh Bey’in 24 Kânunusani 1337 tarihli bir telgrafı var, BMM Riyasetine gönderilmiş, Ethem Bey’in birkaç adamıyla Yunan’a iltica ettiğini yazıyor.) Sf.407

    Şurayı Devlet Yani Danıştay Teşkili Hakkında Görüşme  

    (Danıştay kurulması için Canik Mebusu Nafiz Bey’in takriri. Encümene gitti.) Sf.409

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 139, Celse: 1, – Sf. 389 ile 409 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 138. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    1921 Senesi Bütçe Görüşmeleri; Emniyet Bütçesi

    Tunalı Hilmi Bey; “-.. İsviçrelileri taklit edeceğimize züppe Fransızları taklit ettik. Arkadaşlar züppelik demek şımarıklık demektir. Fransızlar nasıl saltanata, süse alâyişe (gösterişe) düşkünseler bizim de şımarıklık devrinde edindiğimiz arızi ruh (arızalı, hasta ruh) öyle bir ruh olmuştur. .. bu taklidin neticesi olarak güya cumhuriyet olan Fransa’nın merkeziyetini (merkezden yönetim anlayışını) aldık. Merkeziyeti ile beraber kırtasiyeciliğini aldık. Kırtasiyecilikle beraber bir takım fazla fazla makamlar icat etmek, fazla fazla maaşlar vermek vs. gibi… İlletlerini (hastalıklarını) aldık. Bu da gerçek ki Prof. Vamberi bundan 20 sene evvel kendisi ile mülakatımda (görüşmemde) Osmanlı muamelatını (bürokrasi işlemlerini) inceliyormuş ve “sizin nüfus teşkilatınız bütün cihana ders verecek kadar iyidir.” demişti.”  Sf.384

    İsmail Fazıl Paşa; (Ali Fuat Paşa’nın babası, İç güvenlik teşkilatından bahisle;) “-.. Bunların mecmuu masarifi (toplam masrafları) altı milyonu baliğ oluyor…  Hepiniz gece evinizden emniyetle üç adım ayrılabiliyor musunuz?  İşte 6,5 – 7 milyonla asayişsizlik de satın alıyoruz.” Sf.391

    3.Celse; Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    1921 Yılı Bütçe Görüşmelerine Devam Edildi..

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 138, Celse: 1, – Sf. 391 ile 400 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 138. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Memur Harcırahları Konusu Görüşülüyor;

    Vehbi Efendi (Konya); “-...bir Vilâyetin bilmem hangi sancağına bir mutasarrıf tayin olunuyor. Bunun yalnız harcırahı sekiz yüz, bin lira (1) ediyor. Bunu maliyeden çekti mi gidip evinde yatıyor. Mahalli memuriyetine (görev yerine) gitmiyor, olduğu yerde kalıyor. .. Kaymakamın harcırahı, 5-6 yüz, bin lira ediyor. Bunu arayan da soran da yok. Dâhiliye Nazırı ölü mü, diri mi?” Sf.377

    Yahya Galip Bey;”- ..Eğer Vekâlet bilasebep (sebepsizce) oradan oraya değiştiriyorsa ondan dolayı tahtie edilir (hata aranır). Fakat tahakkuk etmiş harcırahı vermemek ne demektir efendim? Yazıktır, günahtır.” Sf.338

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 138, Celse: 1, – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mebus maaşlarının 400 lira olduğu biz zamanda bu harcırahlar yani sürekli görev yollukları çok yüksek rakamlar.

  • 17 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 134. İçtima 1. Celse: Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.        

    Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun Görüşülmesine Devam;

    Madde 23- Vilâyetler birleşerek Umumi Müfettişlik Bölgelerini meydana getirirler.

    (Aydın Mebusu Tahsin Bey bu kadar geniş alanların teftişi (denetlenmesi) zordur, her Vilâyete maliye ve adliye müfettişleri koyalım diyor. Hüseyin Avni Bey kanun yanlış yazılmış, Vilâyetler kendi aralarında birleşip de bir umumi Müfettişlik kurarlarsa içtimai (sosyal) ve iktisadi (ekonomik) münasebetleri (ilişkileri) de kendi iradelerinde olduğuna göre bu umumi müfettişleri de kendileri seçecekler demektir.)

    23. Madde kabul ediliyor. Sf.297   

    Madde 24- (Umumi Müfettişin: Asayiş, dönem muamelatı, ahenk (uyum) görevleri var. Sürekli bunlara murakabe ederler (denetlerler).

    24. Madde: Kabul ediliyor

    Tunalı Hilmi; “- …önce seçimin barajlı yada barajsız olacağı kuralını söyleyin. Nispi mi değil mi? Esas önemli olan budur.” (1) Sf.298

    Hüseyin Avni Bey; (Mesleki temsilin yani Meclis’te mesleklerin temsil edilmesinin uygulanmasından yana) “-Buraya gelen Mebuslar için, bir dereceli intihap (tek dereceli seçim, seçmenlerin bizzat Mebusları seçtiği sistem) ihdas edilmelidir (oluşturulmalıdır). Bir dereceli intihaba milletin evvelki irfanını (kültürünü) müsait (uygun) bulmadıklarından Kanunu Esasi’de intihabı (seçimi) iki dereceli olarak (seçmenlerin delegeleri onların da Mebusları seçtikleri sistem) yapmışlardır.” Sf.298

      Tunalı Hilmi Bey; “- Arkadaşlar! Temsili mahalli (dar bölgeli seçim ) zemindir. .. Köy şurası, Nahiye Şurası, aza (üye) gönderir.” Sf.299 

    Dr. Suat Bey (Kastamonu); (Bilgili bir mebus) “-Fransa İhtilâli hükümdarların kuvvetini azaltarak ve aynı nispette (oranda) milletlerin kuvvetini yükseltmek yolunda büyük bir cereyan (akım) husule getirmiştir (ortaya çıkartmıştır).  … Hükümdarlar, idare meclislerinden seçilmiş kişilerden ibaret temsilcilerini merkeze toplamak sureti ile sanki millete bir hak bahşetmiş (bağışlamış) oluyorlardı.  Bu suretle, milletin doğrudan doğruya istediklerine razı olmayarak, Hükümetin etrafına toplanan ve yine hükümetle millet arasında bir tabaka teşkil etmiş olan meclisi idareden bir mümessil alarak merkezde toplanmak üzere halkı oyalamak istiyorlardı. Yani verebildikleri bu idi… Bunun ismine de Lankdok meclisi diyorlardı. … Üçüncü Aleksandır zamanında Rusya idaresinde bulunan halk, ihtilal yolunu tutarak hükümdarların elindeki hukukun bazısını almak istediklerinde yine hükümdar doğrudan doğruya intihabata (seçimlere) ve meşrutiyetin ilanına razı olmayarak, mahalli idarelerden birer adam alarak mümessil (temsilci) gibi meclisi toplayarak yine halkı oyalamak istiyorlardı. Bunlara da Zemuton diyorlardı.”

    (Tunalı Hilmi Bey, Millet için azami hak doğrudan doğruya seçimdir diyor , Seksen sene önce Mudurnu’da iğne yapılıyordu şimdi çivi bile yapılmıyor çünkü emperyalist devletlerin siyaseti onu öldürdü diyor!) Sf.300

    Vehbi Bey (Karesi) (Encümen Reisi); “- ..mesleki temsili (mecliste partiler yerine meslek guruplarının olması) kabul edilmediği taktirde, buraya politika serserileri gelecek ve memlekette yine gürültüler çıkaracaklardır. .. Efendiler! Memlekette fırkalar (partiler) yüzünden yapılan tahribatın memleketi ne derekelere vardırdığını hepiniz gözünüzle gördüğünüz halde… bunu istemiyorsanız, geriye, cemaatler (topluluklar) üzerinden intihap (seçim) yapmak kalır. Cemaat üzerine intihap yapmak, memleketin içine yeniden kundak (yakma düzeneği) koymak demektir.  Çünkü cemaat mezheplere ayrılır. … Bu meclis memlekette sağlam temeller atmak için toplanmış bir inkılâp (devrim) meclisidir. Bundan başka bir vazifesi de yoktur.”

      Fevzi Efendi (Malatya); “-Efendiler! Şarklılar (doğulular) tamamıyla Kürtlerdi ve ekseriyetini Kürtler teşkil ediyor. Nasıl, nasıl olur da o Kürtler kendi taraflarından bir aza gönderemezler de erbabı mesleki, temsili meslek tayin edilsin derler?”

    Tunalı Hilmi; “-…Bir ekalliyetin (azınlığın) hukuku tanınmazsa o ekalliyet bağıracak!” Sf.304

      2.Celse Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

      Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun Görüşülmesine Devam;

      Ragıp Bey (Kütahya); “-… kanaatim, bu memleketi bir afet kadar muzır (zararlı) olan siyasi fırkaların (partilerin) tesiratından masun (etkisinden korunmuş) bıraksın Cenabı Hak.”

      Yahya Galip Bey (Kırşehir); “-Bu Meclis’te kanun yapma hevesi baş gösterdi. Sorarım zatı âlilerinize; bizdeki kavanin (kanunlar) kadar hangi memlekette çok kavanin var? Zannederim ki on iki sene zarfında on iki bin kanun vücuda getirdik. Fakat hiçbir surette halkı idare ve milleti ihya edemedik (canlandıramadık, yaşatamadık). Çünkü milleti bilenler iş başına gelmedi… Kanuni Esasiyi (anayasayı) çiğnediler ve dünyada yapmadık felaket bırakmadılar. Ne zaman ki cemiyet hayatı kuruldu o zaman temsili meslekiyi kabul edelim. Şimdi muzırdır (zararlıdır).” Sf.309  

      Hüseyin Avni (Erzurum); “-… sanatlar teşekkül etsin (şekillensin, oluşsun), loncalar yapılsın. Millete hak verilmezse sırası gelince onlar haklarını bizden cebren alırlar.” (Sf.309)

      Meclis’e partiler değil de meslek guruplarının yönetimini öngören Mesleki Temsil Kalktı:

      Madde 14- Büyük Millet Meclisi Vilâyetler halkınca müntehip (Vilâyetlerin halkınca seçilmiş) azadan mürekkeptir (üyelerden oluşur). (Bu maddenin Mesleki temsili kalktıktan sonraki hâlidir.) Sf.312

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 134, Celse: 1, – Sf. 309 ile 312 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Encümenden gelen dört madde de görüşülüyor; Bunlardan biri Mesleki Temsil ile ilgili. Tunalı Hilmi yine muhalif. Ve Encümen Reisi yani Komisyon Başkanı espriyi patlatıyor, “Abidin Bey selam göndermiş!” Diyor. Lazistan Mebusu Dr. Abidin Bey, ben Tunalı Hilmi’nin panzehiriyim demişti. Tunalı Hilmi, seçimlerin şekli hakkında çok önemli şeyler söylüyor, bu konuyu biliyor ama kimseye inletemiyor.

  • 17 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 134. İçtima 3. Celse, İkinci Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    “Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa’ya;

    Dağıstan ahalisinin ilanı muhtariyeti (özerklik ilanı) münasebetiyle (sebebiyle) vaki olan tebrikâtınızı (tebriklerinizi) kemali sürur (sevinç) ile aldım. Rusya Cemahiri (Cumhuriyetleri) müttehidesini (birliğini) teşkil eden milletler hakkında Sosyalist Federatif Sovyetist Rusya’nın ittihaz ettiği (değerlendirdiği) bu politikanın tebligatınıza nazaran (duyurularınıza göre) tarafınızdan mazharı teveccüh (ilginize nail) olduğuna Rusya Şuralar Hükümeti kanaat hâsıl eylemiştir. … Küçük milletler hakkında ittihaz etmiş olduğumuz tedabirin (tedbirlerin) tarafınızdan hüsnü telaki edildiğini (güzel algılandığını) … görmekle bahtiyarız…  

    Lenin.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 134, Celse: 1, – Sf. 310 ile 315 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 138. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    İlk Başbakan Fevzi Paşa

    (Teşkilatı Esasiye Kanunu gereği İcra Vekilleri Heyeti bir Başkan seçmiş. 24.1.1921’de Fevzi Paşa hem Müdafai Milliye Vekili hem de İcra Vekilleri Reisi oldu.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 138, Celse: 1, – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 22 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 136. İçtima Gizli İçtima 3. Gizli Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    Diyarıbekir İstiklâl Mahkemesine Tayin Edilen Şeyh Servet Efendi’nin Bolşevik Propagandası Yaptığı İddiası;

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Efendiler, Meclisi Âli hini teşekkülünde (kurulmaya başladığında) âdeta istinatsız (dayanaksız) bir halde olduğundan kendisi için bir halaskâr (kurtarıcı), kendisine bir istinatgâh (dayanak) arıyordu. İşte o zamanlar… Türkler Yeşil Ordu teşkil etmiş (oluşturmuş), o biri Kızıl Ordu. Müttefikan (anlaşarak) geliyorlar, bizi kurtaracaklar diye kulaklarımız doldu.. Belki de bizim kuvvei maneviyemizi (manevi gücümüzü) tamir için söylenmiş sözlerdir. Şeyh Servet Efendinin burada bir kaç defa söylediği uzun nutukları hep alkışladık. Bundan bir ders almalıyız. Efendiler, bir ders almalıyız. Ben dahi alkışladım.

      Meclisi Âliden giderken yine yolda halk bilmeyerek, rüyada görmüş gibi, Bolşevikliğe âşık olmuş. Anadolu’ya geçerken soruyor, Bolşevik misin?.. Bolşevikler bizi kurtaracaktır, sözlerine çok maruz kaldım. Erzurum’a gittiğim zaman Bakü’de teşekkül eden kongreye, üçüncü enternasyonale giden arkadaşlarıma tesadüf ettim.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 136, Celse: 1, – Sf. 420 ile 448 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 136. İçtima Hafidir yani Gizli İçtima 1. Celse Gizlidir, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

    Bedeli Nakdi Görüşülüyor; Yani Paralı Askerlik Görüşmeleri.

    Fevzi Paşa (Müdafaai Milliye Vekili) (Kozan); “Efendim Canik Mebusu Nafiz Beyefendi bir sual takriri veriyorlar ve «gayri Müslimlerin de Müslimler gibi askerlikle mükellef oldukları, Mükellefiyeti Askeriye Kanunu iktizasından (gereği) iken bunların şimdiye kadar asker edilmemeleri esbabının (sebeplerinin) Müdafaai Milliye Vekâletinden sualini teklif ederim» buyuruyorlar. Bendeniz buna cevap vereceğim: Malûmu âliniz Hristiyanlar elyevm (halen, bugün) tahtı idaremizde (idaremiz altında) bulunan memalikin (memleketin) muhtelif şehirlerine serpilmiş bir vaziyette ve Karadeniz sahilindeki livalarda ve bunlara mücavir livalarda en ziyade kesif (en çok yoğun) bulunuyorlar ki 300 – 400 bin kadar nüfusa baliğ bulunuyor (ulaşıyor). Ondan sonra Anadolu’nun ortasında Niğde, Kayseri, Akdağmadeni vesairede 100 – 150 bin kişi kadar bulunuyor. Mütebakisi (geri kalanı) şehirlerdedir. Elyevm yedi, sekiz yüz bin kadar Hristiyan mevcuttur. …

      Malûmu âliniz, demin de arz ettiğim veçhile (sunduğum gibi), Hristiyanların en ziyade elimizde bulunan Karadeniz’e civar olan livalarda kesafet (yoğunluk) peyda eylemiştir. Malûmu âliniz, Pontusçuların bir Pontus emeli vardı. Pontusçular bu emelin meydanı hakikate isali için (gerçek hayata geçirilmesi için) gizliden gizliye çalışıyorlardı. Trakya işgalini müteakip ki malûmu âliniz Yunan taarruzundan sonra Trakya’yı işgal ettiler, Trakya taarruzundan sonra bazı kuvvetleri topladılar. Alınan malûmat bu… Karadeniz sahilinde bir noktaya ihraç ile orada ihzar ettikleri bir kıyamı (hazırladıkları bir isyanı) besleyerek memleketimizi gerisinden vurmak istiyorlardı.

    Feyzi Efendi (Malatya); “Efendiler, Ermenilerin denaeti (alçaklığı), ihaneti cümlece malûmdur. (Yaşa sesleri) Biz de öyle Ermeniler, öyle Rumlar, öyle Yahudiler var ki otuz sene memleketimizde yaşamışlar, katiyen ne vergi vermişler, ne de asker vermişler. Hiç­ bir şey yapmamışlar. İsimlerini bile nüfusa kaydettirmemişlerdir. Otuz senedir birçok Ermeniler vardır ki kaydına bakıldığı zaman 15 yaşında olan bir adam kırk yaşında olduğu görülür. Şimdiye kadar Ermenilere gösterilen tesamüh (müsamaha, hoşgörü) mucibi teessüf (esef edilecek) bir muameledir (uygulamadır). Evet, efendiler şimdiye kadar İslâmlar cephelere gitsin fedayı hayat etsinler Hıristiyanlar da ticaretle iştigal etsinler... Evet, gayrimüslim dediğimiz zaman Rumlar, Yahudiler hep beraberdir.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 136, Celse: 1, – Sf. 410 ile 440 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 134. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.        

    Memur Mebuslar Hakkında Görüşme;

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 134, Celse: 1, – Sf. 290 ile 315 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Bolu Mebusu Fuat Bey, İnönü savasında 131 yaralı var diyor. Yani koskoca Meyden Muharebesinde 131 yaralı var ölüden de bahsedilmiyor. Yine Fuat Bey’in çok önemli bir açıklaması; Çerkez Ethem’in adamlarından iki kişi Yunan işgalinden önce gelip Çerkezleri uyarmış, diğer insanlara bir şey söylememiş. Çerkezler hayvanlarını kaçırmaya muvaffak olmuşlar diyor. Sf. 292