Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (19 Ekim 1920 tarihinde 86. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    (Memur Kadrosunda Islahat Yapılması Konusu Görüşülüyor;)

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “- Muhterem arkadaşlar, tab’ı beşer (insan yaratılışı olarak) müstebittir (despottur, zorbadır), beşeriyette (insanoğlunda) istibdat (zorbalık, despotluk) vardır. Binaenaleyh (bundan dolayı) biz arzu ederdik ki küçülelim ve halka, yani, köylülere yaklaşalım. Yoksa öyle valili Vilâyetin arkasında dört tane jandarma ile ortalığı ezmesini istemeyelim.” Sf. 99,100

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 86, Celse: 1, – Sf. 99 ile 115 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • (19 Ekim 1920 tarihinde 86. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    Pütürge Aşiretlerinden ve Dersim İzoli Aşiretinden Meclis’e destek Telgrafı var: Sf.199

                             “Ankara BMM Riyasetine;

      Arnavut ve Arap kardeşlerimizin başlarına getirilen ibretamiz (ibret verici) felakete Kürtleri de maruz bırakmak isteyen bir takım vicdansızların teşebbüsatı hainanelerini (hain girişimlerini) bütün mevcudiyetimizle (varlığımızla) reddediyoruz. Yedi asırdan beri İslamiyet’i muhafaza eden din ve kan kardeşlerimiz olan yüksek Türk Milletiyle tevhidi mukadderat (kader birliği) etmeye ahdipeyman (söz verdik) eyledik. İngiliz ve Fransız parasıyla aramıza girmek isteyen bu mülevves (kirli) nifakı (fitneyi) kırmaya azmettik. Meclisi Alinin arzu ve emeline hadim (hizmetkâr) ve muvaffakiyetine duahan (duacı) olduğumuza itimadı fahimanelerini (güvenmenizi) istirham eyleriz.    

                          Dersimin İzoli Aşireti Reislerinden Aziz.”   Sf. 91

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 86, Celse: 1, – Sf. 91 ile 115 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 16 Ekim 1920 tarihinde 85. İçtima 1. Celse, Reis; Mustafa Kemal Paşa Hazretleri.

    (16.10.1920 tarihli 84. İçtimanın 3. ve 4. Gizli celselerinde Rusya ile olan ilişkiler hakkında Yusuf Kemal Bey çok geniş açıklamalarda bulunuyor.) (Rus Bolşevik Cumhuriyeti ile münasebatımız ve Kafkas Hükümetleriyle akdedilecek muahedeler. Gizli Celseye geçiliyor.)  

    2. Celse hafidir, yani gizlidir. Reis; Mustafa Kemal Paşa Hazretleri.

    (Rus Bolşevik Cumhuriyeti ile münasebatımız (ilişkilerimiz) ve Kafkas Hükümetleriyle akdedilecek (imzalanacak) muahedeler (antlaşmalar) hakkında görüşmelere devam edildi.)

    Hacı Şükrü Bey (Diyarbekir); “Efendiler İktisat Vekili Yusuf Kemal Beyin bize getirdiği Ruslarla uhuvvet (kardeşlik) muahedenamesi (antlaşması) – ki burada okudu – bu ittifaknâme ile itilâf devletlerinin İstanbul Hükümetiyle yaptığı Sevr muahedesi arasında bir fark göremiyorum. Binaenaleyh bunun tamamıyla reddini teklif ederim. (Hep iştirak ederiz sesleri) .. Ermeniler arazi istiyorsa Ruslar versin. Ruslar zannetmeyiniz ki komünizmdir. Allah belâlarını versin… (Handeler) Bu komünizmden maksatları bizi İslamlardan tamamıyla ayırmaktır.”

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “… Bizim kesemizden Ermenilere fedakârlıkta bulunmak emperyalistliktir. Bu hususu kendilerine söylemek lâzımdır….  Van ve Bitlis hakkında böyle bir teklifi reddettiğimizin ve fakat esbabı mucibesini (gerekçesini) söylerken söylediğim noktai nazarların da onlara iblâğ edilmesi (ulaştırılması) lâzım gelir.”

    Hamdi Bey. (İzmit); “Yusuf Kemal Bey biraderimizin beyanatından bendeniz en mühim olmak üzere üç teklif karşısında kaldığımızı görüyorum. Birincisi; Van ve Bitlis vilayetlerimizden birer miktarını Rusya’ya vermek, ikincisi; misakı millî ile tayin ettiğimiz hududu millî şeklini tebdil etmek (değiştirmek), üçüncüsü; siyasetimizi tebdil ıstırarında (değiştirmek zorunda) kaldığımız zaman haberdar etmek…”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 85, Celse: 1, – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Ekim 1920 tarihinde 83. İçtima 2. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    (Mebusların Avukatlık Yapmaları Konusu Görüşülüyor.) (1)

      Hasan Basri Bey (Karesi); “-Hatta bendeniz müstedilerin (istidacıların, dilekçe sahiplerinin) bile, efradın (fertlerin, kişilerin) bile madde tarzında teklifi (maddeler halinde) kanun yapmasına taraftarım. (bravo sesleri) Biz halkı, efkârı umumiyeyi (kamuoyunu) alakadar (ilgi sahibi) etmeye alışmalıyız, alıştırmalıyız.” (2) Sf.76    

    Mehmet Şükrü Bey; “-…Bu Meclisi Ali’de ben de avukat olduğum halde söylüyorum. Bana da her gün teklifte bulunuyorlar… .. dava kabul edemem, çünkü Meclisin haysiyetiyle mütenasip (uyumlu) değildir dedim. (alkışlar) … Bu Meclis hem teşrii (yasamadan sorumlu) hem de icraidir (yürütmeden sorumludur) . … Mebus olan arkadaşların Mebus oldukları müddetçe Vekâlet (avukatlık) kabul etmemesi lâzımdır. ... Hükkâmın (hâkimlerin) üzerinde bir tesir bulunmaması için bu lâzımdır.”  

    (Takrir (önerge) kanun teklifi haline dönüştürülüp Encümene (komisyona) gönderilmiştir.) Sf. 82

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 83, Celse: 1, – Sf. 67 ile 82 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Memduh Bey adında bir emekli Binbaşı Meclise bir dilekçe veriyor. Elli bin liralık bir orman ve kereste davasında, Kırşehir Mebusu Mazhar Müfit Bey’in karşı tarafın avukatı olduğunu, mahkemeye girince bu dönemde mebus olan birisinin olağanüstü gücünün olacağını bunun da mahkeme heyetini etkileyeceğini yazıyor. Bazı mebuslar her vatandaşın sözüne bakıp da uygulama yapamayız diyorlar. Ama başka şeyler söyleyen namuslu ve aydın mebuslar da var.   

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1995): Hasan Basri Bey; her vatandaşın genel menfaate uygun istidalarını (başvurularını, dilekçelerini) değerlendirelim bunun için meclis içtüzüğünü bile değiştirelim diyor. Değerli bir insan, demokrat ve aydın bir insan, Balıkesir Müdafai Hukuk Cemiyetinin önde geleni.

  • 14 Ekim 1920 tarihinde 83. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    Teşkilâtı Esasiye Kanunu Layihası Meclis’e Sunuldu.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 83, Celse: 1, – Sf.  ile 76 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Bu Anayasa o günlerde hep Halkçılık Programı olarak anılıyor. Sf. 76

  • 9 Ekim 1920 tarihinde 80. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    Memurluk İle Mebusluğun Tercihi Hakkındaki Kanun:

    (Siverek Mebusu İhsan Bey bir dilekçe ile Kayseri mutasarrıflığını mebusluğa tercih ederek istifa ediyor. Bursa Mebusu Hasan Fehmi Bey de memuriyeti mebusluğa tercih ediyor. Ve bu iki istifa kabul ediliyor.) Sf. 3  

    2. Celse Gizli: (Bu celse içinde 2 saat gizli celse yapıldı. Bu Gizli Celselerle ilgili hiçbir bilgi yok:)

    Azayı Kiram (mebuslardan bahsediyor) tahsisatı ve harcırahı hakkında.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 80, Celse: 1, – Sf. 3 ile 10 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Ekim 1920 tarihinde 79. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (Dini ve Sıhhi Müesseselere Yurtdışından Gelen Eşyaları Gümrükten Muaf Tutan 13  Eylül 1919 Tarihli Yasa İlga Edildi.) (Bu kanunun sayesinde bazı gayrimüslim kurumlara ve yabancı kurumlara ticari eşya ve silah giriyormuş.)

    (Askeri Öğrencilerin Maaşının Arttırılması Hakkındaki Kanun Görüşüldü ve Kabul Edildi.)

    2.Celse; Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    (Yol Mükellefiyeti Kanunu, Vergiyi arttırdığı için reddediliyor.) Sf.568

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 79, Celse: 1, – Sf. 550 ile 568 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 4 Ekim 1920 tarihinde 78. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (İzmir Mebusu Hacı Süleyman Efendinin teklifi:) 

                  “BMM Riyaseti Celilesine;

      … iddia olunabilir ki, dünyada bedbaht (bahtsız, talihsiz) Anadolu halkı kadar gayyayı cehl (cehennem kuyusu gibi cehalet) içinde çırpınan bir kavim (millet) yoktur. … bu fakrı irfan (bilgi, kültür yoksulluğu) bu inkırazı mikrop (mikrobik çöküntü), halkı …. Müslümanlığından değil hatta insanlığından bile şüphe edilecek bir derekei elimeye (çok acıklı hallere) sürüklemiştir.”

      Maarif Encümeni ise ” … memleketimize karanlık bir bulut gibi çöken cehlin (cehaletin) izalesi (giderilmesi) için maarifi iptidaiyenin (ilköğretimin) halkın eline tevdii (verilmesi) münasip (uygun) görülerek …” Sf.535

      Hacı Süleyman Efendi (İzmir); “Bu ânâ değin idarei hususiye (Özel İdareler) tarafından gasp olunan (zorla elinden alınan) hukuku meşrularını (yasal haklarını) köylünün istirdat ettiği (geri aldığı) gün, terakki (gelişmek) ve teali etmek (yükselmek) için ilk hatveyi (adımı) atmış olacak ve Hükümetin de kendilerinden arzu etiği istifade (yara) ve menafi (menfaat) kapıları, bir daha kapanmamak şartıyla açılmış olacaktır.”

      “Köylü mukadderatını (geleceğini) tekrar, tecrübe ile ataletleri (ağır davranışları) zühulleri (dalgınlıkları) yakinen malum bulunan (bilinen) üç beş kişinin idaresine bırakmak, zannedersem cehaleti tamimden (yaymaktan) başka bir şey değildir. Hele köylüden çocuklarınızı okutacağız diyerek hissei maarif (öğretim payı) ve masarifi mecbure (zorunlu giderler) ve daha saire saire diye alıp da aynı para ile mekâtibi taliye ve âliyede (ilk ve orta mekteplerde) ağniya (zengin) ve vükela (milletvekili) evladını okutmak kadar bariz bir kizbin (yalanın), sarih (açık) bir zulmün celi bir istidadı, vazıh (açık) bir âdemi müsavatı (eşitsizliği) (yaşa Hocam sesleri) bu kadar cüstücûya (arayışa) ve son derece tahrime (yasaklamaya) rağmen bizden başka milletlerin birinde vuku bulmuş suretini miratı âlemde (âlemin aynasında)  göremiyorum. Her türlü saadet dinden o da maariften doğar. … biz madem ki halka doğru gidiyoruz, halkın hissini (duygularını) okşayalım. Halkın bize irtibatı (bağlantısı) azalmıştır. Halktan aldığımız paranın hiç olmazsa bir parçasını onlara sarf edelim (harcayalım).” Sf.536   

      Besim Atalay Bey (Kütahya): “- …hükümetler, anlaşıldı ki, bir aile değildir, içtimai (sosyal, toplumsal) bir mukavele (sözleşme) üzerine birleşmiş bir heyeti içtimaiye ve bir cumhuriyettir. … Tanzimatı Hayriye’den beri bilhassa tamamıyla Hükümeti halktan ayırmışız. .. Bugün halkı kendi vazifesiyle alakadar etmek başka, angaryaya (zorla çalışmaya) sevk eder gibi sevk etmek daha başka. Halka; maarifini sen yapacaksın, yolunu sen yapacaksın, mekteplerini sen inşa edeceksin derseniz şüphesiz daha iyi yapacaktır. .. Nasıl ki biz teşkilat yaptıktan sonra ormanlarımız harap olduysa, mekteplerimiz harap olduysa, medreselerimiz hiçe gitmiş ise, bu, teşkilat, yani Tanzimat yüzündendir. Halkın işini halka bırakmamak yüzündendir. .. evvelce halkın elinde iken şüphesiz medreseler daha iyi idi. Çünkü halka fazla salahiyet vermiş idik. Halk doğrudan doğruya medrese açar, kimse ve hükümet ona karışmaz şüphesiz ki lâzım gelen muaveneti (yardımı) yapardı. Fakat hükümet doğrudan doğruya müdahale etmez, burnunu sokmaz, kitaplarına, medreselerine, mekteplerine katiyen müdahale etmezdi; halka bırakırdı. .. Bugün mektep yok, medrese yok, talebe yok, kitap yok, alay alay, tümen tümen maarif müdürleri tayin olunur.”  Sf.537 

      Tunalı Hilmi Bey; “-…âdemi merkeziyet (merkeziyetsizlik, yani yerinden yönetim) bizde cari (yürürlükte) iken, şiddetli bir merkeziyet bizde teessüs etmeye (kurulmaya) başladı…”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 78, Celse: 2, – Sf. 535 ile 543 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 4 Ekim 1920 tarihinde 78. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    Köy Baltalıkları Kanunu Layihası;

                                    ” BMM Riyaseti Celile’sine,

    Köylülere hakkı kanuniden (yasal haklardan) daha serbest istifade (yararlanma) fırsatını vermek ve miri ormanların (devlet ormanlarının) muhafaza (korunma) ve inzibatını (düzenini) temin (sağlamak) etmek üzere, mücavir (civarda olan, komşu) köylerle ahalisi odunculuk ve kömürcülük ile meşgul bulunan köylere, baltalık teklif ve tahdidine (sınırlamasına) dair Umuru İktisadiye Vekâletine (İktisat İşleri Bakanlığına) tamim kılınan… ifayı muktezasını (gereğinin yapılmasını) rica ederim.

    BMM Reisi Mustafa Kemal.” Sf.518 (1)

    Baltalık (Kesilecek Ağaç, Orman Kesme Hakkı) Kanunu;

    Madde 1 – Odunculuk ve kömürcülük ve kerestecilik ile meluf (alışkın) olan veya azami (en çok) yirmi kilometre mesafe ile büyük ormanlara mücaveret (komşuluğu) ve münasebeti (ilişkisi) bulunan köylere beher (her bir) haneye azami 18 atik (2 hektar veya 20 dönüm) itibariyle ve orman memurlarının riyasetinde (başkanlığında) mahalli (yerel) mühendis ve tapu memurlarından ve kariye heyeti ihtiyâriyesinden (köy ihtiyar heyetinden) ikişer zattan (kişiden) mürekkep (oluşan) bir heyet marifetiyle (eliyle, becerisi ile) baltalık tefrik (ayrılması) ve mevcut baltalıklar bu nispete (orana göre) iblağ edilmek (bildirilmesi) suretiyle tevzian yeniden tahdite (dağıtımının yeniden sınırlandırılmasına) köy namına (adına) kaydı resmisi (resmen kaydedilmesi) rica olunur. İşbu baltalıkların hüsnü muhafazasıyla (iyi korunması ile) emri intifa (yararlanma emri), heyeti ihtiyâriyenin nezaret ve mesuliyeti tahtında kariye (köy) halkına ait bulunur. Sf.524,525   

    Madde 2 (Köy civarında devlet ormanı olmaz da şahıs ormanı olursa, orman memurunun başkanlığında iki köylü iki de orman sahibinin adamları 5 kişinin takdir edeceği kıymet üzerinden köy namına bu orman alınır diyor.)   

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-…İstimlâk (bu kamulaştırma) meşru (yasal) değildir. Hakkı mülkiyete (mülkiyet hakkına) tecavüz olduğundan meşru değildir.” Sf.525

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 78, Celse: 1, – Sf. 524 ile 543 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Türkiye’yi çöle döndüren bu kanun yıllar sonra, sanırım 1927’de kaldırılıyor. Kaldırılıncaya kadar zaten ülkede büyük çapta orman yok oluyor. Bu kanun teklifini Mustafa Kemal Paşa yapıyor. İktisat Vekili Mahmut Celal Bey de bunu kanunlaştırıyor.

  • 4 Ekim 1920 tarihinde 78. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (Sûku Sultanide (Pazarlarda) Vergi Mübayaası (Alınması) Hakkında Kanun Teklifi.) (Kütahya Mebusu Cemil Bey’in kanun teklifi; jandarma ve memurlar vatandaştan parasız odun ve kömür alıyorlar bir kanun çıkararak bunu yasaklayalım diyor.)  

      Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Efendim Kanun angaryayı (zorla çalıştırmayı) men etmiştir (yasaklamıştır). Fakat Memaliki Osmaniye’de (Osmanlı Memleketlerinde) angarya asıldır… Eşkıyayı takibe memur olan, soğuklarda, karlarda, çamurlarda yatmak mecburiyetinde bulunan bir müfrezenin (askeri birliğin) ısınmasını temin için köylüler soyuluyor, ahali (halk) soyuluyor, bu, fevkalade bir meseledir. … Halkın tazyikten (baskıdan) kurtulması matluptur (istenilen bir şeydir). .. Ve bunu temin edecek (gerçekleştirecek) esbabı (sebepleri) aramalıyız. Aksi takdirde hürriyet hakkında söylediğimiz sözlerin fiilen ne kadar kıymeti oldu ise, bugünkü mezalimin (zulümlerin) de o kadar kıymeti olur.” 

    (Adliye Encümenine sevk edildi.) Sf. 514,515

    (Tunalı Hilmi Bey’in Artar Vergi Kanunu Teklifi reddediliyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 78, Celse: 1, – Sf. 535 ile 543 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Ekim 1920 tarihinde 77. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (Mehmet Şükrü Beyin İstiklal Mahkemeleri Kanununun Tadiline Dair Kanun Teklifi, Diyarbekir Mebusu Hacı Şükrü Bey’in de teklifi aynı yönde.) Sf.488   

    Madde 1 – İstiklâl Mehâkiminde (mahkemelerinde) mahkeme alenidir (açıktır).

    Madde 2- İstiklâl Mehâkimi (mahkemeleri) muamelatını (işlemlerini) ledelicâp (gerektiğinde) Meclis, teftiş ve azalarını tebdil eder (Meclis denetler ve üyelerini değiştirir).   

    2. Celse: Devam ediyor. 

    Muhittin Baha Bey; “-.. bu maddeyi neşretmekle (yayınlamakla) o halka siz demiş olacaksınız ki, efendiler biz hemen tebdil edeceğiz (değiştireceğiz), siz hemen bir telgraf çekiniz. Halkın seviyesi budur.” Sf.504 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 77, Celse: 1, – Sf. 488 ile 504 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mehmet Şükrü Bey, teklifinin 2. fırkasını geri çekiyor maalesef. Ama maddeler kabul edilmiyor.

  • 30 Eylül 1920 tarihinde 76. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    1920 Yılı Muvazenei Umumiye Kanunu Yani Bütçe Kanunu Görüşülüyor:

    (Zatı Hazreti Padişahî ve Hanedanı Saltanat için 550.000 lira konuluyor. Maliye Bakanı, Padişah gelirse harcar, gelmezse bütçede kalır diyor.)

    (Hubelerin Türkçe Okumasına Dair Kanun Teklifi, Dersim Mebusu Abdülhalil Bey’in bu teklifi Lâyiha Encümenine (Kanun Tasarısı Komisyonuna) gönderildi. Tunalı Hilmi Bey ise hay Allah razı olsun diyor.) Sf.453

    2. Celse: (Bazı Vergiler Arttırıldı: Oyun kâğıdının ithalat vergisi 5 kat, sigara kâğıdınınkisi 2 kat, kibritten alınan 2 kat arttırıldı.) Sf.470

    2. Celse; Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (Müdafai Hukuk Cemiyetinin Topladıkları Yardımları Mal Sandıklarına Aktaran Yasa; (Meclis, Hükümetin önerdiği bu yasayı reddetti) Sf.473,474

    3. Celse; Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (Memurlarla İlgili Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği takrir hakkına görüşme.)  

    Maliye Vekili Ferit Bey; “-.. Efendiler lâakal (en azından) 30.000 memurumuz vardır.”  Sf.482

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 76, Celse: 1, – Sf. 450 ile 482 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 30 Eylül 1920 tarihinde 76. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (Memurluk İle Mebusluğun Birbirinden Ayrılmasına Dair Kanun Teklifinin Ne Olduğunu Mehmet Şükrü Bey Soruyor;)

    (Mehmet Şükrü Bey, Memurların şimdiye kadarki tayin, azil durumlarını, maaş durumlarını gösteren cetvelin meclise gönderilmesi yönünde Meclis kararı vardır diyor. Memurlukla mebusluğun ayrılacağı haller ve bu kişilerin tespiti için Meclis kararı gecikti diyor ve Vekâletlere soru önergesi veriyor. Buna Mustafa Kemal Paşa yazılı cevap veriyor.)  

    Mustafa Kemal Paşa’nın Cevabı:  

                                        “BMM Riyaseti Celile’sine; 

    Karahisar Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in takriri (önergesi) mütalaa olundu (incelendi). … gaye memurine (memurlara) verilen maaşata vukuf (maaşlar hakkında bilgi sahibi olmak) ise, bu maaşatın Meclisi Ali’ce kabul ve tasvip edilmiş (onaylanmış) bütçe dâhilinde (içerisinde) murakkam olduğu (rakamlandırıldığı) ve eğer memurinin esami (isimlerini, kimliklerini) ve şahsiyetlerini istiknah (bir şeyin aslını aramak) ise her gün gazetelerde azil (görevden almalar) ve tayinler alelesami (açık isimleri ile) neşir (yayın) ve ilan edilmekte olduğu… böyle bir cetvelin tanzimine (düzenlenmesine) lüzum görülmediği… ”  Sf.450

    Mehmet Şükrü Bey: (Çok sert bir çıkış yapıyor.)  “-…Meclisi Ali’nin kararı keenlemyekûn addedilerek (tamamı yok kabul edilerek) adeta istihfaf edilmiş (hafife alınmış), kıymeti yokmuş gibi telakki edildiğini (anlaşıldığını) gördüğümden bir sual yaptım (soru sordum). İki aydan beri sualime bir cevap verilemedi. Müvekkiller (milletvekilleri) vekillerinden (bakanlarından) her zaman izahat (açıklama) isteyebilirler… . Demek ki bu Meclis bir bostan korkuluğu.

    Opr. Emin Bey: “Öyle şey yok, sözünüzü geri alın!”  

    Mehmet Şükrü Bey (devamla) “-Vaziyeti hukukiyesi (hukuki durumu) budur. (Sözünü geri al sesleri) … Bendeniz hakikati tekrar ediyorum. Hakikatten hoşlanmayan, ellerini vicdanlarının üzerine koysun. Kendi vicdanınızı kendiniz muhafaza ederseniz, tarihin karşısında cevap verecek sizsiniz.” 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 76, Celse: 1, – Sf. 450 ile 482 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Eylül 1920 tarihinde 75. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (Mahkeme Usul Kanunu Teklifi Görüşmeleri;) (1) Sf. 438,439

    Rasih Efendi (Antalya); “-..Bizim tarihi adlimizde (adalet tarihimizde) müstantik (sorgu savcılığı) zannederim zihnimizde bir çok şeyler doğurur. Kazalarda (kasabalarda) müstantiklerin (sorgu hâkimlerinin) maaşları iki yüz kuruştur. İki yüz kuruşluk memuriyeti kabul etmek demek zannederim ki ya tagallüp (zorbalık) esası üzerine veyahut başka bir esasa, başka bir fikre müstenittir (dayalıdır).Sf. 439

    (Meclis kanun teklifindeki avukat bulundurma mecburiyetini kaldırıyor, bunun yerine Mehmet Şükrü Bey başka bir madde teklif ediyor. Bu madde de ısrarlı.)     

    Mehmet Şükrü Bey; “-Bendeniz avukatlık yaptım müddeiumumilik de (savcılık ta) yaptım, reislik de (mahkeme başkanlığı da) yaptım. … O da kabul edilmedikten sonra, Heyeti Aliye’niz (yüce heyetiniz) adliyemizin daha ziyade suiistimale (yolsuzluğa) doğru gitmesini kabul edecektir. Bununla, bu cinayeti yapacağız efendiler.” (doğru sesleri) Sf.442

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 4 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 75, Celse: 1, – Sf. 438 ile 442 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Mehmet Şükrü Bey, sanığın sorgu savcılığında avukat bulundurma hakkını kanuna koyduruyor. Hatta bütün kötülükler polis ve jandarmada olduğu için karakollarda bile avukat bulundurulması mecburiyetinden söz ediyor. Ancak kabul edilmedi. Bu haklar bizde 70 yıl sonra verildi.

  • 28 Eylül 1920 tarihinde 74. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti İle İlgili Görüşme.

    (Gazetelerden bahsediliyor. Eskişehir’de sosyalist Yeni Dünya, Konya’daki Feridun Kandemir’in Öğüt gazetesi, Kastamonu’da Açık Söz Gazetesi. Bunlara kâğıt yardımı yapılıyor.)

    2 Celse:

    (Casusluk Talebi; Bir büyük devletin elemanı ülkesinin imkânlarından yararlandırmak için bize başvurmuş. Ama bu iş muallâkta kalmış:) 

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-İstanbullu bir genç Avrupa’dan bana geldi. Bu arkadaşla ben bizzat görüştüm ve bana oradan mektuplar getirmiştir. … düveli muazzamadan (büyük devletlerden) birinin bilcümle (bütün) vesaiti istihbariyesini (istihbarat araçlarını) bizim emrimize amade (hazır) bulundurmasıdır ki böyle bir mesele yoktur ve mühim değildir. .. Bize bütün vesaiti istihbariyesini vaat etmiş olduğunu söylemiş olduğunuz devlet kabul etmemiştir.” Sf. 379   

    Belediye Seçimleri Kanununda Tadilat Yapan Kanun Kabul Edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 74, Celse: 1, 2 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Eylül 1920 tarihinde 73. İçtima 3. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    Belediyeler İntihap Kanunu Görüşülüyor:

    Hamdullah Suphi Bey (Bolu); “…sakın söyleme dediler söyleyeceğim. Acaba hakikatten Mebus muyum değil miyim? (gürültüler) Hakikaten bunlar aza (üye)  olacaklar mı, olmayacaklar mı? Cevap veriniz. … Efendiler 25 seneden beri bu mesele ile uğraşmışım, eserlerim var. .. En büyük derdim budur. Niçin bizdeki İntihabat (seçim) kanuni (yasal) değildir? (Bolu’da 57 mebus adayı varmış) .. farz ediniz ki 45 namzet var. 47 de müntehip  (seçmen, delege) var. Tesadüfen bu müntahiplerden (seçmen) her biri bir namzede (adaya) reyini (oyunu) veriyor. … iki müntehip (seçmen) te bana veriyor. . Ben iki rey ile tepeye çıkıyorum. Bu kanun mudur?  Mıntıkaî intihabiyemi (seçim bölgemi) dolaşırken demiştim ki; Koskoca bir devletin kanunları arasında dipsiz böyle bir şeyin bulunması pek çirkin bir cehalete delalet (şahitlik) eder. …   Hâlbuki intihabat (seçim)  usullerinin en basit en sathi (yüzeysel) olanlarında bile, hiç olmazsa rey verenlerin mecmuunun (toplamının) nısfından (yarısından) bir fazlası şartı vardır. (Gürültüler.) .. kafalar pek yabancıdır onun için mesele garip gelir. (sözünü geri al sadaları) Pekâlâ geri aldım. … eğer oy eşitliği var ise muhtardan mebusa kadar kura ile seçilir. Arkadaşlar meşrutiyet intihap (seçim) ve rey demek, intihap ve rey meşrutiyet demektir.  İntihap kanunu yok iken nasıl olur da belediye meydana getirebilirsiniz? Kura çekiliyor efendim, bir milletin mukadderatı (kaderi) kuraya bırakılıyor. Sf. 377  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 73, Celse: 1, – Sf. 373 ile 377 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2012): BMM hükümeti rejimi: Bir hükümdarın başkanlığı altında bulunan bir yürütme organına karşılık, halk tarafından seçilmiş bir parlamentonun yasama yetkisini kullandığı ve kuramsal olarak kuvvetler ayrılığı sistemine dayanan yönetim biçimi.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Belediye Seçimleri Kanununda; seçilebilmek için emlak vergisi verme şartı kaldırılıyor. Çünkü Müslümanlar ve bilhassa münevveran (aydınlar) bu yüzden delege olamıyormuş. Kanunun maddeleri görüşülürken Tunalı Hilmi gerekli değişiklikleri teklif ediyor ama kimse dinlemiyor. Sistemden beslenenler sistemi değiştirmek istemiyorlar.

  • 26 Eylül 1920 tarihinde 73. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    İstiklal Mahkemesi Kanununa Bir Madde Eklenmesi Askeri Personelin Bu Mahkemeye Karşı Koruma Altına Alınması Görüşülüyor. Kabul Ediliyor. (1)

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “- ..evet seferberlik zamanında yapılan bir çok kanunlarla Ordu Kumandanlarına bazı salahiyet verilmişti. .. Cephede ifayı vazife (görev yapma) esnasında firar eden efrat (erler) ve zabitanı (subayları) kumandan, doğrudan doğruya bilâmahâkeme (mahkeme etmeksizin) idam ettirir. Cephede bir adam hakkındaki hüküm gecikince mesuliyeti (sorumluluğu) üzerine alarak o adam hakkında hükmü, iradei seniyesi istihsal edilmeden (karar emri çıkmadan) evvel infaz edebilir (cezayı uygulayabilir)… Yine, icap ederse (gerekirse) zabitanın rütbesini ref edebilir (indirebilir).” 

    (Bu sırada Yeni Dünya Gazetesi Meclis bir iş yapmıyor diye bir haber yapmış. Bunu da konuşuyorlar.)  

    Abdulkadir Kemali Bey (Kastamonu); “Bir kanun teklif etseniz de matbuatı (basını) kaldırsanız iyi olur.” (Dalga geçiyor.)

    Mehmet Şükrü Bey; “Emniyeti Katiye’yi (kişisel hakları, insan hakların) kaldıralım azizim.” (2)

    (Kumandanlar İstiklâl Mahkemelerinden çekiniyor:) 

    Refik Şevket Bey (Devamla); “Osmanlı Üniformasını labis (giyinmiş) bir zabitin (subayın) bu kanun münasebeti (ilgisi) ile söylediğini bir arkadaşım bendenize aynen hikâye etti;  İşte bunlar İstiklâl Mahkemesi halinde gidecekler, Orduda bulunan kumandanları tecziye edecekler (cezalandıracaklar), ben bundan sonra zabitlik mi ederim? Arkadaşlarımı teşvik ederim, vazifesini ifa ettirmemeye (görevini yaptırmamaya) çalışırım.”  

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Ben ordu kumandanlarının, kolordu kumandanlarının, fırka kumandanlarının bu Meclisçe ittihaz edilen (alınan) kararları infaz ettirmeyecek (yerine getirmeyecek) kadar cüret göstereceklerine kani değilim.”

    (Ordu kumandanlarının salahiyeti zaten çoktur diyor. Ve cesur bir çıkış yapıyor.)    

    Haşim Bey (Çorum): “Mikrobun men’i (yasaklanması) … Ferit Paşa’nın öldürülmesi ile mümkündür. Muğfel (iğfal edilmiş, aldatılmış) ve masum ahaliden ne istiyorsunuz? İstiklâl Mahkemesi değil, bu, adeta bir imha mahkemesi demektir. Var ise yiğidiniz İstanbul’a gönderiniz, o herifleri öldürtünüz. İçinizde var mı bir babayiğit bu işi yapacak?” (handeler, alkışlar)  

    Bir Mebus: “-Siz ne duruyorsunuz?”  

    Haşim Bey Devamla; “…Peki efendiler hanginiz bana refakat (eşlik) edecekse şimdi burada ismini yazdırsın. (Bravo sesleri, alkışlar) Harbi Umumide (Genel Harpte, Birinci Savaşta)  Mekke Şerifi Şerif Hüseyin Oğlu Emir Faysal’ı öldürmek için başvurdum, üç mebus da şahidimdir.”  Sf. 371 

    (Madde yeniden yazılıyor. Cephedeki yetki ve salahiyetlere dokunulmuyor. Madde kabul ediliyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 73, Celse: 1, – Sf. 373 ile 377 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Mebuslar, “Basını Kaldıralım,” “Kişi Haklarını Kaldıralım” Diyerek bu kanunla dalga geçiyorlar. Kişi Haklarına “Emniyeti Katiye, diyorlar. “İstiklâl Mahkemesi değil, bu, adeta bir imha mahkemesi demektir.” diyorlar. İstiklâl Mahkemelerine de terör havası giriyor ve askeri zevat (kişiler) korunuyor. Birinci Madde Hıyaneti Vataniye Kanununun 1 Maddesi gibi değiştirilmek isteniyor.  Ordu Kumandanlarının diğer kanunlarla verilen salahiyetleri (yetkileri) mahfuz (saklı) kalsın deniliyor.) (Sf. 364)

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995) Mehmet Şükrü Bey’de Kişi haklarını kaldıralım diyerek dalga geçiyor.) Sf.368 

  • 26 Eylül 1920 tarihinde 73. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi:

    Gayrimüslimlerin de Askere Alınması Hakkında Kanun Teklifi:

    Refik Şevket Bey (Saruhan): “Efendim bir Mükellefiyeti Askeriye Kanunu var ve bu bir Osmanlı Kanunudur. Osmanlı Hükümeti bütün tebaasını asker edip dururken Heyeti Vekîle’nin nazarı dikkate almaması şayanı dikkattir.”

    Teklif encümene gitti. Sf. 354

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 73, Celse: 1, – Sf. 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Eylül 1920 tarihinde 72. İçtima 3. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi (Konya)

    Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi İsmet Bey (Edirne); “Bursa’da kisvei ulemadan (bilgin giysisi giymiş adamlar) bir takım bedbahtlar (talihsizler. Bu kelime bedhah yani kötü niyetli kişiler olmalı) Yunan vürûdunun (gelişinin) halas (kurtuluş) ve necat (kurtuluş) getirdiğini söylemişlerdir. Sf.337 Edirne’de Sultan Selim Camiinde birçok adamlar Yunan muvaffakiyeti (başarısı) için dua etmişlerdir. (kahrolsunlar sadaları) Sf.337Elcezire (Osmaniye) cephesinde Milliler’in kıyamı (isyanı) vaki (vakası) olmuştur. Milli Aşiretleri… bu kıyamı o esnada Fransızların teşvikâtıyla aynı zamana tesadüf ediyordu.   şiddetli darbeye duçar edildiler (maruz bırakıldılar).”  

    Muhittin Baha Bey (Bursa); “-Efendiler Bursa’nın kaybedildiğinin ertesi günü camiye mevlit okumaya gitmeden evvel o kapıyı açmışlar (Hürriyet ve İtilaf partisinin kapısını) ve orada karar verdikten sonra camiye gitmişler ve kurban kesmişlerdir.” Sf.340,341 

    Dâhiliye Vekili Refet Bey (İzmir): (Durum hakkında bilgi veriyor. Mili Aşiretinin isyanını bastırdım diyor. Az eşkıyalık, az ayaklanma ve İngiliz propagandası diyor. İsmet Paşa ise bu isyanı Fransa’ya bağlıyordu.) Sf. 343

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 72, Celse: 1, – Sf. 337 ile 345 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Eylül 1920 tarihinde 72. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi

    (Baltalık Kanunu Komisyona gidiyor)

    2. Celse gizli celsedir: (İrşat Komisyonları konusu görüşülüyor, Halifeye bağlılık konusu tartışılıyor sonra da Salih ve izzet Paşaların barış teklifleri görüşülüyor.)

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara); “…  Bundan sonra ihtiyacat (ihtiyaçlar) bizi icbar ettikçe (zorladıkça) birçok mevaddı kanuniye (kanun maddeleri) şeraiti lâzımesiyle isdâr olunacaktır (yasal gerekçesiyle çıkartılacaktır). Hilâfet ve saltanat mahfuziyeti (korunması) zaten birinci esasımızdır. Hakikaten. Düşündüğümüz halâsı hakikiye vusul (gerçek kurtuluşa ermek) için, arz ettiğim veçhile (belirttiğim tarzda) makamı hilâfet ve saltanata olan merbutiyetimiz (bağlılığımız) ve o makamın bütün şeraiti lâzımesiyle mahfuziyeti birinci esasımızdır. Bu İslâm dünyasının istinatgâhı (dayanağı) olan rabıtai hakikiyesini tesise (gerçek ağlantısını kurmaya) birinci derecede medar (yardımcı, vasıta) olan bu makamı ihmal etmek hiçbir vakitte kârı akıl değildir. ..  Bugün bu makamı işgal eden zat bu millet ve memleket için hain bir adamdır. (Alkışlar) Müsaade buyurunuz beyim. Hain bir adamdır. (Alkışlar, bravo sadaları) Meclisi Âlinizde şimdiye kadar pek büyük ve cidden tarihî cüretler gördük. Maatteessüf (üzülerek söylüyorum ki) şimdi makamı hilâfet ve saltanatı işgal eden zat bu millet için hain bir adamdır.  .. Meselâ, burayı teşrif etmiş (burayı şereflendirmiş) olan zevatı âliye (yüce kişiler) vardır. İzzet Paşa, Salih Paşa Hazretleri, diğer taraftan bizi imhaya çalışan İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve onlarla beraber İstanbul’da bazı menfi (kötü) insanlar vardır.”

    (İstanbul’dan gelen Salih ve İzzet Paşa heyeti İngiliz ve Fransızların barış teklifini getirmişler.)

    “Hâlbuki daha buraya adam gelmezden evvel İngilizler, Fransızlar bunu neşrettiler, telgraf çektiler. Henüz biz cevap vermeden dünyaya programlar neşrettiler (yayımladılar) ve en nihayet nasıl bir şekil hâsıl oldu. Biz acz ve dehalet edecek (zavallı duruma düşüp yardım dilenecek) yer arıyormuşuz. Onlar da lütfen kabul ediyorlar. Pekâlâ, dedik. Bu Rusya’da anlaşılınca derhal vaziyet aldılar ve bize göndermekte oldukları silâh, cephane ve parayı tevkif ettiler (tuttular). Derhal tedbir almaya başladılar. Bu vaziyet karşısında kaldığımız vakit heyette Bilecik’e gelmişlerdi. Ben de başka bir mesele için – bunun için değil – belki bilen arkadaşlar vardır… gitmek mecburiyetinde kaldım. Cephe işleriyle meşgul iken bunların geldiklerini işittim. Eskişehir’e gitmiş idim. Tekrar geri geldim ve bunları dinledim…  Malûmu âlileridir. İzzet Paşa, Salih Paşalar, süferâdan (sefirlerden, hariciyecilerden, diplomatlardan) Hüseyin Kâzım, Fatin Beyler.  Efendim tekmil (bütün) bu zevat, bu zavallılar kendi evlerinde tahtı tarassut (gözetim altında) ve tehdit ve terzilde (tehdit altında ve rezil bir biçimde) bulundurulmuşlardır. Ellerine İngiliz veya Fransız adamlarının verdikleri kâğıtta her şey bitmiştir ve biz de burada birbirimizin başını kırıyormuşuz. İnhilâl etmek (tükenmek) üzereyiz. Bu namuslu insanlar kendileri bitmiş, İstanbul bitmiş, İstanbul ahalisi mahvolmuş, Anadolu ahalisi mahvolmuş ve bunlara da delâlet (yol gösterelim) edelim zihniyeti hâsıl olmuş ve yine İngilizlerin vesairenin delaletiyle (kılavuzluğu ile) mevkii iktidara (iktidar mevkisine) gelmiş ve bu işi halletmek için, yani bizi daha fazla kırılmaktan sıyanet (korumak) için buraya gelmişler. ..İstediğiniz adamlarla görüşebilirsiniz ve istediğiniz siyaseti takipte serbestsiniz, demişlerdir. Para veriyoruz, silâh veriyoruz, cephane veriyoruz. İlkbahara kadar fırkalar vait (vaat) ediyoruz. Hiç olmazsa bizi siyasetinizden haberdar ediniz dediler.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 72, Celse: 1, 2. Celse gizli – Sf. 337 ile 345 arası) kitabından birebir alınmıştır.